Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Şu an PC oyunları bölümünde değilsiniz. İnanmak zor geliyor ama artık Call of Duty N-Gage`de. CoD(Call Of Duty)`u N-Gage`nin içine çok güzel yerleştiren Activision firmasına teşekkürlerimizi ileterek yazımıza başlıyoruz.
Savaş savaş savaş
Dünya hiç soğumadı; sürekli savaşlar, iç karışıklıklar, problemler hiç bitmedi. Gelişmelerin en başında da II. Dünya Savaşı geliyor. Bu savaş o kadar geniş ve kapsamlıydı ki, onun hakkında yapılan filmler, diziler, belgeseller hatta oyunlar beynimizin bir kenarında kazınmış duruyor. Oyunlar demişken, başarılı-başarısız onlarca yapılan çalışmalardan alnının akıyla çıkan, bizi kendine bağlayan, yemek yemeyi unutturan, geceleri bizi bilgisayarın başında saatlerce oturtan bir yapımdan bahsediyorum, Call Of Duty (COD)! Bütün rakiplerini geride bıraktı, sürekli yenilikler, ilkler yaptı. Çoğu konsollara adını yazdıran COD, bu sefer de bizi N-Gage`de bekliyor. “İyi hoş ta, bunu telefonda nasıl oynayacağız? PC`de zorlanıyoruz, telefonda hiç olmaz bu iş“ diyenlere küçük bir cevabım var; Zevk alacaksınız...
COD tamamıyla üç boyutlu olduğu için kullanıcıya ilk mesajını veriyor, “Beni bırakamayacaksın“. Düşünsenize, bindiniz otobüse, yanınızda sizin yaşlarınızda birisi oturuyor ve cep telefonundaki java oyunlarından birini oynuyor. Kendini kaptırmış giderken, gözü bir anda sizin telefonunuza ve içindeki savaşa, hatta şarjör değiştirme sesine yöneliyor. En fazla 3 dakika sonra yanınızdaki, telefonunu cebine koyup sizi zevkle izlemeye başlayacaktır.
Call Of Duty`yi sadece 3B ve grafikleri için oynuyorsanız, ağzınız açık ekrana bakakalacağınızı söyleyemem. Bu kadar uzun bir hikayeyi 29 MB`ta kimse sığdıramaz. Demek olmuyor ki grafikler çok kötü. Size bir şey söyleyeyim, oyunu aynen PC`de oynarmış gibisiniz. Kontroller Ashen gibi kötü değil. Çok güzel düşünülmüş ve kullanıcıyı zorlamayacak şekilde dizayn edilmiş. Yavaş yavaş alışıyorsunuz.
Konusu yukarıda anlattığım gibi II. Dünya Savaşı hakkında. Fakat oyunu oynarken anlıyorsunuz ki, bu savaşın kaderi sizin elinizde. Eğer bir dokümanı istenilen yere taşımazsanız, oranın eksikliğini, savaşın gidişatının değişeceğini anlıyorsunuz. Kısaca savaşın sonu sizin elinizde. Sakın yanlış anlamayın, farklı bir şey yapıp oyunun kaderi değiştirmek gibi bir seçeneğiniz yok. COD`un eksilerinden biri de bu, kısıtlanıyorsunuz.
Oyun 12 farklı bölümden oluşuyor. Bu bölümleri ister Amerikalı, ister İngiliz, isterseniz Rus olarak oynayamıyorsunuz. İlerledikçe farklı ülkelerin askeri oluyorsunuz ki bu çok iyi düşünülmüş; çünkü COD`u oynayanlar Rus aşığı, Amerikan hastası, İngiliz sevdalısı olmayabilir. Sürekli aynı ülkenin birimi olmayıp, biraz değişiklik yapmış oluyorsunuz. Sadece sizlere, savaşın bütün yönlerini göstermek için düşünülmüş.
Başlangıca video koymak yerine, 4 resimden ve etkileyici yazılardan oluşan bir slayt koymayı seçmişler. New Game dedikten sonra karşımıza zorluk dereceleri geliyor. Bunlar easy, normal, hard gibi değil de Greenhorn, Regular, Hardened ve Veteran şeklinde adlandırılmış. Tavsiyem Hardened`tir, çünkü kaybedeceğimiz hiçbir şey yok.
Savaş savaş savaş
Dünya hiç soğumadı; sürekli savaşlar, iç karışıklıklar, problemler hiç bitmedi. Gelişmelerin en başında da II. Dünya Savaşı geliyor. Bu savaş o kadar geniş ve kapsamlıydı ki, onun hakkında yapılan filmler, diziler, belgeseller hatta oyunlar beynimizin bir kenarında kazınmış duruyor. Oyunlar demişken, başarılı-başarısız onlarca yapılan çalışmalardan alnının akıyla çıkan, bizi kendine bağlayan, yemek yemeyi unutturan, geceleri bizi bilgisayarın başında saatlerce oturtan bir yapımdan bahsediyorum, Call Of Duty (COD)! Bütün rakiplerini geride bıraktı, sürekli yenilikler, ilkler yaptı. Çoğu konsollara adını yazdıran COD, bu sefer de bizi N-Gage`de bekliyor. “İyi hoş ta, bunu telefonda nasıl oynayacağız? PC`de zorlanıyoruz, telefonda hiç olmaz bu iş“ diyenlere küçük bir cevabım var; Zevk alacaksınız...
COD tamamıyla üç boyutlu olduğu için kullanıcıya ilk mesajını veriyor, “Beni bırakamayacaksın“. Düşünsenize, bindiniz otobüse, yanınızda sizin yaşlarınızda birisi oturuyor ve cep telefonundaki java oyunlarından birini oynuyor. Kendini kaptırmış giderken, gözü bir anda sizin telefonunuza ve içindeki savaşa, hatta şarjör değiştirme sesine yöneliyor. En fazla 3 dakika sonra yanınızdaki, telefonunu cebine koyup sizi zevkle izlemeye başlayacaktır.
Call Of Duty`yi sadece 3B ve grafikleri için oynuyorsanız, ağzınız açık ekrana bakakalacağınızı söyleyemem. Bu kadar uzun bir hikayeyi 29 MB`ta kimse sığdıramaz. Demek olmuyor ki grafikler çok kötü. Size bir şey söyleyeyim, oyunu aynen PC`de oynarmış gibisiniz. Kontroller Ashen gibi kötü değil. Çok güzel düşünülmüş ve kullanıcıyı zorlamayacak şekilde dizayn edilmiş. Yavaş yavaş alışıyorsunuz.
Konusu yukarıda anlattığım gibi II. Dünya Savaşı hakkında. Fakat oyunu oynarken anlıyorsunuz ki, bu savaşın kaderi sizin elinizde. Eğer bir dokümanı istenilen yere taşımazsanız, oranın eksikliğini, savaşın gidişatının değişeceğini anlıyorsunuz. Kısaca savaşın sonu sizin elinizde. Sakın yanlış anlamayın, farklı bir şey yapıp oyunun kaderi değiştirmek gibi bir seçeneğiniz yok. COD`un eksilerinden biri de bu, kısıtlanıyorsunuz.
Oyun 12 farklı bölümden oluşuyor. Bu bölümleri ister Amerikalı, ister İngiliz, isterseniz Rus olarak oynayamıyorsunuz. İlerledikçe farklı ülkelerin askeri oluyorsunuz ki bu çok iyi düşünülmüş; çünkü COD`u oynayanlar Rus aşığı, Amerikan hastası, İngiliz sevdalısı olmayabilir. Sürekli aynı ülkenin birimi olmayıp, biraz değişiklik yapmış oluyorsunuz. Sadece sizlere, savaşın bütün yönlerini göstermek için düşünülmüş.
Başlangıca video koymak yerine, 4 resimden ve etkileyici yazılardan oluşan bir slayt koymayı seçmişler. New Game dedikten sonra karşımıza zorluk dereceleri geliyor. Bunlar easy, normal, hard gibi değil de Greenhorn, Regular, Hardened ve Veteran şeklinde adlandırılmış. Tavsiyem Hardened`tir, çünkü kaybedeceğimiz hiçbir şey yok.
