- Katılım
- 2 Mar 2015
- Konular
- 59,202
- Mesajlar
- 88,475
- Çözüm
- 109
- Online süresi
- 4mo 16d
- Reaksiyon Skoru
- 14,315
- Altın Konu
- 2,411
- TM Yaşı
- 11 Yıl 3 Ay 17 Gün
- Başarım Puanı
- 1,051
- MmoLira
- 696,939
- DevLira
- 234
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
İslam dünyasında ortaya çıkan felsefi yaklaşımlar ve pek çok hususiyetleri ve ozellikle dine bakışları açısından farklılık arzederler. Fakat Maddeciler hariç tüm ekoller İslam’ın tevhit anlayışı esaslarına çok yakınlardır. Bu ekoller geneli itibarıyla Tanrı, ruh, vahiy, peygamber, kutsal kitap vb. dinsel varlık ve kavramları kabul ederler.
Başlıcaları;
Dehriyye (Materyalist): Adını “başlangıcı ve sonu olmayan” anlamındaki dehr kelimesinden alan materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür. 7. yy’da şekillenen bu anlayış İran kültürü ve Brahmanizm inancından etkilenmiştir. Temsilcisi İbn-ür Ravendi’dir. Ona göre evren ezeli ve ebedidir. Evrenin ötesinde doğa üstü bir güç olmadığı gibi peygamberlik, din ve mucizelerin varlığına da inanılmaz.
Tabiiyye (Tabiatçı, Naturalist): İslam felsefesinde deist yaklaşımı savunan anlayıştır. Kurucuları Cabir Hayyan, Ebu Bekir Razi. Tanrı’nın evreni yaratmış olduğunu kabul etmelerine karşılık peygamberlik, vahiy, kutsal kitaplar ve mucizelere inanmazlar. Bu anlayışa göre insan aklı sayesinde iyiyi, güzeli ve doğruyu bulabilir.
Meşşaiyye: İslam felsefesinde en geniş etkiye sahip olan anlayıştır. El Kindi, İbn-i Rüşd, Farabi, İbn-i Sina gibi filozofların temsil ettiği bu ekol, Aristocu anlayışı benimsemişlerdir. Meşşaiyye “gezinenler” anlamındadır. (Aristoteles,kurduğu okulda derslerini öğrencileri ile gezinerek verdiği için felsefesi bu adla tanımlanmıştır.) Meşşailere göre insan gerçeğe akıl ile ulaşabilir.(Rasyonalist) Bu anlayış Tanrı’nın varlığını, vahyin mümkün olduğunu ve peygamberliğin gerekli olduğunu kabul etmiş din ile felsefeyi uzlaştırma çabasında olmuştur.
İhvan-ı Safa: 10. yy’ın ortalarında Basra merkezli gizli ve siyasi bir örgüt şeklinde yapılanan İhvan-ı Safa’nın (Temizlik Kardeşleri) kimlerden oluştuğu ve gerçek amaçlarının ne olduğu bilinmemektedir. Cehalet, batıl inanç ve sapkın fikirlerle kirletildiğini düşündükleri dinin ancak felsefe ile temizlenebileceğini savunan İhvan-ı Safa, insanlığın kurtuluş, huzur ve mutluluğunun felsefileşmiş din ile sağlanabileceğini ileri sürer. Harf ve sayılar sembolizmini kullanan bu anlayışa göre dinlerin kutsal kitaplarındaki yaradılış, ruh, şeytan, cennet ve cehennem gibi kavramlar sembol olarak anlaşılmalıdır. Ruh, cennet, melek gibi güçler aslında doğada bulunan varlıkların birer sembolünden ibarettir.
İşrakiyye: İşrakiyye; güneşin doğması ve aydınlanma anlamına gelir. 12. yy’ın sonlarına doğru Şehabeddin Sühreverdi tarafından kurulmuştur. İnsanın hakikate, sezgi ya da iç aydınlanmayla ulaşabileceği savunulur. Aristoteles’e ve Meşşailik’e karşı tepki olarak çıkmıştır. İşrakiyye felsefesinde bilgiye ulaşmada akla karşı çıkılır. Bilginin kaynağı ilham ve sezgidir. İnsan, karanlıktan aydınlığa tasavvuf eğitimiyle nefsini eğiterek, belli aşamalardan sonra hakikate ulaşabilir.
Başlıcaları;
Dehriyye (Materyalist): Adını “başlangıcı ve sonu olmayan” anlamındaki dehr kelimesinden alan materyalist ve ateist bir felsefe ekolüdür. 7. yy’da şekillenen bu anlayış İran kültürü ve Brahmanizm inancından etkilenmiştir. Temsilcisi İbn-ür Ravendi’dir. Ona göre evren ezeli ve ebedidir. Evrenin ötesinde doğa üstü bir güç olmadığı gibi peygamberlik, din ve mucizelerin varlığına da inanılmaz.
Tabiiyye (Tabiatçı, Naturalist): İslam felsefesinde deist yaklaşımı savunan anlayıştır. Kurucuları Cabir Hayyan, Ebu Bekir Razi. Tanrı’nın evreni yaratmış olduğunu kabul etmelerine karşılık peygamberlik, vahiy, kutsal kitaplar ve mucizelere inanmazlar. Bu anlayışa göre insan aklı sayesinde iyiyi, güzeli ve doğruyu bulabilir.
Meşşaiyye: İslam felsefesinde en geniş etkiye sahip olan anlayıştır. El Kindi, İbn-i Rüşd, Farabi, İbn-i Sina gibi filozofların temsil ettiği bu ekol, Aristocu anlayışı benimsemişlerdir. Meşşaiyye “gezinenler” anlamındadır. (Aristoteles,kurduğu okulda derslerini öğrencileri ile gezinerek verdiği için felsefesi bu adla tanımlanmıştır.) Meşşailere göre insan gerçeğe akıl ile ulaşabilir.(Rasyonalist) Bu anlayış Tanrı’nın varlığını, vahyin mümkün olduğunu ve peygamberliğin gerekli olduğunu kabul etmiş din ile felsefeyi uzlaştırma çabasında olmuştur.
İhvan-ı Safa: 10. yy’ın ortalarında Basra merkezli gizli ve siyasi bir örgüt şeklinde yapılanan İhvan-ı Safa’nın (Temizlik Kardeşleri) kimlerden oluştuğu ve gerçek amaçlarının ne olduğu bilinmemektedir. Cehalet, batıl inanç ve sapkın fikirlerle kirletildiğini düşündükleri dinin ancak felsefe ile temizlenebileceğini savunan İhvan-ı Safa, insanlığın kurtuluş, huzur ve mutluluğunun felsefileşmiş din ile sağlanabileceğini ileri sürer. Harf ve sayılar sembolizmini kullanan bu anlayışa göre dinlerin kutsal kitaplarındaki yaradılış, ruh, şeytan, cennet ve cehennem gibi kavramlar sembol olarak anlaşılmalıdır. Ruh, cennet, melek gibi güçler aslında doğada bulunan varlıkların birer sembolünden ibarettir.
İşrakiyye: İşrakiyye; güneşin doğması ve aydınlanma anlamına gelir. 12. yy’ın sonlarına doğru Şehabeddin Sühreverdi tarafından kurulmuştur. İnsanın hakikate, sezgi ya da iç aydınlanmayla ulaşabileceği savunulur. Aristoteles’e ve Meşşailik’e karşı tepki olarak çıkmıştır. İşrakiyye felsefesinde bilgiye ulaşmada akla karşı çıkılır. Bilginin kaynağı ilham ve sezgidir. İnsan, karanlıktan aydınlığa tasavvuf eğitimiyle nefsini eğiterek, belli aşamalardan sonra hakikate ulaşabilir.


