Pera Palas’ta Gece Yarısı
Televizyonda asla cesaret edilemeyecek konusuyla, ambiyansıyla, kostümüyle, mekanıyla, büyük bir emekle işlenmiş her bir detayıyla, Netflix’ in en derli toplu yerli işlerinden biri Pera Palas’ta gece yarısı . Bu dizinin farklı bir konusu mevcut. Sıradan olmaktan çıkarılmış, kalıplaşmış yerli dizilere benzemiyor. Tüm bu sebeplerde ötürü bile izlenmeye değer bir dizi olarak göze çarpıyor Pera Palas’ta gece yarısı .
Pera Palas’ta Gece Yarısı Konusu
Dizi gerçek Pera Palas’ ta değil bir platoda bire bir inşa edilmiş kopyasında çekildi. Bu dizi için büyük emek sarf edildiği en başından belli aslında. Pera Palas’ta gece yarısı konusu , iş yerine geç kalmış gazeteci bir kızın telaşıyla başlıyor.
Ve dizinin en başında kızın, Pera Palas' ta kalmak için yüz otuz sebep konulu bir yazı yazması için görevlendiriliyor ve Pera Palas’a gidiyor. Gazeteci kız Pera Palas’ ı geziyor, detaylı bir şekilde orayı tanıyor. Ona eşlik eden ise, otel müdürü. Daha sonra Atatürk’ün kaldığı oda Agatha Christie' nin 11 gün kaybolup geri geldiği söylenen 411 numaralı oda derken günü bu şekilde tamamlıyor.
Ve tam gazeteci kız dışarı çıkacakken şiddetli bir yağmur baş gösteriyor ve otel müdürü gazeteci kıza otelde kalması gerektiğini söylüyor ve kıza bir oda veriyor. Kız odaya yerleşip masa üstünde bir anahtar bulunca anahtar ile Agatha Christie’ nin odasına gidiyor ve hayaller kurmaya başlıyor derken saat gece yarısını gösteriyor ve yer yerinden oynuyor. İşte tam o sırada gazeteci kız zamanda yolculuk yapıp 1919 yılına gidiyor. Hem Agatha Christie hem de Mustafa Kemal Paşa’nın olduğu bir baloya yolculuk yapıyor. İşte, Pera Palas’ta gece yarısı konusu tam da bu şekilde baş gösteriyor.
1919 yılında kendini bulan kız o dönemde yaşamaya başlıyor. O dönemde aşık oluyor. Savaşa tanık oluyor ,milli mücadele döneminde destekçi olmak adına kendini görevlendirilir. Ve dizinin konusu bu şekilde ilerliyor.