- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,385
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,080
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 39
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Hepimiz yeryüzünde akarsuların taşıdıkları suyun hareketini, ve göl ve denizlerde toplanan suları görmüşüzdür. Görmesi zor olan, göl ve denizlerden buharlaşan suların atmosferde toplanması ile yağış olarak düşen suların yeraltına sızarak buralarda birikmesidir. Suyun bulunduğu her ortam bir rezervuar (depolanma, birikme alanı) sayılır. Bu alanlar, okyanuslar, buzul ve kutup buzları, yeraltı suları, göl ve nehirler, atmosfer ve biyosferdir (Şekil 12.1). En büyük kütleye sahip olan okyanuslardır. Yeraltı suları, göl ve akarsulardan daha fazla miktarda su bulundurmasına karşın, çok miktarda çözünmüş malzeme içermeleri dolayısı ile bunların büyük bir kısmı kullanışsızdır. Şekil 1. Suyun dünyadaki dağılımı;
Ne kadar su mevcut ?
Dünyanın su arzı, 1.46 milyar kilometre küp gibi büyük bir miktardadır. Bu suyun hepsi
karalar üzerine yayılsa idi, ABD'nin 50 eyaleti de 145 metre kadar suyun altında kalırdı. Bu miktar sabittir, ve araştırmalar, dünyadan – uzaya - giden veya dünyaya gelen su miktarının önemli olmadığına işaret etmektedir.
Su döngüsü (hydrologic cycle)
Suyun yeryüzünde, buharlaşma, yağış, yeraltına süzülme, kaynak ve akarsu olarak tekrar çıkma, bir göl veya denize akma vs gibi hareketlerine su döngüsü denir (Şekil 2). Bu hareketlerle su bir rezervuardan diğerine taşınır, veya aktarılır. Bu hareketlerde su üç halde de (katı, sıvı veya gaz) bulunabilir. Şekil bize, kara ve denizler arasındaki su alışverişinin dengeli olduğunu göstermektedir. Denizlerde (okyanuslarda) yağıştan daha fazla buharlaşma olur (farkı 36 birim). Bu karalardaki buharlaşmaya göre daha fazla olan yağışın yüzeysel akışla (runoff) denizlere ulaşan su miktarı ile (36 birim) dengelenir. Karalarda yağışın bir kısmı da yeraltına süzülerek (infiltration) yeraltı suyunu besler ve bitki kökleri tarafından emilir. Terleme (transpiration) ile bu su tekrar bitkilerden atmosfere döner.
Ne kadar su kullanabiliriz ?
Su döngüsü, kullanabileceğimiz su miktarı hakında bize bilgi verir. Kulanma suyu, tuzlu olmayan, tatlı su olacaktır. Orta Doğu'da tuzlu suyun tuzunun alınması ile tatlı su elde etme çalışmaları giderek artarak devam etse de, tatlı su teminimiz hala yağış, akarsular, bazı yeraltı suları, ve karadaki kar ve buzun erimesi ile oluşan sulardan olmaktadır. Tüm bu sular yağışla beslenmektedirler. Bu durumda, pratik olarak kullanabileceğimiz su miktarının sınırı, karalara düşen devamlı yağış kadardır. Bu devamlılık aynı zamanda bu suyun yenilendiği anlamını da içerir. Bu halde, kaynaklarımızı kirletsek dahi, yağış bu kirliliği zamanla ortadan kaldıracaktır. Fakat bunun yüzlerce hatta binlerce yıl zaman alabileceğini de düşünmek gerekir.
Yağışın buharlaşan kısmını kullanamayacağımız açıktır. Yağışın ancak süzülme ile sızan kısmı bize yararlı olabilir, fakat bu kısmın da kuyularla alınabilir olması gerekir. Suyun en kolay alınabilen kısmı ise yüzeysel akış ile ilgili olanıdır. İnsanın çalışmaları ile bu döngüye ne kadar etki yaptığını anlamak için şu birkaç konuya değinelim:
Ne kadar su mevcut ?
Dünyanın su arzı, 1.46 milyar kilometre küp gibi büyük bir miktardadır. Bu suyun hepsi
karalar üzerine yayılsa idi, ABD'nin 50 eyaleti de 145 metre kadar suyun altında kalırdı. Bu miktar sabittir, ve araştırmalar, dünyadan – uzaya - giden veya dünyaya gelen su miktarının önemli olmadığına işaret etmektedir.
Su döngüsü (hydrologic cycle)
Suyun yeryüzünde, buharlaşma, yağış, yeraltına süzülme, kaynak ve akarsu olarak tekrar çıkma, bir göl veya denize akma vs gibi hareketlerine su döngüsü denir (Şekil 2). Bu hareketlerle su bir rezervuardan diğerine taşınır, veya aktarılır. Bu hareketlerde su üç halde de (katı, sıvı veya gaz) bulunabilir. Şekil bize, kara ve denizler arasındaki su alışverişinin dengeli olduğunu göstermektedir. Denizlerde (okyanuslarda) yağıştan daha fazla buharlaşma olur (farkı 36 birim). Bu karalardaki buharlaşmaya göre daha fazla olan yağışın yüzeysel akışla (runoff) denizlere ulaşan su miktarı ile (36 birim) dengelenir. Karalarda yağışın bir kısmı da yeraltına süzülerek (infiltration) yeraltı suyunu besler ve bitki kökleri tarafından emilir. Terleme (transpiration) ile bu su tekrar bitkilerden atmosfere döner.
Ne kadar su kullanabiliriz ?
Su döngüsü, kullanabileceğimiz su miktarı hakında bize bilgi verir. Kulanma suyu, tuzlu olmayan, tatlı su olacaktır. Orta Doğu'da tuzlu suyun tuzunun alınması ile tatlı su elde etme çalışmaları giderek artarak devam etse de, tatlı su teminimiz hala yağış, akarsular, bazı yeraltı suları, ve karadaki kar ve buzun erimesi ile oluşan sulardan olmaktadır. Tüm bu sular yağışla beslenmektedirler. Bu durumda, pratik olarak kullanabileceğimiz su miktarının sınırı, karalara düşen devamlı yağış kadardır. Bu devamlılık aynı zamanda bu suyun yenilendiği anlamını da içerir. Bu halde, kaynaklarımızı kirletsek dahi, yağış bu kirliliği zamanla ortadan kaldıracaktır. Fakat bunun yüzlerce hatta binlerce yıl zaman alabileceğini de düşünmek gerekir.
Yağışın buharlaşan kısmını kullanamayacağımız açıktır. Yağışın ancak süzülme ile sızan kısmı bize yararlı olabilir, fakat bu kısmın da kuyularla alınabilir olması gerekir. Suyun en kolay alınabilen kısmı ise yüzeysel akış ile ilgili olanıdır. İnsanın çalışmaları ile bu döngüye ne kadar etki yaptığını anlamak için şu birkaç konuya değinelim:
- Kuru alanlarda sulama yapmak buharlaşmayı arttırır;
- Su, kanallarla bir yerden bir diğerine aktarıldığında, yüzeysel akış değişir;
- Yerin yüzeyini karayolları, park alanları, ve binalarla örtmek süzülmeyi engeller;
- İnsan etkinliğinin genel ve yerel olarak küresel ısınmaya katkısı, buzulların erimesi ile diğer rezervuarların su dengesinin bozulmasına yol açar.

