Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Sekiro: Shadows Die Twice her ne kadar hikaye anlamında ana hatları çizmiş olsa da detayları keşfetme konusunda oyuncuyu olabildiğince serbest bırakmış. Yani oyunda ne kadar yer keşfeder, ne kadar alan arşınlarsanız hem ana hikaye hem de oyunun dünyası hakkında o kadar bilgi sahibi oluyorsunuz. Tabi bu hikaye parçaları o kadar farklı bölgelere dağıtılmış ki, bu durum bazen ne yaptığınızı unutmanıza da sebep olabiliyor.
Sekiro: Shadows Die Twice firmanın önceki oyunları kadar zor ama imkansız üzerine kurulu bir oyun değil. Siz bakmayın, serinin bu şekilde nam salmasına aldırmayın. Çünkü oyunun bahsi geçen zorluğu aslında ana dinamiğini de oluşturuyor. Bu zorluklara göğüs gerdiğinizde, oyunun sunmuş olduğu başarı hissini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Hali hazırda piyasada olan ve neredeyse kendi kendine ilerleyecek yapımları göz önüne aldığımızda Sekiro'nun normal bir zorlukta olduğunu bile söyleyebilirim. Tabi ki hiçbir zaman "lay lay lom" şeklinde ilerleyemiyorsunuz ama biraz sabır ve antreman ile kesemeyeceğiniz düşman olmadığı da bir gerçek. Sık sık ölüyorsunuz, bazen aynı yerde takılıp kalıyorsunuz ama oyun hiçbir zaman sizi bir köşeye sıkıştırmıyor. Örneğin oyunun hikaye anlamında en kilit karşılaşmalarından biri olan Genchiro'ya geldiniz diyelim. Oyun ilerlemeniz için bu bossu geçmenizi şart koşmuyor. Bu müsabakayı daha sonraya saklayıp, oyunun çok farklı bölgelerine gitmek ve yepyeni yerler, özellikler keşfetmek mümkün. Sonuçta oyunda geçirdiğiniz zaman, girdiğiniz tüm irili ufaklı dövüşler size önemli bir deneyim olarak geri dönüyor ve siz de karakterinizdeki gelişimi net bir şekilde hissedebiliyorsunuz.
Sekiro başarma hissiyatını oyuncuya sonuna kadar veriyor.
Tabi yine de bu durum sizi çok fazla rahatlatmasın. Çünkü Sekiro kendisini ciddiye almanızı isteyen ve her daim tetikte olmanız gereken bir yapım. Dikkatli bir şekilde oynamazsanız, küsküyü yiyip, normal bir düşmana bile yenilme olasılığınız çok yüksek. Deneyim kazanıp güçlenseniz bile rakibi küçümsememek, oyunda yapacağınız belki de en akıllıca hareketlerden biri olacaktır.
Sekiro: Shadows Die Twice başta da söylediğim gibi uzak doğu atmosferini sonuna kadar yaşatan bir oyun. Bu durumu dövüşlere ve oynanışa da fazlasıyla yansıtmış. Kılıç kullanmak inanılmaz keyifli. Rakiplerin de zorlu oluşu ya da en ufak bir karşılaşmada bile kılıçların çarpışması, oynanışta size inanılmaz bir haz veriyor. Vuruş hissinin kuvvetli olması ve bunun efektler, sesler ile desteklenmesi çarpışma hissiyatını da kuvvetlendirmiş. Yani size kombo şeklinde saldıran bir düşmana karşı savunma yaptığınızda bile o hissiyatı almayı başarıyorsunuz. Sekiro: Shadows Die Twice'ın kılıç dövüşü anlamında şimdiye kadar gördüğüm en iyi oyunlardan biri olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.
Yakın dövüş sistemini zenginleştiren en önemli unsurların başında oyun boyunca kazandığınız yeni teknikler geliyor. ilk etapta klasik bir dövüş stiline sahipken daha sonra birbirinden farklı yetenekler kazanıyorsunuz. Üstelik bu dövüş stillerini geliştirmek ve yeni hareketler öğrenmek de mümkün. Bu hareketleri dövüş alanında sergiledikçe karakter gelişimi kendini daha net bir şekilde ortaya çıkartıyor. Üstelik tüm teknikler dövüş tarzınızı da önemli bir şekilde değiştiriyor. Dövüş stilleri ve bunların üzerine ustalaşmaya çalışmak oynanıştaki önemli virajlardan birisi. Üstelik karşılaştığınız düşmanlara karşı hangi tekniğin daha iyi işlediğini de çözmeye çalışıyorsunuz.
Dövüş sistemi demişken protezimizden de bahsetmemek olmaz. Karakterimizin bir kolu yok ve bu kol yerine kilit rol oynayan bir protez takılmış. Bu protez aynı zamanda bir kanca görevi de görüyor ve ulaşılması zor alanlara çıkmanızı sağlıyor. Hem normal ilerleyişte hem de önemli dövüşlerde bu özelliğinizi sık sık kullanıyorsunuz. Burada belki de oyundaki en can sıkıcı detay da karşımıza çıkıyor. Normalde ağaç dallarına, bina çatılarına tutunmamızı sağlayan bu protez kol, bazı durumlarda ise malesef çalışmıyor. Yani bir binaya çıkacaksınız diyelim. Çok rahat tutunabileceğiniz bir köşe var gözünüzün önünde. Oyun boyunca müthiş bir serbestlik sunan yapım, malesef bu durumda biraz kot kalıyor. İlla size belirtilen şekilde o binanın üzerine çıkmanız gerekiyor. Aynı şekilde bazı uçurumların kenarlarına da tutunamıyorsunuz.
Protez kolun tek görevi tabi ki sağa sola sıçramak değil. Prostetik kolunuz dövüşlerde de oldukça önemli özelliklerin kilidini açıyor. Balta, mızrak ya da ninja yıldızı gibi 2.silahları takabildiğiniz bu protez kola aynı zamanda düşmanları şaşırtabldiğiniz alev fıçısı ve çatapat gibi bazı özellikleri de takabiliyorsunuz. Ayrıca dövüş yeteneklerinde olduğu gibi protez yeteneklerinde de güncelleme yapmak mümkün. Protezinizdeki 2. özelliği kullanmak için ise Spirit Emblem denen simgelere ihtiyacınız var. Bu simgeleri oyun alanının farklı noktalarından bulabildiğiniz gibi satın almanız da mümkün.
Sekiro, hikaye anlatımı olarak Souls oyunlarına göre çok daha bonkör davranıyor.
Satın alma demişken oyunda tıpkı Souls serisinde olduğu gibi onlarca eşya bulunuyor. Bu eşyaları toplamak ve uygun anlarda kullanmak oyunun stratejisi açısından da oldukça önemli. Özellikle hikaye akışında da karşımıza çıkan Dragonroot gibi eşyaları kullanmak ilerleyiş açısından da hayati önem taşıyor. Tabi benim gibi atak gücü ya da defans gücüne etki eden eşyaları sonsuza kadar yanınızda da taşıyabilirsiniz. Genelde "Yok abi burada harcamıyım, ilerde kesin daha çok lazım olur" diye diye cepler dolu çok fazla oyun bitirmişliğim var

Oyundaki yetenek güncelleme kısmına geldiğimizde ise aslında "zurnanın zırt dediği" yere de gelmiş oluyoruz. Önceliklele seviye sistemi alıştığımız oyunlardan biraz daha farklı işliyor. Düşman öldürdükçe seviye atlıyorsunuz fakat seviyeniz aynı zamanda yetenek puanını oluyor. Yani yeni bir yeteneğin kilidini açtığınızda yetenek puanınızı da sıfırlamış oluyorsunuz. Souls oyunlarında olduğu gibi ruh toplama mantığı diyebiliriz bu işleyiş için. Bu sefer cezalandırma mantığı ise biraz daha farklı. Çok sık ölmeye başladığınızda o ana kadar topladığınız deneyim puanı ve paranızın büyük bir bölümünü kaybediyorsunuz. Neyse ki para olayını satın alabileceğiniz keseler ile kurtarmak mümkün. Deneyim puanında ise yapılacak en akıllı şey bir sonraki seviyeye ulaşabilmek.
Oyunda karşılaştığınız hemen hemen her boss sizi önemli ölçüde zorlamayı başarıyor. Zaten oyun boyunca ana boss mücadeleleri dışında irili ufaklı birçok boss ile karşılaşıyorsunuz. Hikaye gereği olanlar kadar, ekstra kısmında da hem mekan hem de farklı bosslar ile karşılaşmak mümkün. Oyunun bu kısımları hikayedeki diğer detaylar ve karakterinizi geliştirmeniz için çok önemli. Buradaki en büyük tezat ise oyunun mantığına ters düşen bazı hatalarda ve yaratıklardan ziyade diğer samuraylarda karşımıza çıkıyor. Çünkü bulundukları alanın kenarına bile tutunduğunuzda yapay zekanın kafayı yediğine şahit olabiliyorsunuz. Yaratıklarda bu durum sırıtmazken, normal samuraylarda doğal olarak atmosferi az buçuk baltalamış.
Sekiro yakın dövüşe odaklansa da gizlilik unsurlarıyla da öne çıkan bir yapım. Hatta Souls oyunları ile kıyasladığımızda bu konuda en dikkat etmeniz gereken oyun olduğunu da söyleyebilirim. Tıpkı diğer oyunlarda olduğu gibi rakibi arkalamak çok önemli. Ama gizlilik unsurlarını da kattığımızda Sekiro bu konuda 3-5 adım daha önde. Oyunun temasına da bağlı olarak bazı alanları sadece gizlilik unsurları ile tamamlamanız bile mümkün. Yani serbest dolaşım kısmında olduğu gibi dövüş anlamında da önemli bir serbestlik söz konusu.
Teknik anlamda çok iddialı olmayan Sekiro: Shadows Die Twice, görsel anlamda ise bir o kadar iddialı. Yani oyunun grafikleri karşısında hiçbir zaman "Vay be ne kastırmış adamlar" demiyorsunuz. Buna rağmen her köşe başında sizi etkilemeyi başaran bir tasarım yapısı kullanılmış. Oyun teknik anlamdakiboşluğunu mekan ve tasarım anlamında fazlasıyla doldurmayı başarıyor. Yeri gelmişken oyunun PC sürümünde 60 FPS kilidi bulunmakta. Tabi yapımcılar bu konuda diretse de oyuncuların yaptıkları modlar ile bu kilidi kaldırabiliyorsunuz.
Dolaştığınız mekanlar, yaratık tasarımları ya da harita tasarımları oyunu görsel açıdan kuvvetlendiren detaylar. Ayrıca tapınak gibi alanlara girdiğinizde kullanılan, oluşturulan detayları incelemeden kendinizi alamıyorsunuz. Hele ki bazı bölge ve tapınak gibi alanlarda gerçekten de çok güzel tasarımlar kullanılmış. Oyunun bu konuda kesinlikle hakkını vermek gerekiyor. Bir diğer bahsetmem gereken nokta ise ses efektleri ve seslendirme kalitesi. Kılıç çarpışmalarındaki seslerden zaten biraz önce bahsetmiştim. Seslendirme kısmına geldiğimizde ise özellikle Japonca olana bayıldığımı söylemem gerekiyor. Oyunun temasına da uyduğu için kesinlikle dil seçimini Japonca yapmanızı tavsiye ediyorum.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 11
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 59
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 65
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 47
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 13
