InfernoShade 1
InfernoShade
farkmt2official 1
farkmt2official
romegames 1
romegames
bikral 1
bikral
PrimeAC 1
PrimeAC
shrpnl 1
shrpnl
Agora Metin2 1
Agora Metin2
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

Aristo Sonrası Felsefe

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Cix12
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 285

Cix12

Level 19
Telefon Numarası Onaylanmış Üye
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
4 Mar 2010
Konular
1,742
Mesajlar
14,273
Online süresi
3h 30m
Reaksiyon Skoru
1,076
Altın Konu
0
TM Yaşı
16 Yıl 3 Ay 17 Gün
Başarım Puanı
329
MmoLira
65
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Aristo Sonrası Felsefe

Aristo'nun ölümünün hemen ardından felsefenin durumunu incelemeyi yeniden sürdüreceğiz. Bilimlerin bir uzmanlık dalı biçimindeki gelişmesine paralel olarak, bu dönemde felsefe, günümüzdeki felsefeden anladığımız gerçek anlama sahiptir. Bu felsefe üç ana disiplinden oluşur: Mantık, fizik (metafizik), ahlâk. "Mantık"; felsefî düşüncenin izlemesi gereken doğru yolu gösteren bir disiplin, felsefeye bir giriş, bir başlangıç olarak algılanıyordu.

Fizik (o zaman henüz metafizik kavramı yoktu) ise doğayı bütüncül olarak kavrayan ve doğa içinde etkili olan güçleri irdeleyen disiplin olarak düşünülmüştür. Bunun içindir ki Tanrıların var olup olmadığı konusu da fiziğin konusu içinde sayılıyordu. Ahlâk ise, insan ile evren ilişkilerini araştıran bir felsefe dalı olarak algılanıyordu.

Ahlâk, "insanın evrendeki konumu nedir? İnsan yaşamının anlamı nedir? İnsan dünyaya hangi görevleri yapmak için gelmiştir?" gibi sorulara yanıt arayacaktı. Ahlâk, o zamanki bir deyişle "en yüksek iyi"yi kendisine konu yapacak, yani; "En yüksek iyi nasıl elde edilir?" sorusunun yanıtını arayacak ve yavaş yavaş gelişerek, felsefenin temel disiplini olacaktı.

İnsanın yaşam karşısında ne gibi bir tutum alması gerektiği, ne gibi görevlen olduğu konularını bilmek için felsefe ile uğraşılır olmuştu. Böylelikle ahlâk, felsefenin "amacı" oldu, felsefe ahlâk ile olgunluğu yakalayabildi. Fizik ise, felsefenin ana disiplini durumuna gelen ahlâka, yalnızca temel olma görevini üstlendi. Çünkü, insanın evren karşısında nasıl bir tutum içinde olacağını bilmek için, öncelikle evrenin yapısını bilmek gerekir. Mantık ise, evreni bilmek için, ne gibi bir yolun izlenmesi gerektiğini gösterecekti.

Ancak, asıl amacını ahlâkta bulan felsefe, zamanla, yavaş yavaş bir "din görüşü" durumuna dönüşmüştür. Çünkü eski Yunan dini, Tanrıları, mitologyası ve gelenekleri ile artık aydınları tatmin etmiyordu. İşte o dönemin kültürlü insanları için gelenek ve dinin "bos bıraktığı" yeri felsefe doldurmuştur. Bu gelişme, felsefenin birbirine karşıt birtakım okullara ayrılmasına neden olmuştur.

Bu dönemin felsefesinin karakteristik yanı: Kafaları uğraştıran ahlâk konularına özellikle "ölüm" konusu eklenmiştir. Eski Yunanlılar ölümü çok doğal bir olay olarak algılar. Ancak bu sözünü ettiğimiz dönemde ölüm artık doğal bir olay olmaktan çıkmış, bir "sorun" olmaya başlamıştır. Bu nedenle; "Taşçım karşısında nasıl bir tutum almalıyız!" sorusu yanında bir de "Ölüm karşısında nasıl bir tutum almalıyız?" sorusu ortaya atılmıştır. Böylece zorunlu olarak, ölümü de içinde taşıyan hayat karşısında "en uygun tutumun ne olacağı"^ bu dönem felsefe okullarını ilgilendiren başlıca konulardan biri olmuştur.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst