- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,206
- Mesajlar
- 16,357
- Online süresi
- 4ay 15g
- Reaksiyon Skoru
- 3,970
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- TM Yaşı
- 10 Yıl 2 Ay 29 Gün
- MmoLira
- 2,055
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
HİNT FELSEFESİ
Hintliler’de eski bir din olan “Brahma” dinin içerik ve kuralları “Veda” denilen kutsal kitaplarda toplanmıştır. Vedalar,farklı dönemlerde yazılan çeşitli eserlerin oluşturduğu bir ansiklopedi türüdür. Bu kitabın eski bölümleri, bazı ilahi ve beyitlerden meydana gelmiştir. Son bölümleri ise bu ilahi ve beyitlerin felsefi yorum ve açıklamalarını içerir,
Ancak ilk başlangıç olarak düşünülürse “Rigveda”adı verilen en eski bölümlerinde de bazı felsefi noktaların ve felsefi düşüncelerin yer aldığı görülür.
Burada şu soru dikkat çeker:”Tanrılar ve insanlar henüz yokken bu evrende acaba ne vardı?
Bu soruyu kapsayan beyiti yazan kişi, Tanrıların varlığından asla kuşkulanmaz,ama Tanrıların evrenin bir parçası olduğunu kabullenir ve onları evrenin yapısına dahil eder
Tanrılarında içinde yer aldığı bu evrenin elbette bir başlangıcı olacaktı?Ve ilk sebep nedir? Bu sorunun yanıtı Rigveda’da net olmamak üzere şöyledir: “Evren,var olmazdan önce ne var olan ve ne de yok olan .yani varlık ile yokluk arasında bir şeyin bulunması gerekir .Bu,ne var ne de yok olan şeyin yaratıcı bir güç olması gerekir.” beyitin sonunda şu ifade yer alır: ”Herhalde evrenin ne olduğunu bilen bir kimse vardır. Yoksa bunu bilen biri yok mu?...”
Bu ifadeler,felsefenin ilk tohumları olarak düşünülebilir. Çünkü Mısır Mezopotamya ve Yunan ile gelişen felsefenin temellerini Hintliler de görmek mümkündür. Bu sorular ile insanoğlu,evrenin başlangıcı ve ilk sebep üzerine düşünmeye başlamıştır ve her zaman bir şekilde cevap aramıştır. Ve böyle düşünmeye başlayan insan için din yetersiz kalmıştır. Bu tür sorulara dinin içerikleri bir cevap verememiştir .Tanrı –Evren-Ruh...gibi konular,insanlığın cevap aradığı kafa yorduğu, bilmek istediği temel konulardır. Ancak bunlara cevap bulmakta yetersiz kalınmıştır ve bu kavramlar antinomi olarak bilinemeyen bir şekilde devam etmiştir dinin kuraları yetersiz kalınca, insan bunları eleştirmek,bunların dışına çıkmak ihtiyacı duyar .Bu anlayış;felsefi bir amaç ve nitelik taşır, ilk kez Vedalarda yer alır
Felsefi düşünce her yerde dinin inanç ve mitlerinden,Vedalarda olduğu şekilde, ayrılmaya başlar
Felsefi düşünce insan nerede kendi düşüncesiyle dinsel inanç ve niteliklerden, veda’larda olduğu şekilde,ayrılmaya başlar.
Felsefi düşünce ;insan nerede kendi düşüncesiyle dinsel inançlara karşı bir reaksiyon göstermiş ve inancın dışına çıkma gereksinimi duymuşsa, o anda orada, saf ve gerçek anlamda başlamış olur.
Hint çok dikkat çekicidir .Ancak bu felsefe sistemi, hiçbir zaman kendisini tam anlamıyla dinden soyutlamamış ve bağımsız olamamıştır .Bundan dolayı o bir rahip felsefesi olarak kalmıştır.
Hintlilerde ilk tohumları bulunan felsefe, Mezopotamya ve özelliklede Yunan da canlanmış,asıl gerçekliğine ve aktif amacına,kendini dinden bağımsız kılan Yunan döneminde ulaşmıştır. Bu anlamda düşünülürse Yunan felsefesi, bir mucize değildir, ancak felsefenin en parlak ve en aktif düzeye ulaştığı dönemdir.
Hint felsefesi,çok fazla gelişemediği için bu felsefede ki düşünürler ve felsefenin ilgilendiği konularda sınırlı sayıdadır. Hint felsefesini dile getiren ilk filozoflar ”Nesil Filozofları”dır. Bu filozoflar 5. grupta incelenir. Ve grup adına göre isimlendirilir:
*1.Nesil Filozofları
*2.Nesil Filozofları
*3.Nesil Filozofları
*4.Nesil Filozofları
*5.Nesil Filozofları
1. Nesil Filozofları
Nefes ve rüzgara önem verirler. Tabiattaki olaylarla ilgili olarak 5li sınıflamalar yapmışlardır. Bunlar;
· Okyanusta başlayıp okyanusta biten bir hareketlilik.
· Hayvanlar arasında bir sınıflamadır.
· İnsan, sağlıklı bir vücut olarak sınıflandırılıyor. Bunlar ise dokunma, düşünme, görme, işitme, nefes alma şeklindedir
Genel olarak toplamak gerekirse, nefes ve rüzgarda kastedilen havadır. Her şey okyanusta başlar ve okyanusta biter. Hintlilerin bu okyanus fikri, Homeros ‘u etkilemiş olabilir. Çünkü Homeros’ta okyanus ve deniz fikrini konu etmiştir Ona göre okyanus ve denizin birlikteliğinden güneş ve yıldızlar oluşmuştur. Daha sonraları da Hintlilerden Thales etkilenmiş olabilir. Hint görüşü (okyanus,su fikri) Thales’e geçmiş olabilir. 1.nesil filozofları nefes ve rüzgar anlayışı ile İlkçağdaki Milet Mektebi filozoflarından “Her şeyin aslının hava olduğunu” düşünen Anaximenes’e benzerlik gösterirler. Nefes ve rüzgar da havayı kasteder.
2. Nesil Filozofları
Bu filozoflar, evrenin büyük bir devden ibaret olduğunu söylerler. Güneşi büyük ve en üstün varlık olarak kabul etmişlerdir. Bunlar güneşi büyük bir keçinin boynuzlarında seyahat ediyor diye düşünmüşlerdi
Hintliler’de eski bir din olan “Brahma” dinin içerik ve kuralları “Veda” denilen kutsal kitaplarda toplanmıştır. Vedalar,farklı dönemlerde yazılan çeşitli eserlerin oluşturduğu bir ansiklopedi türüdür. Bu kitabın eski bölümleri, bazı ilahi ve beyitlerden meydana gelmiştir. Son bölümleri ise bu ilahi ve beyitlerin felsefi yorum ve açıklamalarını içerir,
Ancak ilk başlangıç olarak düşünülürse “Rigveda”adı verilen en eski bölümlerinde de bazı felsefi noktaların ve felsefi düşüncelerin yer aldığı görülür.
Burada şu soru dikkat çeker:”Tanrılar ve insanlar henüz yokken bu evrende acaba ne vardı?
Bu soruyu kapsayan beyiti yazan kişi, Tanrıların varlığından asla kuşkulanmaz,ama Tanrıların evrenin bir parçası olduğunu kabullenir ve onları evrenin yapısına dahil eder
Tanrılarında içinde yer aldığı bu evrenin elbette bir başlangıcı olacaktı?Ve ilk sebep nedir? Bu sorunun yanıtı Rigveda’da net olmamak üzere şöyledir: “Evren,var olmazdan önce ne var olan ve ne de yok olan .yani varlık ile yokluk arasında bir şeyin bulunması gerekir .Bu,ne var ne de yok olan şeyin yaratıcı bir güç olması gerekir.” beyitin sonunda şu ifade yer alır: ”Herhalde evrenin ne olduğunu bilen bir kimse vardır. Yoksa bunu bilen biri yok mu?...”
Bu ifadeler,felsefenin ilk tohumları olarak düşünülebilir. Çünkü Mısır Mezopotamya ve Yunan ile gelişen felsefenin temellerini Hintliler de görmek mümkündür. Bu sorular ile insanoğlu,evrenin başlangıcı ve ilk sebep üzerine düşünmeye başlamıştır ve her zaman bir şekilde cevap aramıştır. Ve böyle düşünmeye başlayan insan için din yetersiz kalmıştır. Bu tür sorulara dinin içerikleri bir cevap verememiştir .Tanrı –Evren-Ruh...gibi konular,insanlığın cevap aradığı kafa yorduğu, bilmek istediği temel konulardır. Ancak bunlara cevap bulmakta yetersiz kalınmıştır ve bu kavramlar antinomi olarak bilinemeyen bir şekilde devam etmiştir dinin kuraları yetersiz kalınca, insan bunları eleştirmek,bunların dışına çıkmak ihtiyacı duyar .Bu anlayış;felsefi bir amaç ve nitelik taşır, ilk kez Vedalarda yer alır
Felsefi düşünce her yerde dinin inanç ve mitlerinden,Vedalarda olduğu şekilde, ayrılmaya başlar
Felsefi düşünce insan nerede kendi düşüncesiyle dinsel inanç ve niteliklerden, veda’larda olduğu şekilde,ayrılmaya başlar.
Felsefi düşünce ;insan nerede kendi düşüncesiyle dinsel inançlara karşı bir reaksiyon göstermiş ve inancın dışına çıkma gereksinimi duymuşsa, o anda orada, saf ve gerçek anlamda başlamış olur.
Hint çok dikkat çekicidir .Ancak bu felsefe sistemi, hiçbir zaman kendisini tam anlamıyla dinden soyutlamamış ve bağımsız olamamıştır .Bundan dolayı o bir rahip felsefesi olarak kalmıştır.
Hintlilerde ilk tohumları bulunan felsefe, Mezopotamya ve özelliklede Yunan da canlanmış,asıl gerçekliğine ve aktif amacına,kendini dinden bağımsız kılan Yunan döneminde ulaşmıştır. Bu anlamda düşünülürse Yunan felsefesi, bir mucize değildir, ancak felsefenin en parlak ve en aktif düzeye ulaştığı dönemdir.
Hint felsefesi,çok fazla gelişemediği için bu felsefede ki düşünürler ve felsefenin ilgilendiği konularda sınırlı sayıdadır. Hint felsefesini dile getiren ilk filozoflar ”Nesil Filozofları”dır. Bu filozoflar 5. grupta incelenir. Ve grup adına göre isimlendirilir:
*1.Nesil Filozofları
*2.Nesil Filozofları
*3.Nesil Filozofları
*4.Nesil Filozofları
*5.Nesil Filozofları
1. Nesil Filozofları
Nefes ve rüzgara önem verirler. Tabiattaki olaylarla ilgili olarak 5li sınıflamalar yapmışlardır. Bunlar;
· Okyanusta başlayıp okyanusta biten bir hareketlilik.
· Hayvanlar arasında bir sınıflamadır.
· İnsan, sağlıklı bir vücut olarak sınıflandırılıyor. Bunlar ise dokunma, düşünme, görme, işitme, nefes alma şeklindedir
Genel olarak toplamak gerekirse, nefes ve rüzgarda kastedilen havadır. Her şey okyanusta başlar ve okyanusta biter. Hintlilerin bu okyanus fikri, Homeros ‘u etkilemiş olabilir. Çünkü Homeros’ta okyanus ve deniz fikrini konu etmiştir Ona göre okyanus ve denizin birlikteliğinden güneş ve yıldızlar oluşmuştur. Daha sonraları da Hintlilerden Thales etkilenmiş olabilir. Hint görüşü (okyanus,su fikri) Thales’e geçmiş olabilir. 1.nesil filozofları nefes ve rüzgar anlayışı ile İlkçağdaki Milet Mektebi filozoflarından “Her şeyin aslının hava olduğunu” düşünen Anaximenes’e benzerlik gösterirler. Nefes ve rüzgar da havayı kasteder.
2. Nesil Filozofları
Bu filozoflar, evrenin büyük bir devden ibaret olduğunu söylerler. Güneşi büyük ve en üstün varlık olarak kabul etmişlerdir. Bunlar güneşi büyük bir keçinin boynuzlarında seyahat ediyor diye düşünmüşlerdi
- Katılım
- 2 Ara 2024
- Konular
- 186
- Mesajlar
- 1,946
- Online süresi
- 5ay 13g
- Reaksiyon Skoru
- 1,478
- Altın Konu
- 1
- Başarım Puanı
- 206
- TM Yaşı
- 1 Yıl 4 Ay 18 Gün
- MmoLira
- 12,094
- DevLira
- 36
eline sağlık
- Katılım
- 15 May 2013
- Konular
- 972
- Mesajlar
- 6,651
- Online süresi
- 2ay 11g
- Reaksiyon Skoru
- 5,350
- Altın Konu
- 314
- Başarım Puanı
- 319
- TM Yaşı
- 12 Yıl 11 Ay 12 Gün
- MmoLira
- 22,215
- DevLira
- 15
Hintlileri hiç sevmem ama felsefeleri değişik geldi
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 39
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 50