Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Belevİ Mausoleumu

keten

Level 1
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
16 Mar 2009
Mesajlar
30
Beğeniler
0
MmoLira
0
DevLira
0
#1
BELEVÄ° MAUSOLEUMU

Belevi Mausoleum’unun avlusu bir dinsel külte hizmet etmiş olabilir. Bu nedenle burası altar avlusu halini almış olmalıdır. Ne yapının kuruluduğu kayalık tepeye ulaşmak için , ne de yapıyı çevreleyen mermer duvarda herhangi bir giriş veya merdiven izi yoktur. Ä°p merdivenler ve kurulup kaldırılan iskeleler ise böyle bir yapı için uygun değildir. O halde yapının içine girişi sağlayacak her hangi bir girişin olmayışı, buraın bir altar olarak kullanılmamış olduğunu gösterir.

Theuer, bu yapının çatısız olduğunu saptamıştı. Ona göre bu durum geçici bir çözümdü. Yapının içinde bulunan alan için görkemli bir iç yapı düzenlemesinin planlanmış olduğunu, palmet başlıkların ve kitavbeli arşitravların buna işaret ettiğini söyler.

Efes’den bir kaç km. uzakta Sardes’e giden yol üzerinde inşa edilmiş olan yapının hemen yakınında daha erken döneme ait bir tümülüs vardır. Bu yapının doğusunda 6m. yükseklğinde inşaa edilmiş bir istinat duvarıyla 49 m. derinliğinde bir teras inşa edilmiştir. Üstü düzensiz plakalarla düzeltilmiş olan bu teras başlangıçta yapı alanı olarak kullanılmış, daha sonra ise belki de ölü kurbanı için kullanılmıştı.

Anıt, çekirdeğindebüyük bir kel tepeden (kaya kütlesi) oluşur. Bu bir dağ eteğindeki kayalığın çevresinin uygun bir formda traşlanmasıyla ortaya çıkan kaya kütlesinin, ayak profilli, dor düzenli silmesi olan mermerlerle kaplanmış ve böylece podyum kaidesi oluşturulmuştur. Bu yüksek podyum içinde, mezar odası bulunur. Yapı etrafında bulunan , ancak insutu olmayan çok sayıdaki mimari elaman yapıda ikinci bir katın varlığını oprtaya koymaktadır. Her tarafda sekizer Korint düzenli sütunları, buna ilaveten caddeye bakan kenarında da kör bir kapısı olan bir plan içerir. Tavan kasetlerle kaplanmış, çatıda elamanları arasında ise, at, grifon ve vazo kabartmaları elegeçmiştir.

Yapının üzerinde yükseldiği kaya kütlesi üzerinde üst üste bir çok kaplama taş sırasından oluşan katmanlar vardır. Yapının kuzey duvarını arka kısmını belirli olmadığı için kalınlığı bilinmemektedir. Bu iç duvarda plasterler yer alır. Bu plasterlerden bir tanesi yapının ana eksenine yerleştirilmiştir.

Yapının ortasında14,5*13,50m. boyutlarında bir mekan yer alır. Bu mekan bir avludur ve tabanı döşemelidir.Theuer’in tabaka numaralarına göre 5. tabaka kayadan oluşur. Kayanın üzeri çakıllı ve kiremit kırıntılarından oluşan kireç harcıyula su geöçirmez hale getirilmiştir. 4. tabakada düzensiz plakalarla bir kaplama yapılmıştır ki, bu kaplama tabakasına belli bir eğim verilmiştir. Söz konusu eğimin en alçak noktası batıda yer alır. 3 nolu tabaka , döşeme plakaları çin oluşturulan düzeltme tabakasıdır. 2. tabakaya ait döşeme plakalarının izleri duvarlarda görülmektedir. Bu plakalara ait oturma izleri, bir şer,it halinde o denli iyi işlenmiştir ki, daha özensiz bir işçilik gösteren avlu duvarlarının dış yüzüyle bir tezatlık oluşturur. Avlunun kuzey duvarında yer alan bantta, doğudan batıyua doğru bir eğim vardır. Bu eğim doğudan batıya doğru 3. plasterin arkasına kadar sürer. Bu noktada eğim batıdan doğuya doğru takrar bir yükselme gösterir. Aynı eğim güneyden kuzey batıya doğru da vardır. Eğimin odaklaştığı bu nokta, mezar odasından oldukca uzak bir noktadır.

Çevredeki mermer çatı kremitleri hem peristazis çatısından hem de avlunun bu eğimli tabanından olabilir. Fakat bu avludaki eğim, avlunun kullanılmış olduğu konusundaki varsayımımızı imkansız hale getirir. Üst yapıya yerleştirilen güzel konsollara sahip kapının tam arkasına plaster denk geldiğinden, bu kapının işlevsel bir kapı olabilmesine imkan yoktur. Bu nedenle bu kapı alt yapıdaki gibi kör bir kapı olmalıdır. Avlunun üstünün kapalı olduğunu gösterir her hangi bir sütunlu destek sistemi yoktur. Avlunun açıklığı, taştan bir arşitravla geçilemeyecek denli fazladır ve ahşap bir çatı konsitrüksiyonu da böyle görkemli bir yapı için uygun değildir.

Nereidler anıtı, bu yapının girilmez avk-lusuyla ters düşer. Nereidler Anıtı’nda avluya girilebilir, ancak avlu boştur. Sellanın iki uzun kenarında kline gösterilse de buna ilişkin her hangi bir kanıt yoktur. Buraya ancak 70*140 cm ölçülerinde bir kline oturtulabilir. Oysaki klinelerin genel standart ölçüsü 85*170 ‘dir. Bunun dışında buraya girişi sağlayacak herhangi bir merdiven yoktur. Bu nedenle de söz konusu karşılaştırma örneğinde de ölü kültü, mezarın dışında fakat hemen yanında yer alan bir alanda yapılıyor olmalıdır. Lmyra Ptolemaion mezar anıt, kare formundaki bir kaide üzerinde yükselen yuvarlak bir peripteros ve onun ortsında bir selladan ibarettir. Boarhard, bu yapının sellası içine bir kült heykeli düşünür. Ancak burada da üst yapıya bir merdivenle ulaşılamayacağına göre, kült heykelinin buradaki varlığı pek inandırıcı değildir. Olympia Philipaeion’unda avluya giriş vardır, zira bu yapı düz bir alanda kurulmuştur.

Belevi anıtına dönecek olursak, kayalık üzerinde söz konusu eğimle avluda birikecek olan yağmur suynu boşaltmak için bir kanal izi görülmemektedir. Oysa böyle bir drenaj kkanalının olması şarttır ve muhtemelen bu kanal batı duvarında idi. Theuer’in rekonstrüksiyonunda peristasisin tabanının avlu tabanından 2 m. yukarda olduğu görülür. Bu tasarıma göre avlu nerdeyse bir sarnıç görünümünü alır. Daha doğru olanı, peristsisin avlunun tabanından daha aşağıda olmasıdır. Böylece yağmur suyu, yapıdan dışarı atılabilir. Böyle düşünüldüğünde kaidenin yüksekliği 1.95 m. daha alçak olacaktır.

Duvarın iç kenarları ile, duış kenarları arasındaki aralık her yerde eşt değildir. Bu aralık kuzeyde 1.20m. daha büyüktür. Bu durum, kuzey duvarının dışında ikinci bir sütun sırasının olamsını gerektirir. Burada yer alan sütunlar 24 yivlidir. Ancak arkada yer alması beklenen sütunların yivleri, önde yer alan sütunlarınkinden daha belirsiz işlenmiştir. Bu sütunlara ait tanburlar ile bir palmiye başlık ve iki faskialı bir arşitrav yapının kuzeyinde bulunmuştur. Arkada yer alan sütunlar, düzenli bir plana göre yerleştirilmişti ve ön cephedeki sütunların hemen arkasında yer almaktaydılar. Böylece arkadaki sütunlar da 3,40m.’lik bir boyunduruğa sahip olmaktadır. Ortadaki iki sütun arasında kör bir kapı yer almaktaydı. Bu sütunların üzerindeki iç arşitravlar peristasisdeki kasetlerle uyum içindeydiler. Yumurta sıraları hemen hemen aynı büyüklüktedir. Kasetin üçüncü kaset sırasında Lesbos kymationu yer alır. Kasetlerin kapamablokları kabartmalı oluşlarıyla Hallikarnassos mausoleumu’nu ve Piriene Athena tapınağını hatırlatır.
Yapının etrafında 1.80 -1,89 m. yüksekliğe sahip tanburlar bulunmasına rağmen sütun yükseklikleri kesin olarak saptanabilmiş değildir. Ancak sütunlar birbirlerindan uzak durduklarına göre basık olmalısırlar. Bu nedenle çizimde 8,44m. olarak verilmiştir. Bu durum Priene’de olduğu gibi 9 alt çapa eşittir. Ä°ç sütun sırasının sütun alt çapı, 80 cm., üst çapı ise 50 cm. dir, ve bu nedenle söz konusu sütunlar fazlasıyla incelmekteydi ve yüks3eklikleri de öndeki sütunlarla aynı olamazdı. Bu olumsuz dinamik yapı, ancak sütunların altının yükseltilmesiyle giderilebilirdi. Bu nedenlede yapının iç sütunları yüksekce bir kaide (postament) üzerine oturtulmuştu. Theuer, stylobat bloklarının kalınlıklarını 27cm.verirken, iç sütunlar için stylobat kalınlığı 46 cm. dir. Bu kalın plakalara önden birer dübelle anthoyrosis plakalrı ekleniyordu. Böylece, burada stylobatın yükseltilmesiyle ikinci bir platform oluşturulmuştu. Bu ikinci podyum, öndeki ikinci podyumdan daha derindi. Platformun genişliği 1,80m. kadardı. Kaide için özel bir prolfile rastlanmamıştır. Bu nednele burada Bergama Altarında olduğu gibi bloklardan örme bir kaide düşünülmelidir. Ä°ç sütunların arasında kalan boş alan yapıda bulunması gerekn heykeller için uygun bir platform (bathrom) oluşturmaktaydı. Buraya konulacak heykeller, aşağıdan rahatlıkla görülebirdi. Bulnan kol parçalarından normal boyutun üstünde oldukları anlaşılan bu heykeller, muhtemelen oturan heykellerdi. Bununla birlikte yapıda heykel kalıntısına rastlanmamıştır.

Mezaranıtı, yamaçta caddeye yönelmiş ve kare planlı olmasına rağmen bir cepheye sahipti. bu da göstermektedir ki bu yapı özel bir forma sahiptir. Bergama sunağında olduğu gibi, ön cephe de 32 cm. yüksekliğinde bloklardan oluşan bir sıra vardı. Bergama Alatarı’nda olduğu gibi, heykel kaideleri için yuvarlaklar yoktur. Bu nedenle üst yapının tezinatı bellidir. Yukarda aslan heykelleri ve vazolar yer alır. Mermer vazolar çatıda, aşağıdaki sütunların arasına gelecek şekilde yerleştirilerek aslanlar bir birlerinden ayrılmıştır. Çatının köşelerinde ise, gerçek boyutlarda birer at heykeli yer alır. Bu atların arasında, kalıntılardan anlaşıldığı üzere bir figür başka daha yer almaktadır. Bu figür, muhtemelen Pers giysili bir seyistir.

Yapı belli bir ölçü sistemine göre yapılmıştır. theuer’e göre bu sistem 26,60 - 26,80 cm. lik ayaklardan oluşan bir hekatempedos (100 ayak) dır. Bergama sunağında her yerde aynı 32 cm.’lik Ä°onik ayak kullanılmıştır ve bu yapı da bir hekatempedosdur. Belevi’de ise 29,6cm.’den daha kısa olan Attik ayağı kullanılmıştır.

Hallikarnassos Mausoleum’u şehrin merkezinde idi., Belevi Mausoleumuise Efes kentinden oldukca uzakta; Sard’a giden cadde üzerine kurulmuştu. Bununla birlikte bu yapı da Hallikarnassos’da olduğu gibi, yönetime ait bir yapıydı. Bunun böyle olduğunu herşeyden önce yapının mimarisi döylemektedir. Yapının çevresinde 65 m. çaplı krepisi olan bir tümülüsün varlığı bilinmektedir. Belevide gömülü olan kişi de bu eski gömüyle ilişkili birisi olmalıdır.

M.Ö. 4.y.y. ile 3.y.y. sonu tarihleme açısından prolblemli bir dönemdir. Bu anıt mezarın sahibi olarak Lysimakhos ile II. Antiokhos Theos önerilmektedir. Lysimakhos Efesos’un kurucusudur. Lysimakhos M.Ö. 281 yılında yapılan Korypedion savaşında ölünce bruraya gömülmüş, ancak yapı da tamamlanamadan yarım bırakılmıştır. Diğer yandan, M.Ö. 246 yılında da II. Antiokhos ölünce Belevi Mouseleumuna gömülmüş olmalıdır. Yapı bu tarihte tamamlanmış olmalıdır. Bu nedenle Theuer’e göre burada iki yapı aşaşması vardır. Antik dönemde başlıklar yerde ters döndürülerek yapılırdı. Yapıda dört dübel ve kurt ağzı kanca yuvasıyla diğerlerinden farklı bir yapısı vardır. Muhtemelen bu başlık yedek bir başlıktır. Eğer bu yapıda bititirlmemiş başlıkların kullanıldıklarını söylüyorsak, bunun yapının bititirlmesi için alınan acil bir önlem sonucunda yapıldığını ve bu nedenle de başlıkların bitirlmeden yerlerine konduğunu düşünmeliyiz.

Başlıklar işlenmemiş olmasına rağmen sütun yivleri işlenmiştir. Oysa antik dönemde bir sütunun yivleri, başlığı üzerine yerleştirildikten sonra işlenirdi. bu durumda yivlerin, bitmemiş başlıkların yerine yerleştirildikten sonra yerleştirildiğini düşünmek durumundayız. Bütün bu ihtimaller yanında, Bergama Altarı’nda olduğu gibi, Belevi Mouseleumu’nda da özel olarak amaçlanmış bitmemişlik ihtimali de göz önünde bulundurulması gereken bir noktadır. Yapının figürlü çatı elamanları ve kasetleri arasında stil açısından zamansal bir farklılık yoktur. Bununla birlikte yapının planlanma aşamasının üç beş yıllık bir zaman diliminde gerçekleşmiş olabileceği söylenebilir.

Belevi Mouseleumu Erken Hellenistik Diadokhlar Dönemi’ne tarihlenir. yapının Korint düzenndeki başlıkları Oriantalizan özellikler gösterir. Zaten Diadoklar Dönemi’nde de Oriantalist etkiler devam eder. Efesli büyük kişiliklerden Lysimakhos bu anıt mezar için en uygun şahsiyettir. Lysimakhos, uzun yıllardoğuda yaşamıştır. yapıdaki doğulu unsurları bu duruma yorumlayabiliriz. Yapıda bulunan seramikler ise bize tarih olarak M.Ö. 300 yılları dolaylarını verir. Anıt bugünkü halini muhtemelen M.Ö. 281’de almıştır.


 
Üst