Best Studio 1
Best Studio
D 1
delimuratt
Aliyldrim 1
Aliyldrim
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
melankolıa18 1
melankolıa18
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Cannn6161 1
Cannn6161
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Unbeatable İncelemesi

veXor

Herkesin kaderi, kalbinin eseri.
Uzman Moderatör
Admin
TM Üye
Katılım
6 Nis 2021
Konular
566
Mesajlar
1,113
Çözüm
2
Online süresi
25d 16h
Reaksiyon Skoru
1,288
Altın Konu
54
Başarım Puanı
264
MmoLira
31,182
DevLira
12
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

"Müziğin yasadışı olduğu bir dünyada suç işliyorsunuz." Oyunun ruhunu daha ilk saniyeden özetleyen bu slogan, Unbeatable'ın ne kadar asi ve kendine has bir yapım olduğunu kanıtlıyor. Karşımızda, baskıcı bir rejime karşı garaj rock yaparak başkaldıran bir grup gencin (ve bir çocuğun) hikayesini anlatan bir ritim oyunu var.

Unbeatable-Header.png


Unbeatable iki ana kısımdan oluşuyor (Oyunun yapımcıları isminin her zaman büyük harflerle yazılması konusunda ısrarcı olsa da, ben de oyunun isyan ruhuna uyarak bu kuralı biraz çiğneyeceğim). "A-yüzü", görsel roman anlatımı ile aksiyon sahnelerini harmanlayan, dört kişilik grubumuzun otoriter anti-müzik polislerine karşı verdiği mücadeleyi anlatan hikaye modu. "B-yüzü" ise arcade modu; yani hikayeyi bir kenara bırakıp sadece muazzam orijinal şarkılar eşliğinde yeteneklerinizi konuşturduğunuz kısım.

Her iki modun da merkezinde aslında oldukça basit ama ustalaşması zor bir ritim mekaniği yatıyor. Karakteriniz üst ve alt olmak üzere iki hattın (lane) tam ortasında duruyor ve notalar ritimle birlikte üzerinize uçuyor. Sadece iki tuşla yönettiğiniz bu sistemde; bazen notaları vurmak yerine onlardan kaçmanız, bazen bir notaya vurduktan sonra diğer hatta sıçrayan haline bir kez daha vurmanız, bazen de bir bateri solosu atar gibi tuşları yumruklamanız gerekiyor. Başta öğrenmesi çocuk oyuncağı gibi görünse de, zorluk seviyesi ve şarkıların karmaşıklığı arttıkça ekran bir anda tam bir kaosa dönüşebiliyor.

Kontrolcüyle oynayanlar için küçük bir editör tavsiyesi: Varsayılan tuş atamaları beyninizi yakabilir. Üst notalar için omuz tuşlarını (triggers/shoulders), alt notalar için ise yön tuşları veya ana tuşları kullanacak şekilde ayar yapmanızı şiddetle öneririm. Neyse ki oyun klavye ve kontrolcü ayarlarını bağımsız olarak özelleştirmenize izin veriyor.

Hikaye modunda bu ritim mekaniği çok yaratıcı şekillerde karşımıza çıkıyor. Bazen notaları her tutturduğunuzda bir rakibe yumruk attığınız bir dövüş sahnesindesiniz, bazen de bir beyzbol kafesinde tuhaf zamanlamalara sahip topları karşılamaya çalışıyorsunuz. Oyunun kalbi ise Beat isimli karakterimizde atıyor. Bir tarlada uyanan ve müzisyen annesinin başına gelenleri araştıran 12 yaşındaki Quaver’a yardım ederken kendini H.A.R.M. (Harmonik ve Rezonans Yönetimi) isimli müzik düşmanı örgütle çatışırken bulan Beat, bu yolculukta ikizler Treble ve Clef ile birleşerek rock müziğin o muazzam gücüyle savaşa giriyor. Kulağa biraz klişe gelebilir ama bazen kaliteli bir "cheesy" anlatım, tam da ihtiyacımız olan şeydir.

Ancak dürüst olmak gerekirse, hikaye modu temposunu her zaman koruyamıyor. Harika bir giriş bölümünün ardından hemen hapse atılıp bir dizi sıkıcı ve tekrarlayan görevle vakit geçirmek, oyunun o ilk heyecanını biraz törpülüyor. Şükür ki bu bölüm çok uzun sürmüyor ve hapishaneden kaçış sahnesiyle birlikte oyunun yapımcılarının Jet Set Radio'ya olan o derin aşkı (haklı olarak) patlak veriyor. Scott Pilgrim severlerin çok iyi bildiği o "müzisyenlerin aslında birer savaşçı olduğu" atmosfer, oyunun orta bölümlerinde iyice belirginleşiyor. Trafikte "zemin lavdır" oynamak, H.A.R.M. afişlerini kendi posterlerinizle kapatmak veya dünyanın güzelliğinden ilham alıp sessizce düşüncelere dalmak, Unbeatable’ın ruhunu yansıtıyor.

Görsel dil ise tam bir zanaat işi. 3D arka planlar üzerindeki düz karakter çizimleri (sprite) bir kağıt kesme sanatı gibi duruyor. Animasyon sekansları ise 90'ların kült animelerinden fırlamış gibi; hatta o dönemin havasını vermek için ekran oranının 4:3'e geçmesi harika bir dokunuş. Teknik tarafta bazen karakterlerin sahnelerde tuhaf yerlere düşmesi gibi pürüzler olsa da, bu durum oyunun o "punk" ve el yapımı estetiğini bozmuyor.

Hikayenin sürreal ve rüya gibi atmosferi beni en çok şaşırtan kısımlardan biri oldu. Ancak dünya inşasındaki bazı gizemlerin ve Beat’in geçmişine dair ipuçlarının finalde tam olarak yerine oturmaması, sanki bazı önemli kısımlar geliştirme aşamasında "makaslanmış" hissi uyandırıyor. Yine de oyunun finalindeki "müzik bir hissiyattır" cümlesi, yazarların asıl başarısını özetliyor. Karakterlerin arasındaki bitmek bilmeyen didişmeler, birbirine zıt kişiliklerin kurduğu o samimi bağ ve Beat’in içsel sorgulamaları, Unbeatable’ı sadece bir ritim oyunu olmaktan çıkarıp duygusal bir yolculuğa dönüştürüyor. Final şarkısında gözyaşlarınıza hakim olamazsanız şaşırmayın; ben şahsen başaramadım.

10 saatlik hikayeyi bitirdikten sonra asıl eğlence Arcade modunda başlıyor. Devasa bir şarkı listesi, gizli kategoriler ve meydan okuma panosu (Challenge Board) sayesinde saatlerinizi buraya gömebilirsiniz. Şarkı seçkisi ise tek kelimeyle muhteşem; kirli garaj rock tonlarından ortamı yumuşatan ambiyans müziklerine, hızlı jungle ritimlerinden Hideki Naganuma esintili breakbeat şarkılara kadar her şey bağımlılık yapıcı.

Özetle Unbeatable; hataları olan, bazen çelişkili ama kesinlikle ruhu olan bir oyun. Müziğin her türlü hissi yansıttığı bu evrende, kendinizi ritme bırakmamak elde değil.​
 
Paylaşım için teşekkürler :)
 
Eline Sağlık Paylaşım İçin Teşşekürler
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst