- Katılım
- 2 Mar 2015
- Konular
- 59,189
- Mesajlar
- 88,442
- Çözüm
- 109
- Online süresi
- 4mo 16d
- Reaksiyon Skoru
- 14,280
- Altın Konu
- 2,398
- TM Yaşı
- 11 Yıl 3 Ay 8 Gün
- Başarım Puanı
- 1,051
- MmoLira
- 695,207
- DevLira
- 234
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Sözcüklerin oluşması ve günümüzdeki kullanım şekillerine ulaşması, uzun yıllar süren bir süreçten sonra meydana gelmiştir. Her dilde kelimeler, seslerin düzenli bir sistemle bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Ancak kelimeler kullanıldıkları cümleye göre farklılık gösterebilmektedir.
Bugün hava soğuk olacakmış. (Gerçek anlam)
Yeni sınıfında çok soğuk karşılandı. (Mecaz anlam)
Yukarıdaki örneklere dikkat edilirse ilk cümlede kullanılan “soğuk” kelimesi gerçek anlamında kullanılmıştır. Ancak ikinci cümledeki “soğuk” sözcüğü gerçek anlamının dışına çıkmıştır, yani mecazlı kullanılmıştır. İkinci cümledeki “soğuk” kelimesi “beklenilen ilginin gösterilmemesi” şeklinde anlamlandırılabilir.
“Sözcükte Anlam” konusunu aşağıdaki sınıflandırmaya göre çalışmak daha faydalı olacaktır.
Çok Anlamlılık
Dil, yaşayan bir varlık olarak sürekli bir değişim halindedir.
Zamanla sözcükler yeni anlamlar kazanabilir ya da anlamlarını kaybedebilirler.
Hastalık sonrası ağzında yaralar oluştu.
Nehrin ağzında balık tutmayı severdi.
Onunla bu ağızla konuşman rahatsız ediciydi.
Mağaranın ağzında çadır kuruldu.
Gerçek Anlam
Bir sözcüğün tek başına kullanıldığında tanımlanabilen anlamı, gerçek ya da temel anlam olarak adlandırılır. Kelimelerin sözlük anlamı da gerçek anlamdır. Gerçek anlam genellikle sözcüğün akla gelen ilk anlamı da olmaktadır.
Bugünkü antrenmandan sonra ayağı şişmişti.
Kalp ameliyatından sonra eski sağlığına kavuşmuştu.
Baş ağrısından dolayı geceleri yatamıyordu.
Yukarıdaki örneklerde yer alan “Ayak, kalp ve baş” sözcükleri gerçek anlamda kullanılmıştır. Dikkat edilirse sözlük anlamlarına uygun ve akla gelen ilk anlamda kullanıldıkları görülür.
Yan Anlam
Yan anlamda kullanılan sözcükler gerçek anlamdan yola çıkılarak bir benzerlik sonrasında oluşmuştur. Yani bir varlığın ismi, şekil olarak ya da işlevsel olarak benzerlik kurulabilen başka bir varlıktan alınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, sözcüğün gerçek anlamdan tam olarak kopmamış olmasıdır.
Örneğin “İpliği makarasına sardı.“ cümlesindeki “Sarmak” sözcüğü gerçek anlamda kullanılırken “Çocuklar köpeğin etrafını sardı.” cümlesi gerçek anlamdan yola çıkılarak oluşturulduğundan yan anlam olmaktadır.
Sandalyenin ayağı kırılınca yere düştüm.
Kalemin başından tutarak sallıyordu.
Kapının kolu oynayınca korkudan ayağa fırladık.
Yukarıdaki örneklerde yer alan “Ayak, baş ve kol” sözcükleri insan organlarıdır. Ancak bu cümlelerde bir benzetme sonrasında cansız varlıklara aktarılarak sözcükler gerçek anlamdan yan anlama kaymıştır.
Mecaz Anlam
Kelimelerin sözlük anlamlarından uzaklaşıp başka bir anlamda kullanılmasıdır. Genellikle somut kelimelerin soyutlaştırılmasıyla kullanılır.
Örneğin gerçek anlam bölümünde “Kalp” sözcüğü ile ilgili örnek vermiştik. Aşağıdaki örnekte de bu kelimenin mecazlı halini görebilirsiniz.
Bugün söylediklerin kalbimi çok kırdı.
Bu cümlede kalbin bir organ olarak kullanılması, cümledeki gibi kırılması mümkün değildir. Bu cümlede kalp, gönül manasında kullanılmıştır.
Yemekler bir saat sonra fırından pişmiş olarak çıktı. (Gerçek anlam = Yenebilir duruma gelme)
Bu sektörde pişmiş biri olarak senin fikrini almak isterim. (Mecaz anlam = Tecrübe edinme)
Gözüm bu adamı hiç tutmadı.
Temiz bir iş sonrasında kutlama yapıyoruz.
Terim Anlam
Sözcüğün spor, sanat, bilim vb. özel alanlarda kullanılan ve kazanılan anlamına terim anlam denir.
Teşhis en önemli sanatlardan biridir. (Edebiyat)
Meridyenler arasında 4 dakikalık bir mesafe vardır. (Coğrafya)
Birazdan ikinci perde başlayacak. (Tiyatro)
Fenerbahçe sağ taraftan korner kullanacak. (Spor)
Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)
Bir kelimenin benzetme ilgisi ya da amacı olmaksızın başka bir sözcüğün, ismin yerine kullanılmasına mecaz-ı mürsel denilmektedir. Bir varlık anlatılmak istenildiğinde direkt onun ismini vermek yerine, onun bir kısmını ya da başka bir özelliğini söyleyerek anlatmaya çalışmamızdır ad aktarması.
Mecaz-ı mürsel yapılırken, iç-dış, parça-bütün, sanatçı-eser gibi anlam ilişkileri kurulabilir.
Örneğin;
Orhan Pamuk’u severek okurum.
Bu örnekte kastedilen yazarın kitabıdır. Ancak kitap ismi yerine yazarın ismi söylenerek mecaz-ı mürsel yapılmıştır.
Uçak Ankara’ya inmek üzere alçalmaya başlamıştı. (Ankara derken Esenboğa Havalimanı kastedilmiştir.)
Öğretmen tüm sınıfa ödev verdi. (Sınıftaki öğrencilere)
Bugün Zeki Müren dinliyorum. (Zeki Müren’in şarkılarını)
Büroyu taşımak için şirketle anlaştım. (Bürodaki eşyaları)
Bu fikrimizi dünyaya yaymalıyız. (İnsanlara)
Dolaylama
Tek sözcükle anlatılabilecek kavram ve varlıkları birden fazla sözcükle söyleme biçimine dolaylama denir.
Hayat arkadaşıyla birlikte geziye çıkmıştı. (Eşi)
Kara elmasıyla ünlü bir şehrimizdir. (Kömür)
Yavru vatanda bu hafta sonu seçim yapılacak. (Kıbrıs)
Takım bugün meşin yuvarlığı kaleye göndermeyi başaramadı. (Top)
Somut ve Soyut Anlam
Türkçemizde yer alan bazı sözcüklerin karşıladığı varlıklar duyu organlarımızla algılanırken bazı kavramlar ise duyu organlarımız tarafından algılanamamaktadır.
Somut sözcükler duyu organlarımızla algılayabildiğimiz, yani dokunabildiğimiz, tadabildiğimiz, duyabildiğimiz varlıkların anlamlarını karşılar.
Kuş, kalem, yıldız, güneş, yağmur, deniz…
Soyut sözcüklerin karşıladığı kavramlar ise beş duyu organımızla algılanamazlar. Biz kavramların varlıklarını ancak düşüncelerimiz yoluyla algılayabiliriz.
Mutluluk, üzüntü, akıl, düşünce, dil, cesaret, umut…
Somutlama
Soyut anlamlı sözcüğün cümlede somut anlam kazanmasıdır.
Çıkarcılar gün gelir sizi de yalnız bırakır.
Bir güzele gönül verince…
Soyutlama
Somut anlamlı sözcüğün cümlede soyut anlam kazanmasıdır.
Bu sorunu çözmenin bir yolunu bulacağız.
Son günlerde hepimize soğuk davranıyordu.
Güzel Adlandırma
Söylenmesinden çekinilen, korkulan, ürkülen bazı kavramların ve düşüncelerin başka sözcükler kullanılarak ifade edilmesine güzel adlandırma denir. Güzel adlandırma bazen inançlardan, tabulardan, ahlaki durumlardan dolayı kullanılabilir.
Örneğin; halkımız arasında “Cin” sözcüğünü kullanmak yerine “Üç harfliler” demek güzel adlandırma örneğidir.
Mahallenin neşe kaynağı olan ihtiyar dün akşam hakkın rahmetine kavuştu. (Ölmek)
Arkadaşımızın babası ince hastalığa yakalanmıştı. (Verem)
Görme engelli (Kör)
İşitme engelli (Sağır)
Kefen (Yakasız gömlek)
Yansıma Sözcükler
Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşturulmuş kelimelere “yansıma sözcükler” denir.
Vızıltı, gıcırdama, gürültü, pat, çıt, şırıltı, fısıltı, havlamak, horlama, hapşırmak, vınlamak, zırıltı,
UYARI: Yansıma sözcükler isim, sıfat, zarf ya da fiil görevinde kullanılabilir.
UYARI 2: Şu sözcükler yansıma değildir: pırıltı, ışıltı, kızartı, kişnemek, kükremek
UYARI 3:Yansıma sözcükler mecaz anlamda kullanılırsa yansıma özelliğini kaybeder.
Sonuçların açıklanmasını beklerken çatlayacaktım.
Nicel ve Nitel Anlamlı Sözcükler
Varlıkların ölçülebilen (sayı, uzunluk gibi) özelliklerini gösteren kelimelere “nicel anlamlı” sözcük denir.
Evin uzun bir bahçesi vardı.
Yüksek binada oturmayı seviyordu.
Varlıkların özelliklerini gösteren kelimelere “nitel anlamlı” sözcük denir.
Mavi bir arabası vardı.
Yaramaz çocuk herkesi bıktırmıştı.
Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler
Aynı türden varlıkları topluca karşılayan kelimelere “genel anlamlı” sözcük denir.
Tek bir varlığı ya da kavramı karşılayan kelimelere “özel anlamlı” sözcük denir.
Ülke → şehir → ilçe → mahalle
Sanat → Resim (genelden özele)
İstanbul → Marmara Bölgesi (özelden genele)
Eş Anlamlı Sözcükler (Anlamdaşlık)
Eş anlamlı sözcükler, aynı varlığı ya da aynı kavramı anlam olarak karşılarlar ancak yazılışlarında yani seslerinde farklılıklar vardır. Bir dilde bir kavrama iki farklı isim aynı anda verilmez. Ancak eş anlamlı sözcüklerin oluşması, aynı anlama gelen başka bir sözcüğün yabancı dilden gelmesiyle mümkün olabilir.
Cahil-bilgisiz
Celse-oturum
Cesur-yürekli
Cimri-pinti
Ek-ilave
Enkaz-yıkıntı
Eser-yapıt
Nasihat-öğüt
Nesil-kuşak
Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Eş sesli sözcükler her ne kadar anlamları farklı olsa da yazılışları yani sesleri birbirine benzeyen kelimelerden oluşur. Yazılışları aynı ama anlamları birbirinden farklı olan bu sözcüklere sesteş sözcükler de denilmektedir. Türkçemizde 200’den fazla sesteş sözcük olduğu bilinir.
Yaş: Islaklık
Yaş: İnsanın geçirdiği her yıl
Yüz: İnsan suratı
Yüz: Sayı
Bu yoğunluktan bezdim artık. (Bıkmak)
Temizlik bezlerini kuruladım. (Kumaş)
Sıcak havayı gören denize daldı. (Suya atlama eylemi)
Ağacın dallarını budamak gerek. (Ağaç gövdesi)
Gül: Çiçek
Gül: Eylem
Ek: İlave
Ek: Yapmak eylemi
UYARI: “Boya” sözcüğü ile “Boya-” fiili arasında anlam bağlantısı kurulabildiğinden sesteş sözcükler olarak kabul edilmez. Bu tür sözcükler ortak köklü kelimeler olarak adlandırılır. Bundan başka şu sözcüklerde sesteşlik aranmaz: Savaş, barış, tat, kuru, sıva, güven, ağrı…
UYARI 2: Türkçede şapkalı ünlü “^” olarak tabir edilen sözcüklerde sesteşlik aranmaz.
Bu akşam kar yağacak.
Bu işten bizim kârımız ne olacak?
Adet -> âdet
Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler
Anlam bakımından birbirine karşıt olan, anlamca birbiriyle çelişen kelimelerin bütününe zıt anlamlı ya da bir diğer ifade ile karşıt anlamlı sözcükler denilmektedir.
Zıt anlamlı kelimeleri günlük hayatımızda da sıklıkla kullanmaktayız. Zıt anlamlı sözcük örnekleri aşağıda yer almaktadır.
Acı-tatlı, iyi-kötü, zengin-fakir, siyah-beyaz, aşağı-yukarı, yüksek-alçak, uzun-kısa, sıcak-soğuk, az-çok, boş-dolu…
UYARI
Sözcüklere olumsuzluk eki olan “-ma/me” getirilerek zıt anlamlı yapmak doğru değildir.
Söylemek –> Söylememek
Yukarıdaki örnekteki gibi “-ma/me” getirilerek kelimenin zıttı değil, ancak olumsuzu yapılabilir.
UYARI II:
Türkçede her sözcüğün eş anlamlısı, sesteşi ya da zıt anlamlısı yoktur.
Yakın Anlamlı Sözcükler
Anlamları aynı yani eş anlamlı görünen ancak aralarında az da olsa anlam farkı bulunan kelimelere yakın anlamlı sözcükler denilmektedir.
UYARI
Eş anlamlı sözcükleri cümle içerisinde birbirinin yerine kullanabiliriz. Ancak yakın anlamlı sözcükleri cümle içerisinde birbirinin yerine kullanmamız anlatım bozukluğuna yol açar.
İstemek – dilemek
Usanmak – sıkılmak
Uğraşmak – didinmek
Bugün hava soğuk olacakmış. (Gerçek anlam)
Yeni sınıfında çok soğuk karşılandı. (Mecaz anlam)
Yukarıdaki örneklere dikkat edilirse ilk cümlede kullanılan “soğuk” kelimesi gerçek anlamında kullanılmıştır. Ancak ikinci cümledeki “soğuk” sözcüğü gerçek anlamının dışına çıkmıştır, yani mecazlı kullanılmıştır. İkinci cümledeki “soğuk” kelimesi “beklenilen ilginin gösterilmemesi” şeklinde anlamlandırılabilir.
“Sözcükte Anlam” konusunu aşağıdaki sınıflandırmaya göre çalışmak daha faydalı olacaktır.
SÖZCÜKTE ANLAM
A.Anlam Bakımından Sözcükler
Kelimelerin bir araya gelmesiyle cümleler, cümlelerin bir araya gelmesiyle paragraflar ve paragrafların bir araya gelmesiyle metinler oluşmaktadır. Dikkat edildiğinde metinlerin temelini oluşturan unsurların sözcükler olduğu görülebilir. Bu nedenle sözcüklerim hangi anlamda kullanıldıklarını bilmek son derece önem teşkil eder. Sözcükler bağlama göre, yani kullanıldıklarını cümleye göre farklı anlamlar kazanabilmektedir.Çok Anlamlılık
Dil, yaşayan bir varlık olarak sürekli bir değişim halindedir.
Zamanla sözcükler yeni anlamlar kazanabilir ya da anlamlarını kaybedebilirler.
Hastalık sonrası ağzında yaralar oluştu.
Nehrin ağzında balık tutmayı severdi.
Onunla bu ağızla konuşman rahatsız ediciydi.
Mağaranın ağzında çadır kuruldu.
Gerçek Anlam
Bir sözcüğün tek başına kullanıldığında tanımlanabilen anlamı, gerçek ya da temel anlam olarak adlandırılır. Kelimelerin sözlük anlamı da gerçek anlamdır. Gerçek anlam genellikle sözcüğün akla gelen ilk anlamı da olmaktadır.
Bugünkü antrenmandan sonra ayağı şişmişti.
Kalp ameliyatından sonra eski sağlığına kavuşmuştu.
Baş ağrısından dolayı geceleri yatamıyordu.
Yukarıdaki örneklerde yer alan “Ayak, kalp ve baş” sözcükleri gerçek anlamda kullanılmıştır. Dikkat edilirse sözlük anlamlarına uygun ve akla gelen ilk anlamda kullanıldıkları görülür.
Yan Anlam
Yan anlamda kullanılan sözcükler gerçek anlamdan yola çıkılarak bir benzerlik sonrasında oluşmuştur. Yani bir varlığın ismi, şekil olarak ya da işlevsel olarak benzerlik kurulabilen başka bir varlıktan alınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, sözcüğün gerçek anlamdan tam olarak kopmamış olmasıdır.
Örneğin “İpliği makarasına sardı.“ cümlesindeki “Sarmak” sözcüğü gerçek anlamda kullanılırken “Çocuklar köpeğin etrafını sardı.” cümlesi gerçek anlamdan yola çıkılarak oluşturulduğundan yan anlam olmaktadır.
Sandalyenin ayağı kırılınca yere düştüm.
Kalemin başından tutarak sallıyordu.
Kapının kolu oynayınca korkudan ayağa fırladık.
Yukarıdaki örneklerde yer alan “Ayak, baş ve kol” sözcükleri insan organlarıdır. Ancak bu cümlelerde bir benzetme sonrasında cansız varlıklara aktarılarak sözcükler gerçek anlamdan yan anlama kaymıştır.
Mecaz Anlam
Kelimelerin sözlük anlamlarından uzaklaşıp başka bir anlamda kullanılmasıdır. Genellikle somut kelimelerin soyutlaştırılmasıyla kullanılır.
Örneğin gerçek anlam bölümünde “Kalp” sözcüğü ile ilgili örnek vermiştik. Aşağıdaki örnekte de bu kelimenin mecazlı halini görebilirsiniz.
Bugün söylediklerin kalbimi çok kırdı.
Bu cümlede kalbin bir organ olarak kullanılması, cümledeki gibi kırılması mümkün değildir. Bu cümlede kalp, gönül manasında kullanılmıştır.
Yemekler bir saat sonra fırından pişmiş olarak çıktı. (Gerçek anlam = Yenebilir duruma gelme)
Bu sektörde pişmiş biri olarak senin fikrini almak isterim. (Mecaz anlam = Tecrübe edinme)
Gözüm bu adamı hiç tutmadı.
Temiz bir iş sonrasında kutlama yapıyoruz.
Terim Anlam
Sözcüğün spor, sanat, bilim vb. özel alanlarda kullanılan ve kazanılan anlamına terim anlam denir.
Teşhis en önemli sanatlardan biridir. (Edebiyat)
Meridyenler arasında 4 dakikalık bir mesafe vardır. (Coğrafya)
Birazdan ikinci perde başlayacak. (Tiyatro)
Fenerbahçe sağ taraftan korner kullanacak. (Spor)
Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)
Bir kelimenin benzetme ilgisi ya da amacı olmaksızın başka bir sözcüğün, ismin yerine kullanılmasına mecaz-ı mürsel denilmektedir. Bir varlık anlatılmak istenildiğinde direkt onun ismini vermek yerine, onun bir kısmını ya da başka bir özelliğini söyleyerek anlatmaya çalışmamızdır ad aktarması.
Mecaz-ı mürsel yapılırken, iç-dış, parça-bütün, sanatçı-eser gibi anlam ilişkileri kurulabilir.
Örneğin;
Orhan Pamuk’u severek okurum.
Bu örnekte kastedilen yazarın kitabıdır. Ancak kitap ismi yerine yazarın ismi söylenerek mecaz-ı mürsel yapılmıştır.
Uçak Ankara’ya inmek üzere alçalmaya başlamıştı. (Ankara derken Esenboğa Havalimanı kastedilmiştir.)
Öğretmen tüm sınıfa ödev verdi. (Sınıftaki öğrencilere)
Bugün Zeki Müren dinliyorum. (Zeki Müren’in şarkılarını)
Büroyu taşımak için şirketle anlaştım. (Bürodaki eşyaları)
Bu fikrimizi dünyaya yaymalıyız. (İnsanlara)
Dolaylama
Tek sözcükle anlatılabilecek kavram ve varlıkları birden fazla sözcükle söyleme biçimine dolaylama denir.
Hayat arkadaşıyla birlikte geziye çıkmıştı. (Eşi)
Kara elmasıyla ünlü bir şehrimizdir. (Kömür)
Yavru vatanda bu hafta sonu seçim yapılacak. (Kıbrıs)
Takım bugün meşin yuvarlığı kaleye göndermeyi başaramadı. (Top)
Somut ve Soyut Anlam
Türkçemizde yer alan bazı sözcüklerin karşıladığı varlıklar duyu organlarımızla algılanırken bazı kavramlar ise duyu organlarımız tarafından algılanamamaktadır.
Somut sözcükler duyu organlarımızla algılayabildiğimiz, yani dokunabildiğimiz, tadabildiğimiz, duyabildiğimiz varlıkların anlamlarını karşılar.
Kuş, kalem, yıldız, güneş, yağmur, deniz…
Soyut sözcüklerin karşıladığı kavramlar ise beş duyu organımızla algılanamazlar. Biz kavramların varlıklarını ancak düşüncelerimiz yoluyla algılayabiliriz.
Mutluluk, üzüntü, akıl, düşünce, dil, cesaret, umut…
Somutlama
Soyut anlamlı sözcüğün cümlede somut anlam kazanmasıdır.
Çıkarcılar gün gelir sizi de yalnız bırakır.
Bir güzele gönül verince…
Soyutlama
Somut anlamlı sözcüğün cümlede soyut anlam kazanmasıdır.
Bu sorunu çözmenin bir yolunu bulacağız.
Son günlerde hepimize soğuk davranıyordu.
Güzel Adlandırma
Söylenmesinden çekinilen, korkulan, ürkülen bazı kavramların ve düşüncelerin başka sözcükler kullanılarak ifade edilmesine güzel adlandırma denir. Güzel adlandırma bazen inançlardan, tabulardan, ahlaki durumlardan dolayı kullanılabilir.
Örneğin; halkımız arasında “Cin” sözcüğünü kullanmak yerine “Üç harfliler” demek güzel adlandırma örneğidir.
Mahallenin neşe kaynağı olan ihtiyar dün akşam hakkın rahmetine kavuştu. (Ölmek)
Arkadaşımızın babası ince hastalığa yakalanmıştı. (Verem)
Görme engelli (Kör)
İşitme engelli (Sağır)
Kefen (Yakasız gömlek)
Yansıma Sözcükler
Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşturulmuş kelimelere “yansıma sözcükler” denir.
Vızıltı, gıcırdama, gürültü, pat, çıt, şırıltı, fısıltı, havlamak, horlama, hapşırmak, vınlamak, zırıltı,
UYARI: Yansıma sözcükler isim, sıfat, zarf ya da fiil görevinde kullanılabilir.
UYARI 2: Şu sözcükler yansıma değildir: pırıltı, ışıltı, kızartı, kişnemek, kükremek
UYARI 3:Yansıma sözcükler mecaz anlamda kullanılırsa yansıma özelliğini kaybeder.
Sonuçların açıklanmasını beklerken çatlayacaktım.
Nicel ve Nitel Anlamlı Sözcükler
Varlıkların ölçülebilen (sayı, uzunluk gibi) özelliklerini gösteren kelimelere “nicel anlamlı” sözcük denir.
Evin uzun bir bahçesi vardı.
Yüksek binada oturmayı seviyordu.
Varlıkların özelliklerini gösteren kelimelere “nitel anlamlı” sözcük denir.
Mavi bir arabası vardı.
Yaramaz çocuk herkesi bıktırmıştı.
Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler
Aynı türden varlıkları topluca karşılayan kelimelere “genel anlamlı” sözcük denir.
Tek bir varlığı ya da kavramı karşılayan kelimelere “özel anlamlı” sözcük denir.
Ülke → şehir → ilçe → mahalle
Sanat → Resim (genelden özele)
İstanbul → Marmara Bölgesi (özelden genele)
B. Anlam İlişkisi Bakımından Sözcükler
Eş Anlamlı Sözcükler (Anlamdaşlık)
Eş anlamlı sözcükler, aynı varlığı ya da aynı kavramı anlam olarak karşılarlar ancak yazılışlarında yani seslerinde farklılıklar vardır. Bir dilde bir kavrama iki farklı isim aynı anda verilmez. Ancak eş anlamlı sözcüklerin oluşması, aynı anlama gelen başka bir sözcüğün yabancı dilden gelmesiyle mümkün olabilir.
Cahil-bilgisiz
Celse-oturum
Cesur-yürekli
Cimri-pinti
Ek-ilave
Enkaz-yıkıntı
Eser-yapıt
Nasihat-öğüt
Nesil-kuşak
Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Eş sesli sözcükler her ne kadar anlamları farklı olsa da yazılışları yani sesleri birbirine benzeyen kelimelerden oluşur. Yazılışları aynı ama anlamları birbirinden farklı olan bu sözcüklere sesteş sözcükler de denilmektedir. Türkçemizde 200’den fazla sesteş sözcük olduğu bilinir.
Yaş: Islaklık
Yaş: İnsanın geçirdiği her yıl
Yüz: İnsan suratı
Yüz: Sayı
Bu yoğunluktan bezdim artık. (Bıkmak)
Temizlik bezlerini kuruladım. (Kumaş)
Sıcak havayı gören denize daldı. (Suya atlama eylemi)
Ağacın dallarını budamak gerek. (Ağaç gövdesi)
Gül: Çiçek
Gül: Eylem
Ek: İlave
Ek: Yapmak eylemi
UYARI: “Boya” sözcüğü ile “Boya-” fiili arasında anlam bağlantısı kurulabildiğinden sesteş sözcükler olarak kabul edilmez. Bu tür sözcükler ortak köklü kelimeler olarak adlandırılır. Bundan başka şu sözcüklerde sesteşlik aranmaz: Savaş, barış, tat, kuru, sıva, güven, ağrı…
UYARI 2: Türkçede şapkalı ünlü “^” olarak tabir edilen sözcüklerde sesteşlik aranmaz.
Bu akşam kar yağacak.
Bu işten bizim kârımız ne olacak?
Adet -> âdet
Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler
Anlam bakımından birbirine karşıt olan, anlamca birbiriyle çelişen kelimelerin bütününe zıt anlamlı ya da bir diğer ifade ile karşıt anlamlı sözcükler denilmektedir.
Zıt anlamlı kelimeleri günlük hayatımızda da sıklıkla kullanmaktayız. Zıt anlamlı sözcük örnekleri aşağıda yer almaktadır.
Acı-tatlı, iyi-kötü, zengin-fakir, siyah-beyaz, aşağı-yukarı, yüksek-alçak, uzun-kısa, sıcak-soğuk, az-çok, boş-dolu…
UYARI
Sözcüklere olumsuzluk eki olan “-ma/me” getirilerek zıt anlamlı yapmak doğru değildir.
Söylemek –> Söylememek
Yukarıdaki örnekteki gibi “-ma/me” getirilerek kelimenin zıttı değil, ancak olumsuzu yapılabilir.
UYARI II:
Türkçede her sözcüğün eş anlamlısı, sesteşi ya da zıt anlamlısı yoktur.
Yakın Anlamlı Sözcükler
Anlamları aynı yani eş anlamlı görünen ancak aralarında az da olsa anlam farkı bulunan kelimelere yakın anlamlı sözcükler denilmektedir.
UYARI
Eş anlamlı sözcükleri cümle içerisinde birbirinin yerine kullanabiliriz. Ancak yakın anlamlı sözcükleri cümle içerisinde birbirinin yerine kullanmamız anlatım bozukluğuna yol açar.
İstemek – dilemek
Usanmak – sıkılmak
Uğraşmak – didinmek
- Katılım
- 24 Mar 2019
- Konular
- 5,602
- Mesajlar
- 14,847
- Çözüm
- 14
- Online süresi
- 7mo 3d
- Reaksiyon Skoru
- 6,802
- Altın Konu
- 669
- Başarım Puanı
- 499
- MmoLira
- 11,960
- DevLira
- 297
Paylaşım için teşekkürler.
- Katılım
- 3 Eki 2017
- Konular
- 1,673
- Mesajlar
- 18,445
- Çözüm
- 48
- Online süresi
- 9mo 24d
- Reaksiyon Skoru
- 8,721
- Altın Konu
- 297
- Başarım Puanı
- 374
- MmoLira
- 41,550
- DevLira
- 753
Paylaşım için teşekkürler.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 32
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 95
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 291
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 124







