- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,398
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,085
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 109
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Amerikalı sismologlar, depremleri önceden tahmin etme konusunda önemli bir aşama kaydettiklerini düşünüyorlar.
Buna göre yer kabuğundaki değişimler izlenirse, depremleri saatler öncesinden haber almak mümkün olabilir.
Bu izleme, fayın içine yerleştirilen gözlem aletleriyle yapılabiliyor.
Sonuçları bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırma, Kaliforniya'daki San Andreas fayı üzerinde yapılan deneylere dayanıyor.
Deprem bilimci Paul Silver, küçük bir yer sarsıntısından saatler önce yer kabuğunda değişimler kaydettiklerini anlatıyor.
"Normal olarak kayaların değişmesini beklemiyorsunuz." diyen Paul Silver, ekliyor:
"Şaşırtıcı olan; 3,0 büyüklüğündeki bir depremden tam on saat önce bu tür değişimler kaydetmiş olmamız."
Deprem bilimci Silver'a göre bu değişimler yer kabuğu üzerindeki basınç değişikliğine denk düşüyor.
Bu nedenle 3,0 büyüklüğündeki depremin habercisi olmaları büyük olasılık.
Kaliforniya dünyanın en aktif deprem bölgelerinden biri.
San Andreas fayında da önümüzdeki otuz yıl içinde yüzde 99 ihtimalle çok büyük bir deprem bekleniyor.
Amerikalı ekip şimdi bölgede bulgularını kontrol etmek için yeni deneyler yürüteceklerini söylüyorlar.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, depremleri tahmin edebilme çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindiğini bildirdi.
NASA'da görevli araştırmacılar, dünya atmosferinin kenarındaki elektrik hareketliliğiyle, altında yeralan bölgede hemen sonra olan sarsıntılar arasında yakın bir ilişki saptadıklarını söylüyorlar.
Çin'de geçtiğimiz haftalarda meydana gelen ve büyük can kaybına yolaçan şiddetli deprem öncesinde de bu tür sinyaller alındığı kaydedildi.
NASA'daki araştırmacılar, İngiliz uzmanlarla biraraya gelerek uzay merkezli bir erken uyarı sistemi geliştirilip geliştirilemeyeceğini araştırıyorlar.
Bilim dünyasında birçok uzman, bu tür sinyallerin gerçekten de yaklaşan bir depremin habercisi olduğu konusunda derin kuşku duyuyor.
Ancak California'daki NASA Ames Araştırma Merkezi'nde görevli fizikçi Minoru Freund BBC'ye yaptığı açıklamada, "Bazı depremlerle kimi deprem-öncesi sinyaller arasında açık bir bağlantı kurabileceğimize inanıyorum" dedi.
Freund, sağlam bilimsel verilere sahip oldukları konusunda 'temkinli bir iyimserlik duyduğunu' belirterek, eldeki bilgileri doğrulamak için bir dizi deney hazırladıklarını kaydetti.
Depremleri önceden tahmin edebilmek için yıllardır araştırma yapılmasına rağmen, gelecekteki bir depremin zamanını güvenilir şekilde tahmin edebilmek hâlâ mümkün değil.
İpuçları iyonosferde mi?
Atmosferdeki diğer tabakalardan farklı olan iyonosfer, güneşten gelen radyasyona açık olduğu için elektrik yüklü. Ve birçok defa uydular, deprem bölgelerinin 100-600 km yukarısındaki atmosfer tabakasında belli bir hareketlilik saptadılar.
Bu hareketliliğin en önemlilerinden biri, iyonosferdeki elektron ve diğer elektrik yüklü zerrelerin yoğunluğunda gözlenen değişimler oldu.
NASA'daki araştırmacıların erken deprem uyarı sistemi geliştirilmesi konusunda işbirliği yaptığı İngiliz Surrey Sattellite Technology Limited kurumunun yetkililerinden Stuart Eves, "Eldeki veriler, teknolojik bakımdan bir eşiği atlamaya çok yaklaştığımıza işaret ediyor" dedi.
Eves, "Ancak, deprem meydana gelmeden, etkisinin ne kadar büyük olacağını ve ne kadar süreceğini bilemiyoruz" dedi.
NASA araştırmacılarından Minoru Freund da, depreme işaret eden diğer bilinen faktörlerin de bu sisteme dahil edilebileceği inancında.
Bunlar arasında depremin merkezinden çıkan güçlenmiş kızılötesi ışınlarla, düşük frekanslı elektrik ve manyetik alan verilerindeki anormallikler yeralıyor.
BBC Türkçe
“Deprem uyarı sisteminin 'eli kulağında'” (06 Haziran, 2008 ilk yayınlanma tarihi)
“ABD'de deprem tahmini” (10 Temmuz, 2008 ilk yayınlanma tarihi)
Buna göre yer kabuğundaki değişimler izlenirse, depremleri saatler öncesinden haber almak mümkün olabilir.
Bu izleme, fayın içine yerleştirilen gözlem aletleriyle yapılabiliyor.
Sonuçları bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırma, Kaliforniya'daki San Andreas fayı üzerinde yapılan deneylere dayanıyor.
Deprem bilimci Paul Silver, küçük bir yer sarsıntısından saatler önce yer kabuğunda değişimler kaydettiklerini anlatıyor.
"Normal olarak kayaların değişmesini beklemiyorsunuz." diyen Paul Silver, ekliyor:
"Şaşırtıcı olan; 3,0 büyüklüğündeki bir depremden tam on saat önce bu tür değişimler kaydetmiş olmamız."
Deprem bilimci Silver'a göre bu değişimler yer kabuğu üzerindeki basınç değişikliğine denk düşüyor.
Bu nedenle 3,0 büyüklüğündeki depremin habercisi olmaları büyük olasılık.
Kaliforniya dünyanın en aktif deprem bölgelerinden biri.
San Andreas fayında da önümüzdeki otuz yıl içinde yüzde 99 ihtimalle çok büyük bir deprem bekleniyor.
Amerikalı ekip şimdi bölgede bulgularını kontrol etmek için yeni deneyler yürüteceklerini söylüyorlar.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, depremleri tahmin edebilme çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindiğini bildirdi.
NASA'da görevli araştırmacılar, dünya atmosferinin kenarındaki elektrik hareketliliğiyle, altında yeralan bölgede hemen sonra olan sarsıntılar arasında yakın bir ilişki saptadıklarını söylüyorlar.
Çin'de geçtiğimiz haftalarda meydana gelen ve büyük can kaybına yolaçan şiddetli deprem öncesinde de bu tür sinyaller alındığı kaydedildi.
NASA'daki araştırmacılar, İngiliz uzmanlarla biraraya gelerek uzay merkezli bir erken uyarı sistemi geliştirilip geliştirilemeyeceğini araştırıyorlar.
Bilim dünyasında birçok uzman, bu tür sinyallerin gerçekten de yaklaşan bir depremin habercisi olduğu konusunda derin kuşku duyuyor.
Ancak California'daki NASA Ames Araştırma Merkezi'nde görevli fizikçi Minoru Freund BBC'ye yaptığı açıklamada, "Bazı depremlerle kimi deprem-öncesi sinyaller arasında açık bir bağlantı kurabileceğimize inanıyorum" dedi.
Freund, sağlam bilimsel verilere sahip oldukları konusunda 'temkinli bir iyimserlik duyduğunu' belirterek, eldeki bilgileri doğrulamak için bir dizi deney hazırladıklarını kaydetti.
Depremleri önceden tahmin edebilmek için yıllardır araştırma yapılmasına rağmen, gelecekteki bir depremin zamanını güvenilir şekilde tahmin edebilmek hâlâ mümkün değil.
İpuçları iyonosferde mi?
Atmosferdeki diğer tabakalardan farklı olan iyonosfer, güneşten gelen radyasyona açık olduğu için elektrik yüklü. Ve birçok defa uydular, deprem bölgelerinin 100-600 km yukarısındaki atmosfer tabakasında belli bir hareketlilik saptadılar.
Bu hareketliliğin en önemlilerinden biri, iyonosferdeki elektron ve diğer elektrik yüklü zerrelerin yoğunluğunda gözlenen değişimler oldu.
NASA'daki araştırmacıların erken deprem uyarı sistemi geliştirilmesi konusunda işbirliği yaptığı İngiliz Surrey Sattellite Technology Limited kurumunun yetkililerinden Stuart Eves, "Eldeki veriler, teknolojik bakımdan bir eşiği atlamaya çok yaklaştığımıza işaret ediyor" dedi.
Eves, "Ancak, deprem meydana gelmeden, etkisinin ne kadar büyük olacağını ve ne kadar süreceğini bilemiyoruz" dedi.
NASA araştırmacılarından Minoru Freund da, depreme işaret eden diğer bilinen faktörlerin de bu sisteme dahil edilebileceği inancında.
Bunlar arasında depremin merkezinden çıkan güçlenmiş kızılötesi ışınlarla, düşük frekanslı elektrik ve manyetik alan verilerindeki anormallikler yeralıyor.
BBC Türkçe
“Deprem uyarı sisteminin 'eli kulağında'” (06 Haziran, 2008 ilk yayınlanma tarihi)
“ABD'de deprem tahmini” (10 Temmuz, 2008 ilk yayınlanma tarihi)


