- Katılım
- 7 Nis 2019
- Konular
- 76
- Mesajlar
- 893
- Online süresi
- 15h 9m
- Reaksiyon Skoru
- 294
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 7 Yıl 2 Ay 11 Gün
- Başarım Puanı
- 165
- MmoLira
- 255
- DevLira
- 42
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Özellikle 1934 yılında Nazilerin Almanya’da iktidara gelmesinin ardından, dünya çapında antisemitist hareketlenmeler çoğalmıştır. Antisemitizm ideolojisinin yaygınlaşmasının ardından çoğunlukla Doğu Avrupa’da yaşayan Yahudi halk, Filistin başta olmak üzere daha rahat yaşayacakları ülkelere göç etmişlerdir. Romanya’dan Filistin’e göçmen taşıyan gemilerden biri olan Struma gemisi, İstanbul’a kadar gelmiş fakat burada yolcularını indirememiştir. 72 gün boyunca 200 kişilik bir gemide sıkışıp kalan 800 Yahudi göçmen, 23 Şubat 1942 tarihinde bir askeri römorkör ile Karadeniz’in dışına çekilmiştir. 24 Şubat’ta ise ShCh-213 Sovyet denizaltısı tarafından torpillenerek batırılmıştır. Bu olayın ardından, bir kişi haricinde, gemideki bütün göçmenler hayatlarını kaybetmişlerdir.
Struma Faciası olarak da adlandırılan Struma Olayı konusunu incelemeye geçmeden önce konuyla ilgili bazı kavramları açıklamak yararlı olacaktır.
Antisemitizm Nedir?
Antisemitizm, kelime olarak “Sami düşmanlığı” anlamına gelmektedir. Biraz daha detaylandırıldığında Yahudilere ön yargıyla yaklaşma, onlara karşı düşmanlık besleme durumunu ifade eden terimdir. İkinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle Adolf Hitler önderliğindeki Nazi Almanyası’nın güç kazanmasıyla daha çok gündeme gelmiş, daha fazla destekçi toplamıştır.
Yahudiler antisemitist hareketlerin yaygınlaşmasından önce Avrupa’nın her ülkesinde yaşamakta ve çeşitli ekonomik faaliyetlerle uğraşmaktalardı. Toplam nüfus içerisindeki oranları da yüksek olan Yahudiler; Polonya, Sovyetler Birliği, Macaristan ve özellikle Romanya olmak üzere Doğu Avrupa’da daha yoğunluktalardı. Daha kesin ifadelere yer verirsek, “2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından işgal edilen ülkelerde toplamda yaklaşık dokuz milyon Yahudi yaşıyordu.
Yahudi karşıtı görüşlerin sahne almaya başladığı dönemlerde, Yahudiler için bir nevi güvenli liman olarak adlandırılabilecek Romanya’da ise 21 Ocak 1941 sabahının erken saatlerinde Demir Muhafızlar tarafından başlatılan protesto ve olaylar da bu ülkenin Yahudiler açısından güvenliğini sonlandırdı. “21 Ocak 1941 ve bugünü izleyen üç gün boyunca, Demir Muhafızlar, Bükreş’te onlarca Yahudi kökenli vatandaşı öldürdüler.” ve bu olaylar hız ve destek kazanarak ilerlemeye devam etti. “Olaylar başladığında kayıtlara göre 728 bin 115 kişi oldukları tahmin edilen ve Romanya’daki toplam nüfusun yaklaşık yüzde 4’ünü meydana getiren Yahudilerin altı ay gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde yarıdan çoğu ortadan kaldırılmıştı.”
Bu ve bunun gibi nedenlerle Nazilerin Almanya’da iktidara geldikleri 1934 yılından itibaren Avrupa’da yaşayan Yahudiler yasalara uygun olarak veya yasa dışı yollar kullanarak asıl yaşadıkları topraklardan kaçmışlardı. Can güvenliklerinin sağlandığını düşündükleri yerlere, özellikle Filistin’e göç etmişlerdi. Struma gemisi de antisemitist hareketlerden kaçan Yahudileri Avrupa’dan uzaklaştıracak olan gemilerden biriydi.
Struma Gemisi Hakkında Bilgi
Struma gemisi, 750.000’den fazla Yahudi’nin vatandaşlık sahibi olduğu ve bu haklardan faydalanarak yaşadığı Romanya’dan Filistin’e yolcu taşıyacaktı. Aslında günümüzde İsrail olarak adlandırılan bölgeye yolcu taşınması planlansa da gerekli izinlerin alınamamış olması rotayı Filistin’e çevirmişti. Gemi, bu yazıda ele alınan yolculuktan 61 yıl önce, 1880’de, Werft Palmers SB Company tarafından Newcastle’da Cornelia adıyla üretilmişti. 1911 yılında Avusturya- Macaristan’a, 1913 yılında Yunanistan’a, 1934 yılında Bulgaristan’a ve son olarak 1940 yılında bir borsa şirketine satılarak Panama Bayrağı çekilmiş ve Köstence Limanı’na demirlenmişti.
Üst katında 280, orta katında 120 ve alt katında 72 tane koltuk bulunan Struma’nın kıç tarafında ise sadece 4 banyosu ve 8 tuvaleti mevcuttu. Bir başka ifadeyle, 200 kişi için zar zor yatacak yer sağlayabiliyordu. Buna rağmen Struma gemisinin 800 yolcu taşıması hedeflenen uzun bir seyir planlanmaktaydı. Bu seyrin organizatörleri ise BETAR’ın desteğini alan Yani Pandelis ve Yahudi asıllı Doktor Baruh Konfino’ydu. Geminin kaptanlığını 42 yaşındaki tecrübeli Bulgar denizci Grigor Tomofei Garabatenko üstlenmişti. Yardımcısı ise, kendisi ile birçok sefere çıkan 46 yaşındaki Dikof Lazar İvanof’tu.
Struma Gemisinin Amacı Neydi?
Bilet başına 1000 ila 10 bin dolar arasında bir fiyat talep edilen Struma gemisi, yolculara o dönemin ileri model gemilerinden biri olan Queen Mary transatlantiğinin fotoğrafları ile lanse edilmişti. Ayrıca oldukça lüks ve konforlu bir gemi olarak gazetelerde reklamı yapılmıştı. Yüksek bilet fiyatına rağmen Struma, kendisine kısa bir süre zarfında 791 tane yolcu buldu. Biletlerin Yani Pandelis ve Doktor Baruh Konfino’ya toplam getirisi ise 1 milyon 400 bin dolardı. Henüz 1 yaşındaki çocuklardan 69 yaşındaki yetişkinlere kadar, her yaştan yolcuya sahip olan Struma gemisinin yolcularına, seyahat acentesi Turismul Mondial tarafından, Filistin vizelerini İstanbul’da alma taahhüdü yola çıkmadan önce verilmişti.
Toplama kamplarından kaçarak Filistin’in yolunu tutan Yahudi göçmenler, seyahat planına göre öncelikle deniz yoluyla İstanbul Limanı’na gideceklerdi. Ardından, İstanbul’da karaya çıkarak burada kendileri için hazırlanmış olan Filistin vizelerini alıp Filistin’e gidecek ve orada hayalini kurdukları hayatı süreceklerdi. Gemiye biniş sürecinde dahi limanı kontrol eden Rumen müfettişler tarafından kötü muamele gören ve yine görevliler tarafından sahip oldukları paralar alınan yolcular, kötü günleri geride bırakmak umuduyla gemiye bindiler.
Struma Gemisinin Yolculuğu
İlk yapıldığı andaki adıyla Cornelia, yani Struma gemisi, 12 Aralık 1941’de Köstence Limanı’ndan İstanbul Limanı’na olan seferine 791 yolcusuyla başladı. Daha yolculuğun başında beklediklerinden çok daha farklı bir gemiyle karşılaşmanın hayal kırıklığını yaşayan yolcular, gemiden bekledikleri konforu hiçbir zaman bulamadılar.
Zaten oldukça eskimiş bir halde yola çıkan Struma gemisi, ilk arızasını daha 13 Aralık1941 tarihinde, henüz Köstence açıklarındayken yaptı, motoru bozulmuştu. Motorun tamiratı, yani Pandelis ile küçük bir römorkörde gelen tamirciler tarafından yapıldı. Tamirciler bu iş için iki milyon ley (yaklaşık 7500 Amerikan Doları) isteseler de bu ücret karşılanamazdı. Motor, yolculardan toplanan 250 yüzük ve 5-6 tane saat karşılığında (yaklaşık yedi bin ley gibi çok daha düşük bir değere) tamir edildi.
Struma gemisi, 14 Aralık 1941 tarihinde İstanbul yakınlarına geldi, motoru yeniden bozulmuştu. Lakin, bu sefer kendisini bekleyen daha büyük bir tehlike vardı. Akıntıyla beraber sürüklenmekte olduğu İstanbul Mayınları. İstanbul Boğazı’nın girişinin bir bölümü Rus limanlarına yiyecek taşıyan tekneleri engellemek için mayınlanmıştı. Struma, havaifişekler ve gönderilen acil yardım sinyalleriyle limandaki askeri römorkör Alemdar’ı durumundan haberdar etti. Bu sayede gemi römorkör tarafından mayınlardan uzağa çekildi. İstanbul açıklarında demir attı ve o günü takip eden 72 gün boyunca orada hareketsiz kaldı. 14 Aralık 1941’den 23 Şubat 1942’ye kadar geçen süre zarfında Struma gemisi yolcularından yalnızca birkaçı gemiden ayrılabildi. Geri kalan 780 kişi ise Filistin’e girişleri için vizeleri olmadığından, Struma’nın içerisinde kalıp başlarına gelecekleri beklemeye başladılar.


