Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
WWE’de Dean Ambrose olarak tanıdığımız Johnathan Goodman, şimdiki ring ismiyle Jon Moxley, Mart ayında WWE ile olan sözleşmesinin süresinin dolmasının ardından, şirketle sözleşmesini uzatmayacağını belirtmiş, WWE ise sessiz kalmayarak, bu durumu teyit edip güreşçiye kariyerinin devamında başarılar dilemişti.
Elbette Moxley’nin ayrılışının ardından hangi işletme ile çalışacağı başlıca merak konusuydu. Karakterini Twitter’da yayımladığı bir video ile tanıtmak dışında sessizliğini korumayı başaran güreşçi, AEW: Double or Nothing gösterisinde sürpriz bir giriş yaparak AEW’nun yeni yıldızı oldu.
Moxley’nin Double or Nothing’den önce kaydedilen Talk is Jericho röportajı gösteriden sonra yayımlandığında, bu hem AEW hem de kendisi için büyük bir reklam kaynağı oldu; röportaj kısa sürede TiJ’nun en çok dinlenen bölümü haline gelerek yoğun ilgi çekti ve konuşmadaki bazı alıntılar Güreş hayranlarının referans dağarcığına eklendi.
Bu röpotajın bu kadar ilgi çekmesinin en büyük sebebi, röportajdaki ifade ve WWE eleştirilerinin, bu aralar Güreş hayranları arasında hayli revaçta olan AEW ile kendini ilişkilendirmeyi başarmış olan Jon Moxley’nin ağzından geliyor olması. Ben ise bu eleştirileri, daha önce duyduklarım ile harmanlayarak ele almaya çalışacağım.
Moxley röportajında temel olarak WWE’nun kariyerini nasıl yönlendirdiği ve kendisine sunulan materyale olan hoşnutsuzluğu üstüne kurmuş olsa da, ben evvela WWE’nin güreşçilerine uyguladığı aşırı yoğun iş programı ile başlamak istiyorum.
Söz konusu iş programı daha önce WWE’daki sözleşmesi fesh edildikten sonra Colt Cabana’nın podcast’ine açıklamalarda bulunan CM Punk tarafından eleştirilmişti. Söyleşisini ağırlıklı olarak kendisine verilen sözlerin tutulmamasına dayandıran CM Punk, bilhassa WWE Şampiyonu olduğu dönemde üç yüz günün üzerinde çalıştığını, bu çalışma düzeni içerisinde sadece mesleğini yapabilmesine olanak sağlayan değil, genel vücut sağlığını tehdit edebilecek sorunlarla da baş edemediğini belirtti. Kaburga ve dirsek sakatlıkları ardından kendisine tavsiye edilen istirahat süreleri içerisinde WWE tarafından tekrar “işe çağrılan” CM Punk, yaşadığı stafilokok enfeksiyonunun ardından haklı şekilde pes ederek kendi kendisini “eve göndermişti”.
İşletme ile yolunu ayırdığından beri WWE’yu sıkça eleştiren güreşçilerden olan Ryback’e göre, WWE’nin uyguladığı çalışma programı dahilindeki gösterilere gitmek zorunda kalan güreşçilerin yolda kaza geçirmiyor olmaları “şaşırtıcı”;
“Yaklaşık bir saatlik bir uyku ile araba sürmeye çalışırken artık uykudan kafamı dik tutamadığım için arabayı yolun kenarına çekip onuncu kahvemi içmeye çalıştığımı hatırlıyorum”.
WWE ile sözleşmesi sona erdiğinde, işletme ile tekrar çalışmayı tercih etmeyen bir diğer yetenek ise Wade Barrett. WWE’den ayrılışının sebebinin, sürekli yolda olmanın kendisini tüketmesi şeklinde açıklayan Barrett, “275 gündür evin yüzünü görmemiş olabilirsiniz ve sizin için ayarlanan kısımlar berbat bile olabilir ancak bu sıradışı maceranın büyüsüne kapılabilirsiniz” ifadelerini kullansa da, sözlerine “fakat sürekli berelenmiş ve yorgun halde bu sonsuz döngüye devam ettikçe, artık en ufak şeyler bile sizi rahatsız etmeye başlıyor ve bu şekilde bir kaç yıl harcadıktan sonra rahatça söyleyebilirim ki, WWE beni öldürmeden önce oradan çıkmalıydım”.
Bu yoğun çalışma programının güreşçileri nasıl etkilediği, bu konuda konuşan dört eski WWE güreşçisinin de harfi harfine aynı ifadeyi kullanıyor olmasından anlaşılabiliyor: “WWE’de çalışmak gerçekten sonu olmayan bir macera”. Bir gösteriyi tamamladıktan sonra, bir diğerine gitmek zorunda kalan güreşçiler, bunu bazan havayolu bazan da karayolu ile gerçekleştiriyorlar ve güreşçiler arasında araba paylaşmak çok yaygın. Bunun en büyük sebebi, yorgunluk, berelenme veya doğrudan sakatlık veya istirahat eksikliği çeken güreşçilerin yolda şoför değiştirerek bu durumda araba sürmenin oluşturacağı tehlikelerden korunmaya çalışmaları. Ryback bu durumu “sadece profesyonel bir güreşçi değilsin, aynı zamanda profesyonel bir şoför de olmak zorundasın” sözleriyle özetliyor.
Jon Moxley’nin WWE’den ayrılmadan önceki deneyimi ise şöyle özetlenmiş:
“Kol kasımda yaşadığım sakatlığa rağmen çalışmaya devam ediyor olmam, ameliyattan sonra harcamamam gereken zamanı uzatmıştı. Çünkü sakatken çok fazla çalıştım ve stafilokok enfeksiyonu geçirdim. Dört ay olması gereken istirahat oldu dokuz ay. Enfeksiyon sonrası aylarca antibiyotik tedavisi görmek zorundaydım. Bu süre içinde sürekli ishal ve istifra yaşadım. Ve sonunda karar verdim. Artık takvime bakıp WWE ile sözleşmemin biteceği günleri sayıyordum”.
Bu makaleyi yazmama vesile olan şey ise, yıldızların WWE’den ayrıldıklarında hissettiklerinin ne kadar bir birine benzediklerini fark etmem oldu. “Houston’daki binanın otoparkından çıkan rampayı tırmanmaya başladığımda, rampanın ucundan gelen gün ışığını görüp, “işte bu, bu, özgürlük” diye düşünüyordum” sözleri, Wade Barrett’a ait. “WWE sisteminin içindeyken, hayatın geri kalanında neler olup bittiğini fark edemiyorsunuz. Bir defa çıktığınızda ise, WWE dışındaki hayatın bu kadar kolay olabileceğine inanamıyorsunuz. WWE’deki en büyük hedefe ulaştım---WWE’de ulaştığım en büyük hedef özgürlük, ve şu an bu özgürlükle yaşıyorum” sözleri ise Moxley’e ait.
Güreşçilerin bu kadar yoğun bir çalışma programına sahip olmaları, onları mesleklerinden soğutuyor olabilir. Keza Moxley de “(WWE’deki sınırlandırmaların) en sevdiği şey olan güreşi onun elinden aldığını” ifade ediyor. Bu durumun WWE’de çalışma şartları ve çalışan güvenliği konusunda reform yapılması gerekliliğini ortaya çıkardığını söylemek zor değil. Aksi takdirde, AEW gibi güreşçilerine özgürlük sağlayan ve onları aşırı yoğun bir çalışma programı ile tüketmeyen (rakip) işletmelerin ekmeğine yağ sürülebilir.
Elbette Moxley’nin ayrılışının ardından hangi işletme ile çalışacağı başlıca merak konusuydu. Karakterini Twitter’da yayımladığı bir video ile tanıtmak dışında sessizliğini korumayı başaran güreşçi, AEW: Double or Nothing gösterisinde sürpriz bir giriş yaparak AEW’nun yeni yıldızı oldu.
Moxley’nin Double or Nothing’den önce kaydedilen Talk is Jericho röportajı gösteriden sonra yayımlandığında, bu hem AEW hem de kendisi için büyük bir reklam kaynağı oldu; röportaj kısa sürede TiJ’nun en çok dinlenen bölümü haline gelerek yoğun ilgi çekti ve konuşmadaki bazı alıntılar Güreş hayranlarının referans dağarcığına eklendi.
Bu röpotajın bu kadar ilgi çekmesinin en büyük sebebi, röportajdaki ifade ve WWE eleştirilerinin, bu aralar Güreş hayranları arasında hayli revaçta olan AEW ile kendini ilişkilendirmeyi başarmış olan Jon Moxley’nin ağzından geliyor olması. Ben ise bu eleştirileri, daha önce duyduklarım ile harmanlayarak ele almaya çalışacağım.
Moxley röportajında temel olarak WWE’nun kariyerini nasıl yönlendirdiği ve kendisine sunulan materyale olan hoşnutsuzluğu üstüne kurmuş olsa da, ben evvela WWE’nin güreşçilerine uyguladığı aşırı yoğun iş programı ile başlamak istiyorum.
Söz konusu iş programı daha önce WWE’daki sözleşmesi fesh edildikten sonra Colt Cabana’nın podcast’ine açıklamalarda bulunan CM Punk tarafından eleştirilmişti. Söyleşisini ağırlıklı olarak kendisine verilen sözlerin tutulmamasına dayandıran CM Punk, bilhassa WWE Şampiyonu olduğu dönemde üç yüz günün üzerinde çalıştığını, bu çalışma düzeni içerisinde sadece mesleğini yapabilmesine olanak sağlayan değil, genel vücut sağlığını tehdit edebilecek sorunlarla da baş edemediğini belirtti. Kaburga ve dirsek sakatlıkları ardından kendisine tavsiye edilen istirahat süreleri içerisinde WWE tarafından tekrar “işe çağrılan” CM Punk, yaşadığı stafilokok enfeksiyonunun ardından haklı şekilde pes ederek kendi kendisini “eve göndermişti”.
İşletme ile yolunu ayırdığından beri WWE’yu sıkça eleştiren güreşçilerden olan Ryback’e göre, WWE’nin uyguladığı çalışma programı dahilindeki gösterilere gitmek zorunda kalan güreşçilerin yolda kaza geçirmiyor olmaları “şaşırtıcı”;
“Yaklaşık bir saatlik bir uyku ile araba sürmeye çalışırken artık uykudan kafamı dik tutamadığım için arabayı yolun kenarına çekip onuncu kahvemi içmeye çalıştığımı hatırlıyorum”.
WWE ile sözleşmesi sona erdiğinde, işletme ile tekrar çalışmayı tercih etmeyen bir diğer yetenek ise Wade Barrett. WWE’den ayrılışının sebebinin, sürekli yolda olmanın kendisini tüketmesi şeklinde açıklayan Barrett, “275 gündür evin yüzünü görmemiş olabilirsiniz ve sizin için ayarlanan kısımlar berbat bile olabilir ancak bu sıradışı maceranın büyüsüne kapılabilirsiniz” ifadelerini kullansa da, sözlerine “fakat sürekli berelenmiş ve yorgun halde bu sonsuz döngüye devam ettikçe, artık en ufak şeyler bile sizi rahatsız etmeye başlıyor ve bu şekilde bir kaç yıl harcadıktan sonra rahatça söyleyebilirim ki, WWE beni öldürmeden önce oradan çıkmalıydım”.
Bu yoğun çalışma programının güreşçileri nasıl etkilediği, bu konuda konuşan dört eski WWE güreşçisinin de harfi harfine aynı ifadeyi kullanıyor olmasından anlaşılabiliyor: “WWE’de çalışmak gerçekten sonu olmayan bir macera”. Bir gösteriyi tamamladıktan sonra, bir diğerine gitmek zorunda kalan güreşçiler, bunu bazan havayolu bazan da karayolu ile gerçekleştiriyorlar ve güreşçiler arasında araba paylaşmak çok yaygın. Bunun en büyük sebebi, yorgunluk, berelenme veya doğrudan sakatlık veya istirahat eksikliği çeken güreşçilerin yolda şoför değiştirerek bu durumda araba sürmenin oluşturacağı tehlikelerden korunmaya çalışmaları. Ryback bu durumu “sadece profesyonel bir güreşçi değilsin, aynı zamanda profesyonel bir şoför de olmak zorundasın” sözleriyle özetliyor.
Jon Moxley’nin WWE’den ayrılmadan önceki deneyimi ise şöyle özetlenmiş:
“Kol kasımda yaşadığım sakatlığa rağmen çalışmaya devam ediyor olmam, ameliyattan sonra harcamamam gereken zamanı uzatmıştı. Çünkü sakatken çok fazla çalıştım ve stafilokok enfeksiyonu geçirdim. Dört ay olması gereken istirahat oldu dokuz ay. Enfeksiyon sonrası aylarca antibiyotik tedavisi görmek zorundaydım. Bu süre içinde sürekli ishal ve istifra yaşadım. Ve sonunda karar verdim. Artık takvime bakıp WWE ile sözleşmemin biteceği günleri sayıyordum”.
Bu makaleyi yazmama vesile olan şey ise, yıldızların WWE’den ayrıldıklarında hissettiklerinin ne kadar bir birine benzediklerini fark etmem oldu. “Houston’daki binanın otoparkından çıkan rampayı tırmanmaya başladığımda, rampanın ucundan gelen gün ışığını görüp, “işte bu, bu, özgürlük” diye düşünüyordum” sözleri, Wade Barrett’a ait. “WWE sisteminin içindeyken, hayatın geri kalanında neler olup bittiğini fark edemiyorsunuz. Bir defa çıktığınızda ise, WWE dışındaki hayatın bu kadar kolay olabileceğine inanamıyorsunuz. WWE’deki en büyük hedefe ulaştım---WWE’de ulaştığım en büyük hedef özgürlük, ve şu an bu özgürlükle yaşıyorum” sözleri ise Moxley’e ait.
Güreşçilerin bu kadar yoğun bir çalışma programına sahip olmaları, onları mesleklerinden soğutuyor olabilir. Keza Moxley de “(WWE’deki sınırlandırmaların) en sevdiği şey olan güreşi onun elinden aldığını” ifade ediyor. Bu durumun WWE’de çalışma şartları ve çalışan güvenliği konusunda reform yapılması gerekliliğini ortaya çıkardığını söylemek zor değil. Aksi takdirde, AEW gibi güreşçilerine özgürlük sağlayan ve onları aşırı yoğun bir çalışma programı ile tüketmeyen (rakip) işletmelerin ekmeğine yağ sürülebilir.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 46
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 20
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 30
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 28

