Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Satranç
(Stefan Zweig)
KİTABIN ADI : Satranç
KİTABIN YAZARI : Stefan Zweig
YAYIN EVİ VE ADRESİ : Can Yayıları/Galatasaray/İstanbul
BASIM TARİHİ : 2001
KİTABIN KONUSU
Hayatında birisi ile hiç satranç oynamamış bir avukatın kitaplardan öğrendikleri ile dünya şampiyonunu yenişi.
KİTABIN ÖZETİ
New York`tan Buenos`e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner , dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic`e , ücret karşılığı bir parti satranç oynamayı önerir. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı Dr.B oyun sırasında kendini tutamayıponların oyununa karışınca, şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan, oyalanacak hiç bir şeyi olmadan, bu odada uzunca bir süre tek başına kalan, yalnızca sorgulama için bu odadan çıkartılan Dr.B bir gün, rastlantı sonucu gizlice eline geçirdiği bir satranç kitabından bu oyunun bütün inceliklerini öğrenmiştir. Satranç tahtası ve taşları yoktur, ancak, önce ekmek içinden yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle belleğinde oynayarak kurumsal bir satranç ustası olup çikar. Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizlerine beyin ağrılarına yakalanır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
KİTABIN ANA FİKRİ
Yanlızlık insanlara karşı kullanılabilecek en büyük silahtır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dr.B. :Viyanalı bir avukatın oğludur. Hitler`in Viyana`yı işgali sırasında elinde bulunan gizli evraklar nedeniyle tutuklanır ve uzunca bir süre sorgulanır. Bu sorgusu sırasında kaldığı odada yalnızlıktan canı sıkılan Dr.B. bir gün sorgusunu beklerken bir asker parkasından çaldığı satranç oyunları kitabını hayıtını değiştirir.
Mirko Czentovic
üzgün konuşamayan ve anlama güçlüğü çeken ama satranca olan kabiliyeti nedeniyle saygıdeğer biri olmuş bir köylüdür.
Mc Connor:Californiya`da petrol yatakları olan zengin bir iş adamıdır.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap, çok akıcı ve okuyanın bazı konuları tekrar düşünmeye sevk ediyor.
(Stefan Zweig)
KİTABIN ADI : Satranç
KİTABIN YAZARI : Stefan Zweig
YAYIN EVİ VE ADRESİ : Can Yayıları/Galatasaray/İstanbul
BASIM TARİHİ : 2001
KİTABIN KONUSU
Hayatında birisi ile hiç satranç oynamamış bir avukatın kitaplardan öğrendikleri ile dünya şampiyonunu yenişi.
KİTABIN ÖZETİ
New York`tan Buenos`e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner , dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic`e , ücret karşılığı bir parti satranç oynamayı önerir. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı Dr.B oyun sırasında kendini tutamayıponların oyununa karışınca, şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan, oyalanacak hiç bir şeyi olmadan, bu odada uzunca bir süre tek başına kalan, yalnızca sorgulama için bu odadan çıkartılan Dr.B bir gün, rastlantı sonucu gizlice eline geçirdiği bir satranç kitabından bu oyunun bütün inceliklerini öğrenmiştir. Satranç tahtası ve taşları yoktur, ancak, önce ekmek içinden yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle belleğinde oynayarak kurumsal bir satranç ustası olup çikar. Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizlerine beyin ağrılarına yakalanır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
KİTABIN ANA FİKRİ
Yanlızlık insanlara karşı kullanılabilecek en büyük silahtır.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dr.B. :Viyanalı bir avukatın oğludur. Hitler`in Viyana`yı işgali sırasında elinde bulunan gizli evraklar nedeniyle tutuklanır ve uzunca bir süre sorgulanır. Bu sorgusu sırasında kaldığı odada yalnızlıktan canı sıkılan Dr.B. bir gün sorgusunu beklerken bir asker parkasından çaldığı satranç oyunları kitabını hayıtını değiştirir.
Mirko Czentovic
üzgün konuşamayan ve anlama güçlüğü çeken ama satranca olan kabiliyeti nedeniyle saygıdeğer biri olmuş bir köylüdür.Mc Connor:Californiya`da petrol yatakları olan zengin bir iş adamıdır.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap, çok akıcı ve okuyanın bazı konuları tekrar düşünmeye sevk ediyor.
Babalar ve Oğullar
(İvan Sergenyeviç Turgenyev)
KİTABIN ADI : BABALAR VE OĞULLAR
KİTABIN YAZARI : IVAN SERGENYEVİÇ TURGENYEV
YAYIN EVİ : SOSYAL YAYINLAR
BASIM YILI : KASIM 1990
KİTABIN KONUSU
Babalar ve oğullar`da Turgenyev geçen yüzyıl Rusya`sının
toplumsal – siyasal görünümünü ele alıyor.O zaman Rusya`sında yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı adım adım göstermektedir.Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı ,ataerkil topplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını, oğullar ise, bütün töreleri yok sayma savaşını temsil ederler.
KİTABIN ÖZETİ
Bazarov arkadaşı Arkadiy`nin teklifini kırmayarakonunla tatilini geçirmek için üniversiteyi bitirdikten sonra Arkady`nin babasının ,Nikolay Petroviç , yönettiği çiftliğe giderler. Burada Bazarov bilimsel araştırmalarına daha fazla eğim vereceğine ve araştırmalarında kullanacağı daha iyi denekler bulacağından dolayı sevinçlidir.Fakat günleri pek de umduğu gibi geçmemektedrir; Arkady`nin amcası Pavel petroviç`le tartışarak ,ona gerçekleri göstermeğe çalışmaktadır.Fakat Pavel de dişli bir tartışmacıdır.Tartişmalar sabah akşam sürmekte ve arada sırada kalan sürelerde, genelde sabah erken saatlerde, böcek toplamaya çıkabilmektedir.Diğer zamanlarda bunların üzerinde çalışmaktadır.Akşam yatmadan önce ise arkadaşı ile dertleşmekte ve onunla tartışmaktadır.Bu sıralarda Fenitçka ile taışmıştır.Katya ‘nın yanında yardımcı olan Fenitçka`nın ona karşı platonik bir aşkı vardır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Pavel`le tartışmaların kızıştığı günlerden bir gün Bazarov`u düellaya davet etmiştir.Sorun ise Pavel`in ölümcül olmayan yaralanmasıyla çözümlenmiştir.Bu durumda burada daha fazla kalamayacağını anlayan Bazarov soluğu yakında yaşayan ailesinin yanında alır .Fakat sıkıntısı burada da geçmemiştir.Buradan ise Arkady ile kasabada tanıştığı Anna Sergenyevra`yı ziyaret etmeye karar verir.Bu ziyarette pek fazla uzun sürmez. Arkady Anna`nın kızkardeşi ile günlerini geçirirken Bazarov da Anna ile dolaşmaktadır.Fakat ona olan sevgisini açıklayamaz.Buna inançlarının engel olduğunu bilmektedir.Ve oradan da ayrılmak zorunda kalmıştır.Tekrardan ailesinin yanına gider, burada yakın köylerden gelen hastalarla ilgilenmekte ve araştırmalarına devam etmektedir.bir gün çevre köylerden gelen tifüslü bir hasta ile ilgilenirken o da hastalığı kapar,zamanının az olduğunu bilmekle birlikte acı çekmektedir.Tek çare ölümü beklemektir.Bu sırada Anna kendi doktorunu getirir fakat iş işten çoktan geçmiştir ancak onunla konuşacak bir kaç dakikadan fazla bir ömrü kalmamıştır.Ve Bazarov gözlerini Anna`nın kollarında dünyaya kapatır.
Bundan sonra Anna Rus bir politikacıyla, Katya Arkadıy Petroviç ile , Fenitçka ise Nikolay Petroviç ile evlenir.
KİTABIN ANAFİKRİ
Her zaman yeni nesil ile eski nesil arasında bir çatışma olduğu.Bu çatışmanın nesillerin yetiştiği ortam ve görüş açılarının değiştiğinde kaynaklandığıdır.Bu yüzden her nesil birbirine anlayış içinde yaklaşmalı ve olumlu davranmalıdır.Onlara olumlu yaklaştığımız sürece kendimizi daha da geliştireceğimizdir.
KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
YEVGENİY VASİLYİÇ BAZAROV: Tam bir nihilisttir.Her şeyi yok sayar ; her kuralı ve töreleri inkar eder.Kadınlara, kadın güzelliğine çok düşkündür.Ama ideal anlamda aşık -yada onun romantiklik diye adlandırdığı aşk- duygusunun maskaralık , bağışlanmaz bir aptallık sayan bir kişiliğe sahiptir.Çünkü ne sanata ne romantikliğe hiç bir ilgi duymaz.sadece ilgilendiği bilimdir.
ANNA SERYEVRA ODİNSTOVA: Güzel bir bayan.Aynı zamanda olgun bir yapıya sahip.Buda Bazarov`un ona tutulmasına sebep veren en önemli faktörlerden biri.Oda Bazarov`dan hoşlanmakla birlikte bunun ilerlemeyeceğini biliyor.Yaşlı prenses ve kızkardeşi Katya ile birlikte yaşıyor.
KATYA:Ablasını gölgesi altında ezilmiş fakat onun kültüründen ve olgunluğundan kendine pay çıkarmış biri.
ARKADİY PETROVİÇ: Bazarov`un arkadaşı ve Nikolay Petroviç`in tıp bölümünü yeni bitiren oğlu.Bazarov`la her konuda konuşan ve Bazarov`un Pavel Petroviç ile girdiği tartışmalarda bir sübap görevi yapan bir kahramandır.
PAVEL PETROVİÇ: Sınıf ayrılıkları ve törelere inanan kendini soylu sayan ; bir zamanlar Rus ordusunda da görev yapmış ve ileride Rusaya yönetimine geçecek biri olarak bakılırken bir anda kendini kardeşinin yanında; çiftlikte ömrünü geçirirken bulmuş biridir.
NİKOLAY PETROVİÇ: Çiftlik yönetmekle uğraşan , her şeyi oğlu için yapan bir kahramandır.Katya ile evlenmketen çekinen fakat abisinin ve oğlunun desteğini aldıktan sonra oda törelerin zamanla değiştiğine inanarak onunla evenen böylelikle kitapta yazarın betimlemek istediği kahramandır.
KATYA:Nikolay Petroviç`inev işlerini görmesi için çağırdığı bir hizmetçinin kızı olup çekingen, utangaç bir yapıya sahiptir.
(İvan Sergenyeviç Turgenyev)
KİTABIN ADI : BABALAR VE OĞULLAR
KİTABIN YAZARI : IVAN SERGENYEVİÇ TURGENYEV
YAYIN EVİ : SOSYAL YAYINLAR
BASIM YILI : KASIM 1990
KİTABIN KONUSU
Babalar ve oğullar`da Turgenyev geçen yüzyıl Rusya`sının
toplumsal – siyasal görünümünü ele alıyor.O zaman Rusya`sında yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı adım adım göstermektedir.Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı ,ataerkil topplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını, oğullar ise, bütün töreleri yok sayma savaşını temsil ederler.
KİTABIN ÖZETİ
Bazarov arkadaşı Arkadiy`nin teklifini kırmayarakonunla tatilini geçirmek için üniversiteyi bitirdikten sonra Arkady`nin babasının ,Nikolay Petroviç , yönettiği çiftliğe giderler. Burada Bazarov bilimsel araştırmalarına daha fazla eğim vereceğine ve araştırmalarında kullanacağı daha iyi denekler bulacağından dolayı sevinçlidir.Fakat günleri pek de umduğu gibi geçmemektedrir; Arkady`nin amcası Pavel petroviç`le tartışarak ,ona gerçekleri göstermeğe çalışmaktadır.Fakat Pavel de dişli bir tartışmacıdır.Tartişmalar sabah akşam sürmekte ve arada sırada kalan sürelerde, genelde sabah erken saatlerde, böcek toplamaya çıkabilmektedir.Diğer zamanlarda bunların üzerinde çalışmaktadır.Akşam yatmadan önce ise arkadaşı ile dertleşmekte ve onunla tartışmaktadır.Bu sıralarda Fenitçka ile taışmıştır.Katya ‘nın yanında yardımcı olan Fenitçka`nın ona karşı platonik bir aşkı vardır.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Pavel`le tartışmaların kızıştığı günlerden bir gün Bazarov`u düellaya davet etmiştir.Sorun ise Pavel`in ölümcül olmayan yaralanmasıyla çözümlenmiştir.Bu durumda burada daha fazla kalamayacağını anlayan Bazarov soluğu yakında yaşayan ailesinin yanında alır .Fakat sıkıntısı burada da geçmemiştir.Buradan ise Arkady ile kasabada tanıştığı Anna Sergenyevra`yı ziyaret etmeye karar verir.Bu ziyarette pek fazla uzun sürmez. Arkady Anna`nın kızkardeşi ile günlerini geçirirken Bazarov da Anna ile dolaşmaktadır.Fakat ona olan sevgisini açıklayamaz.Buna inançlarının engel olduğunu bilmektedir.Ve oradan da ayrılmak zorunda kalmıştır.Tekrardan ailesinin yanına gider, burada yakın köylerden gelen hastalarla ilgilenmekte ve araştırmalarına devam etmektedir.bir gün çevre köylerden gelen tifüslü bir hasta ile ilgilenirken o da hastalığı kapar,zamanının az olduğunu bilmekle birlikte acı çekmektedir.Tek çare ölümü beklemektir.Bu sırada Anna kendi doktorunu getirir fakat iş işten çoktan geçmiştir ancak onunla konuşacak bir kaç dakikadan fazla bir ömrü kalmamıştır.Ve Bazarov gözlerini Anna`nın kollarında dünyaya kapatır.
Bundan sonra Anna Rus bir politikacıyla, Katya Arkadıy Petroviç ile , Fenitçka ise Nikolay Petroviç ile evlenir.
KİTABIN ANAFİKRİ
Her zaman yeni nesil ile eski nesil arasında bir çatışma olduğu.Bu çatışmanın nesillerin yetiştiği ortam ve görüş açılarının değiştiğinde kaynaklandığıdır.Bu yüzden her nesil birbirine anlayış içinde yaklaşmalı ve olumlu davranmalıdır.Onlara olumlu yaklaştığımız sürece kendimizi daha da geliştireceğimizdir.
KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
YEVGENİY VASİLYİÇ BAZAROV: Tam bir nihilisttir.Her şeyi yok sayar ; her kuralı ve töreleri inkar eder.Kadınlara, kadın güzelliğine çok düşkündür.Ama ideal anlamda aşık -yada onun romantiklik diye adlandırdığı aşk- duygusunun maskaralık , bağışlanmaz bir aptallık sayan bir kişiliğe sahiptir.Çünkü ne sanata ne romantikliğe hiç bir ilgi duymaz.sadece ilgilendiği bilimdir.
ANNA SERYEVRA ODİNSTOVA: Güzel bir bayan.Aynı zamanda olgun bir yapıya sahip.Buda Bazarov`un ona tutulmasına sebep veren en önemli faktörlerden biri.Oda Bazarov`dan hoşlanmakla birlikte bunun ilerlemeyeceğini biliyor.Yaşlı prenses ve kızkardeşi Katya ile birlikte yaşıyor.
KATYA:Ablasını gölgesi altında ezilmiş fakat onun kültüründen ve olgunluğundan kendine pay çıkarmış biri.
ARKADİY PETROVİÇ: Bazarov`un arkadaşı ve Nikolay Petroviç`in tıp bölümünü yeni bitiren oğlu.Bazarov`la her konuda konuşan ve Bazarov`un Pavel Petroviç ile girdiği tartışmalarda bir sübap görevi yapan bir kahramandır.
PAVEL PETROVİÇ: Sınıf ayrılıkları ve törelere inanan kendini soylu sayan ; bir zamanlar Rus ordusunda da görev yapmış ve ileride Rusaya yönetimine geçecek biri olarak bakılırken bir anda kendini kardeşinin yanında; çiftlikte ömrünü geçirirken bulmuş biridir.
NİKOLAY PETROVİÇ: Çiftlik yönetmekle uğraşan , her şeyi oğlu için yapan bir kahramandır.Katya ile evlenmketen çekinen fakat abisinin ve oğlunun desteğini aldıktan sonra oda törelerin zamanla değiştiğine inanarak onunla evenen böylelikle kitapta yazarın betimlemek istediği kahramandır.
KATYA:Nikolay Petroviç`inev işlerini görmesi için çağırdığı bir hizmetçinin kızı olup çekingen, utangaç bir yapıya sahiptir.
Yaralı Aşklar
(Erhan Bener)
KİTABIN ADI : Yaralı Aşklar
KİTABIN YAZARI : Erhan BENER
YAYINEVİ : Remzi Kitabevi
BASIM TARİHİ : Ekim 1998
KİTABIN KONUSU
Kitap, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülünç yada traji-komik öykülerin bir derlemesidir. Sabırlık, Kahve Molası, İlk Aşk, Kaçış, Yataklı Vagonlar Mabudesi, Nazife Hanım` la Kızları, Eski Kareler, Pavyonda, Sonuncu, Evlilik Ajansı, Eski Defter isimli öykülerden oluşmaktadır.
KİTABIN ÖZETİ
–SABIRLIK–
Öykü, şehir dışında hatta dağ başında yalnız yaşayan bir ressamın genç kız ile olan ilişkisini anlatır.
Genç kız, daha önce bir dergide fotoğrafını gördüğü ressamın sergisine gitmiş ve bir resmini satın almıştı. Sonrasında ise kendisini yaşlı ressamın evine davet ettirmişti. Bu davetin gerekçesi ise ressama modellik yapmaktadır.
Hiç umulmadık vakitte ve zoraki bir davet üzerine genç kızın çıkagelmesi yaşlı ressamı epey şaşırtmıştı.
Başına buyruk ama aynı zamanda çekici olan genç kız yaşlı ressamı kaygılandırıyordu.
Genç kız tüm çekiciliği ile yaşlı ressamın kalbini fethetmişti. Ama ressam mantıklı bir iş yapmadığını düşünüyordu. Ne de olsa aralarında en az kırk yaş fark vardı. Mantığı ile sevgisi arasında kala kalmıştı. Ama buna son vermeliydi. Her ne kadar genç kız istemese de onu gönderdi. Bu ayrılış sırasında yaşlı ressam yol kenarındaki bitkileri göstererek :
“Bunlara yalnızca Bodrum`da rastlayabilirsin. İsmi “Sabırlık“ tır. Kaktüsler iyice yaşlanıp kurumaya yüz tutarken göbeklerinden bu tür bitkiler çıkar. Bunlar kaktüsün ölümünün işaretidir. Ama bunu yeniden güç kazandığının belirtisi sanarak kendisini avutur“ der.
Bu sözlerden genç kız hiçbir şey anlamamıştır.
–KAHVE MOLASI–
Öykü, sosyalist görüşlü birinin 12 EYLÜL öncesinde, öğrenci iken başından geçen bir öyküyü anlatır. Öykü, küçük bir olayın ya da rastlantının insanların yaşamında bazen çok büyük değişikliklere neden olabileceğini, ancak bu rastlantının sadece o kişi için önemli olduğunu, genel olarak bakıldığında hiçbir önemli değişikliliğe yol açmadığını anlatmaktadır.
–İLK AŞK–
Öykü, henüz lise çağındaki genç bir erkeğin kendinden yedi sekiz yaş büyük birine olan aşkını anlatıyor. Liseli genç için bu bayan, bir aşkın ötesinde bir masal tanrıçasıdır. Ona karşı beslediği, çoğu kez cinsel bir heyecan değildir. Ancak bu aşk da “yaralı bir aşk“ olmaya mahkumdur.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
–KAÇIŞ–
Bu öykü, Doğu Anadolu` da, bir gazetecinin rastlantı sonucu gece vakti gittiği bir köyde başından geçen olayı anlatır.
Gazeteci köye vardığında köyde bir eğlence vardır. Bu, öğretmen olmak üzere iken ninesinin baskısıyla kendinden yaşça büyük olan ve sağır bir adamla evlendirilmek zorunda kalan genç bir kızın nişan gecesidir.
Genç kız, bu yaşlı adamla evlenmek istemez. Zira kasabada bir sevgilisi vardır ve ondan hamiledir. Kız gazetecinin yardımıyla o gece köyden kaçar ve sevgilisine kavuşur.
–YATAKLI VAGONLAR MABUDESİ–
Öykü, ikisi de evli olan bir politikacı ile bir yüksek memur bayanın ilişkisini bayanın ağzıyla anlatır.
Politikacı beyle memur bayan evliliklerinden pek memnun değillerdir. Çocuklarının okul-aile birliği toplantısında tanışmışlar ve birlikteliklerini ilerletmişlerdir. Bu birlikteliklerini, bir gecesini yataklı vagonda geçirecekleri bir İstanbul seyahatiyle sürdürmeyi düşünürler.
Bu tren yolculuğu sırasında başlarından umulmadık bir olay geçer. Politikacı bey bu olay karşısında mantığın gereği olan hareket tarzını seçmiştir. Ancak bayan, mantığın gereği olan bu davranışın sevgiye ters düşüp düşmediğini, sevginin gereğinin ne tür bir davranış olduğunu sorgulamaktadır.
–NAZİFE HANIM` LA KIZLARI–
Öykü, lise çağlarında bir genç erkeğin ağzından anlatılmıştır.
Bu gencin babasının akrabası olan Nazife Hanım, eşini ve annesini yitirmiş bir bayandır. Nazife Hanım`ın iki kızı vardır. Nazife Hanım ile gencin babası daha önceleri aileleri tarafından evlendirilmek istenmiş ama bu mümkün olmamıştır. Nazife Hanım` ın kimsesiz kalması karşısında gencin babası onları, kendilerinin oturduğu kasabaya davet etmiş, onlara ev tutmuş ve yardımcı olacağını söylemiştir.
Öyküde asıl anlatılan, bu genç ile Nazife Hanım` ın kızları arasında geçen küçük kaçamaklardır. Genç bunlardan hem tedirgin olmakta hem de hoşlanmaktadır. Ancak bu kaçamakların birinde Nazife Hanım` a yakalanırlar. Neticede bu kaçamaklar Nazife Hanım`ların kasabayı terk etmesiyle sona erer.
–ESKİ KARELER–
Eski bir sinema oyuncusu olan öykü kahramanı bir belediye otobüsü seyahati sırasında genç bir kızın ona tatlı bir gülümsemeyle baktığını farkeder. Yaşlı aktör, bu tatlı gülümsemeyi kızın kendisini televizyonda gösterilen eski filmlerinden tanımasına bağlar. Hatta tıpkı eski günlerdeki gibi kendisinin hala çekici olduğunu, kızın kendisine aşık olduğunu zanneder. Halbuki kızın bu tatlı bakışı ve gülümsemesi; “Buyurun amca, ayakta kalmayın. Ben nasıl olsa bir durak sonra ineceğim.“ sözleriyle yaşlı aktör için bambaşka bir hal alır ve bir hayal kırıklığına yol açar.
–PAVYONDA–
Öykü 19 yaşında genç bir erkek olan kahramanın ilk cinsel deneyimini ve yaşadığı ortamda geçenleri anlatıyor.
Genç henüz liseden mezun olmuştur ve köyde yetişmiştir. Gerçi liseyi şehirde okumuştur ama burası da pek büyük bir yer değildir. Bu genç, askerliğini yapmak için geldiği Ankara` da dayısı tarafından bir pavyona götürülmüş ve burada bir pavyon kadını ile dans etmiş, sohbet etmiştir.
Sohbet sırasında kadın, gence aşık olduğunu, onu sevdiğini ve artık burayı bırakarak onunla birlikte olacağını söyler. Genç buna inanmış ama bu masalın gerçek olmadığını büyük bir üzüntü ile öğrenmiştir. Genç bütün parasını o gece harcamıştır.Yaşadığı bu olay onun hayatında önemli bir tecrübe olacaktır.
–SONUNCU–
Bu öyküde, aralarında evlilik bağı olmamasına rağmen birlikte yaşayan ve büyük oranda cinselliğe dayanan bir birliktelik içinde olan bir çift anlatılıyor.
Bu çift on yıldır birliktedirler ve bu beraberlikleri artık eskisi gibi heyecan vermemektedir. Nitekim adam kadını aldatmış, bir başkasıyla birlikte olmuştur. Kadın bunu her nasılsa öğrenmiş ve birlikteliğe son vermiştir. Adam ise bunu kabullenememiş ve bir vesile ile kadınla tekrar buluşmuş ve ondan son bir şans istemiştir. İlişkiyi kurtarmak için girişilen bu sonuncu deneme önce başarılı olmuş ve kadın adamı affetmiştir. Ama birlikte yenilen yemekten sonra eve giden çiftin beraberlikleri bu buluşma ile sona erer ve bir daha görüşmezler.
–EVLİLİK AJANSI–
Rahmi Bey, orta yaşlarda ve hiç evlenmemiş olan biridir. İşi icabı Ankara ile İstanbul arasında çok sık seyahat eder ve bu seyahatlerinde genelde treni tercih eder. Yine böyle bir yolculuk sırasında, arka koltukta oturan iki bayanın konuşmalarına kulak misafiri olur.
Bayanların konuşmalarından anlaşıldığı üzere bu iki bayan hiç evlenmemişlerdir ve birbirleriyle okul arkadaşıdırlar. Bu iki iş kadını kendilerine birer hayat arkadaşı ararlarken başka bir arkadaşlarının tavsiyesi ile Swiss Otel` in barına giderler. Gerçekten de orada Sermet isimli bir beyle tanışırlar. Bu bey bankacıdır. Bayanlar bu beyden oldukça etkilenmişlerdir. Onun boğazda yemek yeme teklifine olumlu yanıt verirler. Bu yemek sırasında Sermet Bey` in ince tasarlanmış oyununa gelmişlerdir. Gerçekte Sermet Bey bu bayanlarla eğlenmiş ve yemek hesabını onlara ödetmiştir.
Genç bayanlar yaşadıkları bu olayı tren yolculuğu sırasında birbirlerine anlatarak eğlenmektedirler. Rahmi Bey` de bu konuşmadan kendisine hesap çıkarmaktadır.
–ESKİ DEFTER–
Başarılı bir cerrah olan öykü kahramanının Ester ve Albert isimli iki doktor arkadaşı vardır ve bu iki arkadaşı Yahudi`dir. Ester ve Albert öykünün anlatıldığı zamanlarda nişanlıdırlar. Ama Ester ile öykü kahramanı birlikte olmaktadırlar. Yine bu birlikteliklerinden birinde Albert` e yakalanırlar. Bu olaydan sonra Ester ve Albert ayrılır. Cerrah ise ikisiyle bir daha görüşmez. Ta ki 20 yıl sonra İstanbul` a gelene kadar. Bu kez onları bulmaya karar verir. Araştırmasında Albert` in İsrail` e göç ettiğini öğrenir. Ester ise İstanbul` dadır. Onunla telefonda görüşür ve akşam yemeği için onun evine gider. İkisi birbirlerini hala sevmektedirler. Ancak Ester, onunla beraber olamayacağını, çünkü kendisine çok büyük yardımları olan evli biriyle beraber olduğunu söyler.
Cerrah buna üzülür ama saygı duyar ve ayrılırlar.
KİTABIN ANA FİKRİ
Yaşantımızda her ne olursa olsun yaşanılan olaylardan devamlı ders almalı ve hayatımızda verecegimiz kararlarda oldukça iyi düşünmeli ve bizim için en iyi olanı şeçmeliyiz.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Kitaptaki şahıslar ve olaylar tamamen kitapta adı geçen öykülere aittir. Hepsi kendilerine özgü karakterlerdir.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap bünyesinde bulundurduğu küçük öykülerle okuyuculara hem ders vermektedir.
YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ
Bener, 19 Nisan 1929′da, babasının Türk Lisesi`nde görevli bulunduğu Lefkoşe`de doğdu. Bener, İlk, orta, lise öğrenimini Anadolu`nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Çocukluğunun ilk yılları Amasya, Erzincan, Bursa`da geçti. Oradan Zile`ye, Zile`den Bolu`ya, Bolu`dan Bergama`ya, Bergama`dan Kayseri`ye; Kayseri`de liseyi bitirdi.“ Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye şubesini bitirdi (1950). 1956 yılında da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi`nden lisans diploması aldı. 1957′de gazeteci-yazar Fikret Otyam`ın kızkardeşi ile evlendi (1957). 1958′de staj için Brüksel`e gitti, burada bir yıl kaldı. Dönünce Hazine Genel Müdür Yardımcılığı`na atandı. Maliye Bakanlığı bünyesinde, Maliye Müfettiş Muavinliği, Hesap Uzmanlığı yaptı. 1963′te Paris Elçiliğimize Maliye Müşaviri olarak tayin oldu. Uluslararası Ekonomik İşbirliği Teşkilatı OECD`de, bir yıl maliye müşavirliği yaptı. Türkiye`ye dönüşünde Maliye Bakanlığı Hazine Genel Sekreterliği`nde kambiyodan sorumlu genel müdürlük görevine getirildi. OECD`de Türk heyetinin 2. başkanlığına atandı, 1973 sonuna dek bu görevini sürdürdü. Dönüşünde Emekli Sandığı Genel Müdürü oldu. Görevleri nedeniyle ABD`den Hindistan`a, Danimarka`dan İsrail`e kadar birçok ülkede bulundu. 1975′te kendi isteğiyle emekliğe ayrıldı. 1993′e kadar, bir süre avukatlık yaptı. Daha sonra tümüyle edebiyata yöneldi.
Yazarın başlıca eserleri şunlardır; Köleler Ve Tutkular, Sisli Yaz, Bürokratlar 1, Hınzır Kız, Gece Gelen Ölüm, Elifin Öyküsü,Tekilleşme, Bir Büyük Bürokratın Romanı Memduh Aytür, Günbatımı Öyküleri, Böcek, Yalnızlar, Ortadakiler, Denizaşırı Öyküler, Kedi Ve Ölüm, Dönüşler, Oyuncu, Anafor, Loş Ayna, Baharla Gelen, Işığın Gölgesi, Böcek, Ölü Bir Deniz, Sonbahar Yaprakları, Yalnızlar.
(Erhan Bener)
KİTABIN ADI : Yaralı Aşklar
KİTABIN YAZARI : Erhan BENER
YAYINEVİ : Remzi Kitabevi
BASIM TARİHİ : Ekim 1998
KİTABIN KONUSU
Kitap, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülünç yada traji-komik öykülerin bir derlemesidir. Sabırlık, Kahve Molası, İlk Aşk, Kaçış, Yataklı Vagonlar Mabudesi, Nazife Hanım` la Kızları, Eski Kareler, Pavyonda, Sonuncu, Evlilik Ajansı, Eski Defter isimli öykülerden oluşmaktadır.
KİTABIN ÖZETİ
–SABIRLIK–
Öykü, şehir dışında hatta dağ başında yalnız yaşayan bir ressamın genç kız ile olan ilişkisini anlatır.
Genç kız, daha önce bir dergide fotoğrafını gördüğü ressamın sergisine gitmiş ve bir resmini satın almıştı. Sonrasında ise kendisini yaşlı ressamın evine davet ettirmişti. Bu davetin gerekçesi ise ressama modellik yapmaktadır.
Hiç umulmadık vakitte ve zoraki bir davet üzerine genç kızın çıkagelmesi yaşlı ressamı epey şaşırtmıştı.
Başına buyruk ama aynı zamanda çekici olan genç kız yaşlı ressamı kaygılandırıyordu.
Genç kız tüm çekiciliği ile yaşlı ressamın kalbini fethetmişti. Ama ressam mantıklı bir iş yapmadığını düşünüyordu. Ne de olsa aralarında en az kırk yaş fark vardı. Mantığı ile sevgisi arasında kala kalmıştı. Ama buna son vermeliydi. Her ne kadar genç kız istemese de onu gönderdi. Bu ayrılış sırasında yaşlı ressam yol kenarındaki bitkileri göstererek :
“Bunlara yalnızca Bodrum`da rastlayabilirsin. İsmi “Sabırlık“ tır. Kaktüsler iyice yaşlanıp kurumaya yüz tutarken göbeklerinden bu tür bitkiler çıkar. Bunlar kaktüsün ölümünün işaretidir. Ama bunu yeniden güç kazandığının belirtisi sanarak kendisini avutur“ der.
Bu sözlerden genç kız hiçbir şey anlamamıştır.
–KAHVE MOLASI–
Öykü, sosyalist görüşlü birinin 12 EYLÜL öncesinde, öğrenci iken başından geçen bir öyküyü anlatır. Öykü, küçük bir olayın ya da rastlantının insanların yaşamında bazen çok büyük değişikliklere neden olabileceğini, ancak bu rastlantının sadece o kişi için önemli olduğunu, genel olarak bakıldığında hiçbir önemli değişikliliğe yol açmadığını anlatmaktadır.
–İLK AŞK–
Öykü, henüz lise çağındaki genç bir erkeğin kendinden yedi sekiz yaş büyük birine olan aşkını anlatıyor. Liseli genç için bu bayan, bir aşkın ötesinde bir masal tanrıçasıdır. Ona karşı beslediği, çoğu kez cinsel bir heyecan değildir. Ancak bu aşk da “yaralı bir aşk“ olmaya mahkumdur.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
–KAÇIŞ–
Bu öykü, Doğu Anadolu` da, bir gazetecinin rastlantı sonucu gece vakti gittiği bir köyde başından geçen olayı anlatır.
Gazeteci köye vardığında köyde bir eğlence vardır. Bu, öğretmen olmak üzere iken ninesinin baskısıyla kendinden yaşça büyük olan ve sağır bir adamla evlendirilmek zorunda kalan genç bir kızın nişan gecesidir.
Genç kız, bu yaşlı adamla evlenmek istemez. Zira kasabada bir sevgilisi vardır ve ondan hamiledir. Kız gazetecinin yardımıyla o gece köyden kaçar ve sevgilisine kavuşur.
–YATAKLI VAGONLAR MABUDESİ–
Öykü, ikisi de evli olan bir politikacı ile bir yüksek memur bayanın ilişkisini bayanın ağzıyla anlatır.
Politikacı beyle memur bayan evliliklerinden pek memnun değillerdir. Çocuklarının okul-aile birliği toplantısında tanışmışlar ve birlikteliklerini ilerletmişlerdir. Bu birlikteliklerini, bir gecesini yataklı vagonda geçirecekleri bir İstanbul seyahatiyle sürdürmeyi düşünürler.
Bu tren yolculuğu sırasında başlarından umulmadık bir olay geçer. Politikacı bey bu olay karşısında mantığın gereği olan hareket tarzını seçmiştir. Ancak bayan, mantığın gereği olan bu davranışın sevgiye ters düşüp düşmediğini, sevginin gereğinin ne tür bir davranış olduğunu sorgulamaktadır.
–NAZİFE HANIM` LA KIZLARI–
Öykü, lise çağlarında bir genç erkeğin ağzından anlatılmıştır.
Bu gencin babasının akrabası olan Nazife Hanım, eşini ve annesini yitirmiş bir bayandır. Nazife Hanım`ın iki kızı vardır. Nazife Hanım ile gencin babası daha önceleri aileleri tarafından evlendirilmek istenmiş ama bu mümkün olmamıştır. Nazife Hanım` ın kimsesiz kalması karşısında gencin babası onları, kendilerinin oturduğu kasabaya davet etmiş, onlara ev tutmuş ve yardımcı olacağını söylemiştir.
Öyküde asıl anlatılan, bu genç ile Nazife Hanım` ın kızları arasında geçen küçük kaçamaklardır. Genç bunlardan hem tedirgin olmakta hem de hoşlanmaktadır. Ancak bu kaçamakların birinde Nazife Hanım` a yakalanırlar. Neticede bu kaçamaklar Nazife Hanım`ların kasabayı terk etmesiyle sona erer.
–ESKİ KARELER–
Eski bir sinema oyuncusu olan öykü kahramanı bir belediye otobüsü seyahati sırasında genç bir kızın ona tatlı bir gülümsemeyle baktığını farkeder. Yaşlı aktör, bu tatlı gülümsemeyi kızın kendisini televizyonda gösterilen eski filmlerinden tanımasına bağlar. Hatta tıpkı eski günlerdeki gibi kendisinin hala çekici olduğunu, kızın kendisine aşık olduğunu zanneder. Halbuki kızın bu tatlı bakışı ve gülümsemesi; “Buyurun amca, ayakta kalmayın. Ben nasıl olsa bir durak sonra ineceğim.“ sözleriyle yaşlı aktör için bambaşka bir hal alır ve bir hayal kırıklığına yol açar.
–PAVYONDA–
Öykü 19 yaşında genç bir erkek olan kahramanın ilk cinsel deneyimini ve yaşadığı ortamda geçenleri anlatıyor.
Genç henüz liseden mezun olmuştur ve köyde yetişmiştir. Gerçi liseyi şehirde okumuştur ama burası da pek büyük bir yer değildir. Bu genç, askerliğini yapmak için geldiği Ankara` da dayısı tarafından bir pavyona götürülmüş ve burada bir pavyon kadını ile dans etmiş, sohbet etmiştir.
Sohbet sırasında kadın, gence aşık olduğunu, onu sevdiğini ve artık burayı bırakarak onunla birlikte olacağını söyler. Genç buna inanmış ama bu masalın gerçek olmadığını büyük bir üzüntü ile öğrenmiştir. Genç bütün parasını o gece harcamıştır.Yaşadığı bu olay onun hayatında önemli bir tecrübe olacaktır.
–SONUNCU–
Bu öyküde, aralarında evlilik bağı olmamasına rağmen birlikte yaşayan ve büyük oranda cinselliğe dayanan bir birliktelik içinde olan bir çift anlatılıyor.
Bu çift on yıldır birliktedirler ve bu beraberlikleri artık eskisi gibi heyecan vermemektedir. Nitekim adam kadını aldatmış, bir başkasıyla birlikte olmuştur. Kadın bunu her nasılsa öğrenmiş ve birlikteliğe son vermiştir. Adam ise bunu kabullenememiş ve bir vesile ile kadınla tekrar buluşmuş ve ondan son bir şans istemiştir. İlişkiyi kurtarmak için girişilen bu sonuncu deneme önce başarılı olmuş ve kadın adamı affetmiştir. Ama birlikte yenilen yemekten sonra eve giden çiftin beraberlikleri bu buluşma ile sona erer ve bir daha görüşmezler.
–EVLİLİK AJANSI–
Rahmi Bey, orta yaşlarda ve hiç evlenmemiş olan biridir. İşi icabı Ankara ile İstanbul arasında çok sık seyahat eder ve bu seyahatlerinde genelde treni tercih eder. Yine böyle bir yolculuk sırasında, arka koltukta oturan iki bayanın konuşmalarına kulak misafiri olur.
Bayanların konuşmalarından anlaşıldığı üzere bu iki bayan hiç evlenmemişlerdir ve birbirleriyle okul arkadaşıdırlar. Bu iki iş kadını kendilerine birer hayat arkadaşı ararlarken başka bir arkadaşlarının tavsiyesi ile Swiss Otel` in barına giderler. Gerçekten de orada Sermet isimli bir beyle tanışırlar. Bu bey bankacıdır. Bayanlar bu beyden oldukça etkilenmişlerdir. Onun boğazda yemek yeme teklifine olumlu yanıt verirler. Bu yemek sırasında Sermet Bey` in ince tasarlanmış oyununa gelmişlerdir. Gerçekte Sermet Bey bu bayanlarla eğlenmiş ve yemek hesabını onlara ödetmiştir.
Genç bayanlar yaşadıkları bu olayı tren yolculuğu sırasında birbirlerine anlatarak eğlenmektedirler. Rahmi Bey` de bu konuşmadan kendisine hesap çıkarmaktadır.
–ESKİ DEFTER–
Başarılı bir cerrah olan öykü kahramanının Ester ve Albert isimli iki doktor arkadaşı vardır ve bu iki arkadaşı Yahudi`dir. Ester ve Albert öykünün anlatıldığı zamanlarda nişanlıdırlar. Ama Ester ile öykü kahramanı birlikte olmaktadırlar. Yine bu birlikteliklerinden birinde Albert` e yakalanırlar. Bu olaydan sonra Ester ve Albert ayrılır. Cerrah ise ikisiyle bir daha görüşmez. Ta ki 20 yıl sonra İstanbul` a gelene kadar. Bu kez onları bulmaya karar verir. Araştırmasında Albert` in İsrail` e göç ettiğini öğrenir. Ester ise İstanbul` dadır. Onunla telefonda görüşür ve akşam yemeği için onun evine gider. İkisi birbirlerini hala sevmektedirler. Ancak Ester, onunla beraber olamayacağını, çünkü kendisine çok büyük yardımları olan evli biriyle beraber olduğunu söyler.
Cerrah buna üzülür ama saygı duyar ve ayrılırlar.
KİTABIN ANA FİKRİ
Yaşantımızda her ne olursa olsun yaşanılan olaylardan devamlı ders almalı ve hayatımızda verecegimiz kararlarda oldukça iyi düşünmeli ve bizim için en iyi olanı şeçmeliyiz.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Kitaptaki şahıslar ve olaylar tamamen kitapta adı geçen öykülere aittir. Hepsi kendilerine özgü karakterlerdir.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap bünyesinde bulundurduğu küçük öykülerle okuyuculara hem ders vermektedir.
YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ
Bener, 19 Nisan 1929′da, babasının Türk Lisesi`nde görevli bulunduğu Lefkoşe`de doğdu. Bener, İlk, orta, lise öğrenimini Anadolu`nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Çocukluğunun ilk yılları Amasya, Erzincan, Bursa`da geçti. Oradan Zile`ye, Zile`den Bolu`ya, Bolu`dan Bergama`ya, Bergama`dan Kayseri`ye; Kayseri`de liseyi bitirdi.“ Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye şubesini bitirdi (1950). 1956 yılında da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi`nden lisans diploması aldı. 1957′de gazeteci-yazar Fikret Otyam`ın kızkardeşi ile evlendi (1957). 1958′de staj için Brüksel`e gitti, burada bir yıl kaldı. Dönünce Hazine Genel Müdür Yardımcılığı`na atandı. Maliye Bakanlığı bünyesinde, Maliye Müfettiş Muavinliği, Hesap Uzmanlığı yaptı. 1963′te Paris Elçiliğimize Maliye Müşaviri olarak tayin oldu. Uluslararası Ekonomik İşbirliği Teşkilatı OECD`de, bir yıl maliye müşavirliği yaptı. Türkiye`ye dönüşünde Maliye Bakanlığı Hazine Genel Sekreterliği`nde kambiyodan sorumlu genel müdürlük görevine getirildi. OECD`de Türk heyetinin 2. başkanlığına atandı, 1973 sonuna dek bu görevini sürdürdü. Dönüşünde Emekli Sandığı Genel Müdürü oldu. Görevleri nedeniyle ABD`den Hindistan`a, Danimarka`dan İsrail`e kadar birçok ülkede bulundu. 1975′te kendi isteğiyle emekliğe ayrıldı. 1993′e kadar, bir süre avukatlık yaptı. Daha sonra tümüyle edebiyata yöneldi.
Yazarın başlıca eserleri şunlardır; Köleler Ve Tutkular, Sisli Yaz, Bürokratlar 1, Hınzır Kız, Gece Gelen Ölüm, Elifin Öyküsü,Tekilleşme, Bir Büyük Bürokratın Romanı Memduh Aytür, Günbatımı Öyküleri, Böcek, Yalnızlar, Ortadakiler, Denizaşırı Öyküler, Kedi Ve Ölüm, Dönüşler, Oyuncu, Anafor, Loş Ayna, Baharla Gelen, Işığın Gölgesi, Böcek, Ölü Bir Deniz, Sonbahar Yaprakları, Yalnızlar.
Geniş Zamanlar
(Ayşe Kulin)
KİTABIN ADI : Geniş Zamanlar
KİTABIN YAZARI : Ayşe KULİN
YAYIN EVİ : Remzi Kitabevi
BASIM YILI : Nisan,2001
KİTABIN KONUSU
Varlikli bir evde yaşayan insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin sooyal farklılıklar nedeniyle nasıl çözüldüğünü anlatıyor.
KİTABIN ÖZETİ
Ayla bir sabah ağır bir baş ağrısıyla kakar ve hiç birşey hatırlamaz durumdadır. Evin içi dağınık, boş içki şişeleriyle doludur. Evin içinde ondan başka birde Gerry isimli bir İngiliz vardır.
Ayla`nın kendisini yavaş yavaş toplamasıyla, Gerry önceki akşam neler olduğunu anlatır. O akşam ayla aldığı bir telefonla morali oldukça bozulurve sadece içki içmek ister. Çevresindeki arkadaşları Sally ve david`e de birşey söylemez. Kötü birşeyler olduğunu anlamalarına rağmen üstüne pek gitmezler.
Ayla o sabah Gerry ile birlikte olmaktan rahatsızlık duyar. Ayla`nın her sorduğu soruyu nazikçe cevaplar ve bu noktada ayla o Türk erkeklerinin sert, kızgın hallerini arar olur. Ayla`nın aklına o arada Fatik gelir. Fatikl eve temizliğe gelen bir kadındır. Zehra adında da bir kızı vardır. Zehra ,Ayla`nın kocasından ayrıldığından beri Ayla`nın evinde kalır. Ayla onun tüm ihtiyaçlarını karşılar ve iyi bir eğitim almasını sağlar.
Fatik kadınların her zaman hor görüldüğünü düşünür. Ona göre kadınlar toplumda hep ikinci plandadır. Bu arada nasıl olurda Erol Bey`in bu varlıklı Ayla`dan boşanıp, oğluyla bvirlikte Londra`ya gittiğini anlamaz.Yükseklerde hayat hep güzeldir ona göre. Zehra o sıralar hemşirlik okuluna gider ve genç bir doktaorla hayatındaki ilşk birlikteliğini yaşar. Fakat daha sonra doktor onunla evlenmekten vezgeçer. Aslında ayrılıklarının sebebi yaşam farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bunun üzerine Zehra mahalledeki aydın isimli bir gençle evlenir. Aydın aşırı tutucu biridir. Zehra`ya fazla yaklaşmaz ve tüm kadınları şeytan olarak görür. Aydın`ın cidi bir psikolojik rahatsızlığı vardır.bundan hem çevresi hemde ailesi rahatsız olur. Zamanla Aydın ile Zehra`nın arası açılır. Bir çocuk yapmanın arayı düzelteceğini düşünen Zehra,ona kadınlığıyla yaklaşmaya karar verir. Bir gün onu mutfakta yakalar ve onu köşeye sıkıştırır. Aydın gayet öfkeli bir halde onu iter amaa bu yeterli olmaz.Aydın yanında duran ekmek bıçağını alarak Zehra`yı dört yerinden bıçaklar.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Ayla o akşam bunun haberini alır ve olduğu yere bayılır. Düzen artık her yerde aynıdır.her horoz kendi çöplüğünde öter.
KİTABIN ANA FİKRİ
Sosyal yaşam farklılıklarının insan ilişkileri üzerindeki etkisi.
KİTABTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHIŞLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
AYLA: Varlıklı bir kadındır. Eşinden ayrılması kendisinde ciddi bir psikolojik rahatsızlığa yol açmış, sağlıklı düşünemektedir. Her akşam arkadaşlarıyla gece hayatına çıkar.
SANDY, GERRY ve DAVID: Aya`nın yakın arkadaşlarıdır. Vakitlerinin çoğunu gezerek geçirirler.
ZEHRA: Gece kondu bölgesinde ağır şartlar altında büyümüş, genç bir kızdır. O da annesi gibi hep hayatın zenginler için güzel olduğunu düşünür.
AYDIN: Aşırı dinine bağlı ve neticesinde onu yanlış yorumlayan ,sert takınımlı, hayatını tamamen diğer dünyaya adamış bir insan.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
İnsanların birbirlerile olan etkileşimlerinde sosyo-psikolojik etkenlerin nedenli önemli olduğunu gösteren bir eser. Dili çok sade olup,olayların analizleri çok iyi yapılmış. Anlatılan olaylar halen geçerliliğini korumakla beraber günceldir.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ
Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat Bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabir ve editör olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, sinema, ve reklam filmlerinde sahne yapımcısı ve yönetmen olarak görev yaptı.
Yazarın Anarşistler , Rusya Ayaklanıyor,Amerika Sahnede,Güneşe Dön Yüzünü ,ve 1997 yılında yayınlanan Adı:Aylin isimli eserleri vardır.
(Ayşe Kulin)
KİTABIN ADI : Geniş Zamanlar
KİTABIN YAZARI : Ayşe KULİN
YAYIN EVİ : Remzi Kitabevi
BASIM YILI : Nisan,2001
KİTABIN KONUSU
Varlikli bir evde yaşayan insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin sooyal farklılıklar nedeniyle nasıl çözüldüğünü anlatıyor.
KİTABIN ÖZETİ
Ayla bir sabah ağır bir baş ağrısıyla kakar ve hiç birşey hatırlamaz durumdadır. Evin içi dağınık, boş içki şişeleriyle doludur. Evin içinde ondan başka birde Gerry isimli bir İngiliz vardır.
Ayla`nın kendisini yavaş yavaş toplamasıyla, Gerry önceki akşam neler olduğunu anlatır. O akşam ayla aldığı bir telefonla morali oldukça bozulurve sadece içki içmek ister. Çevresindeki arkadaşları Sally ve david`e de birşey söylemez. Kötü birşeyler olduğunu anlamalarına rağmen üstüne pek gitmezler.
Ayla o sabah Gerry ile birlikte olmaktan rahatsızlık duyar. Ayla`nın her sorduğu soruyu nazikçe cevaplar ve bu noktada ayla o Türk erkeklerinin sert, kızgın hallerini arar olur. Ayla`nın aklına o arada Fatik gelir. Fatikl eve temizliğe gelen bir kadındır. Zehra adında da bir kızı vardır. Zehra ,Ayla`nın kocasından ayrıldığından beri Ayla`nın evinde kalır. Ayla onun tüm ihtiyaçlarını karşılar ve iyi bir eğitim almasını sağlar.
Fatik kadınların her zaman hor görüldüğünü düşünür. Ona göre kadınlar toplumda hep ikinci plandadır. Bu arada nasıl olurda Erol Bey`in bu varlıklı Ayla`dan boşanıp, oğluyla bvirlikte Londra`ya gittiğini anlamaz.Yükseklerde hayat hep güzeldir ona göre. Zehra o sıralar hemşirlik okuluna gider ve genç bir doktaorla hayatındaki ilşk birlikteliğini yaşar. Fakat daha sonra doktor onunla evlenmekten vezgeçer. Aslında ayrılıklarının sebebi yaşam farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bunun üzerine Zehra mahalledeki aydın isimli bir gençle evlenir. Aydın aşırı tutucu biridir. Zehra`ya fazla yaklaşmaz ve tüm kadınları şeytan olarak görür. Aydın`ın cidi bir psikolojik rahatsızlığı vardır.bundan hem çevresi hemde ailesi rahatsız olur. Zamanla Aydın ile Zehra`nın arası açılır. Bir çocuk yapmanın arayı düzelteceğini düşünen Zehra,ona kadınlığıyla yaklaşmaya karar verir. Bir gün onu mutfakta yakalar ve onu köşeye sıkıştırır. Aydın gayet öfkeli bir halde onu iter amaa bu yeterli olmaz.Aydın yanında duran ekmek bıçağını alarak Zehra`yı dört yerinden bıçaklar.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Ayla o akşam bunun haberini alır ve olduğu yere bayılır. Düzen artık her yerde aynıdır.her horoz kendi çöplüğünde öter.
KİTABIN ANA FİKRİ
Sosyal yaşam farklılıklarının insan ilişkileri üzerindeki etkisi.
KİTABTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHIŞLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
AYLA: Varlıklı bir kadındır. Eşinden ayrılması kendisinde ciddi bir psikolojik rahatsızlığa yol açmış, sağlıklı düşünemektedir. Her akşam arkadaşlarıyla gece hayatına çıkar.
SANDY, GERRY ve DAVID: Aya`nın yakın arkadaşlarıdır. Vakitlerinin çoğunu gezerek geçirirler.
ZEHRA: Gece kondu bölgesinde ağır şartlar altında büyümüş, genç bir kızdır. O da annesi gibi hep hayatın zenginler için güzel olduğunu düşünür.
AYDIN: Aşırı dinine bağlı ve neticesinde onu yanlış yorumlayan ,sert takınımlı, hayatını tamamen diğer dünyaya adamış bir insan.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
İnsanların birbirlerile olan etkileşimlerinde sosyo-psikolojik etkenlerin nedenli önemli olduğunu gösteren bir eser. Dili çok sade olup,olayların analizleri çok iyi yapılmış. Anlatılan olaylar halen geçerliliğini korumakla beraber günceldir.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ
Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat Bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabir ve editör olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, sinema, ve reklam filmlerinde sahne yapımcısı ve yönetmen olarak görev yaptı.
Yazarın Anarşistler , Rusya Ayaklanıyor,Amerika Sahnede,Güneşe Dön Yüzünü ,ve 1997 yılında yayınlanan Adı:Aylin isimli eserleri vardır.
Ayaşlı ve Kiracıları
(Memduh Şevket Esendal)
KİTABIN ADI : Ayaşlı ve kiracıları
KİTABIN YAZARI : Memduh Şevket ESENDAL
YAYINEVİ : Bilgi Yayınevi
BASIM YILI : 1988
KİTABIN KONUSU
Ayaşlı`nın evinde bir oda tutan yazarın başından geçen olaylar anlatılmaktadır.
AYAŞLI VE KİRACILARI
Yazar,İbrahim efendinin(Ayaşlı) evinde bir oda kiralar.Soluk benizli bir kızın yardımıyla eve yerleşir.Kızın ismi Halide`dir .Daha sonra bu kızın evin hizmetçisi olduğunu farkeder. Ertesi gün mutfakta Halide`yi beklerken şoför Fuat`ın annesi ile karşılaşır ve tanışırlar.Daha sonra yaşlı kadının gelini Faika ile de tanışır.Yalı kadın hep oğlunun okumayışından dolayı yazara yakınır.Bu arada yazar, abisinin yakın dostu olan Hasan beyle tanışır.
Yazarın ilk taşındığı haftalarda bir gün sabah işe gitmek için odadan çıkınca yerde Halide`nin yattığını görür.Onu doktor olan bir arkadaşına yollar.Doktor Halide`nin hamile olduğunu tespit eder ve kendisine söyler.Hasan beyin bitişiğinde oturan bir konsolos(Şefik bey) vardır.Bu konsolosun evine bir gün iki genç gelir.Şefik bey Halide`den bir masa örtüsü ister.Şefik bey bu iki gençle o akşam içereler ve bu masa örtüsünü yanlışlıkla yakarlar.Bu masa örtüsü yüzünden Halide ile Şefik bey tartışırlar ve Halide Şefik beyin elini yüzünü tırnaklarıyla yırtar.Şefik beyde Halide`nin kovulmasını ister.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Apartmanın 8 numaralı odasında bir ufak çocukları ile genç bir karı koca otururlar(erkek:Abdülkerim bey,kadın:İffet hanım).Bu çiftin üç çocuğu olur ve ikisi ölür.Hayatta kalan çocuk ise çok yaramazdır.Bu çocuk yüzünden bu genç çift sürekli tartışırlar ve çözüm bulamazlar.
6 numaraya İskender bey adında bir tüccar taşınır.İskender beyin taşınması ile Ayaşlı`nın evinde oturan tüm kiracılar daha fıkı olurlar.Eve bir canlılık gelir sanki.
Ayaşlı`nın kiracıları o hiç konuşmadıkları 8 numarada oturan Turan hanım ve Haki bey`le de İskender bey sayesinde tanışıp,birbirlerine her gün gelip gitmeye başlarlar ve kumar oynarlar.Bu oyunlarda en çok yenilende Abdülkerim`le karısı İffet hanım olurlar.
9 numarada oturan hukuk reisinin başka bir yere taşınması üzerine yerine Hüseyin bey adında bir adam taşınır ve bu adamın bir sürü tarla işi ile mahkemesi vardır.Sürekli mahkemeyi kazanmak için çaba sarfeder.Apartmanda herkese derdini anlatır.
Her gece Turan hanımın evinde kumar oynamaya devam ederler(Cevat adında bir çocuk Turan hanıma kumar oynamak için müşteriler getirir).Bir gün Cevat yine iki erkek müşteri getiriri ve bundan Haki bey,Ayaşlı ve yazar rahatsız olurlar.Bundan sonrada bu tür adamlar bir daha apartmana giremezler.
Halide kendisini hamile bırakan çocuğu (Rasim) bulur ve durumu anlatır.Rasim ona bir ev kiralar ve çocuğun doğmasını beklerler.Halide`de hizmetçilikten ayrılır.Yerine Raife adında bir hanım gelir.Raife hanım dedikoducu biridir.Yazara ille de kızıma bir iş bul diye tutturur.Yazar bu kadını ve kızlarını başından zor atar.
Turan hanımın kendisinden hoşlandığını anlayan yazar bu kadından çekinmektedir.Bir gün bir öğleüstü (Yazar odasında uzanmış yatıyorken)kapı çalınır.Kapıyı açar ve karşısında Turan hanımı bulur.Kendisinde ince ağızlı bir cımbız olup olmadığını sorar.O da Turan hanımı buyur eder ve aramaya koyulur.Fakat Turan hanım kendisine sulanır.Bu arada kapı çalınır.Gelen ise banka memurunun doktor arkadaşı Fahri`dir.Turan hanım bu arada odadan ayrılır.Fahri yazara müdürlerinin hasta olduğunu söyler.ikisi birlikte müdür beyin evine giderler.Orada müdürün eşi ve eşinin yeğeni(Melek) ile tanışırlar.Yazar kızı çok beğenmiştir.
Bir yemeğine Ayaşlı Abdülkerim`e yenilir ve herkes Ayaşlının odasına yemeğe gider.Turan hanım yemekten sonra yazarı rahat bırakmaz ve karda yürümek istediğini söyler ve bu konuda ısrar eder.Yazar da Turan ve Faika ile dışarı gezmeye çıkarlar.Bu iki kadın hiç de rahat durmaz ve yazar bu durumdan hiç hoşnut olmaz.Bu kadınların ona olan yakınlığının evlendiğinde kendisi ve eşi açısından tehlikeli olabileceğini düşünür.Banka yazarı bir işi anlamak ve rapor etmek için Adana`ya yollar.Yazar iki ay Adana,Mersin,Tarsus taraflarında kalır.
Yazar,Faika`nın annesi Makbule hanımın genelev işlettiğini ve Ayaşlı ile evli olduklarını öğrenir ve bu duruma canı sıkılır.Daha sonra bu durumu Hasanbey`de öğrenir ve ikisi de evden ayrılmak ister.İlerleyen günlerde yazar Turan hanımın arkadaşları olan Süse hanım ve Berrin hanımla tanışırlar.Bu iki kadın Cavide adındaki bir kıza yazarın bir iş bulması için ısrar ederler.O da birşeyler yapmaya çalışacağını söyler.Ertesi gün Cavide yazarın yanına gelir ve iş hakkında konuşurlar fakat yazar Cavide`nin işten çok koca bulmak istediğinin farkına varır.İlerleyen günlerde Cavide sürekli gelip gitmeye başlar.Yazar,Cavide`nin kendisini beğendiğine daha çok inanmaya başlar.Cavide neredeyse her gün yazarın yanına uğrar.Mahallede “Cavideyle evlenecekmiş“ diye bir dedikodu da çıkar ve yazar bundan çok rahatsız olur.Cavide`ye il dışında bir iş bulup başından atmak ister ve öyle de yapar.
Bir gün kumar davasından kavga çıkar ve Turan hanım başka bir eve taşınır.Turan gittikten bir ay kadar sonra Hasanbey`e inme indi.Bir ara Hasanbey iyileşir gibi olur ama bir gece birdenbire bozularak,uzun süren bir can çekişme devresi geçirip,bir ikidiüstü ölür.
Yazar arkadaşı Fahri`yi evlendirmek ister ve Melek hanımı Müdür bey`den ister.Onlar da kabul ederler.
Şefik beyin birkaç gün eve gelmediğinden şüphelenen ev sahipleri daha onra Şefik beyin öldürüldüğünü duyarlar.Fakat başı kesik olduğu için onu tanımakta güçlük çekerler.
Yazar aradan kısa bir süre geçtikten sonra Hasanbey`in kızı Selime ile evlenir ve bir çocukları olsun isterler.Onların bu çok sevinçli oldukları bu günlerde Ayaşlı`yı kaybederler…
KİTABIN ANAFİKRİ
İnsanlar hayatta hiç ummadıkları yerlerde hiç ummadıkları olaylarla karşılaşabilirler.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Halide:Kimsesiz,esmerce soluk benizli bir kızdır.Ezirganlıdır.
Faika:18 yaşlarında şımarık kızın tekidir.Ufacık tefecik birşeydir.
Şoför Fuat:Faika`nın kocasıdır.Kısa boylu,karısı gibi ufak tefek,açıkgöz ve birazda çapkın birisidir.
Hasanbey:Gayet dürüst ve samimi bir dosttur.Yazarın abisinin arkadaşıdır.
Ayaşlı:Asıl adı ibrahim`dir.Yazarın ev sahibidir ve de Faika`nın üvey babasıdır.
Şefik bey:Orta boylu,şişmanca ve temizliğine dikkat etmeyen birisidir.Arnavut bir baba veLübnanlı Arap bir anadan dünyaya gelmiştir.
İffet Hanım ve Kocası:Sürekli tartışan bir çifttir.Ufacık bir çocuğu bile avutmaktan aciz insanlardır.
Turan Hanım ve Kocası:Bu çift ise kumar hastasıdırlar.Sürekli evlerine birilerini alıp kumar oynarlar.
Fahri:Yazarın en samimi arkadaşıdır ve de doktordur.
Selime:Hasanbey`in kızıdır daha sonra ise yazarla birlikte evlenmişlerdir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Bu kitapta yazarın yaşam öyküsü kendi kaleminden çıktığı biçimde anlatılmıştır.Kitap çok akıcı olmakla birlikte Türkiye`nin o dönemde içinde bulunduğu durumu yansıtmakta ve insanların nasıl bir çıkmaza girdiğini apaçık belitmektedir.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
M.Şevket Esendal,29 Mart 1883 yılında Çorlu`da doğmuştur.Düzenli bir öğrenim yapamamıştır;kendi kendine çalışarak hem öğrenimini hem de Fransızca,Rusça ve Farsça öğrendi.
1900 yılında gümrük memurluğuna atandı.1906 yılında İttihat v Terakki Derneğine girdi.1907 yılında babası ölünce,ailenin geçim yükünü üstlendi.1908 yılından sonra,İttihat ve Terakkinin müfettişi olarak birçok yer dolaştı.1920`de Azerbaycan Cumhuriyeti kurulunca,bu cumhuriyet nezdinde Hükümet Temsilciliğine atanmış;1924 yılında,Rusların bu cumhuriyeti kaldırması üzerine İstanbul`a dönmüştür.1924-1925 yıllarında Galatasaray ve Kabataş liselerinde tarih öğretmenliği yapmıştır.
Tarih ve Coğrafya öğretmenliği,yazarlık,çizerlik yaparak geçimini sağlamaya çalışan Esendal,1925 yılında Tahran Elçiliğine atanmıştır.1930 yılında yurda dönmüş ve Elazığ Milletvekilliğine seçilmiş;1933 yılında,bu görevde iken Kabil Büyükelçiliğine gönderilmiştir.Esendal,1941 yılında Bilecik Milletvekili olarak yeniden TBMM`de göreve başlamış ve aynı zamanda da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğine getirilmiştir. 1945 yılında parti Sekreterliğinden ayrılmış;1946 yılında yeniden Bilecik Milletvekili seçilmiştir.16 Mayıs 1952 tarihinde, Ankara`da ölmüştür.
(Memduh Şevket Esendal)
KİTABIN ADI : Ayaşlı ve kiracıları
KİTABIN YAZARI : Memduh Şevket ESENDAL
YAYINEVİ : Bilgi Yayınevi
BASIM YILI : 1988
KİTABIN KONUSU
Ayaşlı`nın evinde bir oda tutan yazarın başından geçen olaylar anlatılmaktadır.
AYAŞLI VE KİRACILARI
Yazar,İbrahim efendinin(Ayaşlı) evinde bir oda kiralar.Soluk benizli bir kızın yardımıyla eve yerleşir.Kızın ismi Halide`dir .Daha sonra bu kızın evin hizmetçisi olduğunu farkeder. Ertesi gün mutfakta Halide`yi beklerken şoför Fuat`ın annesi ile karşılaşır ve tanışırlar.Daha sonra yaşlı kadının gelini Faika ile de tanışır.Yalı kadın hep oğlunun okumayışından dolayı yazara yakınır.Bu arada yazar, abisinin yakın dostu olan Hasan beyle tanışır.
Yazarın ilk taşındığı haftalarda bir gün sabah işe gitmek için odadan çıkınca yerde Halide`nin yattığını görür.Onu doktor olan bir arkadaşına yollar.Doktor Halide`nin hamile olduğunu tespit eder ve kendisine söyler.Hasan beyin bitişiğinde oturan bir konsolos(Şefik bey) vardır.Bu konsolosun evine bir gün iki genç gelir.Şefik bey Halide`den bir masa örtüsü ister.Şefik bey bu iki gençle o akşam içereler ve bu masa örtüsünü yanlışlıkla yakarlar.Bu masa örtüsü yüzünden Halide ile Şefik bey tartışırlar ve Halide Şefik beyin elini yüzünü tırnaklarıyla yırtar.Şefik beyde Halide`nin kovulmasını ister.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet
Apartmanın 8 numaralı odasında bir ufak çocukları ile genç bir karı koca otururlar(erkek:Abdülkerim bey,kadın:İffet hanım).Bu çiftin üç çocuğu olur ve ikisi ölür.Hayatta kalan çocuk ise çok yaramazdır.Bu çocuk yüzünden bu genç çift sürekli tartışırlar ve çözüm bulamazlar.
6 numaraya İskender bey adında bir tüccar taşınır.İskender beyin taşınması ile Ayaşlı`nın evinde oturan tüm kiracılar daha fıkı olurlar.Eve bir canlılık gelir sanki.
Ayaşlı`nın kiracıları o hiç konuşmadıkları 8 numarada oturan Turan hanım ve Haki bey`le de İskender bey sayesinde tanışıp,birbirlerine her gün gelip gitmeye başlarlar ve kumar oynarlar.Bu oyunlarda en çok yenilende Abdülkerim`le karısı İffet hanım olurlar.
9 numarada oturan hukuk reisinin başka bir yere taşınması üzerine yerine Hüseyin bey adında bir adam taşınır ve bu adamın bir sürü tarla işi ile mahkemesi vardır.Sürekli mahkemeyi kazanmak için çaba sarfeder.Apartmanda herkese derdini anlatır.
Her gece Turan hanımın evinde kumar oynamaya devam ederler(Cevat adında bir çocuk Turan hanıma kumar oynamak için müşteriler getirir).Bir gün Cevat yine iki erkek müşteri getiriri ve bundan Haki bey,Ayaşlı ve yazar rahatsız olurlar.Bundan sonrada bu tür adamlar bir daha apartmana giremezler.
Halide kendisini hamile bırakan çocuğu (Rasim) bulur ve durumu anlatır.Rasim ona bir ev kiralar ve çocuğun doğmasını beklerler.Halide`de hizmetçilikten ayrılır.Yerine Raife adında bir hanım gelir.Raife hanım dedikoducu biridir.Yazara ille de kızıma bir iş bul diye tutturur.Yazar bu kadını ve kızlarını başından zor atar.
Turan hanımın kendisinden hoşlandığını anlayan yazar bu kadından çekinmektedir.Bir gün bir öğleüstü (Yazar odasında uzanmış yatıyorken)kapı çalınır.Kapıyı açar ve karşısında Turan hanımı bulur.Kendisinde ince ağızlı bir cımbız olup olmadığını sorar.O da Turan hanımı buyur eder ve aramaya koyulur.Fakat Turan hanım kendisine sulanır.Bu arada kapı çalınır.Gelen ise banka memurunun doktor arkadaşı Fahri`dir.Turan hanım bu arada odadan ayrılır.Fahri yazara müdürlerinin hasta olduğunu söyler.ikisi birlikte müdür beyin evine giderler.Orada müdürün eşi ve eşinin yeğeni(Melek) ile tanışırlar.Yazar kızı çok beğenmiştir.
Bir yemeğine Ayaşlı Abdülkerim`e yenilir ve herkes Ayaşlının odasına yemeğe gider.Turan hanım yemekten sonra yazarı rahat bırakmaz ve karda yürümek istediğini söyler ve bu konuda ısrar eder.Yazar da Turan ve Faika ile dışarı gezmeye çıkarlar.Bu iki kadın hiç de rahat durmaz ve yazar bu durumdan hiç hoşnut olmaz.Bu kadınların ona olan yakınlığının evlendiğinde kendisi ve eşi açısından tehlikeli olabileceğini düşünür.Banka yazarı bir işi anlamak ve rapor etmek için Adana`ya yollar.Yazar iki ay Adana,Mersin,Tarsus taraflarında kalır.
Yazar,Faika`nın annesi Makbule hanımın genelev işlettiğini ve Ayaşlı ile evli olduklarını öğrenir ve bu duruma canı sıkılır.Daha sonra bu durumu Hasanbey`de öğrenir ve ikisi de evden ayrılmak ister.İlerleyen günlerde yazar Turan hanımın arkadaşları olan Süse hanım ve Berrin hanımla tanışırlar.Bu iki kadın Cavide adındaki bir kıza yazarın bir iş bulması için ısrar ederler.O da birşeyler yapmaya çalışacağını söyler.Ertesi gün Cavide yazarın yanına gelir ve iş hakkında konuşurlar fakat yazar Cavide`nin işten çok koca bulmak istediğinin farkına varır.İlerleyen günlerde Cavide sürekli gelip gitmeye başlar.Yazar,Cavide`nin kendisini beğendiğine daha çok inanmaya başlar.Cavide neredeyse her gün yazarın yanına uğrar.Mahallede “Cavideyle evlenecekmiş“ diye bir dedikodu da çıkar ve yazar bundan çok rahatsız olur.Cavide`ye il dışında bir iş bulup başından atmak ister ve öyle de yapar.
Bir gün kumar davasından kavga çıkar ve Turan hanım başka bir eve taşınır.Turan gittikten bir ay kadar sonra Hasanbey`e inme indi.Bir ara Hasanbey iyileşir gibi olur ama bir gece birdenbire bozularak,uzun süren bir can çekişme devresi geçirip,bir ikidiüstü ölür.
Yazar arkadaşı Fahri`yi evlendirmek ister ve Melek hanımı Müdür bey`den ister.Onlar da kabul ederler.
Şefik beyin birkaç gün eve gelmediğinden şüphelenen ev sahipleri daha onra Şefik beyin öldürüldüğünü duyarlar.Fakat başı kesik olduğu için onu tanımakta güçlük çekerler.
Yazar aradan kısa bir süre geçtikten sonra Hasanbey`in kızı Selime ile evlenir ve bir çocukları olsun isterler.Onların bu çok sevinçli oldukları bu günlerde Ayaşlı`yı kaybederler…
KİTABIN ANAFİKRİ
İnsanlar hayatta hiç ummadıkları yerlerde hiç ummadıkları olaylarla karşılaşabilirler.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Halide:Kimsesiz,esmerce soluk benizli bir kızdır.Ezirganlıdır.
Faika:18 yaşlarında şımarık kızın tekidir.Ufacık tefecik birşeydir.
Şoför Fuat:Faika`nın kocasıdır.Kısa boylu,karısı gibi ufak tefek,açıkgöz ve birazda çapkın birisidir.
Hasanbey:Gayet dürüst ve samimi bir dosttur.Yazarın abisinin arkadaşıdır.
Ayaşlı:Asıl adı ibrahim`dir.Yazarın ev sahibidir ve de Faika`nın üvey babasıdır.
Şefik bey:Orta boylu,şişmanca ve temizliğine dikkat etmeyen birisidir.Arnavut bir baba veLübnanlı Arap bir anadan dünyaya gelmiştir.
İffet Hanım ve Kocası:Sürekli tartışan bir çifttir.Ufacık bir çocuğu bile avutmaktan aciz insanlardır.
Turan Hanım ve Kocası:Bu çift ise kumar hastasıdırlar.Sürekli evlerine birilerini alıp kumar oynarlar.
Fahri:Yazarın en samimi arkadaşıdır ve de doktordur.
Selime:Hasanbey`in kızıdır daha sonra ise yazarla birlikte evlenmişlerdir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Bu kitapta yazarın yaşam öyküsü kendi kaleminden çıktığı biçimde anlatılmıştır.Kitap çok akıcı olmakla birlikte Türkiye`nin o dönemde içinde bulunduğu durumu yansıtmakta ve insanların nasıl bir çıkmaza girdiğini apaçık belitmektedir.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
M.Şevket Esendal,29 Mart 1883 yılında Çorlu`da doğmuştur.Düzenli bir öğrenim yapamamıştır;kendi kendine çalışarak hem öğrenimini hem de Fransızca,Rusça ve Farsça öğrendi.
1900 yılında gümrük memurluğuna atandı.1906 yılında İttihat v Terakki Derneğine girdi.1907 yılında babası ölünce,ailenin geçim yükünü üstlendi.1908 yılından sonra,İttihat ve Terakkinin müfettişi olarak birçok yer dolaştı.1920`de Azerbaycan Cumhuriyeti kurulunca,bu cumhuriyet nezdinde Hükümet Temsilciliğine atanmış;1924 yılında,Rusların bu cumhuriyeti kaldırması üzerine İstanbul`a dönmüştür.1924-1925 yıllarında Galatasaray ve Kabataş liselerinde tarih öğretmenliği yapmıştır.
Tarih ve Coğrafya öğretmenliği,yazarlık,çizerlik yaparak geçimini sağlamaya çalışan Esendal,1925 yılında Tahran Elçiliğine atanmıştır.1930 yılında yurda dönmüş ve Elazığ Milletvekilliğine seçilmiş;1933 yılında,bu görevde iken Kabil Büyükelçiliğine gönderilmiştir.Esendal,1941 yılında Bilecik Milletvekili olarak yeniden TBMM`de göreve başlamış ve aynı zamanda da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğine getirilmiştir. 1945 yılında parti Sekreterliğinden ayrılmış;1946 yılında yeniden Bilecik Milletvekili seçilmiştir.16 Mayıs 1952 tarihinde, Ankara`da ölmüştür.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 162
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 28
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 28
