Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Asmalı Mescit Sokağı - Mimarlık

Hakan811

Level 6
TM Üye
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
3 Şub 2009
Konular
926
Mesajlar
1,426
Beğeniler
31
MmoLira
0
DevLira
0
#1
Asmalı Mescit Sokağı

[FONT=&quot]Özgür Taşpınar - Celal Erdoğdu - Kerem Arslanlı
1999[/FONT]
[FONT=&quot]

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
MİMARLIK FAKÜLTESİ
ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ




[/FONT][FONT=&quot]Tarihi Gelişimi[/FONT][FONT=&quot]

Galata’nın ilk çağlara kadar uzanan tarihine karşın,bir elçilikler semti olarak gelişen bölge,16.yyın ilk yarısında,içinde tektük yapıların yer aldığı bağlık bahçelik bir alandır. Bu tarihlerde Beyoğlunda,Acemioğlanlar Kışlası olarak kullanılan Galatsarayındaki toplulukla Galata Mevlevihanesi,Şahkulu Mescidi, Asmalı Mescit ve Ağacami çevresinde küçük Türk yerleşmeleri bulunmaktaydı. 16.yy sonlarında Fransız, Venedik, İngiliz, Hollanda, Polonya ve 17.yy da Danimarka elçiliğinin bölgeye yerleşmesinden sonra 18.yylarda semtin elçilik görevlilerinden başka yabancı uyrukluların ve gayrimüslim azınlıkların oturduğu önemli bir alan haline gelmeye başladığı görülür. Yaklaşık iki yüzyıllık bu dönemin genel karakteri nüfusu çok düşük kalan bir insan dokusu ve elçilik binaları hariç, çok basit ve bir kısmı Türk mimari üslubunda ahşap olan ve Tünelbaşı-Taksim ekseniyle yan sokaklarında kendini gösteren lineer bir yerleşim planıdır. Bu dönemde hayat son derece basit ve sönüktür . elçilik binaları içindeki davetler dışında tek bir otel, iyi bir restoran, eğlence yeri, tiyatro veya sergi salonu cinsinden bir kültür yeri yer almaz.

19.yyın ilk yarısında Beyoğlu’ nun sağlıksız ve kötü yapılanmış bir bölge olarak anlatılmasına , dar ve dolambaçlı yollarının özellikle yazları oldukça pis bir görünüm sergilediğinin sık sık belirtilmesine rağmen, 1831 deki büyük yangından sonra, bölgenin daha düzenli bir biçimde yeniden inşaa edildiği, yollarının genişletildiği anlaşılmaktadır. 1839-1870 Beyoğlu’sunun genel kimliği, artık binalarını daha kaliteli ve Avrupa benzeri yapmaya başlanmış, ilk oteline kurmuş (Hotel d’Angletterre 1841) , 1850 lerde hepsi Paris’ten esinlenen isimlerle pastahanelerini , ilk tiyatrolarını ( Naum ve Varyete) ilk birahanelerini , gece klüplerini , hatta hemen hepsi bugünkü Tünel Meydanı çevresinde olmak üzere ilk kitapçılarını açmış bir ‘Avrupa taklidi küçük kent’ oluşudur. Yinede , azınlık aileleri bir bölümü alaturka yaşamaya devam ederler. Sokaklar toprak zeminlidir.

1858’de İstanbul 14 idari bölgeye ayrılıp, Pera’da da 6.Daire Belediyesi kurulunca , çevredeki pk çok semt buraya bağlandı. Böylece sınırlarına güneyde Galata, Kasımpaşa,Tophane; kuzeyde ise Tarlabaşından başlayarak Cihangir,Maçka,Pangaltı ve Şişli katılıyordu. 6. Daire Belediyesi ilk iş olarak bölgenin haritasını çıkarılması ve evlere numara verilmesine başlamış, özellikle 1870 yangınından sonra boşalan yerlerin yeniden imarı konusunda yeni düzenlemeler getirmişti. Belediyenin yaptığı diğer işler arasında yolların genişletilip kaplanması , Galata surlarının yıkımı ve surlara ait hendeklerin kapatılması ,sokakların gaz lambaları ile aydınlatılması suretiyle çağdaş bir görünüme getirilmesi çalışmaları da vardı böylelikle Pera’nın batılı bir çizgiye oturtulması ön görülüyordu. Pera belediyesi başkent şehirciliğine öncü oldu. Özellikle bölgeye getirdiği altyapı düzenlemeleri ve ilgili yaptırımların uygulanması yalnızca bölge içi değil , başkent için de ilkleri oluşturuyordu. Elektrik, su, havagazı ve kanalizasyon gibi altyapı hizmetlerinin gerçekleşmesi, kagir yapılara getirilen sınırlamalarla sağlıklı bir şehir ortamının yaratılması ile çevrenin bakımlı ve temiz olması gibi çağdaş belediyecilik işleri 6. Dairenin yönetimindeydi. Ayrıca yapılaşma içinde kalan mezarlık alanlarının kaldırılması ve buralarda halka açık bahçelerin düzenlenmesi, meydanlara büyük saatler ve tuvaletlerin konulması ile dış mekanların kentsel boyutta tasarlanması, yeni bir belediyecilik anlayışının sonuçlarıydı.

1870 yangını fiziksel olarak Beyoğlu’nun büyük bir kısmını yok ederek binaların toprağını meydana çıkarmıştır ama görünmeyen planda olup bitenler bu yangından daha köklü ve sağlam temelli değişimleri yerleştirmeye başlamıştır: Ekonominin batı inisiyatifine ve kontrolüne geçmesi , hem doğrudan doğruya Avrupa kapitalinin Osmanlı payitahtına yerleşmesini hızlandırmış, hemde onlara tercümanlık , devletle ve halkla ilişkilerinde aracılık eden ve ticari temsilcilikler alan Levanten ve azınlık nüfusu kalkındırılmıştır. Bu zenginleşme ve aydınlanma Beyoğlu’nun fiziksel çehresine yansır. 1870 yangınından sonra yeniden yapılanma sürecinde , eskisine göre çok daha kaliteli taş ve döküm demir gibi iyi malzemeden yapılmış, cepheleri oymalı ve heykelli bina tipleri Beyoğlu’nun hem ana caddesini hem ara sokaklarını süslemeye başlar.2-3 katlı ve içinde tek ailenin oturduğu bu konutlardan, gerek var olanların yerine yenileri yapıldıkça, gerekse boş alanlara konutlar inşaa edildikçe birden fazla aileyi barındıran çok katlı apartmanlara doğru gidildiği görülmektedir. Bugün gördüğümüz bütün ünlü ,anıtsal ve teatral görünümlü binalar ayrıcasız 1870 sonrasının eseridir. Bu yapıların içindeki hayat da , Beyoğlu tarihinin en üst düzeyde , en seçkin dönemini ve en nezih ortamını sergiler.

Dönemin mimari üsluplarını sergileyen cepheleriyle etkili görünümler sunan hanlar,pasajlar,lüx mağaza ve dükkanlar 19.yy Beyoğlu sunu önemli yapı tipleri olmuştur. Çoğu bugünde varlığını koruyan ünlü pasajlar arasında, Galata yöresine en yakın konumdaki Tünel Pasajından başlayarak Taksime doğru Şark ,Suriye, D’Andrea , Karlman, Olivo ve Panaia, Hacopulo, Avrupa(aynalı), Krepen, Hristaki,Halep, Anadolu, Rumeli, Afrika Pasajları sayılabilir. Okullar , kültür merkezleri, tiyatrolar bölgede eğitim ve kültüre verilen önemin kanıtlarıdır. Galatasaray Lisesinin yanısıra St. Pulcherie Fransız Kız Ortaokulu gibi yabancı dilde eğitm yapan okullar, Beyoğlunun varlılarını bugünde sürdüren başlıca eğitim kurumları olmuştur.

Geçen yüzyıl boyunca Levanten ve diğer gayrimüslimlerden oluşan nüfus bileşimi 20.yy içinde giderek Müslüman nüfus lehinde farklılık göstermeye başlamıştır. Bölgenin 1914 lere dek süren canlılık ve önemi , bu özgünlüğü yaratan Levanten,Rum,Ermeni ve Musevilerden oluşan sosyal yapının yavaş yavaş yok olmasıyla bu yıllardan sonra giderek özgün havasından uzaklaşmıştır.

Savaş sonrası 1920’lerde Osmanlı İmparatorluğunun bitişi , Beyoğlu için yeni ve değişik bir dönem açmış oldu. Cumhuriyet idaresiyle elçilikler başkent Ankara’ya taşındı. Millileştirilmeye başlanan ekonomi , yabancı sermaye tasfiyeye koyuldu. Tramway Tünel,Havagazı şirketi, Düyun-I Umumiye idaresi ve tütün rejisi gibi çok sayıda yabancı personel çalıştıran dış kapital odaklarının ortadan kalkmasıyla ortadan kalktı. 2. Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar geçen zaman İstanbul’la beraber Beyoğlu’nun da en sakin devresi oldu. İmar çalışmaları kapsamında ise istiklal caddesini noktalayan Taksim meydanı yeniden düzenlenmiş ve meydana mimar Kanonika’nın eseri Cumhuriyet anıtı yerleştirilmiştir. 1930’lardan sonra Grand Champs des Morts’un kaldırılmasıyla boşalan alanlar apartmanlaşmaya açılmıştır.
Bölgenin çevresindeki yeni semtlerin gelişimi, Taksim meydanını önemli bir merkez durumuna getirmiştir.

1950’li yıllarda kentin neredeyse tümeylence yerleri Beyoğlundadır. Dönemin ünlü sanatçılarının çalıştığı Taksim’deki kristal ve Taksim belediye gazinolarıyla Tepebaşındaki Tepebaşı, Cumhuriyet gibi gazinolar bunlar arasında sayılabilir. Tepebaşı şehir tiyatrosu, ses tiyatrosu ve sineması, Alkazar, Elhamra, ipek, emek, melek yeni ar lüx ve saray sinemalarıda bu dönemde yörenin ünlü sinema ve tiyatrolarıdır.

1955’in 6-7 Eylül gecesi 3-5 içinde yaşanmış olan geniş çaplı tahrip olayları bu dönemin bitiş noktasıdır. Çünkü hiçbir devlet güvencesinin kalmadığı o gece yaşanan tecrübe ile Beyoğlunun semte rengini veren Rumlar ve yabancı nüfus şehirden ve bölgeden ayrılmaya başladılar.

1960’lı yıllarda Beyoğluna olan ilgi giderek azalmıştır. Tiyatroların bir kısmı kapanmış, geçen yüzyıldan kalma ünlü Tepebaşı tiyatrosu yanmıştır. Tanınmış lokanta ve pastahaneler, lüx mağazalar, yerlerini ucuz mal satan dükkan ve imalathanelere bırakmıştır. Bölgenin 19 yy dan kalma kagir han,konut ve otelleri giderek el değiştirmiş buna bağlı olarak da gerek isimleri gerekse eski görünümlerini yitirmişlerdir. Bazıları ise yıktırılarak yerine farklı bir mimari sergileyen yeni yapılar yaptırılmıştır.

1980 sonrasının siyasal gelişmeleri içinde,1983ten sonra açılan yeni dönemde şehir birtakım imar operasyonları geçirirken,yoğun trafiği Beyoğlu kenarından akıtmak üzere Tarlabaşı Caddesi bir bulvara dönüştürülmüş ve Taksim’den Şişhane’ye doğru sağ kenar binaları uzun tartışmalardan sonra yıktırılmıştır.

1990dan itibaren semtte bir canlanma ve nostaljik yenilemeler gözlenmektedir. Beyoğlu’nun 1950-1980 arası batakhaneleşmiş yada yoksullaşmış arka sokaklarının bile nasibini aldığı bu yenileşme içinde eski apartman ve konutlar, meraklıları,özelliklede aydınlar ve sanatçılar tarafından satın alınarak onarılmaya,bazı yayınevleri Cağaloğlu’ndan Beyoğlu’na taşınmaya başlamıştır. Yeni kafe ve restoranlar,oteller,kültür yapıları ve kitapçılar sinemalarda nitelikli filmlerin gösterilmesi ve İstanbul Uluslararası Sinema Festivali, bu canlılıkta etken olmaktadır. Ayrıca trafikten arındırılarak yaya yolu yapılıp uzun bir alışveriş ve kültürel aktivite aksına dönüştürülen İstiklal Caddesi, Tünel-Taksim arasında yenidem işletilmeye başlanan tramvaylada son 10 yıl öncesinden çok daha nitelikli ve canlı bir görünüme kavuşmuştur. Bazı eski ve geleneksel pastahane,restoran , otel vb restore edilerek yeniden açılmış; kültürel aktiviteler bu bölgede yoğunlaşmaya başlamış ve Beyoğlu’na eski havasından bir şeyler getirme çabaları hızlanmıştır.


Asmalı Mescit Sokağında Alan Kullanımına İşlevsel Baskı

Koruma alanında imalat,imalata yönelik ticaret ve bu fonksiyonlara bağlı konut alanları bulunmaktadır. Alanda imalata hizmet veren depo alanları,konut fonksiyonun kullanımını düşürmüştür. Depolar bu halleriyle üst katlarda yer almaya başlamıştır. Bu binaların tescilli olması yada olmaması durumu etkilememiştir. Bu şekilde fiziksel eskime baş göstermiştir.
İşlevsel baskı, sadece fiziksel eskime olarak değil, mevcut durumda özellikle ulaşımı etkilemiş; yollar ve otoparklar yeterli gelmemeye başlamıştır.

[/FONT][FONT=&quot]Asmalı Mescit Sokağında ulaşım ve hareketlilik[/FONT][FONT=&quot]

Koruma alanında ulaşımı sağlayan en belirgin aks yayalaştırılmış olan İstiklal Caddesidir. Bu caddeye bağlanan bazı sokaklar da taşıt trafiğine kapalıdır, ancak Tarlabaşı Bulvarıyla Sıraselviler ve Cihangir' e bağlanan ve İstiklal Caddesini enine kesen bazı sokaklarda taşıtın girmesine izin verilmiştir.

İlk tramvay atlı tramvay olarak 19.yy.ın ikinci yarısında Galatada işlemeye başlamış ve 20.yy.ın başında da elektrikli tramvaya geçilmiştir. 1871 temmuzundan itibaren tramvay artık İstanbul'un önemli ulaşım aracı olarak çalışmaya başlamıştır. Yine aynı yılda , tünel yapım çalışmalarıyla Galata-Pera arasının kısa ve kolay bir biçimde aşılması planlanmaktadır. [/FONT][FONT=&quot]1863 Londra ve 1868' de New York' ta inşa edilen metrolardan sonra dünyanın 3. Metro denemesi Pera ile Galata arasında inşaa edildi.

Tünelin görevi yalnızca insan taşımak olmayacaktı. Burada çok önemli bir görev üstlenerek , batıya açılan bir liman olan ve iş merkezi konumundaki Galata ile konut ve küçük çaplı ticaret merkezi olan Pera' yı birbirine bağlayacak , bu sayede mal akımını da hızlandıracaktır. Tramvay ağının geliştirilmesine de 19. yy ın sonuna dek devam edilmiştir. 1883' te 6. dairenin önünden Şişli'ye uzanan aksın açılışı yapılmıştır.

1895’te İstanbul’a ilk otomobilin getirilişiyle tramvayına olan rağbet azalmaya başlanmıştır.1960 lı yılların başında kaldırılan Tramvay Yeni Beyoğlu Projesi çerçevesi içerisinde 1990 da tekrardan faaliyete geçmiştir.

[/FONT][FONT=&quot]Asmalı Mescit Sokağında Teknik Donatım:[/FONT][FONT=&quot]

6. dairenin 1859 tarihli şehircilikle ilgili kararlarında teknik altyapıyla ilgili olarak tüm yolların gazla aydınlatılması, kanalizasyon sisteminin hazırlanması, suların yeterince gelebilmesi için kurşun boruların döşenmesi, toprak yolların kaplanması ve kaldırım yapılması gibi faaliyetler yer almaktadır. günümüze gelindiğinde koruma alanında çağın gereksinmelerine uygun olarak elektrik,su,kanalizasyon ve telekomünikasyon altyapıları tamamlanmıştır.

Bölge içinde yapılacak kanalizasyon, su, elektrik, doğalgaz, telefon vb. Altyapı inşaatları için, her yıl İstanbul Altyapı Koordinasyon İdaresince bir program hazırlanır. Altyapı çalışmaları Beyoğlu Belediyesinin gözetimi altında, yetkili kurumun sorumluluğunda yerine getirilir.

Yaya bölgesinin aydınlatılması, proje uyarınca ve seçilen tip armatürlerle yapılacaktır. Aydınlatma projesinin hazırlanması, uygulanması ve bakımından TEK sorumludur.

Bölgedeki telefon kabinleri proje uyarınca PTT tarafından yaptırılacak ve kullanıma sunulacak ve bakımı yapılacaktır.
Yaya bölgesinde yaptırılacak WC lerin yerleri ve biçimleri projelendirilecek ve Beyoğlu Belediyesinin sorumluluğunda işletilecektir.

Yaya bölgesinden çöpler, belediyenin ilan ettiği gün ve saatlerde, projede gösterilen çöp toplama sahalarından alınacaktır.




Teknik donatımla ilgili raporun detayları ektedir…

Asmalı Mescit Sokağında Koruma Kararlarının ve Planın Uygulanmasına İlişkin Sorunlar ve Gerekli Organizasyonlar

1/50000 İstanbul Metropolitan alan planları uyarınca daha önce verilmiş kararlar açıklanmıştı; ancak mevcut durum, bu alandaki kullanımın pek de örtüşmediğine işaret etmektedir. Bölgede ticaret olmakla birlikte, bu ticaretin aslında turizmle ilgili olmadığı gözlenmektedir. Alanda aynı zamanda ticarete bağlı olarak gelişme gösteren imalat da bulunmaktadır(zaten bu konuya işlevsel baskı (bk. 2.11) kısmında değinmiştik.).

Koruma kararlarını;

1- Fiziksel
2- Sosyal
3- Fonksiyonel

kararlar olmak üzere 3 başlık altında toplamak doğru bir sınıflandırma olacaktır.

Bu kararların tahmin edilebileceği gibi daha üst ölçekteki planlara uygun olması gerekmektedir.

[/FONT][FONT=&quot]Fiziksel kararlar neticesinde mal sahipleri bölgeyi terk etmişlerdir. Bunun sonucunda bölgeye 'slam' diye niteleyebileceğimiz sosyal nüfus grubu yerleşme göstermeye başlamıştır. Bu şekilde bölgedeki sosyal kararlar etkilenmiştir. Bu grupların çoğu mülkiyete sahip değillerdir. Mülkiyet sahipliliği ile kullanıcıların farklılığı fonksiyonel kararlarda güçlükler yaratmaya başlamıştır. Böylece koruma ile ilgili kararların uygulanmasında zorluklar baş göstermiştir.

"Plan kararları nasıl sağlıklı uygulanır?" sorusuna ise "halkın katılımı" yanıtı net olarak verilse bile önemli olanın bunun hayata geçirilmesidir.

Halkın bilinçlendirilmesi; bu yolla katılımının sağlanması hedeflenebilir. Yerel yönetimin belki de üzerinde durmaya başladığı ve ilk adımlarını attığı söylenebilir. Varolan özellikle bölgeyle ilgili(bölgedeki) sivil toplum örgütleriyle toplantılar düzenlenmesi, onlara bilgiler vererek halka daha çabuk ve kapsamlı ulaşılmasına çalışılmaktadır.

Yayalaştırmadan ötürü yerel yönetimin hizmet götürememesi bir diğer sorunu teşkil etmektedir. Ancak özellikle yol üzerine koyulan mantarlarla ilgili yapılacak fazla bir şey olmadığı söylenebilir. Halkın bilinçlendirilmesi yine gündeme gelecektir.

Resmi kurumların kendi aralarında eşgüdümün sağlanması gerekli olup çalışmalara bir an önce başlanması gerekmektedir.

Ekonomik problemler açısından merkezi ve yerel yönetimin kaynak sorunlarından ileri gelen iyileştirmelere başlanamamaktadır. Özel tüzel kişiliklerin parasal bazda bir anlamda kaynak olabilme ihtimali daha önce yapılmış olan örneklerde gözlenmiştir. Bu bölgeyle ilgili çalışmalarda bu yöntemin -özellikle uygulama sırasında- doğru olacağı kabul edilebilir.

Bu binaların tescilli olması yada olmaması durumu etkilememiştir. Bu şekilde fiziksel eskime baş göstermiştir.

İşlevsel baskı, sadece fiziksel eskime olarak değil, mevcut durumda özellikle ulaşımı etkilemiş; yollar ve otoparklar yeterli gelmemeye başlamıştır.[/FONT]
 
Üst