- Katılım
- 8 Şub 2011
- Konular
- 1,833
- Mesajlar
- 7,302
- Çözüm
- 1
- Reaksiyon Skoru
- 742
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 4 Ay
- Başarım Puanı
- 265
- Yaş
- 28
- MmoLira
- -240
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Hazırlayan: Ali Atahan Altuntaş
Profesyonel güreşe dair ilk yazımı ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Aradan yılların geçtiği kesin. Bugün geldiğim noktada da, yazılarımda profesyonel güreş tarihini, güncel WWE politikalarını ve hikayelerini incelediğimi görüyorum. Bu yazı ise, konusu açısından benim için bir ilk. Yıllar boyunca dünyanın en büyük güreş federasyonunun şovlarını yaklaşık 10.000 km uzaktan takip ettikten sonra yaşadığım şehirde yapılan bir güreş şovuna gitmek beni heyecanlandırdı. Kısıtlı imkanlarına rağmen 4.şovu Final Günü'nü gerçekleştiren AnkPro'dan bahsediyorum.
Ankara'da ilkbahar mevsiminin güneşli bir cumartesi günü. Yapılabilecek onca şey varken beni yaşadığım yerden uzak sayılabilecek bir mesafede yapılan bir güreş şovuna götüren tek şey bu şovu düzenleyenleri tanıyor olmam değil. Merakım ve tüm ekibe olan saygımı unutmamak gerekli. Şovunun yapılacağı yere gittiğimde, karşımda sıradan bir fitness salonunu buldum. Salondan içeri girdiğimde burada bir güreş şovunun yapıldığına beni kimse inandıramazdı çünkü etrafta şova dair hiçbir yazı görünmüyordu. Salonun birinci katına çıktığımda bu katın şov için ayrıldığını fark ettim. 4 ipli bir ring ve sayısı 30'u aşmayan plastik sandalyelerden söz ediyorum. AnkPro'nun fikir babası ve patronu Samed Özmen'le selamlaştıktan ve birkaç kişiyle tanıştıktan sonra beklemeye geçtim. Şov belirlenen saatte başladı. Şovu AnkPro'nun ilk kemerine aday olan DNA açtı ve spiker masasına geçti. Şovun -Final Günü- adından da anlaşılacağı üzere genel konsept AnkPro kemeri için DNA'in karşısına çıkacak güreşciyi belirleyecek bir turnuva üzerine kurulu. AnkPro kemeri de ilk kez bu şovda tanıtılacak. Şovun ilk maçı Prince Musizo ve Özgür Yalçın arasındaydı. Musizo'nun girişinden ring içi stiline kadar AJ Styles'tan etkilendiği çok açıktı. Bu asla onun kötü güreştiği anlamına gelmiyor. Musizo keyifli geçen maçı kazanmayı başardı. Şov turnuva yarı final maçlarıyla devam etti. Haluk Humbaracı o cüsseyle harika hareketler yaparak B3'ü mağlup etti. Maçın sonuna Özgür Yalçın'ın etki edişi önemliydi. Özgür Yalçın kötü karakter oynama konusunda hiç fena değildi. Turnuvanın diğer yarı final maçını Anıl Flexha Jr, Chevas Tiger karşısında kazandı. Turnuva finalinden önce Triple Threat Elimination maçı izledik. Maç ayrıca bir "submission" maçı olmasına rağmen çok hızlı başladı ve hızlı bitti. Maç kimin fikriyse gerçekten tebrik etmek lazım. Turnuva finali ise gerçekten ilgi çekiciydi. İki güreşcinin stili birbirinin tam tersiydi. Bu tür maçlar WWE'de de, NJPW'de de, mütevazı bir Türk güreş şirketinde de seyircide aynı etkiyi doğurur. Ring içini çok beğendiğim maçı Anıl Flexha Jr. kazanarak DNA'in rakibi olmaya hak kazandı. Patron Samed Özmen, turnuvanın sonuçlanması üzerine AnkPro kemerini tanıttı. Kemer serenomisinde DNA ve Anıl Flexha Jr yüz yüze geldi. Herkes şovun bittiğini sanarken DNA kemer maçını sakatlığına rağmen şimdi gerçekleştirmek istediğini söyledi. DNA'in bu talebi karşılık gördü fakat işler DNA'in istediği gibi gitmedi. Heyecanlı ve DNA'in sakatlığından dolayı kısa geçen maçı Anıl Flexha Jr. kazanarak AnkPro'nun ilk şampiyonu oldu. Keyifli başlayan ve aynı doğrultuda ilerleyen şova sürpriz bir kemer maçı içeren final çok yakıştı.
Şovun bitmesiyle birlikte AnkPro organizasyonuna dair birkaç kişiyle konuşma fırsatı buldum. Öncelikle, ekip de güreşciler de yaptıkları bu mütevazı işi gerçekten ciddiye alan insanlar. Sosyal medya ortamında onları tiye alan yorumları umursamadan onları izlemeye gelmiş 20-30 kişiye saygı duyarak yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalıştılar ve bunu başardılar da. YouTube'de kolayca bulunabilecek "arka bahçe güreş şirketlerinden" daha fazlasına sahipler. Türkiye'de, profesyonel güreşin çok çok geç uğradığı bir ülkede bu işe cesaret etmeleri bir yana, bu işi yaparken ortaya koydukları kalite de takdire şayan. Önlerinde neredeyse hiçbir rol model olmadığını da eklemek lazım. Ayrıca ekip ve güreşciler samimi bir ortam çiziyor. Herkes ringin ötesinde birbirine destek oluyor. AnkPro organizasyonunun geleceğe kalabilmesi için ise kat etmeleri gereken çok uzun bir yol var. Adlarını duyurmaları, insanların ilgisini daha çok çekmeleri, daha iyi iş çıkartmaları veya bunu da belli bir noktadan sonra bütçeye dökmeleri şart. Biz seyircilere de sadece AnkPro'ya değil, Türkiye'de kökleşmeye çalışan her güreş şirketine saygı duymak ve destek vermek düşüyor. Bir şairin de dediği gibi, insan dünyada hayal ettiği müddetçe yaşar.
Profesyonel güreşe dair ilk yazımı ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Aradan yılların geçtiği kesin. Bugün geldiğim noktada da, yazılarımda profesyonel güreş tarihini, güncel WWE politikalarını ve hikayelerini incelediğimi görüyorum. Bu yazı ise, konusu açısından benim için bir ilk. Yıllar boyunca dünyanın en büyük güreş federasyonunun şovlarını yaklaşık 10.000 km uzaktan takip ettikten sonra yaşadığım şehirde yapılan bir güreş şovuna gitmek beni heyecanlandırdı. Kısıtlı imkanlarına rağmen 4.şovu Final Günü'nü gerçekleştiren AnkPro'dan bahsediyorum.
Ankara'da ilkbahar mevsiminin güneşli bir cumartesi günü. Yapılabilecek onca şey varken beni yaşadığım yerden uzak sayılabilecek bir mesafede yapılan bir güreş şovuna götüren tek şey bu şovu düzenleyenleri tanıyor olmam değil. Merakım ve tüm ekibe olan saygımı unutmamak gerekli. Şovunun yapılacağı yere gittiğimde, karşımda sıradan bir fitness salonunu buldum. Salondan içeri girdiğimde burada bir güreş şovunun yapıldığına beni kimse inandıramazdı çünkü etrafta şova dair hiçbir yazı görünmüyordu. Salonun birinci katına çıktığımda bu katın şov için ayrıldığını fark ettim. 4 ipli bir ring ve sayısı 30'u aşmayan plastik sandalyelerden söz ediyorum. AnkPro'nun fikir babası ve patronu Samed Özmen'le selamlaştıktan ve birkaç kişiyle tanıştıktan sonra beklemeye geçtim. Şov belirlenen saatte başladı. Şovu AnkPro'nun ilk kemerine aday olan DNA açtı ve spiker masasına geçti. Şovun -Final Günü- adından da anlaşılacağı üzere genel konsept AnkPro kemeri için DNA'in karşısına çıkacak güreşciyi belirleyecek bir turnuva üzerine kurulu. AnkPro kemeri de ilk kez bu şovda tanıtılacak. Şovun ilk maçı Prince Musizo ve Özgür Yalçın arasındaydı. Musizo'nun girişinden ring içi stiline kadar AJ Styles'tan etkilendiği çok açıktı. Bu asla onun kötü güreştiği anlamına gelmiyor. Musizo keyifli geçen maçı kazanmayı başardı. Şov turnuva yarı final maçlarıyla devam etti. Haluk Humbaracı o cüsseyle harika hareketler yaparak B3'ü mağlup etti. Maçın sonuna Özgür Yalçın'ın etki edişi önemliydi. Özgür Yalçın kötü karakter oynama konusunda hiç fena değildi. Turnuvanın diğer yarı final maçını Anıl Flexha Jr, Chevas Tiger karşısında kazandı. Turnuva finalinden önce Triple Threat Elimination maçı izledik. Maç ayrıca bir "submission" maçı olmasına rağmen çok hızlı başladı ve hızlı bitti. Maç kimin fikriyse gerçekten tebrik etmek lazım. Turnuva finali ise gerçekten ilgi çekiciydi. İki güreşcinin stili birbirinin tam tersiydi. Bu tür maçlar WWE'de de, NJPW'de de, mütevazı bir Türk güreş şirketinde de seyircide aynı etkiyi doğurur. Ring içini çok beğendiğim maçı Anıl Flexha Jr. kazanarak DNA'in rakibi olmaya hak kazandı. Patron Samed Özmen, turnuvanın sonuçlanması üzerine AnkPro kemerini tanıttı. Kemer serenomisinde DNA ve Anıl Flexha Jr yüz yüze geldi. Herkes şovun bittiğini sanarken DNA kemer maçını sakatlığına rağmen şimdi gerçekleştirmek istediğini söyledi. DNA'in bu talebi karşılık gördü fakat işler DNA'in istediği gibi gitmedi. Heyecanlı ve DNA'in sakatlığından dolayı kısa geçen maçı Anıl Flexha Jr. kazanarak AnkPro'nun ilk şampiyonu oldu. Keyifli başlayan ve aynı doğrultuda ilerleyen şova sürpriz bir kemer maçı içeren final çok yakıştı.
Şovun bitmesiyle birlikte AnkPro organizasyonuna dair birkaç kişiyle konuşma fırsatı buldum. Öncelikle, ekip de güreşciler de yaptıkları bu mütevazı işi gerçekten ciddiye alan insanlar. Sosyal medya ortamında onları tiye alan yorumları umursamadan onları izlemeye gelmiş 20-30 kişiye saygı duyarak yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalıştılar ve bunu başardılar da. YouTube'de kolayca bulunabilecek "arka bahçe güreş şirketlerinden" daha fazlasına sahipler. Türkiye'de, profesyonel güreşin çok çok geç uğradığı bir ülkede bu işe cesaret etmeleri bir yana, bu işi yaparken ortaya koydukları kalite de takdire şayan. Önlerinde neredeyse hiçbir rol model olmadığını da eklemek lazım. Ayrıca ekip ve güreşciler samimi bir ortam çiziyor. Herkes ringin ötesinde birbirine destek oluyor. AnkPro organizasyonunun geleceğe kalabilmesi için ise kat etmeleri gereken çok uzun bir yol var. Adlarını duyurmaları, insanların ilgisini daha çok çekmeleri, daha iyi iş çıkartmaları veya bunu da belli bir noktadan sonra bütçeye dökmeleri şart. Biz seyircilere de sadece AnkPro'ya değil, Türkiye'de kökleşmeye çalışan her güreş şirketine saygı duymak ve destek vermek düşüyor. Bir şairin de dediği gibi, insan dünyada hayal ettiği müddetçe yaşar.

