Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Best Studio 1
Best Studio
D 1
delimuratt
Aliyldrim 1
Aliyldrim
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
melankolıa18 1
melankolıa18
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Cannn6161 1
Cannn6161
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Girişimcilik

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TruvaGame
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 64
Metin2 Pvp GM

TruvaGame

Level 23
GM
TM Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,370
Mesajlar
18,385
Online süresi
4mo 19d
Reaksiyon Skoru
4,080
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
MmoLira
39
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

1. Girişimcilik Kavramı

Girişimci emek, teknoloji, sermaye ve doğal kaynaklar olarak sayılan üretim faktörlerini bir araya getirerek mal veya hizmet üreten bireydir . Girişimciliği net bir tanımın sınırları içine yerleştirmek oldukça zordur. İlk kez ortaçağda kullanılan bu kelimenin "entreprendere" kökünden geldiği yani "iş yapan" anl..... geldiği görülür. Bu tanım zaman içinde değişmiş, gelişmiş ve özellikle 20. yüzyılda bu kavram daha çok risk alma, yenilikleri yakalama, fırsatları değerlendirme ve tüm bunların hayata geçirilme süreci olarak anlamlandırılmaya başlamıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi girişimcilik sadece kişinin kendi işini kurması değil, mevcut işini revize etmesi veya yeni bir sektöre açılması olabilir. Örneğin yıllardır sektörde olan bir malın üretimine geçilmesi bir girişimcilik örneği değildir fakat sektördeki diğer malı farklılaştırarak sunmak bir girişimciliktir.
Girişimciliğin ortaya çıkmasına neden olan temel güdülerin neler olabileceği önemli tartışma konularından birisidir. Klasik iktisat anlayışına göre bireysel çıkarların en üst seviyeye çıkarılması girişimciliği ateşleyen en önemli güdüdür. Yani ekonomik fayda ve kar elde etme isteği girişimciliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Klasik iktisat kuramının bu yaklaşımına karşılık, McCleland (1971) girişimciliğin gelişmesinin, ekonomik güdülerden ziyade, psikolojik bir değişken olan başarma ihtiyacına bağlı olduğunu belirtmektedir.
Girişimciliğin ortaya çıkışında kişilik ve çevre faktörlerinden hangisinin daha belirleyici olduğu bir diğer tartışma alanıdır. Kişilik üzerinde duran yaklaşımlar girişimcinin sahip olduğu kişisel özellikleri ele almıştır. Girişimci kişilikle ilgili en çok araştırılan özellikler; başarma ihtiyacı, risk almak ve denetim odağıdır. Girişimciliğin ortaya çıkışıyla ilgili çevreyi öne çıkaran yaklaşımlar ise girişimcilerin ortaya çıkmasında pazar mekanizmaları ve devlet/hükümet politikalarının etkili olduğunu vurgulamıştır. Gelişmiş ülkelerde pazar mekanizmaları girişimci sınıfın ortaya çıkışında etkili iken; gelişmemiş ülkelerde, girişimciliğin gelişmesi hükümet politikalarının belirlediği ekonomik güdülere bağlıdır. Bu bağlamda, Papanek’in (1971) Pakistan ve Buğra’nın (1987) Türkiye örneği girişimciliğin gelişmesinde devletin belirleyici rolünü göstermektedir.
Girişimciliği değişik açılardan inceleyen farklı yaklaşımların yanında bu mevcut yaklaşımlardan yola çıkarak bir senteze ulaşmaya çalışan incelemeler de bulunmaktadır. Kişiliğin girişimciliği etkileyen önemli bir faktör olduğu; ancak kişiliğin diğer faktörlerle birlikte düşünüldüğünde girişimciliği anlamaya yardımcı olacağı belirtilmektedir. Bu görüşe göre girişimcilik, kişiliğin yanında, çok sayıda bağlamsal faktörün etkileşiminden oluşan davranışsal bir süreçtir . Bu bağlamda, girişimciliğin gelişmesi hükümetin elinde olan ve onun desteğiyle gelişen bir olgu olsa bile, girişimciliğin başlangıcının yavaş bir psikolojik olgu olduğu unutulmamalıdır .
Girişimci davranışlarını, o dönemdeki oyunun kuralları ve ekonomideki ödül yapısın büyük ölçüde belirlemiştir . Örneğin, kaynakların az olduğu ortamlarda girişimci davranışları fırsatların belirlenmesi ve takibi biçimindedir. Bunun sonucu olarak, fırsatlara yönelmiş kişilerde büyüyen pazarları belirlemek ve yeni bir işi başlatmak niyeti oldukça baskındır . Girişimcilik modelinde, kurucular, fırsatlar ve kaynaklar bağımsız değişkenler olarak; yeni firmalar kurmak ve firmaların başarı/başarısızlık ihtimali de bağımlı değişkenler olarak alınmaktadır . Motivasyon ve kültürel yönelim ise bu modelde, çevre faktörleri ile kültürel ve teknolojik değişimler sonucu ortaya çıkan davranışlar arasında ara değişkendir .
Buğra’ya (1987) göre, Türkiye’de girişimci işadamlarının tarihi Türkiye Cumhuriyeti’nin iş hayatı tarihi ile aynı zamanda gelişir. Yazar, devletin iktisadi gelişmede girişimci sınıfa sosyal bir rol yüklediği ve bu amaçla bir girişimci sınıf oluşturmaya çalıştığını vurgulamaktadır. Buğra (1994) daha sonra, girişimcilik faaliyetlerinin sosyo-politik çerçevesini çalışmıştır. Bu çalışmada Buğra, girişimcilerin sosyal geçmişleri, hükümetlerin uyguladığı sosyal ve ekonomik politika süreçleri, holding şirketlerin yapısı ve girişimci derneklerini incelemiştir. Girişimcilik ortamının sosyo-politik çerçevesinin incelenmesi bu alanda önemli bir boşluğu doldurmuştur. Buna karşılık, girişimcilik ortamının psiko-sosyal yönü henüz yeteri kadar incelenmemiş bir alan olarak dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, girişimci işadamlarının kariyer gelişiminin incelenmesi, girişimcilik ortamının psiko-sosyal yönüyle ilgili önemli bir katkı olacaktır.
Girişimciliğin psiko-sosyal ortamı hakkında otobiyografiler önemli bir bilgi kaynağıdır. Otobiyografilerin incelenmesinde kullanılabilecek bir yöntem olan hayat tarihi, bireylerin öznel deneyimi ve onların sosyal dünyayı yapılandırmasını analiz etmektir. Hayat tarihi yöntemi, insan deneyiminin anlamı için yorumlayıcı bir çerçeve sunar ve kişisel deneyimlerin anlamını kişisel kayıtlardan elde etmeye imkan sağlar .
Girişimcilik; yaşanılan çevre içerisinde ortaya çıkan fırsatları sezme, o sezgilerden yola çıkarak projeler oluşturma, projeleri yaşama taşıma ve zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırma becerisine sahip olmaktır . Tanımda da yer aldığı üzere girişimcilik ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır. Ülkemizde TÜSİAD girişimciyi, “bilinenleri en iyi yapan ve hünerlerine aklını da katan, olağan ve olağan dışı koşullarda işgücü ve sermaye kaynaklarını verimli bir biçimde kullanacak önlemleri düşünen, analiz eden, planlayan, yürürlüğe koyan, uygulayan ve sonuçlarını denetleyebilen kişi yaratıcı girişimcidir” diye tanımlamaktadır . Bu tanımda da girişimciliğin sadece maddi faktörler yoluyla değil bilişsel yeteneklerden yola çıkarak ortaya çıktığı ve geliştiği söylenebilir. Girişimci birey bilişsel özelliklere sahiptir ve yeni bilgi ve uygulamalara açıktır.
Girişimciler ise bu tanım doğrultusunda yenilik yapan, risk almaktan korkmayan, hızlı karar verebilen ve en önemlisi de yapacağı iş için kararlı ve azimli bir tutum sahibi olmalıdır. insankaynaklari.com’un Platin Dergisi ile beraber yaptığı ankette Türk toplumunun bir girişimcide olmasını beklediği özellikler şöyledir:
Özellik %
Risk Alabilme 10.80
Özgüven 09.43
Yaratıcılık 09.30
Liderlik 07.81
İletişim Becerileri 07.67
Organizasyon / Planlama Yeteneği 07.61
İkna Kabiliyeti 07.44
Doğru Ekibi Kurma 07.14
İnisiyatif Alabilme 05.93
Yöneticilik Becerileri 05.73
Kişisel Bağlantılar 04.95
Finans Bilgisi 04.66
Yeterli Sermaye 04.33
Sonuç Odaklılık 04.05
Profesyonel İş Deneyimi 03.13

Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde girişimciliğin oynadığı rol çok daha büyüktür.
Girişimcilik, yeni kaynaklarla, yeni teknolojilerle toplumu tanıştırır ve bu sayede daha önce kullanılmayan veya daha az kullanılan kaynaklar ekonomiye kazandırılır ve üretimde artış meydana gelir. Yeni açılan bir şirket veya yeniden yapılandırılan bir şirket ülkenin istihdam hacmini arttırır ve tüm bunlar sonucunda da iktisadi kalkınma pozitif bir ivme kaydeder.
Girişimde bulunma bir süreç olarak ele alınabilir ve yeni bir işletme kurmak için fırsatlar bulma, değerlendirme ve geliştirmeyi içerir . Girişimciliğin en önemli bileşeni risk almaktır. Yani girişimci, fırsatları yakaladığında, her tür riski alarak projelerini gerçekleştirmeye çalışandır. Girişimcilik ise, girişimcilerin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme ve yenilik yapma süreçlerinin tümüne verilen addır. Bu yüzdendir ki hem şirket açma süreci, hem de yenilikler yapma süreci girişimcilik kapsamındadır . Dolayısıyla yenilik yapmakla birlikte şirket kuruluşları bir girişimcilik göstergesi olarak kabul edilebileceği düşünülmektedir. Ancak bu süreçte girişimciyi bazı riskler beklemektedir. Bunlar ekonomik risk, sosyal ilişkilerdeki risk, kariyer riski, psikolojik ve sağlık riski . Girişimci bu risklerle karşı karşıya olduğu gibi gerekli üretim faktörlerini de bir araya getirerek bir yenilik yapma peşindedir.
Girişimcilik tanımında yenilik vardır ve bu yenilik mevcut kaynakların yeni bir birleşimini ifade eder, bir diğer deyişle: yeni bir malın yada servisin üretimi, yeni bir üretim metodunun geliştirilmesi, yeni bir pazarın oluşturulması, yeni bir hammadde kaynağının bulunması ve endüstrinin yeniden yapılandırılması yeniliktir. Girişimcilerin özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür; belirsizlik altında karar alabilen, kararlı ve azimli, güçlü sezgi sahibi, iyi gözlemci, hayal gücü yüksek, kaynaklara ulaşabilecek ilişkiler ağına sahip, çok yönlü düşünebilen, ikna gücüne sahip olan, bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine güvenen kişilik .


1.1. Girişimcilerin Sosyal Sorumlulukları
Girişimcilerin bulundukları topluma karşı görevleri ve katkıları bulunmaktadır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz :
1. Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde en önemli sorunlardan biri işsizliktir. İşsizlik ürün/hizmet üretimi için yeni yatırımların yapılmaması sonucunda doğar. Girişimci sayısı ne kadar artarsa, istihdam oranı da artmaktadır. Dolayısıyla işsizlikten kurtulmanın en etkin yolu, kişilerin kendi işlerini kurmalarıdır.
2. Toplumsal refah düzeyinin yükselmesi bireylerin refahlarıyla ilgilidir. Bireylerin refahını artıracak bir faktör ise kendi işine sahip olmasıdır. Dolayısıyla girişimcilik toplumsal refahın oluşturulmasında ve tabana yayılmasında etkin rol oynayabilecek bir mekanizmadır.
3. Girişimciler hem bilim ve teknolojiyi kullanarak, hem de bu alanlara kaynak aktararak bilim ve teknolojinin gelişmesine yardımcı olmaktadırlar.
4. Girişimciler kullanılmayan potansiyelleri kullanarak, bunların atıl olmalarını önlerler.
Girişimcilik, finansal, fiziksel ve sosyal risklere katlanılarak parasal ödüller, kişisel tatmin ve bağımsızlık elde edilerek yeni bir değer yaratma sürecidir. Bu tanımda da yer aldığı üzere, hangi alanda olursa olsun girişimci olmanın dört temel yönünü vurgulamaktadır: Birincisi, girişimcilik yaratıcılık sürecini içinde barındırır. Yeni bir değer yaratma, girişimcinin kendisi ve toplum için bir değer ifade etmelidir. İkincisi, girişimcilik gerekli zamanın ve çabanın ayrılmasını gerektirir. Gerekli riskleri üstlenmek, girişimciliğin üçüncü yönüdür. Sonuncusu ise, girişimci olmanın ödülleriyle ilgilidir. Bunlar bağımsızlık, kişisel tatmin ve parasal ödüller gibi girişimciler için önemli olan ödüllerdir.
1.2. Girişimciliği Etkileyen Faktörler
Girişimciliği etkileyen faktörleri, girişimciye bağlı faktörler ve çevresel faktörler olarak ikiye aymak mümkündür. Girişimciye bağlı faktörler, girişimci adayının eksikliklerin olduğu yerlerdeki potansiyel iş fikirleri algılaması, bunu projeye dönüştürerek yatırıma yönlendirecek beceriye sahip olması, riskleri alarak girişimde bulunabilmesidir. Çevresel faktörler ise, engellerin az olması, kaynakların varolması ve varolan kaynaklara erişimin kolay olması olarak sıralamak mümkündür . Girişim faktörlerinin bir araya getirilmesine ilişkin girişimsel süreç dört ana başlık altında toplanabilir; “fırsatın tanımlanması ve değerlendirilmesi”, “iş planının geliştirilmesi”, “gereksinim duyulan kaynaklar” ve “işletmenin yönetilmesi” Bu süreç sonunda girişimci toplumsal faydanın maksimizasyonuna katkıda bulunmaya başlayacaktır.
1.3. Girişimciliğin Önemi
Girişimcilik, işsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ayrıca ekonomik büyümenin önemli bir bileşenidir. Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar. Ayrıca kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır. Bu yönüyle girişimci toplumsal fayda yaratan ekonomik bir aktördür.
Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır . Dolayısıyla girişimci ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesinde, istihdam yaratılmasında ve üretim faaliyetlerinde anahtar faktördür.
1.4. Ekonomik Gelişmede Girişimcilik Unsuru
Özellikle ülkemizde bölgeler arası gelişmişlik farklılığı önemli bir sorun olarak karşımızdadır. Büyük şehirlerde ve özellikle Türkiye’nin batısında kümelenmiş olan sanayi toplulukları refahın tüm topluma yayılmasında yeterli işlevi görmemektedir. Türkiye’nin doğu kısmında kalan ve gelişmemiş illerdeki en önemli sorun işşizlik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye’de istihdamın büyük bir kısmının KOBİ’ler tarafından karşılandığı düşünülürse girişimciliğin önemi hem istihdam hem de üretim açısından karşımıza çıkmaktadır. Girişimciliğin ekonomik gelişmede önemli bir faktör olduğu birçok araştırmada vurgulanan bir husustur. Girişimcilik, işletmeciliğin ve toplumun yapısında bir değişimi başlatır ve geliştirir. Bu değişim büyümeyi ve üretimi artırmaktadır. Bu değişim ve gelişmeyi kolaylaştıran anahtar yenilikçiliktir. Yenilikçilik; hem pazar için yeni mal ve hizmetlerin geliştirilmesini sağlamakta, hem de kurulacak yeni işletmelere yatırım ilgisini tetiklemektedir .
2. Türkiye’de Girişimcilik
Türkiye girişimcilik verilerine bakıldığında ülkemizin yeterli gelişimi sağlamadığı gözlemlenmektedir. Uluslar arası girişimcilik endeksinde kullanılan 100 yetişkin içinde şirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye yirmi dokuz ülkenin gerisinde kalmış durumdadır. Türkiye’de her 100 yetişkin içinde şirket kuran sayısı 4,6 olmasına karşın bu sayı ABD’de 11,7, Güney Kore’de 15, Meksika’da 18,7 dir . [15] Türkiye’nin yeterli kamu kaynaklarına sahip olmaması ve son yıllarda yaşanan ekonomik krizler de girişimcilere verilen kredi miktarını etkilemekte ve Türkiye’nin girişimci potansiyelinin ortaya çıkması mümkün olmamaktadır.
Girişimcilik Türkiye’de yeni bir kavram olması sebebiyle pek fazla ilerleme göstermemektedir. Tablo 2 söz konusu ülkelerdeki her 100 yetişkin içindeki girişimci oranını sunmaktadır.
Tablo: TUSİAD tarafından GEM (2001) ve DİE verilerinden derlenmiştir. Türkiye’de Girişimcilik Çalışmasından Alınmıştır.
Türkiye Japonya İsrail İngiltere ABD İrlanda G. Kore Meksika
4.6 5.1 6.0 7.7 11.7 12.0 15.0 18.7
Görüldüğü gibi Türkiye’de bu oran, her fırsatta girişimci bir toplum olmadığını söyleyen Japonya’dan bile daha düşüktür. Avrupa Birliği ülkelerinde de girişimcilik henüz istenilen boyuta gelememiş ve ABD’nin gerisinde kalmıştır. Bu sebeple 10 yıllık bir dönemi kapsayan, istihdam, ekonomik reform ve toplumsal uyum hedefiyle Lizbon Stratejisi olarak bilinen bir plan hazırlamışlardır. Diğer istatistiklere bakıldığında özellikle işsizliğin yoğun olarak görüldüğü Güney Amerika ve Latin ülkelerinde girişimcilik oranlarının yüksek olduğu görülmektedir. Bu tür ülkelerdeki insanlar istihdam azlığı nedeni ile kendi işlerini kurmak istemektedirler. Türkiye'de işsizliğin yoğun ülkeler statüsünde iken girişimcilik oranının bu kadar düşük olması ilginç bir durumdur. Psikolog ve sosyologlar bu durumu Türkiye'nin kültür konteksine bağlamakta ve Türk toplumunun risk almaktansa, memurluk gibi garantili ve stabil işleri tercih etmelerine bağlamaktadırlar.
AB üyeliğine hazırlanan Türkiye’nin de kişi başına düşen gelir düzeyini ve istihdam oranını artırmak için bu çeşit bir plana ve bir takım reformlara ihtiyaç duyduğu bir gerçektir.
Bu sebeble Türkiye genelinde pek çok kurum oluşturulmuş ve Türkiye’deki girişimcileri veya girişimci adaylarını desteklenmeye ve girişimcilik özellikle gençler arasında özendirilmeye başlanmıştır. TUSİAD, AIESEC, KOSGEB gibi sivil toplum örgütlerinin düzenledikleri kongreler bu kavramın önemsenmeye başlandığının belki de en iyi örnekleridir.
Girişimciliğin sadece bireysel olarak değil kurumsal anlamda da gerek ülkeye gerekse şirkete çok büyük faydaları vardır. Yerel bir şirket distribütorluk veya franchising yolu ile hem uluslarararasılaşma sürecine adım atabilir hem de rasyonel bir yatırım olması kaydı ile şirketinin cirosunda gözle görülebilir bir artış sağlayabilir. Ülkemizin dünyadaki gelişmeye en açık 10 pazardan biri olması ve henüz çok fazla keşfedilmemiş olması, gerek franchise veren gerekse alan açısından oldukça açık bir iş alanı yaratmaktadır.
Bir iş kurmanın ilk adımı iyi bir iş fikri oluşturmaktır. Bu iş fikrini kendiniz üretebilir, satın alabilir veya başka bir fikri değiştirerek kullanabilirsiniz. Bir girişimci adayı olarak kendi fikrini üretmek isteyenler için çeşitli yollar vardır ama en kolay yapılabilecek olan yöntem çevreyi gözlemleyip insanların sorun veya ihtiyaçlarına karşılık verebilecek ürünü düşünmek olacaktır. Bu konuda, gözlemlediğiniz çevre ile beyin fırtınası yaparak pek çok olasılık ortaya koyabilirsiniz. KOSGEB'in hazırladığı "Bir İş Fikri Kurmak adlı" çalışmada girişimcilere beyin fırtınası yöntemi dışında pek çok yöntem sunulmakta.
İş fikrini bulduktan sonra önemli olan bir diğer olgu da hedef pazardır. Fikriniz ne olursa olsun bir aşamada pazar araştırması yapmanız gereklidir. Doğru zamanda ve doğru yerde olmayan bir fikir asla işe yaramaz. Örneğin bundan çok değil üç yıl önce internet cafe açmak oldukça karlı bir iş olabilir fakat sektör incelendiğinde bu fikrin şu an için hiç de uygun olmadığını görüyoruz. Hedef pazarın özelliklerini, artılarını, eksiklerini bilmek bize olası bir tersliği öngörme ve planları veya alternatifleri bu yapıda düzenleme şansını verir.
Özgün bir fikir yaratmanın dışında franchising ile de girişimciliğe ilk adımınızı atabilirsiniz. Bu yöntem en azından başarılı bir iş kurmuş birisinin size benzer bir işi kurmak için gerekli tüm know-how ve uzmanlığı sunmasını içerir. Yani özgün fikirde üretmeniz, danışmanlık almanız ve öğrenmeniz gereken pek çok bilgi bu yolla size sunulur.
Pazar araştırmalarınızı yaptıktan, gerekli prosedürleri öğrenip yerine getirdikten sonra ister özgün bir fikirle ister franchising ile yola çıkmış olun iş planlarınızı soyuttan somuta geçirmenizin zamanı gelmiştir. Belki de en çetin engeller karşınıza bu süreçte çıkacak. Sermaye, insan kaynağı, gerekli beceri ve ustalık, makine ve teçhizatlar temin etmeniz gereken faktörlerin sadece bir kısmı.
İlk bakışta oldukça göz korkutan bu tablo kesinlikle imkansız değil. Ülkemizde şu anda alanında lider pek çok kuruluş bu aşamalardan geçerek bir marka oldular. Ernst & Young Internatıonal'ın 17 yıldır, dünya çapında gerçekleştirdiği 'Dünyada Yılın Girişimcisi Yarışması'nın (World Entrepreneur Of The Year) Monte Carlo'da düzenlenen 18. yarışması bu açıdan dünya çapında zengin örneklerle dolu. Örneğin yarışmaya ABD'yi temsilen katılan Whole Foof Market şirketi küçük bir bakkalken, bu zorlu süreçleri atlatarak, yıllık cirosu 3 milyon dolar olan dünyanın en büyük doğal ve organik gıda üreticisi haline geldi. Yarışmanın birincisi olan Filipinli Tony Tan Caktiong ise fast food zinciri Jollibee Foods'u 1975'te kurduğu bir dondurma mağazasından, 988 tane restauranta sahip ülkenin en büyük hızlı yemek firması haline getirmesi Harvard'da örnek olay olarak okutulmakta.
Bu süreçleri atlatmakta yalnız olmadığınızı da bilmelisiniz. KOSGEB, KAGİDER, TUSİAD, TUGİAD pek çok konuda size destek olmak için hazırlar çünkü onlar girişimciliği desteklemenin ve bu alanda ilerlemenin gerek bireysel gerekse ülkesel çıkarlarının farkındalar.
2.1. Avrupa Birliği’nde Girişimciliğin Geliştirilmesi Türkiye’ye Yol Gösteren İlke, Politika Ve Uygulamalar
2.1.2. Daha Çok Girişimci Üretmenin Yolu
2.1.2.1. Piyasaya Giriş Engelleri
Son zamanlarda gerçekleştirilen iyileşmelere rağmen, Avrupalılar idari engelleri, yeni bir iş kurmanın önündeki önemli engellerden biri olarak görmeye devam etmektedirler. İşletmeler faaliyete geçerken başlangıç aşamasında ihtiyaç duydukları donanımı ve finansmanı temin etmekte güçlük çekmektedir.
Eurobarometer araştırmasında, yeni bir iş kurarken karşılaşılan engeller konusunda görüşleri sorulan Avrupalıların %69’u, mevcut idari prosedürlerin karmaşık olduğunu belirtmiş; %76’sı ise finansman yetersizliğine dikkat çekmiştir .
İş kurma prosedürleri bugüne kadar üzerinde çok durulmuş bir konudur. AB Komisyonu bir kıyaslama araştırmasında, iş kurmak için harcanan sürede bir azalma trendi olduğunu saptamıştır. Bir şahıs şirketi kurmak için harcanan ortalama süre 12 işgünü; limited şirket kurmak için harcanan ortalama süre 24 işgünü olup, bu süreler azalmaya devam etmektedir. Ne var ki, bazı üye ülkelerin iş kurma süresi ve maliyeti bakımından Avrupa’daki en iyi örnekler seviyesine gelmeleri için izlenen prosedürler, başvuru noktaları ve harcamalar açısından ilerleme kaydetmeleri gerekmektedir.
Finansman imkanlarına erişim, yeni girişimciler için önemli bir engel oluşturmaya devam etmektedir. Söz konusu girişimciler bankalardan kredi almada ya da risk sermayesi temininde güçlük çekmektedir. Bankalar, olumlu sicil kaydı ve teminat istemekte; yeni firmalar, özellikle de bilgiye dayalı faaliyetler geliştirmekte olanlar, bu talepleri genellikle yerine getirememektedir. Yeni kurulan işletmeler işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamada da ciddi problemlerle karşı karşıya kalmaktadır.
Faaliyete yeni geçen işletmelerin, banka kredilerine ek olarak alternatif finansman kaynaklarına erişimi kolaylaştırılmalıdır. Risk sermayesinin yanısıra, informel yatırım potansiyelinden (örneğin, ailenin, arkadaşların ya da informel mali destekçilerin sağladıkları kaynaklar) daha iyi yararlanılmalıdır. Girişimciler, riskli girişimlere olan ilgilerinin artması için vergi indirimleri gibi teşviklere ihtiyaç olduğunu belirtmektedirler.
Özel sektörde bankalar ve yatırımcılar ile KOBİ’ler üzerinde uzmanlaşmış kamu finans kurumları arasında risk paylaşımı, kıt kamu kaynaklarını seferber etmek için etkin bir yoldur ve bunun faaliyete yeni geçen işletmelere sağlanan fonlarda artış sağladığı saptanmıştır.
2.1.2.2. Risk ve Ödül
Avrupa’da girişimcilik karşılığında beklenen ödüller, girişimciliğin getirdiği riskleri dengelememektedir. Bu durum, girişimciliğin riskleri ile ödülleri arasındaki dengenin tekrar gözden geçirilmesini gerektirmektedir.
İşini yürütemeyen bir girişimci, “başarısız” damgasını yemektedir. Eurobarometer araştırmasında, girişimciliğin taşıdığı risklere ilişkin başlıca kaygılarını belirtmeleri istenen Avrupalılar, iflas etme ve şahsi mülkiyetlerini kaybetme tehlikesine dikkat çekmişlerdir. Şahsi iflas, aynı zamanda ağır hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Kalan borçların tasfiyesi yıllar alabilmekte, iflas edenler mülklerini kaybedebilmekte ve bazı kısıtlamalara uğrayabilmektedir.
Başarısızlık iş hayatının ayrılmaz bir parçasıdır ve girişimcilerin bir bölümü piyasada rekabet edemediği için iflas etmektedir. İflas kanunları, dürüst girişimcilerin yeni bir başlangıç yapmasının önündeki engelleri azaltacak şekilde gözden geçirilmelidir. Elbette, bu yapılırken kredi verenlerin çıkarları gereksiz yere tehlikeye atılmamalıdır; aksi takdirde, söz konusu kuruluşların küçük ve yeni işletmeleri finanse etme konusundaki isteksizliği daha da artabilir.
Başarılı olma durumunda ödüllendirilme perspektifi varsa, insanlar girişimcilik riskini üstlenmeye daha istekli olabilirler. AB’de bir süredir, kendi işinde çalışanlardan ve küçük işletmelerden alınan vergilerin düşürülmesi yönünde bir eğilim gözlenmekte ve gelecekte kendi işini kurmaya aday kişilerin vergi yükünü azaltma yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Ancak, bazı aday ülkelerde söz konusu vergilerin yüksek düzeyini koruması, girişimcilerin kaynak yaratma ve bunu koruma ve geliştirme imkanını azaltmaktadır.
Kişi kendi işinde çalışmaya başladığında, çoğu kez daha sınırlı bir sosyal güvence tercihinde bulunmak durumunda kalmaktadır. Girişimcilerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde biçimlendirilecek bir sosyal güvenlik sistemi, girişimciliği daha tercih edilir hale getirebilir.
Yeni iş kurmayı tercih eden Avrupalıların sayısı, mevcut bir işletmeyi devralmak isteyenlerden iki kat fazladır. Oysa bir firmayı devralmak daha düşük riskli, cazip bir alternatif olabilir. Örneğin Avusturya’da, devredilen başarılı işletmelerin %96’sı devir işlemini izleyen ilk beş yıl içinde varlıklarını sürdürürken, yeni kurulan işletmeler arasında ise bu oran %75’e düşmektedir. AB’deki işletmelerin yaklaşık üçte birinin önümüzdeki on yıl içinde, emeklilik ya da diğer nedenlerden dolayı yeni sahiplere ihtiyaç duyması beklenmektedir. Bu durum, mevcut işletmelerin devralınması için pek çok fırsat yaratacaktır.
2.1.2.3. Kapasite ve Becerilerin Geliştirilmesi
Eğitim ve öğretim; kariyer fırsatlarından bilgi sahibi olmayı sağlayarak ve becerileri geliştirerek girişimciliğin teşvik edilmesine destek olmalıdır.
Eurobarometer araştırması, Avrupalıların %37’sinin girişimci olmayı düşündüğünü ya da düşünmüş olduğunu; fakat sadece %15’inin bu isteklerini gerçekleştirebildiklerini ortaya koymaktadır.
Araştırmalar, bir işe nasıl başlanacağını bilmenin girişimci olma ihtimalini artırdığına işaret etmektedir. Eurobarometer araştırmasına göre, ebeveynleri kendi işlerinde çalışan bireyler, ebeveynleri ücretli olarak çalışan bireylere göre, girişimci olmaya daha fazla eğilimlidirler.
Yine bir başka araştırma, kendi becerilerinden ve deneyimlerinden emin olan kişilerin yeni bir iş kurma ya da işletme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. İngiltere Hanehalkı Araştırması’na göre de, arkadaş, aile ya da eğitim aracılığıyla daha önce girişimcilik hakkında bilgi edinmiş olan kişilerin iş kurmayı ciddi olarak düşünme eğilimleri daha güçlüdür.
Eğitim sistemi girişimciliği desteklemek üzere, hem girişimcilik becerilerinin kazanılmasını, hem de girişimcilik hakkında bilgi edinilmesini sağlamalıdır.
Bir işletme kurmak şevk, yaratıcılık ve sebat; kurulu bir işletmeyi geliştirmek ise zaman içinde etkinlik, yeterlilik ve güvenilirlik gibi daha etkin yönetim becerilerini gerektirmektedir. Kişilik ve yönetim becerilerinin başarının kilit unsurları olduğu dikkate alındığında, girişimciliğe uygun kişisel becerilerin erken bir yaştan itibaren kazandırılması ve bunun üniversite eğitimine kadar sürdürülmesi önem kazanmaktadır. Üniversite düzeyinde, yöneticilik kapasitesinin oluşturulması konusuna odaklanılabilir. Avrupa Komisyonu bugün üye ülkelerin çoğunun, farklı düzeylerde de olsa, öğrenim sistemlerinde girişimcilik eğitimine önem vermeyi hedeflediklerini saptamaktadır.
Üniversitelerde girişimcilik eğitimi sadece idari bilimler öğrencilerine değil, diğer bölümlerdeki öğrencilere de verilmelidir. Örneğin, teknik üniversitelerde verilecek girişimcilik dersleri, girişimcilik potansiyeli ile teknik potansiyelin buluşturulmasına katkıda bulunabilir.
İşletme destek programları, yeni girişimcilere destek sağlamada etkin bir rol oynamaktadır. Söz konusu programların kapsamında bulunan firmaların ayakta kalma şansı diğerlerine göre daha yüksektir. Bu programlar, devletin politika hedeflerinin hayata geçirilmesinde düşük maliyetli birer araç olduğundan, sayıları hızla artmaktadır. Bugün AB’de 850’nin üzerinde işletme destek programı mevcuttur.
2.1.2.4. Girişimciliğin Herkese Açık Hale Getirilmesi
Girişimcilik, özellikle kadınlara ve iş dünyasında yeterince temsil edilmeyen diğer gruplara odaklanılarak yaygınlaştırılmalıdır.
Avrupa’da, erkek girişimcilerden çok daha az sayıda kadın girişimci bulunmaktadır. Üye ülkelerde kendi işinde çalışan kadınların oranı %16 (İrlanda) ile %40 (Portekiz) arasında değişmektedir. Kadın girişimciler de her girişimcinin karşı karşıya kaldığı sorunlarla yüzyüze gelmekte; fakat finansman temini gibi bazı sorunları daha ağır yaşamaktadırlar. Kadınların genelde bir iş kurmak ve bu işi başarıyla yönetmek için gerekli beceriler ve özgüven açısından da yetersiz kaldıkları gözlenmektedir. Bunun; iş alanının seçimi, bilgi yetersizliği, algılanan ayırımcılık, iletişim ve organizasyon ağlarının eksikliği ya da işi aile sorunluluklarıyla bağdaştırma güçlükleri gibi çeşitli nedenleri bulunmaktadır.
Avrupa Komisyonu, ülkelerde kadın girişimciliğini geliştirmekten sorumlu hükümet yetkililerini biraraya getiren “WES Network” aracılığıyla, kadınlar arasında girişimciliği yaygınlaştırma politikasının başarılı uygulamaları konusunda bilgi ve deneyim alışverişini büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Avrupa’da etnik azınlıklara ait işletmeler, güçlü bir girişimcilik kapasitesi ve potansiyeli sergilemektedir. Etnik girişimciler dil, sosyo-ekonomik konum ve kültür bakımından heterojen bir grup oluşturmakta ve bu özellikleri iş faaliyetlerinin yapısına yansımaktadır. Etnik girişimcilerin karşılaştıkları sorunlar genelde tüm girişimcilerin paylaştıkları sorunlara benzemekte; fakat bu kesimin kamunun işletme destek hizmetlerinden daha az yararlandığı ve mesleki organizasyonlara katılımlarının daha düşük olduğu gözlenmektedir.
Deneyim paylaşımını kolaylaştırmak ve belirtilen sorunlara çözüm önerileri geliştirmek için, Avrupa çapında bir etnik girişimciler ağının oluşturulması önerilmektedir. Avrupa Komisyonu 2001 yılında, göç konusundaki politikası bağlamında, üçüncü ülkelerden gelen girişimcilerin iş kurmalarının kolaylaştırılmasına katkıda bulunacak iki yönerge teklifinde bulunmuştur.
2.1.2.5. İşletmeler Büyümeye Nasıl Teşvik Edilmesi
Girişimciler birçok engelle karşı karşıya bulunmaktadır.
İdari düzenlemelerin yerine getirilmesi ve bunların maliyeti, girişimciler üzerinde önemli bir yük oluşturmaya devam etmektedir. Öte yandan, nitelikli işgücüne erişim zorlukları, işgücü piyasasının esneklik derecesinin düşük olması ve uygun finansman imkanlarının bulunmayışı da işletme performansı üzerinde kısıtlayıcı etkide bulunmaktadır. Ayrıca, işletmelerin iç pazarın sunduğu fırsatlardan mümkün olduğunca yararlanmalarına imkan tanınması gerekmektedir.


2.1.2.5.1. Düzenleyici Ortam
İdari düzenlemelerin iyileştirilmesi yönünde gösterilen çabalara rağmen, işletmeler bürokrasinin işletme yönetimi açısından hala büyük bir engel teşkil ettiğine dikkat çekmektedirler.
İdari düzenlemeler, genellikle işletme büyüklüğüne göre farklılaşmadığından, çoğu zaman küçük firmalar ölçekleri ile orantısız bir biçimde bu düzenlemelerden etkilenmektedirler. Kamu otoriteleri, düzenlemelerin mümkün olduğunca basit ve uygun nitelikte olması ve öncelikle küçük ölçekli işletmelerin durumlarının gözönünde bulundurulması konusunda teşvik edilmelidir.
Çok sayıda üye ülke idari yükleri azaltmak amacıyla KOBİ’ler için istisnalar oluşturmakta ya da bu işletmeleri destekleyici idari hizmetler sunmaktadır. Bilgi ve destek sağlanması, girişimcilerin bürokratik işlemlerle başa çıkmalarına yardımcı olmaktadır.
Avrupa Komisyonu, Avrupa işletmeleri arasında yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına dayanarak, daha kaliteli idari düzenlemelerle 50 milyar EURO’ya varan bir tasarruf sağlanabileceğini saptamıştır.
Komisyon yasal düzenlemelerin kalitesini yükseltme konusunda kararlıdır ve bu doğrultuda AB düzeyinde bir dizi girişim başlatmıştır. Bu girişimler; idari düzenlemelerin kalitesini yükseltmeye yönelik bir eylem planını, yeni politikalar konusunda danışma yönteminin minimum standartlarını ve düzenli bir etki değerlendirme yaklaşımını içermektedir. Komisyon ayrıca, “İnteraktif Politika Yapma Girişimi” çerçevesinde işletmelerle görüş alışverişini sağlayacak mekanizmalar geliştirmektedir ve üye devletlerin kendi “İş Dünyası Etki Değerlendirme Sistemleri” konusunda bilgi alışverişinde bulunabilmeleri için bir platform oluşturmuştur.


2.1.2.5.2. Vergilendirme
Uygun vergi tedbirleri, işletmelerin gelişmesine, büyümesine ve ayakta kalmasına katkıda bulunmaktadır. Gelir ve kurumlar vergisi ile KDV, işletmelerin genişleme kapasiteleri üzerinde etkide bulunmaktadır. Vergi sistemlerinin karmaşıklığı girişimciler için başlı başına bir idari yük oluşturmaktadır. Avrupa Komisyonu, İç Pazar’da sınır ötesi faaliyetlerin önünde bir dizi vergi engeli tespit etmiştir.
Marjinal gelir vergisi oranları arttıkça, girişimciler işletmelerinin büyüme sürecini yavaşlatmakta ve işe daha az eleman alma eğilimi göstermektedir. Gelir vergisi düzeyleri, işletmelerin istihdam politikalarını etkilemektedir. Bazı üye ülkelerde gelir vergisi oranları hala yüksek olmakla birlikte, son yıllarda yürürlüğe konulan vergi reformları AB’de çalışanların vergi yükünün azalması yönünde belirgin bir trendin oluşmasına katkıda bulunmuştur.
İşletme devirlerinin vergilendirilmesi de, özellikle Avrupa’da firmaların önemli bir bölümünü oluşturan aile işletmelerini etkilemektedir. Karmaşık vergi düzenlemeleri, işletme sahiplerinin devir kararları üzerinde olumsuz etki yapmakta; söz konusu düzenlemeler nedeniyle bu tür işletmeler devir yerine kapatılmakta ya da firma ekonomik güç kaybına uğramaktadır.
2.1.2.5.3. Nitelikli İşgücüne Erişim
İşgücü piyasasındaki darboğazlar büyümeye engel olmaktadır. İşçilerin becerilerini artırmaya yönelik çabaların yoğunlaştırılması gerekmektedir. İşsizlik, Avrupa Birliği için önemli bir sorun olmaya devam etmekle birlikte, son yıllarda bazı bölgelerde ve sektörlerde işgücü açığında artış gözlenmektedir. 1990’ların sonlarında işlerin çoğu orta ve yüksek nitelikli işçilere uygun olduğundan, düşük nitelikli işçilerin istihdamı azalmıştır.
Yüksek nitelikli işgücüne olan talebin artması, işgücü arzındaki büyümeden daha fazla olmuştur. Konsey, işgücü niteliğinin ekonomik ve teknolojik gelişime uyum sağlaması için önlem alınması gerekliliği üzerinde durmuştur. Yaşam boyu eğitim, bu tür becerilerin kazanılması için etkin bir yoldur. Bugün pek çok Avrupalı yaşam boyu eğitim görmekte, ancak bu eğitimin yoğunluğu ülkeden ülkeye büyük farklılıklar taşımaktadır.
Diğer taraftan, işgücü piyasasının esnekliğini etkileyen diğer faktörlerin de ele alınması gerekmektedir.
İşletmeler çalışanlarına formel veya informel eğitim sağlayarak beceri açıklarını kapatma çalışmalarını sürdürmektedir.
Avrupa Komisyonu 2002 yılında, mesleki ve coğrafi hareketliliği artırmak amacıyla Beceriler ve Hareketlilik Eylem Planı’nı benimsemiştir. Komisyon 2001 yılında da, spesifik bir işte ya da sektörde AB sınırları içinden karşılanmasının mümkün olmadığı kanıtlanmış bir ihtiyacın bulunması halinde, üçüncü ülkelerden işçi alımını (ikamet ve çalışma izinlerinin tek bir izinde birleştirilmesi yoluyla) kolaylaştırıcı bir teklifi onaylamıştır.
2.1.2.5.4. Finansmana Erişim
Finansmana erişim, büyümenin olmazsa olmaz koşuludur; fakat risk sermayesi piyasasının gelişmemiş olması ve bankaların riskli krediler vermekten giderek daha fazla kaçınması, pek çok KOBİ’nin finansman güçlükleri yaşamasına neden olmaktadır.
Küçük işletmelerin yaklaşık %20’si uzun vadeli finansman sorunları olduğunu belirtmektedir. Üye ülkeler arasındaki farklılıklara rağmen, Avrupa Birliği’nde banka kredileri KOBİ’lerin başlıca finansman aracı olmaya devam etmektedir. Ancak, bankalar giderek daha fazla, KOBİ’leri kredi açısından değerlendirme mekanizmalarını kullanmakta; diğer bir ifadeyle, kredi maliyetleri KOBİ’lerin risk seviyesine endekslenmektedir. Öte yandan, küçük miktardaki kredilerde sabit maliyetlerin yüksekliği, KOBİ’lerin bankalar tarafından cazip bulunmamasına neden olmaktadır.
Avrupa, banka kredilerine alternatif olarak risk sermayesi piyasalarını geliştirmeyi sürdürmelidir. ABD firmalarının bilançolarının Avrupa firmalarına göre daha güçlü olduğu gözlenmektedir. Avrupa’da yaklaşık %30 olan öz kaynak oranına karşılık, ABD’de ortalama öz kaynak oranı %50’dir. Bununla birlikte, 2001 yılında kuruluş ya da gelişme sermayesi için finansman imkanı bulmuş olan yaklaşık 7 bin Avrupa firmasının çoğunluğunu, yüksek teknolojili ve hızlı büyüyen firmalar oluşturmaktadır.
Üye ülkelerde kamu kuruluşları, özel yatırımcılar için katalizörlük yapmak ve KOBİ’lere sağlanan güvenceleri artırmak için, mikro kredilerden risk sermayesine kadar uzanan bir dizi finansal aracı kapsayan KOBİ destek programları geliştirmiştir. AB düzeyinde Avrupa Yatırım Fonu, İşletme ve Girişimcilik Çok Yıllı Programı kapsamında finanse edilen bir dizi finansal aracı yönetmektedir. Avrupa Komisyonu, üye ülkelerden Yapısal Fonlar çerçevesinde risk sermayesi finansmanına öncelik tanımalarını istemiş ve bu girişim, söz konusu programlar kapsamındaki finansmanın iki katına çıkmasını sağlamıştır.
2.1.2.5.5. İşletmelerin Bilgiden ve Uluslararası Fırsatlardan Yararlanmalarına Yardımcı Olmak
Girişimcilerin İç Pazar’ın sunduğu imkanlardan yararlanmaları ve acımasız rekabet koşullarına uyum sağlayabilmeleri için yenilikler yapmaya ve uluslararasılaşmaya teşvik edilmeleri gerekmektedir. Bunun için işletmelerin; bilgiye, eğitime ve birinci kalitede destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalıdır.
KOBİ’ler, İç Pazar’ın daha yoğun rekabetin yanısıra, gelişmek için yeni fırsatlar yarattığını düşünmektedirler. Rekabet baskısı, firmaları sürekli olarak bilgiden ve yeniliklerden yararlanmaya yöneltmektedir. Firmalar, teknoloji geliştirme, kalite yönetimi, yeni iş organizasyonu veya dağıtım yöntemleri, markalar ya da tasarımlarla yenilikler gerçekleştirebilir. İnsan kaynakları, yaratıcı ya da yenilikçi fikirlerin üretilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Firmalar çalışanlarının deneyimlerinden, becerilerinden ve iletişim ağlarından yararlanarak önemli kazançlar sağlayabilirler .
KOBİ’lerin uluslararasılaşma koşulları iyileştirilmelidir. Avrupa KOBİ’ler Gözlemevi’nin araştırması, son beş yılda KOBİ’lerin sadece üçte birinin uluslararası ticari ilişkilerinde artış olduğuna işaret ederken, Avrupa İş Dünyası Araştırması da bu işletmelerin genişleyen İç Pazar’da on yıl öncesinden daha fazla ticaret yapmadıkları sonucuna ulaşmaktadır. KOBİ’ler uluslararasılaştıklarında bağımsız faaliyet göstermeyi tercih etmekte ise de, yol gösterici bilgileri esas olarak, yerel ve bölgesel ağlar aracılığıyla uluslararası büyük firmalardan, kişisel ilişkilerden ve aracılardan temin etmektedirler. Bölgesel ağların geliştirilmesi, girişimcilerin genişleme konusundaki deneyimlerini paylaşmalarına olduğu kadar, bilgiye, ortaklara ve danışmanlık hizmetlerine erişimlerine de yardımcı olabilir.
Girişimcilerin değişen ekonomik şartlara uyum sağlamak için yönetim becerilerini güncellemeleri ve geliştirmeleri gerekmektedir. Fakat, uzun çalışma saatleri çoğu girişimcinin bu tip eğitim programlarına devam etmesini güçleştirmektedir. Yöneticiler için uzaktan eğitim ya da girişimcilerin birbirlerini bilgilendirdikleri danışma programları gibi alternatif öğretim araçlarından daha fazla yararlanmaları mümkündür. KOBİ’lerin özel ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmiş bilgi ve iletişim teknolojileri öğretim araçlarının daha da geliştirilmesi, girişimcilerin bu tür araçları daha rahat ve daha sık kullanmalarını sağlayacaktır.
Girişimciler, giderek çeşitlenen işletme yönetim becerileri konusundaki kişisel yetersizliklerini telafi etmek için birinci kalitede bir işletme desteği görmelidirler. Bugün, kamu destek hizmetlerinden küçük firmaların %20’sinden azı yararlanmaktadır. Avrupa Komisyonu, çeşitli destek hizmetlerini geliştirmek üzere Yapısal Fonlar aracılığıyla finansman yardımları sağlamaktadır.
2.1.2.5.6. Firmalar Arası İşbirliği
Büyük ve küçük ölçekli işletmeler arasındaki ittifaklar, yenilikçi ekonomide gerekli esnekliği ve daha büyük pazarları ele geçirmek için kritik ölçeği kazanmak bakımından giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Büyük ölçekli işletmeler yeni pazarlara, teknolojiye ve yeniliklere erişim sağlamakta, küçük ölçekli işletmeler ise finans, bilgi ve iletişim ağlarından daha kolay yararlanabilmektedir.
2.1.2.6.Girişimci Bir Topluma Doğru
2.1.2.6.1. Girişimciliğe Karşı Daha Olumlu Tutumlar
Girişimci bir toplumun kurulması herkesi ilgilendirmektedir. Girişimciliğe ve başarısızlık durumuna karşı daha olumlu tutumlar benimsenmelidir. Bunun sağlanması, bugünün ve geleceğin girişimcilerinin desteklenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Girişimcilik becerileri ve girişimci tutumlar; topluma, işletme faaliyetlerine getirdiği avantajların ötesinde faydalar sağladığından girişimcilik desteklenmesi gereken bir değerdir.
Toplum, girişimciliği teşvik etmek için başarılı girişimcilere değer vermeli ve yüceltmeli; başarısızlığa ise hoşgörüyle yaklaşmalıdır. Okullar, üniversiteler, yatırımcılar, yerel ve bölgesel meslek kuruluşları, iş danışmanları ya da medya gibi bugünün ve geleceğin girişimcilerine destek sağlayan oluşumların girişimcilere karşı tutumları özellikle önemlidir. Bu tür olumlu tutumları teşvik etmenin bir yolu da, başarı öykülerini vitrine çıkararak, örnek modeller sunmaktır.
Başarısız olan girişimcilerin bu deneyimlerinden ders çıkardıkları ve bir sonraki işlerinde daha iyi performans sergiledikleri gözlenmekle birlikte, başarısız damgası yedikleri görülmektedir. Tüketiciler, başarısız olmuş girişimcilere tam olarak güvenmemekte, yatırımcılar ve iş muhatapları ise sık sık ek teminatlar talep etmektedir. Eurobarometer araştırmasında, Avrupalıların %45’i böyle bir işletmeye sipariş vermeye daha az eğilimli olacaklarını belirtmişlerdir. Toplumun, başarısız olmuş girişimcilere yeni bir başlangıç yapma şansını tanıması gerekmektedir.
2.1.2.6.2. Sosyal Hedeflere Ulaşılmasında Girişimciliğin Rolü
Temel amaçları üyelerine ve daha geniş bir topluluğa hizmet vermek olan kooperatifler, dernek ya da vakıflar gibi toplumsal amaçlı işletmeler, Avrupa’da özel sektör istihdamının yaklaşık %8’ini oluşturmaktadır ve bu işletmeler çoğu zaman “yatırım amaçlı” firmaların yeterince kârlı bulmayacağı koşullarda ayakta kalmayı ve kaliteli hizmetler sunmayı başarmaktadır. Ne var ki, bu işletmelerin özel yönetim yapıları, tabanları ve sermaye yapıları, yöneticilerin ve kurul üyelerinin uygun becerilere sahip olmalarını gerektirmektedir.
Birçok yerel yönetici, kamu hizmetlerinin verilmesinde etkinliği artırmak için özel sektörün ve kamu sektörünün olumlu yanlarını birleştirmenin yollarını aramaktadır. Bu, Avrupa Birliği’nde halen 3.5 milyon kişiyi istihdam eden, esas olarak sosyal hedeflere sahip “toplumsal işletmeler”in giderek daha fazla önem kazanmasının nedenini kısmen de olsa açıklamaktadır.
2.1.2.7. İzlenecek Yol: Girişimcilik Politikasına Eşgüdümlü Bir Yaklaşım
2.1.2.7.1. Tüm Karar Mercileri Arasında Girişimcilik Politikasının Koordinasyonu
Girişimcilik, yatay yapısından ötürü koordineli bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu alanda izlenecek politikalar, etkili olan tüm unsurları kapsayarak atılan adımların karşılıklı olarak birbirini güçlendirmesine imkan tanımalıdır. Üye ülkelerde kamu kuruluşlarında koordinasyon birimleri, farklı bakanlıklar ile bölge ve yerel yönetim kademeleri arasında bağlantılar güçlendirilerek önceliklerin saptanmasını ve tutarlı bir yaklaşımın uygulanmasını sağlayabilir. Avrupa Komisyonu ise Birlik düzeyinde koordinasyonu sağlayıcı bir rol üstlenebilir.
2.1.2.7.2. İyi Uygulama Örneklerinden Yararlanmak
Bazı üye ülkeler girişimciliğin pek çok alanında diğer ülkelere göre daha iyi performans göstermektedirler. Bu ülkeler diğerleri tarafından örnek alınabilir. Avrupa Komisyonu üye ülkelerin “açık koordinasyon yöntemi” temelinde birbirlerinin deneyimlerini öğrenmelerine yardımcı olmakta; iyi uygulamalar konusunda bilgi alışverişinde bulunacakları ve performanslarını kıyaslayacakları platformlar yaratmaktadır.
Girişimciliğin geliştirilmesi bakımından yaşamsal önem taşıdığı saptanan alanlarda daha ileri kıyaslama yöntemlerinin geliştirilmesi gündeme alınabilir. Bu arada, farklı ulusal ya da bölgesel bağlamların, tedbirlerin etkinlik düzeyini etkileyebileceği dikkate alınmalı ve ülkeler açısından ya da bölgeler açısından öncelikler saptanırken veya politikalar uygulanırken özel şartlar gözönünde bulundurulmalıdır. Ortak ilkeler ulusal ya da bölgesel şartlara uyarlanabilir. Karşılaştırılabilir ve uygun göstergelerin bulunması, bu tip yöntemlerin başarılı olmasının ön koşulunu oluşturduğundan, Komisyon gerekli istatistiksel verileri geliştirme çalışmalarını aktif bir şekilde koordine etmeyi gündemine almıştır.
2.1.3. Girişimci Bir Toplum Yolunda Atılacak Üç Temel Adım
2.1.3.1. İşletmelerin Gelişmesinin ve Büyümesinin Önündeki Engellerin Azaltılması
Avrupa için hükümetlerin temel alması gereken, işletme kurma süresi ve maliyetleri ile ilgili kıstaslar belirlenmiştir. Hükümetler, iş kurmanın önündeki engellerin azaltılması için harcanan çabalardan toplumun haberdar olmasını sağlamalıdır.
İş yapmanın önündeki engellerin azaltılması için İç Pazar’ın işleyişini iyileştirme ve bürokrasiyi azaltma çabalarına devam edilmeli ve “önce küçüğü düşünmek” ilkesi öne çıkarılmalıdır. Finansmana ve nitelikli işçilere erişimi kolaylaştırma çabaları da yoğunlaştırılmalıdır. Girişimcilerin işletmelerini değişen koşullara uydurmaları için gerekli becerileri kazanma konusunda desteğe ihtiyaçları vardır. Birlikte çalışmak ve deneyim alışverişinde bulunmak girişimcilerin esinlenmesine ve yol gösterici bilgileri edinmesine, teknolojiye ve bilgiye erişmesine ve ortaklıklar geliştirmesine yardımcı olabilir. İletişim ağlarının güçlendirilmesi, etnik azınlıklara ait işletmeler gibi bazı girişimci gruplarının ya da sektörlerin desteklenmesine özellikle etkide bulunabilir.
2.1.3.2. Girişimciliğin Risklerinin ve Ödüllerinin Dengelenmesi
Risk almanın cezalandırılmak yerine ödüllendirilmesi gerekmektedir. Sosyal güvenlik ve vergi yasaları; girişimcilerin bir işletme kurma ya da geliştirme riskini üstlenme istekleri üzerindeki etkileri açısından yeniden değerlendirilmelidir.
Mevcut bir firmayı devralmak teşvik edilmeli ve girişimcilik potansiyelinden daha da fazla yararlanılmalıdır. İflasın olumsuz etkilerini azaltmak için borçların daha erken tasfiyesi, bazı varlıkların rehin tutulması ya da iflas eden kişiler üzerindeki bazı kısıtlamaların kaldırılması gibi önlemler alınmalıdır.
2.1.3.3. Girişimciliğe Değer Veren Bir Toplum Yaratılması
Birçok kişi girişimci olmayı tercih ettiğini belirtse de, çoğu bu isteklerini gerçekleştirebilecek özgüvene ve becerilere sahip değildir. Gençler girişimcilikle tanıştırılıp, girişimcilik becerilerini geliştirmeye teşvik edilebilir. Kampanyalar, girişimcileri vitrine çıkararak ve topluma sağladıkları kazançlara ışık tutarak örnek modeller ve başarı öyküleri sunabilir. Bu faaliyetler özellikle; girişimci adaylarını desteklemekte kilit rol oynayabilecek olan okullar, üniversiteler, yatırımcılar, yerel topluluklar, bölgesel ve mesleki kuruluşlar, danışmanlar ve medya gibi oluşumlara yönelik olmalıdır.
2.2. Avrupali İşverenler Açisindan Girişimcilik
“Girişimcilik Potansiyeli Serbest Bırakılmalı ve Önündeki Engeller Kaldırılmalıdır”.
Avrupa Sanayi ve İşveren Konfederasyonları Birliği (UNICE), AB Komisyonu’nun Avrupa’da girişimciliğin geliştirilmesine yönelik çabaların güçlendirilmesi amacıyla kapsamlı bir Yeşil Kitap hazırlama girişimini memnuniyetle karşılamaktadır. Avrupalı işverenlere göre AB, girişimciliği daha etkin bir şekilde geliştirme ihtiyacındadır.
Girişimcilik faaliyetlerinin artması AB’nin ekonomik performansı üzerinde doğrudan olumlu bir etkiye sahiptir ve girişimciliğe elverişli bir ortam genel olarak iş dünyasına fayda sağlar. Dolayısıyla girişimcilik, Lizbon hedeflerinin gerçekleştirilmesinde çok önemli bir unsurdur. Girişimciler, ekonomik büyüme ve iş yaratılmasının anahtarıdır; yeni refah kaynakları yaratırlar ve eski verimsiz işletmelerin yerini yenilikçi firmaların almasını sağlarlar. Bu nedenle, politika belirleyicilerin rolü, girişimcilerin refah yaratmaya motive olacakları ve bunu başarabilecekleri bir ortamı yaratmaktır.
AB düzeyinde ve ulusal düzeyde politika belirleyiciler; tek pazarın etkin işleyişini ve makroekonomik istikrarı sağlamak, dinamik bir iş ort..... uygun esnek düzenlemeleri getirmek, malların, kişilerin ve bilginin serbest dolaşımını destekleyen sağlam altyapıları temin etmek suretiyle, girişimciliğin temel ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol sahibidirler.
Ulusal düzeyde politikaları belirleyenlerin; sadece bu temel ihtiyaçları karşılama ve AB politikalarını uygulamada değil, özellikle girişimciliğin geliştirilmesi bakımından idari yapı, eğitim ve vergilendirme gibi öncelikle ulusal uygulamalara bağlı temel politika alanlarında performanslarını geliştirme gibi çok daha önemli bir rolleri bulunmaktadır. Bu nedenle UNICE, Yeşil Kitap’ın hem Avrupa, hem de ulusal düzeyde girişimcilik politikasının geliştirilmesine yardımcı olacağını ummaktadır. Ayrıca, Avrupa düzeyinde ve ulusal düzeyde politikaları belirleyenler, koordineli politika yaklaşımını sağlamak üzere tüm politika girişimlerinde, idari birimlerde ve Bakanlıkların icraatında, girişimciliğin geliştirilmesini gözönünde bulundurmalıdır .
Danışma süreci; açık hedefler, zamanlama ve etkin izleme mekanizmaları ile birlikte güçlü eylem planlarıyla hızlı bir şekilde izlenmeli ve hem ulusal, hem de Avrupa düzeyinde hükümet eylemine yönlendirilmelidir.
UNICE; Avrupa, ulusal ve bölgesel düzeylerdeki politika belirleyicileri, girişimcilik konusunda somut sonuçlar elde etmeye, açık hedeflerin belirli zaman sınırları içinde başarılmasına, politikaları geliştirirken iyi uygulama örneklerinden yararlanmaya, tüm uygulamalarında ve idari birimlerinde girişimcilikle ilgili hususları dikkate almaya davet etmektedir.
Girişimcilik potansiyeli serbest bırakılmalı ve önündeki engeller kaldırılmalıdır. Girişimcilere fırsat sağlanmasının ve risk üstlenen kişilerin ödüllendirilmesinin önemine dikkat çekilmeli, Avrupa toplumları, girişimciliğin oynadığı anahtar rolden haberdar olmalı ve girişimcilik ruhunun geliştirilmesine özel önem verilmelidir.
UNICE, özellikle şu üç husus üzerinde önemle durmaktadır: Birincisi, vergilendirme ve girişimciler için finansman imkanlarının sağlanması; ikincisi, daha elverişli hukuki düzenlemeler ve bürokrasinin azaltılması; üçüncüsü, girişimciliğin teşvik edilmesi, toplumda girişimcilere yönelik tutum değişikliği ve eğitimin rolüdür.
Bütün bunlardan önce UNICE; tek pazarın etkin işleyişi, istikrarlı bir makroekonomik ortamın ve girişimcilik için sağlam bir altyapının varlığı, koordineli politika yaklaşımına olan ihtiyaç ve tüm düzeylerde girişimcilik politikasının geliştirilmesi için somut eylem planlarına olan gereksinimi vurgulamaktadır.
2.2.1. Girişimcilik ve Tek Pazar
Etkin işleyen tek pazara, rekabet gücünün artırılmasına, istikrarlı bir makroekonomik ortama ve sağlam bir altyapıya olan ihtiyaç
Girişimcilik için geliştirilmiş çerçeve koşulların faydaları, sadece etkin işleyen tek pazarda ve istikrarlı bir ortamda elde edilebilir. Düzgün işleyen geniş bir iç Pazar, düşük enflasyon, düşük ve istikrarlı reel faiz oranları, ekonominin önceliklerini vurgulayan döviz kurları risk üstlenen girişimciler için kritik ön koşullardır.
Etkin işleyen bir tek Pazar, girişimcilerin geniş bir alanda düşük maliyetle ürünlerini ve hizmetlerini üretme, satma, dağıtma ve ulaştırmalarına imkan tanır. Tek Pazar potansiyelini tam olarak ancak, tüm Topluluk hukuku ulusal yasalara zamanında yansıtıldığında/aktarıldığında ve yeknesak ve tutarlı olarak uygulandığında, piyasalar tamamen bütünleştiğinde ve esnek olduğunda, rekabet arttığında gösterebilir.
Kamuya ait sanayi dallarının serbestleştirilmesi konusunda hükümetlerin yavaş ilerleme kaydetmeleri ve artan rekabet, kritik girdilerdeki yüksek maliyetlerin önemli bir nedenidir ve bu piyasalarda rekabet hızla artmalıdır. Mali piyasaların entegrasyonu, satın alma maliyetlerini düşürecek ve finansman imkanlarından yararlanma fırsatlarını artıracaktır.
Başarılı bir girişimcilik için iyi işleyen bir işgücü piyasası diğer önemli koşuldur. Bu nedenle; istihdam etme ve piyasalardaki değişikliklere uyum sağlama maliyetleri düşürülmeli ve kurumsal yapılanmayı ve büyümeyi engelleyen düzenlemeler reforma tabi tutularak işgücü verimliliği geliştirilmelidir.
Politikaları belirleyenler aynı zamanda malların, kişilerin ve bilginin dolaşımını destekleyen güçlü bir altyapıyı temin etmelidirler. İyi gelişmiş bir altyapı, maliyetleri azaltmada, üreticiler ve müşteriler arasında etkin ilişkiler sağlamada son derece gereklidir ve etkin bir bilgi teknolojisi altyapısına hızla ulaşma girişimcilerin etkin olarak faaliyet göstermeleri ve rekabetçi olabilmeleri için aynı ölçüde önemlidir.
Avrupa aynı zamanda, kamu sektörünün etkinliğini artırmaya ve kamu harcamalarının ve borçlarının azaltılmasına ihtiyaç duymaktadır. Yüksek kamu harcamaları, yüksek oranlı vergilendirme ile birlikte, iş dünyasının ve tüketicilerin güvenine zarar verir, girişimciliği cezalandırır ve istihdamı azaltır.
Ayrıca rekabet; vergi kaçırma ve rüşvet yoluyla bozulmamalıdır. Politikaları belirleyenler, kara piyasalarla, suç ve rüşvetle mücadele kararlılığında olmalıdır.
 
Paylaşım için teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst