HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Oyunda bir Doom havasının olduğunu söyleyebilsek'de hikaye açısından Scorn, Doom'dan çok farklı, çok daha acımasız, çok daha acımasız ve daha benzersiz. Scorn'un karanlık hikayesi ile ilginç oynanış birleşince ortaya çok özgün bir yapım çıktı. Oyunculuğuyla düşündüren, yeri geldiğinde iğrendiren bir yapım.
Türkçe altyazı ve UI desteği bulunsa da oyun içerisinde direkt olarak hikayenin anlatılmadığı vurgulanıyor. Souls oyunlarında her zamanki gibi hikaye dolaylı olarak anlatılmıyor ama oyundaki nesne ve sembollerden yola çıkarak hikayeyi çözmeye çalışıyorsunuz. Oyunun tarihinin net olarak bilinmediğini ve yapımcının bu konu hakkında yorum yapmadığını da belirtmekte fayda var. Kepler Interactive'in yeni kurulan Ebb Software tarafından geliştirilen ilk oyunu
Scorn'da insansı bir "yaratığı" kontrol ediyoruz ve asıl amacımız oyunun labirenti andıran mekanlarında dolaşırken çeşitli bulmacaları çözmek.
Scorn'un gerçeküstü biyomekanik dünyası daha en başından birçok oyuncunun dikkatini çekti. Yukarıda da belirttiğim gibi Scorn hikayesini açıklamıyor ancak çoğunlukla hikaye odaklı olan bu oyunun hikayesi ölü bir medeniyetin sonrasına dayanıyor.
Ben dahil birçok oyuncunun ürettiği veya katkıda bulunduğu teorilerden biri, dişi cinsinin yok olmasından sonra, erkek cinsinin üremeye devam etmek için çok itici bir biyomekanik teknoloji kullandığıdır. Erkekler kendi yumurtalarını oluşturarak hamile kalmayı başarırlar ama tahmin edebileceğiniz üzere her şey beklendiği gibi gitmez.
Böylece insanlar canavara dönüşmeye başlar ve erkekler bu beklenmedik duruma karşı savunmasız kalır. Bu olduğunda, kısa ömürlü insan uygarlığı sona erecek. Kısacası oyun biz oyunculara dünyamızın kadınlar olmadan nasıl darmadağın olabileceğini anlatabilir.
Oyundaki bulmacaların bile spermin yumurtaya yerleştirilmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Yani oyunun bu moda takıntılı olduğunu tahmin edebiliriz. Ama bence fikir sadece oyunla ilgili bir saplantı değil. Ayrıca bilim kurguda çok yaygın bir şey değil, bu da oyunu benim için daha ilginç kılıyor.
İnsan vücudu hakkında düşünmenin birçok yolu var ama bence oyun yazarları çok farklı bir yol izlediler, genellikle yazarlar Cyberpunk 2077'deki gibi insan vücudunu nasıl değiştirebileceğimize veya geliştirebileceğimize odaklanıyorlar. Bu yüzden yazarların yaratıcılığını takdir ediyorum.
Oynanış ne yazık ki derin değil, bulmaca olmasına rağmen yapımcılar "ne olacak, oyuncular bundan sıkılacak, dövüş ekle" der gibi görünüyor. Elbette oynanış fena değil, savaş sistemi bile çok eğlenceli. Örneğin, oyunun başında boğa benzeri bir yaratığa karşı güçsüzsek, oyunun sonunda av tüfeğine benzer yeni bir silah alırız ve bu yaratığı 2, en kötü 3 vuruşla öldürürüz.
Genel olarak silahlar atmosfere göre tasarlanır, mermi değiştirmenin, silah değiştirmenin ve hatta ateş etmenin bile kendine göre "kötü" olduğu söylenebilir. Oyunda önce yakın dövüş silahları, ardından menzilli, av tüfeği ve el bombası benzeri silahlar geliyor.
Oyunun oynanışı, hikayesine ve atmosferine daha çok yazılmış gibi hissettiriyor. Ancak bu, oyunun oynanabilirliğinin hikayesinden ve atmosferinden kopuk olduğu anlamına gelmiyor, aksine oyun ve atmosfer birbirini destekliyor.
Bölüm tasarımı oyunun başında bir labirent gibi görünse de her bölümü keşfetmek ve bölüm haritasını beyninize yazmak eğlenceli. O yüzden tavsiyem takıldığınız yerleri çok zor olmadıkça çözmeniz. Zaman kaybı gibi görünmesine izin vermeyin, eminim sorunu kendi başınıza çözmeniz size bir başarı hissi verecek ve oyundan aldığınız zevki ikiye katlayacaktır.
Oyun, özellikle başlangıçta, bazen bir yürüme simülatörü gibi hissedilebilir, ancak bunun nedeni, üreticinin oyunu oyuncuya zor ve tanıdık hale getirmek istemesidir. Çünkü yapımcı istediğini elde etmiş bence. Oyun böylesine ağır ve güçlü bir atmosferde başlamalı.
Müzik? Bu oyunda gerçekten müzik var mıydı? Evet doğru duydunuz oyunda atmosferik bir müzik var ama nadiren vurgulanıyor bu da onu akılda kalıcı kılıyor. Müzik dinlemek için iyi bir kulaklığa ihtiyacınız olabilir. Ne yazık ki, müziğin görünmesi gereken pek çok yer yok.
Ses efektleri hiç de fena değil; Labirentin bölümlerini keşfederken ve düşmanlarla savaşırken aynı retro sesleri tekrar tekrar duyacaksınız. Bu ses efektleri sayesinde oyuncu, düşman yokken bile kendini canlı, özellikle gergin hissetmeye başlar.
Oyunun grafikleri oyuncuyu kendine hayran bırakacak ve yeri geldiğinde oldukça sıradan görünüyor. Tabii oyunun bağımsız bir yapım olduğunu düşünürsek grafiklerin oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyim.
Teknik kısımlar açısından oyunun ters gittiği yerler var. Ancak bu bir hata veya performans sorunu değildir. O sorunu hiç yaşamadım bile. Ama ne olursa olsun hayata takılıp kalmayın oyunda gitmeniz gereken yerler var ve canınız azsa o yerlerden geçemiyorsunuz oyun donuyor. Bu durumda, oyuncunun 20, 25 ve hatta 30 dakika önce başlamasına izin vererek son kaydedilen konumdan devam etmesi gerekir.
Oyunun performansının beklediğimden çok daha iyi olduğunu açıkça söyleyebilirim. Oyunda herhangi bir FPS düşüşü yaşamadım ve oyun tamamen akıcı bir şekilde çalıştı. Yapımcıların dizide oldukça iyi bir iş çıkardıkları açık.
Türkçe altyazı ve UI desteği bulunsa da oyun içerisinde direkt olarak hikayenin anlatılmadığı vurgulanıyor. Souls oyunlarında her zamanki gibi hikaye dolaylı olarak anlatılmıyor ama oyundaki nesne ve sembollerden yola çıkarak hikayeyi çözmeye çalışıyorsunuz. Oyunun tarihinin net olarak bilinmediğini ve yapımcının bu konu hakkında yorum yapmadığını da belirtmekte fayda var. Kepler Interactive'in yeni kurulan Ebb Software tarafından geliştirilen ilk oyunu
Scorn'da insansı bir "yaratığı" kontrol ediyoruz ve asıl amacımız oyunun labirenti andıran mekanlarında dolaşırken çeşitli bulmacaları çözmek.
Scorn'un gerçeküstü biyomekanik dünyası daha en başından birçok oyuncunun dikkatini çekti. Yukarıda da belirttiğim gibi Scorn hikayesini açıklamıyor ancak çoğunlukla hikaye odaklı olan bu oyunun hikayesi ölü bir medeniyetin sonrasına dayanıyor.
Ben dahil birçok oyuncunun ürettiği veya katkıda bulunduğu teorilerden biri, dişi cinsinin yok olmasından sonra, erkek cinsinin üremeye devam etmek için çok itici bir biyomekanik teknoloji kullandığıdır. Erkekler kendi yumurtalarını oluşturarak hamile kalmayı başarırlar ama tahmin edebileceğiniz üzere her şey beklendiği gibi gitmez.
Böylece insanlar canavara dönüşmeye başlar ve erkekler bu beklenmedik duruma karşı savunmasız kalır. Bu olduğunda, kısa ömürlü insan uygarlığı sona erecek. Kısacası oyun biz oyunculara dünyamızın kadınlar olmadan nasıl darmadağın olabileceğini anlatabilir.
Oyundaki bulmacaların bile spermin yumurtaya yerleştirilmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Yani oyunun bu moda takıntılı olduğunu tahmin edebiliriz. Ama bence fikir sadece oyunla ilgili bir saplantı değil. Ayrıca bilim kurguda çok yaygın bir şey değil, bu da oyunu benim için daha ilginç kılıyor.
İnsan vücudu hakkında düşünmenin birçok yolu var ama bence oyun yazarları çok farklı bir yol izlediler, genellikle yazarlar Cyberpunk 2077'deki gibi insan vücudunu nasıl değiştirebileceğimize veya geliştirebileceğimize odaklanıyorlar. Bu yüzden yazarların yaratıcılığını takdir ediyorum.
Oynanış ne yazık ki derin değil, bulmaca olmasına rağmen yapımcılar "ne olacak, oyuncular bundan sıkılacak, dövüş ekle" der gibi görünüyor. Elbette oynanış fena değil, savaş sistemi bile çok eğlenceli. Örneğin, oyunun başında boğa benzeri bir yaratığa karşı güçsüzsek, oyunun sonunda av tüfeğine benzer yeni bir silah alırız ve bu yaratığı 2, en kötü 3 vuruşla öldürürüz.
Genel olarak silahlar atmosfere göre tasarlanır, mermi değiştirmenin, silah değiştirmenin ve hatta ateş etmenin bile kendine göre "kötü" olduğu söylenebilir. Oyunda önce yakın dövüş silahları, ardından menzilli, av tüfeği ve el bombası benzeri silahlar geliyor.
Oyunun oynanışı, hikayesine ve atmosferine daha çok yazılmış gibi hissettiriyor. Ancak bu, oyunun oynanabilirliğinin hikayesinden ve atmosferinden kopuk olduğu anlamına gelmiyor, aksine oyun ve atmosfer birbirini destekliyor.
Bölüm tasarımı oyunun başında bir labirent gibi görünse de her bölümü keşfetmek ve bölüm haritasını beyninize yazmak eğlenceli. O yüzden tavsiyem takıldığınız yerleri çok zor olmadıkça çözmeniz. Zaman kaybı gibi görünmesine izin vermeyin, eminim sorunu kendi başınıza çözmeniz size bir başarı hissi verecek ve oyundan aldığınız zevki ikiye katlayacaktır.
Oyun, özellikle başlangıçta, bazen bir yürüme simülatörü gibi hissedilebilir, ancak bunun nedeni, üreticinin oyunu oyuncuya zor ve tanıdık hale getirmek istemesidir. Çünkü yapımcı istediğini elde etmiş bence. Oyun böylesine ağır ve güçlü bir atmosferde başlamalı.
Müzik? Bu oyunda gerçekten müzik var mıydı? Evet doğru duydunuz oyunda atmosferik bir müzik var ama nadiren vurgulanıyor bu da onu akılda kalıcı kılıyor. Müzik dinlemek için iyi bir kulaklığa ihtiyacınız olabilir. Ne yazık ki, müziğin görünmesi gereken pek çok yer yok.
Ses efektleri hiç de fena değil; Labirentin bölümlerini keşfederken ve düşmanlarla savaşırken aynı retro sesleri tekrar tekrar duyacaksınız. Bu ses efektleri sayesinde oyuncu, düşman yokken bile kendini canlı, özellikle gergin hissetmeye başlar.
Oyunun grafikleri oyuncuyu kendine hayran bırakacak ve yeri geldiğinde oldukça sıradan görünüyor. Tabii oyunun bağımsız bir yapım olduğunu düşünürsek grafiklerin oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyim.
Teknik kısımlar açısından oyunun ters gittiği yerler var. Ancak bu bir hata veya performans sorunu değildir. O sorunu hiç yaşamadım bile. Ama ne olursa olsun hayata takılıp kalmayın oyunda gitmeniz gereken yerler var ve canınız azsa o yerlerden geçemiyorsunuz oyun donuyor. Bu durumda, oyuncunun 20, 25 ve hatta 30 dakika önce başlamasına izin vererek son kaydedilen konumdan devam etmesi gerekir.
Oyunun performansının beklediğimden çok daha iyi olduğunu açıkça söyleyebilirim. Oyunda herhangi bir FPS düşüşü yaşamadım ve oyun tamamen akıcı bir şekilde çalıştı. Yapımcıların dizide oldukça iyi bir iş çıkardıkları açık.
Paylaşım için teşekkürler.Oyunda bir Doom havasının olduğunu söyleyebilsek'de hikaye açısından Scorn, Doom'dan çok farklı, çok daha acımasız, çok daha acımasız ve daha benzersiz. Scorn'un karanlık hikayesi ile ilginç oynanış birleşince ortaya çok özgün bir yapım çıktı. Oyunculuğuyla düşündüren, yeri geldiğinde iğrendiren bir yapım.
![]()
Türkçe altyazı ve UI desteği bulunsa da oyun içerisinde direkt olarak hikayenin anlatılmadığı vurgulanıyor. Souls oyunlarında her zamanki gibi hikaye dolaylı olarak anlatılmıyor ama oyundaki nesne ve sembollerden yola çıkarak hikayeyi çözmeye çalışıyorsunuz. Oyunun tarihinin net olarak bilinmediğini ve yapımcının bu konu hakkında yorum yapmadığını da belirtmekte fayda var. Kepler Interactive'in yeni kurulan Ebb Software tarafından geliştirilen ilk oyunu
Scorn'da insansı bir "yaratığı" kontrol ediyoruz ve asıl amacımız oyunun labirenti andıran mekanlarında dolaşırken çeşitli bulmacaları çözmek.
![]()
Scorn'un gerçeküstü biyomekanik dünyası daha en başından birçok oyuncunun dikkatini çekti. Yukarıda da belirttiğim gibi Scorn hikayesini açıklamıyor ancak çoğunlukla hikaye odaklı olan bu oyunun hikayesi ölü bir medeniyetin sonrasına dayanıyor.
Ben dahil birçok oyuncunun ürettiği veya katkıda bulunduğu teorilerden biri, dişi cinsinin yok olmasından sonra, erkek cinsinin üremeye devam etmek için çok itici bir biyomekanik teknoloji kullandığıdır. Erkekler kendi yumurtalarını oluşturarak hamile kalmayı başarırlar ama tahmin edebileceğiniz üzere her şey beklendiği gibi gitmez.
Böylece insanlar canavara dönüşmeye başlar ve erkekler bu beklenmedik duruma karşı savunmasız kalır. Bu olduğunda, kısa ömürlü insan uygarlığı sona erecek. Kısacası oyun biz oyunculara dünyamızın kadınlar olmadan nasıl darmadağın olabileceğini anlatabilir.
Oyundaki bulmacaların bile spermin yumurtaya yerleştirilmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Yani oyunun bu moda takıntılı olduğunu tahmin edebiliriz. Ama bence fikir sadece oyunla ilgili bir saplantı değil. Ayrıca bilim kurguda çok yaygın bir şey değil, bu da oyunu benim için daha ilginç kılıyor.
İnsan vücudu hakkında düşünmenin birçok yolu var ama bence oyun yazarları çok farklı bir yol izlediler, genellikle yazarlar Cyberpunk 2077'deki gibi insan vücudunu nasıl değiştirebileceğimize veya geliştirebileceğimize odaklanıyorlar. Bu yüzden yazarların yaratıcılığını takdir ediyorum.
![]()
Oynanış ne yazık ki derin değil, bulmaca olmasına rağmen yapımcılar "ne olacak, oyuncular bundan sıkılacak, dövüş ekle" der gibi görünüyor. Elbette oynanış fena değil, savaş sistemi bile çok eğlenceli. Örneğin, oyunun başında boğa benzeri bir yaratığa karşı güçsüzsek, oyunun sonunda av tüfeğine benzer yeni bir silah alırız ve bu yaratığı 2, en kötü 3 vuruşla öldürürüz.
Genel olarak silahlar atmosfere göre tasarlanır, mermi değiştirmenin, silah değiştirmenin ve hatta ateş etmenin bile kendine göre "kötü" olduğu söylenebilir. Oyunda önce yakın dövüş silahları, ardından menzilli, av tüfeği ve el bombası benzeri silahlar geliyor.
Oyunun oynanışı, hikayesine ve atmosferine daha çok yazılmış gibi hissettiriyor. Ancak bu, oyunun oynanabilirliğinin hikayesinden ve atmosferinden kopuk olduğu anlamına gelmiyor, aksine oyun ve atmosfer birbirini destekliyor.
Bölüm tasarımı oyunun başında bir labirent gibi görünse de her bölümü keşfetmek ve bölüm haritasını beyninize yazmak eğlenceli. O yüzden tavsiyem takıldığınız yerleri çok zor olmadıkça çözmeniz. Zaman kaybı gibi görünmesine izin vermeyin, eminim sorunu kendi başınıza çözmeniz size bir başarı hissi verecek ve oyundan aldığınız zevki ikiye katlayacaktır.
![]()
Oyun, özellikle başlangıçta, bazen bir yürüme simülatörü gibi hissedilebilir, ancak bunun nedeni, üreticinin oyunu oyuncuya zor ve tanıdık hale getirmek istemesidir. Çünkü yapımcı istediğini elde etmiş bence. Oyun böylesine ağır ve güçlü bir atmosferde başlamalı.
Müzik? Bu oyunda gerçekten müzik var mıydı? Evet doğru duydunuz oyunda atmosferik bir müzik var ama nadiren vurgulanıyor bu da onu akılda kalıcı kılıyor. Müzik dinlemek için iyi bir kulaklığa ihtiyacınız olabilir. Ne yazık ki, müziğin görünmesi gereken pek çok yer yok.
Ses efektleri hiç de fena değil; Labirentin bölümlerini keşfederken ve düşmanlarla savaşırken aynı retro sesleri tekrar tekrar duyacaksınız. Bu ses efektleri sayesinde oyuncu, düşman yokken bile kendini canlı, özellikle gergin hissetmeye başlar.
Oyunun grafikleri oyuncuyu kendine hayran bırakacak ve yeri geldiğinde oldukça sıradan görünüyor. Tabii oyunun bağımsız bir yapım olduğunu düşünürsek grafiklerin oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyim.
Teknik kısımlar açısından oyunun ters gittiği yerler var. Ancak bu bir hata veya performans sorunu değildir. O sorunu hiç yaşamadım bile. Ama ne olursa olsun hayata takılıp kalmayın oyunda gitmeniz gereken yerler var ve canınız azsa o yerlerden geçemiyorsunuz oyun donuyor. Bu durumda, oyuncunun 20, 25 ve hatta 30 dakika önce başlamasına izin vererek son kaydedilen konumdan devam etmesi gerekir.
Oyunun performansının beklediğimden çok daha iyi olduğunu açıkça söyleyebilirim. Oyunda herhangi bir FPS düşüşü yaşamadım ve oyun tamamen akıcı bir şekilde çalıştı. Yapımcıların dizide oldukça iyi bir iş çıkardıkları açık.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 8
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 14
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 41
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 48
