- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,206
- Mesajlar
- 16,378
- Online süresi
- 4ay 15g
- Reaksiyon Skoru
- 3,970
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- TM Yaşı
- 10 Yıl 2 Ay 29 Gün
- MmoLira
- 2,055
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Ulus-ötesi şirket nedir, ne yapar?
Ulus-ötesi şirketlerin doğuşu ve gelişimi
Ulus ötesi şirket (çok uluslu şirket, uluslararası şirket), bir ana merkezle, bu merkeze bağlı olarak değişik ülkelerde faaliyet gösteren şubelerden oluşan bir ekonomik bütündür. Ulus ötesi şirketler, faaliyetlerini küresel boyutta sürdüren büyük ölçekli şirketlerdir.
Tarihe bakarsak, Batıda sanayi Devrimi’nin ardından, 1800’lü yılların sonlarında, uluslararası faaliyet gösteren güçlü sanayi şirketleri olarak ortaya çıktılar. Deniz aşırı ülkelerde üretim birimleri, acentalar açtılar, kendi pazarlama şirketlerini kurdular, yerli ortaklar edindiler.
Bu şirketler neden ulusal sınırların ötesine taştılar? Çünkü ulusal pazar yetersiz hale gelmişti. Singer, Standart Oil, General Electric, National Cash Register, International Harvester, Mc Cormick, Kodak Amerika Birleşik Devletleri’nin; AEG, Siemens, Halske, Bergmann, Shell, Unilever, Krup, Philips, Imperial Chemicals, Bayer,… Avrupa’nın ilk uluslararası şirketleri oldu.
Uluslararası şirketlerin yalnız mal ihracı yapmadılar, aynı zamanda sermaye de ihraç ediyorlardı. Sermaye yatırımları zamanla büyük yoğunluk kazandı. Daha sonra mali sermaye yatırımları da artmaya başladı. 1920’lerden itibaren tekelleşme süreci hızlandı. Firmalar, ülkelerine aktardıkları kârların itici gücüyle, rakipleri üzerinde üstünlük kurdular. Birleşme ve satın almalarla dev boyutlu dünya şirketleri haline geldiler.
1930-1945 dönemi ekonomik bunalım ve siyasi gerilimler dönemidir. Doğrudan yapılan dış yatırımlar durgunlaşmıştı. Savaş sonrasında geliştirilen “yeni dünya düzeni” politikalarında bundan ders alındı; politikalar o dönemin ekonomik ve politik olumsuzluklarının bir daha yaşanmaması hedefi üzerine inşa edildi.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen uluslararası serbest ticaret antlaşmaları, dünya pazarlarını gümrük birlikleri temelinde büyüttü; uluslararası şirketlerin büyümesine elverişli bir küresel ticaret ortamı yarattı. Hükümet programları ve bunların uzantıları olan uluslararası antlaşmalar, ulus ötesi şirketlerin gereksinmelerini karşılayan maddelerle donatıldı. Uygulanan küresel politikalar sonucunda, ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin doğrudan dış yatırımlarında yüksek oranlı artışlar gerçekleştirildi. ABD’yi 1960’tan itibaren Batı Avrupa, 1970’ten sonra da Japonya takip etti.
Ulus ötesi şirketler gelişmiş ülkelerdeki kârlarının düşmesinden dolayı, 1970’li yıllarda, faaliyetlerini gelişmekte olan ülkelere yönlendirmişlerdir.
Ulusötesi şirketlerin büyüklükleri hakkında şu örnekler verilebilir: Ford’un ekonomik gücü Suudi Arabistan ya da Norveç’inkinden büyüktür. Philip Morris’in yıllık satışı Yeni Zelanda’nın millî gelirinden daha fazladır. Japon Mitsubishi, Mitsu, Itochu ve ABD General Motor’un yıllık satış hasılaları Danimarka, Türkiye, Norveç, Finlandiya gibi ülkelerin millî gelirinden daha büyüktür. 300 uluslararası şirketin toplam varlıkları, tüm dünyadaki üretim varlıklarının % 25’ini oluşturuyor. Dünya ticaretinin % 67’si 500 büyük şirketin denetimi altındadır.
Ulus-ötesi şirketlerin doğuşu ve gelişimi
Ulus ötesi şirket (çok uluslu şirket, uluslararası şirket), bir ana merkezle, bu merkeze bağlı olarak değişik ülkelerde faaliyet gösteren şubelerden oluşan bir ekonomik bütündür. Ulus ötesi şirketler, faaliyetlerini küresel boyutta sürdüren büyük ölçekli şirketlerdir.
Tarihe bakarsak, Batıda sanayi Devrimi’nin ardından, 1800’lü yılların sonlarında, uluslararası faaliyet gösteren güçlü sanayi şirketleri olarak ortaya çıktılar. Deniz aşırı ülkelerde üretim birimleri, acentalar açtılar, kendi pazarlama şirketlerini kurdular, yerli ortaklar edindiler.
Bu şirketler neden ulusal sınırların ötesine taştılar? Çünkü ulusal pazar yetersiz hale gelmişti. Singer, Standart Oil, General Electric, National Cash Register, International Harvester, Mc Cormick, Kodak Amerika Birleşik Devletleri’nin; AEG, Siemens, Halske, Bergmann, Shell, Unilever, Krup, Philips, Imperial Chemicals, Bayer,… Avrupa’nın ilk uluslararası şirketleri oldu.
Uluslararası şirketlerin yalnız mal ihracı yapmadılar, aynı zamanda sermaye de ihraç ediyorlardı. Sermaye yatırımları zamanla büyük yoğunluk kazandı. Daha sonra mali sermaye yatırımları da artmaya başladı. 1920’lerden itibaren tekelleşme süreci hızlandı. Firmalar, ülkelerine aktardıkları kârların itici gücüyle, rakipleri üzerinde üstünlük kurdular. Birleşme ve satın almalarla dev boyutlu dünya şirketleri haline geldiler.
1930-1945 dönemi ekonomik bunalım ve siyasi gerilimler dönemidir. Doğrudan yapılan dış yatırımlar durgunlaşmıştı. Savaş sonrasında geliştirilen “yeni dünya düzeni” politikalarında bundan ders alındı; politikalar o dönemin ekonomik ve politik olumsuzluklarının bir daha yaşanmaması hedefi üzerine inşa edildi.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen uluslararası serbest ticaret antlaşmaları, dünya pazarlarını gümrük birlikleri temelinde büyüttü; uluslararası şirketlerin büyümesine elverişli bir küresel ticaret ortamı yarattı. Hükümet programları ve bunların uzantıları olan uluslararası antlaşmalar, ulus ötesi şirketlerin gereksinmelerini karşılayan maddelerle donatıldı. Uygulanan küresel politikalar sonucunda, ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin doğrudan dış yatırımlarında yüksek oranlı artışlar gerçekleştirildi. ABD’yi 1960’tan itibaren Batı Avrupa, 1970’ten sonra da Japonya takip etti.
Ulus ötesi şirketler gelişmiş ülkelerdeki kârlarının düşmesinden dolayı, 1970’li yıllarda, faaliyetlerini gelişmekte olan ülkelere yönlendirmişlerdir.
Ulusötesi şirketlerin büyüklükleri hakkında şu örnekler verilebilir: Ford’un ekonomik gücü Suudi Arabistan ya da Norveç’inkinden büyüktür. Philip Morris’in yıllık satışı Yeni Zelanda’nın millî gelirinden daha fazladır. Japon Mitsubishi, Mitsu, Itochu ve ABD General Motor’un yıllık satış hasılaları Danimarka, Türkiye, Norveç, Finlandiya gibi ülkelerin millî gelirinden daha büyüktür. 300 uluslararası şirketin toplam varlıkları, tüm dünyadaki üretim varlıklarının % 25’ini oluşturuyor. Dünya ticaretinin % 67’si 500 büyük şirketin denetimi altındadır.




