- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,384
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,080
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 4
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Konu başlığını incelemeden önce sendika nedir?sorusuna cevap vermek gerekir.Sendika diline,dinine ,rengine bakmaksızın bütün işçileri kapsayan bir kitle örgütüdür;sendika sadece işçilerin olduğu bir sınıf örgütüdür;daha genel bir şekilde ifade edecek olursak sendika:çalışanların,çalışma yaşamına ilişkin sorunları çözmek,ortak çıkarlarını ve haklarını korumak ve geliştirmek için kurdukları örgütlere denir(
1.Türkiye’de Sendikalaşmanın Tarihçesi:
Sendikal faaliyetlerin Türkiye’deki tarihçesini kısaca incelediğimizde; Fransa’daki işçi hareketleri Osmanlı İmparatorluğunda bulunan azınlıkların kendi haklarını arama hareketine başlamalarına neden olmuş. Bu, işçi olarak çalışanlarda da aynı etkiyi göstermiştir. Osmanlıda, o vakte kadar yabancı sermaye tarafından boğaz tokluğuna çalıştırılan işçilerde de bu hareket başlamıştır. Nitekim 1776’ da Kütahya’ da çini ve seramik işinde çalışanlar için imzalanan Sözleşme de bu anlamda dünyadaki ilk örnek olarak gösterilmektedir.
Daha sonra maden, tersane v.s. yerlerde çalışan Türk işçilerin hak arama v.s. faaliyetleri, çıkarılan polis nizamnamesi ile kısıtlanmıştır. 1866’lı yıllarda ise Ereğli Maden’de çalışan işçiler için maden nizamnaesi çıkarılarak, teşkilatlanma fikri ortaya çıkmıştır. 1871’de Amele Perver Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, 1872’de eylem yaparak hak arama arayışına gitmiştir. 1906 yılında uyuşmazlık manasında ilk grevi, İstanbul’daki tütün ameleleri çıkarmıştır. Bu olaylar daha sonra grevin yasaklanmasına neden olmuştur. Ancak çeşitli iş kolları bu duruma direnerek mücadele etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı ve ardından İstiklal Harbi, bütünleşmek için gerekli ortamı sağlamış, 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresine işçiler bir bildiri sunmuşlar, bu bildirinin bazı maddeleri kabul edilmiştir. Böylece işçilerin varlıkları da kabul edilmiştir. 1946 lı yıllarda İşçi Sigortaları Kanu’nun kabulü ile işçilerde ilk genel kurula çağrılarak sorunlarını dile getirmede önemli bir adım atmışlardır.
Çok partili döneme geçildikten sonra 20 Şubat 1947’de ilk Sendikalar Kanunu olan 5018 sayılı “İşçi ve işveren sendikaları ve sendika birlikleri” kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun; grev hakkı olmayan toplu sözleşmesiz, siyaset yapmaktan yoksun bırakılan yalın bir yasa idi. Tüm bu olumsuz şartlara rağmen, sendikacılık faaliyetleri hızla gelişiyordu. 1952 yılında da ilk federasyon kurularak faaliyetler profesyonel boyuta taşınmıştır ( Türk – İş Yayınları, ANKARA, 1997 ) ve 1963 tarihli sendikalar yasası oluşmuştur.
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
)1.Türkiye’de Sendikalaşmanın Tarihçesi:
Sendikal faaliyetlerin Türkiye’deki tarihçesini kısaca incelediğimizde; Fransa’daki işçi hareketleri Osmanlı İmparatorluğunda bulunan azınlıkların kendi haklarını arama hareketine başlamalarına neden olmuş. Bu, işçi olarak çalışanlarda da aynı etkiyi göstermiştir. Osmanlıda, o vakte kadar yabancı sermaye tarafından boğaz tokluğuna çalıştırılan işçilerde de bu hareket başlamıştır. Nitekim 1776’ da Kütahya’ da çini ve seramik işinde çalışanlar için imzalanan Sözleşme de bu anlamda dünyadaki ilk örnek olarak gösterilmektedir.
Daha sonra maden, tersane v.s. yerlerde çalışan Türk işçilerin hak arama v.s. faaliyetleri, çıkarılan polis nizamnamesi ile kısıtlanmıştır. 1866’lı yıllarda ise Ereğli Maden’de çalışan işçiler için maden nizamnaesi çıkarılarak, teşkilatlanma fikri ortaya çıkmıştır. 1871’de Amele Perver Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, 1872’de eylem yaparak hak arama arayışına gitmiştir. 1906 yılında uyuşmazlık manasında ilk grevi, İstanbul’daki tütün ameleleri çıkarmıştır. Bu olaylar daha sonra grevin yasaklanmasına neden olmuştur. Ancak çeşitli iş kolları bu duruma direnerek mücadele etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı ve ardından İstiklal Harbi, bütünleşmek için gerekli ortamı sağlamış, 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresine işçiler bir bildiri sunmuşlar, bu bildirinin bazı maddeleri kabul edilmiştir. Böylece işçilerin varlıkları da kabul edilmiştir. 1946 lı yıllarda İşçi Sigortaları Kanu’nun kabulü ile işçilerde ilk genel kurula çağrılarak sorunlarını dile getirmede önemli bir adım atmışlardır.
Çok partili döneme geçildikten sonra 20 Şubat 1947’de ilk Sendikalar Kanunu olan 5018 sayılı “İşçi ve işveren sendikaları ve sendika birlikleri” kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun; grev hakkı olmayan toplu sözleşmesiz, siyaset yapmaktan yoksun bırakılan yalın bir yasa idi. Tüm bu olumsuz şartlara rağmen, sendikacılık faaliyetleri hızla gelişiyordu. 1952 yılında da ilk federasyon kurularak faaliyetler profesyonel boyuta taşınmıştır ( Türk – İş Yayınları, ANKARA, 1997 ) ve 1963 tarihli sendikalar yasası oluşmuştur.

