Birçoğumuz günlük yaşantımızdaki birtakım geleneklerin, adetlerin ve batıl inançların kaynağını bilmez, hatta üzerine düşünmeyiz; onlar yüzyıllardır süregelen alışkanlıklarımız olmuşlardır. Onları İslamiyet’in bir parçası olarak kabul edip uygulasak da kökleri çok daha eskilere uzanmaktadır. Orta Asya’daki atalarımız İslamiyet’i kabul ettikten sonra eski inanışlarını tamamen terk etmemiş, eski inanışlarıyla İslami inanışların sentezi olan uygulamalar ortaya koymuşlardır. Anadolu’ya geldiklerinde bu sentez Anadolu kültürüne ait öğelerle de birleşmiş ve ortaya bugün uyguladığımız gelenekler, adetler ve batıl inançlar çıkmıştır. Bu yüzden hayatımızda önemli bir yer kaplayan geleneksel uygulamaların kökleri Türk mitolojisine kadar uzanmakta ve bunlar eski Türk inanışlarının temeli olan Şamanizm, tabiat ruhlarına saygı, atalar kültü ve ölüler kültü gibi kültleri içinde barındıran unsurlar içermektedir.
1. Kurban
Kökleri çok eskilere uzanan geleneklerimizle başlamak gerekirse, kurban sunmak birçok dinde yer alan, İslamiyet’in çok öncesine dayanan bir gelenektir. Çok eski tabiat dinleri ile Mezopotamya, Anadolu, Mısır, Hint, Çin, İran ve İbrani dinlerinde yılın belli aylarında dinî törenlerle kurban sunma, bayram yapma geleneği vardır. Kurbanlar çeşitli sebeplerle sunulurlar. Bunlar; tabiata ait unsurlara duyulan hayranlık ve şükran duyguları, Tanrıların gönlünü alma, Tanrılara adak adama ve hataların kefaretini ödeme gibi sebeplerdir.
2. Ölümle ilgili adetler
Günümüzdeki ölümle ilgili adetlerde de eski Türk inanışlarının izlerine oldukça fazla rastlanmaktadır. Mezar yapıları, ölünün ardından dağıtılan yemekler, ölünün belirli günlerde anılması ve gömülmeyle ilgili adetler hep eski Türk inanışlarından izler taşımaktadır.
3.İsim koyma ile ilgili adetler
Ölümle ilgili adetlerde olduğu kadar, doğumla ilgili adetlerde de İslamiyet öncesindeki inanışların izlerine rastlanmaktadır. Günümüzde yeni doğan çocuğa verilecek olan isim büyük önem taşımaktadır. Özellikle konulacak olan ismin aile büyüklerinin isimleri arasından seçilmesi sık sık karşılaşılan bir durumdur. Bu durumun atalar kültüyle ilişkili olduğu açıktır. Çocuğun ismini taşıdığı atasının özelliklerine sahip olması istenmektedir. Bu bağlamda
çocuklara konulan isimlerin anlamları da çok önemlidir. Çocuklara uzun ömürlü olmaları için Durmuş, Yaşar, Satılmış, Satı gibi isimlerin konulması eski Türklerden günümüze kadar uzanan adetlerdendir. Çocuğa konulan ismin bir nevi çocuğun kaderi olduğuna inanılmaktadır.
4.Nevruz, Hıdrellez ve yılbaşı kutlamaları
Nevruz, Hıdrellez, yılbaşı gibi kutlamalar da günümüzden çok öncesine uzanan gelenekler arasındadır. Yıl dönümleri ve mevsim değişiklikleri tarım ve hayvancılığa bağlı ilkel toplumlar için çok önemli olgulardır; canlanan doğa ve güneşin doğuşu törenlerle kutlanır. Birçok toplulukta birbirine benzeyen bu tarz törenler görüldüğü gibi, İslamiyet öncesi Türk topluluklarında da görülmektedir.
5.Yağmur duası geleneği
Anadolu’daki yağmur dualarını herkes bilir; kırsal kesimlerde insanlar toplanarak kurak mevsimlerde yağmurun yağması için dua ederler. Bu geleneğin de eski Türk inançlarına dayanan uzun bir geçmişi vardır. Şamanist geleneklerde yağmur yağdırma, fırtına çıkarma veya bunları durdurma gücüne sahip olduğuna inanılan bir taş vardır. Bu taşa “yada taşı” denir. Yada taşı savaşlarda bu işleviyle düşmana karşı güçlü bir silah olarak kullanılır.Türklerin Müslüman olduktan sonra da savaşlarda bu taşı kullandıklarına inanmışlardır. Hatta daha sonra bu inancı İslam dini bakımından açıklamak isteyen bir yazar, bu taşın Nuh Peygamber tarafından oğlu Yafes’e “ismi a’zam” duasını yazarak verilmiş olduğunu söylemiştir.Bu gelenek Anadolu’da hala yağmur duası şeklinde devam etmektedir. Anadolu’da yağmur duasına ait toplanan folklor malzemeleri arasında “taşa dua yazıp su koymak” tespit edilmiştir ve bunun da yada taşı geleneğinin bir hatırası olabileceği düşünülmektedir.
6.Evliya, eren ve dedelerin mucizeleri
Müslüman Türklerde evliya, eren ya da dede olarak anılan kişilerin birtakım mucizeleri anlatılmaktadır. Bu kişiler biçim değiştirebilme (dona girme), gizli şeyleri bilme ve su üstünde yürüme gibi kerametlere sahip kişilerdir. Güngör, Yakut, Tuva Altay şamanlarıyla, bu Müslüman evliya, dede ve erenlerin aynı kerametleri gösterdiklerini belirtmektedir.
7.Çaput bağlama geleneği
Anadolu’da evliya, dede, eren olarak bilinen kişiliklerin mezarlarının sık sık ziyaret edilip, bu mezarlara adak olarak çaputlar bağlandığına şahit oluruz. Bu mezarların ziyaret edilmesini eski Türk inanışlarındaki atalar kültüyle bağdaştırabiliriz. Atalar kültü, ölmüş atalara saygı gösterme, onlara kurbanlar sunma âdetidir.Çaput bağlama ise ağaçlara da sık sık uygulanan, İslamiyet öncesi inanışlarda dağ, orman, ağaç ve su ruhlarına adanan adakların bir uzantısıdır.
8.Şamanizm kalıntıları
Günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş batıl inançların kaynaklarını öğrenmeye çalışmak bizi kültür kökenlerimizle tanıştırmaktadır. Geceleri tırnak kesmek, kapı eşiğinde durmak, akşamları saç kesmek ve köpek ulumasına yüklenen anlamlar kökleri hep Şamanist inançlarda olan uygulamalardır.
Sonuç olarak…
Mitler her ne kadar ilk anlamları unutulmuş olsa da hala günlük hayatımızın içinde değişik şekillerde yaşamayı sürdürmektedirler. Geleneklerimizde, adetlerimizde, inançlarımızda ve alışkanlıklarımızda mitlerin izleri o kadar fazladır ki, burada bunların ancak bir kısmı incelenebilmiştir. Eski Türk inanç sistemlerini araştırmak bugünkü inanç sistemini hurafelerden arındırmayı sağlayacağı gibi, bizi aynı zamanda kültür kökenlerimizle de tanıştırmaktadır. Bu açıdan mitoloji/mit bilimi geçmişimizle bugünümüzü birbirine bağlamaktadır.