berkmenoo 1
berkmenoo
mavzermete 1
mavzermete
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

Sandman

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan mum
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 94

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

10 Haziran 1916, Wych Cross, İngiltere. Kadim Gizemler Tarikatı’nın lideri Roderick “Magus” Burgess, Olum’u dize getirmek, O’nu hazırladığı buyulu cembere hapsetmek icin bir ayin duzenler. Boylece artık hic kimse olmeyecektir. Ancak ayinde bir şeyler ters gider, Olum yerine kucuk erkek kardeşi Dream (Morpheus, Sandman vs.) Magus’un tuzağına duşer. Her şey yolunda gitse ve Olum tutsak edilseydi neler olurdu bilemeyiz ama bu cılgın ayinde yapılan hata 1990’ların en ilginc cizgiroman serilerinden birinin doğmasına sebep oldu: Yazarı Neil Gaiman’ın adıyla ozdeşleşen, Ruya Lordu, Sandman.

Superman’den bu yana Amerikan cizgiroman kahramanlarının yarısının adının “man”le bitmesi Sandman’le henuz tanışmayanların aklına yanlış fikirler getirmesin diye hemen belirtelim; Sandman sıradan insanları super kotulerden korumak icin telefon kulubelerinde kılık değiştiren bir super kahraman değil. Aslında klasik anlamda bir kahraman da sayamayız Sandman’i. O, zamanın başlangıcından beri hayata anlam veren ve 7 kardeşten oluşan Endless ailesinin (Kader, Olum, Duş, Yıkım, Arzu, Umutsuzluk, Hezeyan) bir uyesidir ve genellikle insanların/olumlulerin başına gelenlere ilgisiz kalır. Neil Gaiman’ın oykulerinde bu yedi kişlik ailenin ucuncu kardeşi olan Dream ve hukum surduğu Ruya Krallığı her oykude biraz daha ayrıntılı olarak anlatılır. Her gece gozlerimizi kapadığımızda adım attığımız bu krallık en masum duşleri, en karanlık kabusları icine alır. Gaiman Sandman oykulerinde, duşleri biraz geriye itip kabuslarla ve kabusların biz sıradan insanların dunyasındaki uzantılarıyla uğraşıyor.

Turkiye’deki cizgiroman okur profili dikkate alındığında satacağı şupheli olan serinin yolu, 1995 yılında kurduğu Buyuk Mavi Yayıncılık’la Batman’ı yayınlamaya başladığı gunden beri eline gecen her fırsatta Amerikan kaynaklı yeni cizgiromanlar yayınlayan Ahmet Kocaoğlu sayesinde Turkiye’ye de duştu, orijinal Sandman serisinin birinci kitabı Duş Muziği 2000 yılında Arka Bahce Yayıncılık tarafından yayınlandı. Her biri kendi icinde bir butunluk arzeden sekiz bolumden oluşan Duş Muziği, Dream’ın 1916 yılında tutsak edilmesiyle başlar ve bu tutsaklık 1988 yılına (Sandman’in Amerika’da cizgiroman raflarında ilk gorulduğu yıl) kadar surer. Tarikatın tum pazarlık girişimlerini reddeden Morpheus nobetcilerin bir anlık dalgınlığından faydalanıp buyulu cemberi kırmayı başarır. Kitabın geri kalan bolumu Ruya Lordu’nun tutsak edilmesi sırasında yağmalanan ve dunyanın, hatta cehennemin, dort bir yanına dağılan kum kesesini, miğferini ve ruya mucevherini araması ve ele gecirmesini anlatır. Bu arayış sırasında abisi Kabil tarafından itilip kakılmaktan sinir krizinin eşiğine gelmiş Habil’e, Dream’ın kum kesesi sayesin hala genc ve sağlıklı olduğu gunleri duşlerinde yaşan bir uyuşturucu bağımlısına, cehennemde cıkan ic savaşın ardından Lucifer’in Belzeebub ve Azazel gibi cehennemin efendileriyle kurduğu koalisyona, yuzlerce cehennem zebanisine, Batman’ın azılı duşmanı Doktor Dee’ye ve Dream’ın yakalandığı tuzağın asıl hedefi olan buyuk kardeş Olum’e rastlarız. Ayakları pek de yere basmayan ve daldan dala gezinen oykuler Neil Gaiman’ın guclu kurgusu ve ruyalar hakkındaki engin bilgisi sayesinde kendi gercekliğini okura kabul ettiriyor.

Turkce olarak 2003 yılında yayınlanan Bebek Evi ise Kum Masalları isimli bir prologla başlıyor. Gaiman’ın ifadesiyle bu “yanlız bir defaya mahsus olmak uzere anlatılan bir masal”dır. Afrika’da bir colde, sunnet olup erkekliğe adımını atmış bir genc, ailenin yaşlı bir erkeğinden, Kai’ckul (Morpheus’un bu topraklardaki adı) ile bir zamanlar bu colde yukselen gorkemli krallığın kralicesi Nada’nın yaşadığı aşkın hikayesini dinler. Bu aşk krallığı yok etmiş ve daha buyuk felaketleri engellemek icin Nada, Kai’chul’dan kacmıştır. Aşkına karşılık bulamayan Ruya Lordu, Nada’yı lanetleyip cehenneme gondermiştir (*). Bu kısa oykunun son cumlesinde Gaiman masalın bir başka sonunun olduğunu fısıldar. Dream’ın tutsak edildiği donemde dunyanın bir cok yerinde baş gosteren uyku hastalığına yakalananlardan biri olan ve ilk kitapta sadece altı-yedi karede okuyup gectiğimiz Unity Kinkaid, Dream’ın tutsaklıktan kurtulduğu anda uyanmıştır. Uykuda gecen yaklaşık 70 yıl icinde tecavuze uğramış ve bir kızı olmuş ancak ailesi tarfından bu bebek başkalarına verilmiştir. Artık yaşlı bir kadın olan Unity kızını arayıp bulur ve İngiltereye cağırır. Ama ailedeki sorunlar henuz bitmemiştir; cunku torunu Jed kayıptır. Unity’nin torunu ve Jed’in ablası Rose kardeşini bulmak icin Amerika’ya doner. Bir yandan da gene Dream’in tutsaklığı sırasında dort kişinin (daha doğrusu uc kişi ve bir yer) ruya aleminden kactığını oğreniriz: Kemancının Bahcesi, saray hizmetkarlarından Brute ve Glob, ruya alemindeki kabuslardan Korintli. Ve sonra herkesin yolu birbiriyle kesişir. Bu kitapta yer alan oykulerden en ilginci hic şuphesiz seri katillerin duzenlediği paneli anlatan Koleksiyonerler. İnsanları oldurme konusunda değişik yontemler bulan ve iş deneyimlerini birbirleriyle paylaşmak isteyen seri katillere bir panel duzenletmek orijinal bir fikir. Daha panel başlamadan otelin lobisindeki kalabalıktan yukselen diyaloglar şoyledir: Bu toplantı olmasaydı olsem buraya adım atmazdım, cikolatalı sufleyi oyle iyi yapıyorlar ki lezzeti olmeye değer, bu yolculuk beni oldurdu, bir bonfile icin bir ineği oldurebilirim. Bu satırlara sığamayacak kadar ilginc gelişmenin ardından Rose kardeşi Jed’i bulur (**). Ama aslında masalın sonu bu da değildir.

Şimdilik malesef iki kitabını okuyabildiğimiz Neil Gaiman Sandman’de, sadece cizgiroman sayfalarında değil, edebiyat ya da sinemada da kolay kolay rastlayamadığımız guzellikte gizemli oykuler anlatıyor. Ustelik bunu Vampirler, Kurtadamlar, Zombiler, Uzayın derinliklerinden ya da gizli laboratuvarlardan fırlamış canavarlar gibi klasik motiflere yuz vermeden yapabiliyor. Gaiman’ın ilk oykuden beri buyuk bir ozenle kurduğu kendi duş aleminde buna gerek de yok aslında. O butun korkuların kaynağından besleniyor; gunluk hayatta yuzleşmekten korktuğumuz icin bilinc altına fırlatıp attığımız ama gene de bir yolunu bulup ruyalarımızda karşımıza cıkan imgelerden, kabuslardan. Bu kaynak, Gaiman tarafından, tarih, mitoloji, edebiyat ve populer şarkılar kullanılarak yapılan sozcuk oyunları ve gondermelerle zenginleştirilerek Sandman oykulerinin okur tarafından hemen okunup tuketilen metinlere donuşmesi engelleniyor.

Sac tellerini tek tek cizecek kadar ayrıntıya onem verilen Amerikan cizgiroman piyasasının bir urunu olmasına rağmen Nail Gaiman’ın oykuleri ilk sayıdan itibaren “underground”, “fanzin” dergilerde rastlayabileceğimiz bir cizgiyle anlatılıyor. Renklendirmedeki karanlık tonlar, fotoğraf kullanılarak yapılan kolajlar ve tekrarlanan kareler bu cizgiyi tamamlayarak “her hikayenin bir cizgisi vardır” sozunu doğruluyor. Sandman’in Amerikan cizgiromanlarının klasik cizgisine uzak durmayı tercih eden bu tarzı cizgiroman sayfalarını bilinc altından kopup gelmiş goruntulere, ruyalara donuşturuyor.

Neil Gaiman orijinal Sandman serisini 11 ciltte tamamladı. Mister Sandman’in Turkce yolculuğu sonuna kadar devam edecek mi yoksa bu iki kitabı tekrar rekrar okumakla yetinmek zorunda mı kalacağız, şimdilik kimse bilmiyor. Ama Gaiman’ın Sandman’ini beğenenler icin belirtelim; yazarın Best Seller romanı Amerikan Tanrıları 2002 yılında İnkılap Kitabevi tarafından yayınlandı.



Notlar:

(*) Dikkatli okur ilk kitap Duş Muziği’nde iki sevgilinin cehennemde karşılaşmalarını ve Ruya Lordu’nun, kendisini cehennemden kurtarmak icin yalvaran Nada’ya verdiği cevabı hatırlayacaktır: “On bin yıl gecti… Seni hala seviyorum. Ama henuz seni affetmedim”

(**) Bebek Evi kitabının surprizlerinden biri de İngiliz Edebiyatı’nın en ilginc şahsiyetlerinden Gilbert Keith Chesterton’ın (Bay Perşembe, Garip Ticaretler Kulubu, Peder Brown ve yuz kadar daha kitabın yazarı) kardeşini arayan Rose’a yardım eden ust kat komşusu olarak boy gostermesi. Amerika’da yaptığı işlerle keşfedilen İngiliz bir yazar olan Gaiman’ın Chesterton’a kişisel bir hayranlığı olsa gerek.

Yazı, daha once Geceyarısı Sineması dergisinin 17.sayısında yayınlanmıştır.


Kaynak: seruven.org
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst