Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Rise of the Argonauts

admin

Admin
TC Kimlik Numarası Doğrulanmış Üye
Site Yetkilisi
Admin
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
13 Eyl 2008
Konular
20,415
Mesajlar
34,518
Beğeniler
13,565
Yaş
31
MmoLira
687
DevLira
0
#1
Tarihin kaynaklık ve içerik sunduğu alanlardan bir diğeri de, şüphesiz ki video oyunlar. Konu bakımından sıkışan yapımcılar, toplumlarından başından geçen önemli olayları üzerinde küçük oynamalar yaparak uzun yıllarca önümüze sundular. Genel anlamda ele alınan konular görkemli ve kahramansı oldukları için oyuncuların ilgisini her daim çekmeyi başardı. Gerek eski tarih gerekse yakın tarih oyunlara uygunluk konusunda adeta biçilmiş kaftan. Bu yüzden oyun yapımcıları tarihe çok şey borçlular aslında. Şuanda incelemesini yapmakta olduğum Rise of the Argonauts da tarihten buram buram beslenen yapımlardan bir tanesi. Yunan Mitolojisi ile ilgileniyorsanız veya Titan Quest gibi oyunlardan etkilendiyseniz Rise of the Argonauts'u da sevebilirsiniz, ama siz yine de yazımı okuyun. Çünkü oyunda bir takım eksiklikler de bulunuyor.

Altın Post

Oyunumuz Yunan Mitolojisi'nde yer etmiş Iolcus Devleti'nin kralı Jason'ın dramatik aşk hikayesini ve devamında gerçekleşen olayları konu alıyor. Jason genç yaşlardan beri sevdiği Alceme'yle evlenmek için görkemli bir tören düzenlemektedir. Başta her şey yolunda giderken nereden geldikleri bilinmeyen "Blacktongues" adlı suikastçı grup töreni birden bire basar ve bu hengâmede Alceme'yi hedef alan zehirli bir ok Kral Jason'un sevdiği kadının ölümüne sebep olur. Jason sevgilisinin ölümüyle kahrolurken bir yandan da içindeki nefretle "Blacktongues" adlı grubun tüm üyelerini yok eder. Kendini kısa sürede toplayan Jason, Alceme'yi yeniden hayata döndürebilmek için ne yapması gerektiğini Delphi Kahini'ne danışır ve Kahin yapması gerekenin Savaş Tanrısı Ares, Bilgi Tanrısı Hermes ve Adalet Tanrısı Athena�nın soyundan gelen 3 kişiyi bulup ona getirmesini ister (ohoo bir ton iş!) Hızlı bir şekilde yola koyulan Jason yanına en iyi dostu olarak saydığı Herkül'ü de alarak büyük bir maceranın içine dalar. Günümüzde "Altın Post" olarak da bilinen hikaye Yunan Mitolojisi'ne büyük yer etmiş önemli hikayelerden bir tanesi. Hatta bazı kaynaklara göre Yunan okullarında birçok noktada baz alınan hikayelerden biri.

Rota'yı Oyuna Çeviriyoruz

Oyunun ilk bölümü kontrollere alıştırma niteliğinde. Bu bölümde oyunda kullanabileceğimiz mızrak, kılıç ve topuz gibi ana savaş aletlerini kullanmayı, bu aletlerle yapılabilecek combo'ları öğreniyoruz. Genellikle karşımıza çıkan bir grup düşman (sayıları 3-5 arası değişiyor) üzerinde oyunun ana vuruş stillerini denerken, silahlar hakkında kafamızda üç beş şey beliriyor. Evvela kılıç düşmanlarla dövüş esnasında daha seri hareket ve vuruş yapmamıza olanak sağlıyor. Kılıç kullanırken bir yandan fare ile vuruş yaparken bir yandan da "Space" tuşuyla akrobatik hareketler yaparak düşmanları saf dışı bırakabiliyoruz. Mızrak ise, kılıca göre daha çok combo olanağı sunduğu gibi, düşmanlar üzerinde daha etkili. Klavye üzerinde değişik kombinasyonlar uygulayarak düşmanlara mızrağı saplıyor ve kısa sürede yere yığabiliyoruz. Son olarak topuz ise, oyunda hareketlilik bakımından en yavaş ancak en güçlü silah. Ağırlığı ve kullanımı yüzünden kalabalık düşmanlarla savaşırken diğer silahlara göre avantajsız kalsa da, teke tek dövüşlerde birkaç vuruşla düşmanların vücudunu bileşenlerine ayırıyor. Aynı zamanda düşmanların savunmada kullandıkları kalkan ve benzeri aletleri bazen bir bazen de iki vuruşta parçalayabiliyor. Bu yüzden kalabalık gruplara karşı mızrak, teke tek dövüşlerde ise topuz size önerebileceğim ana taktiklerden biri. Hem dövüş sırasında "E" tuşuyla hızlı bir şekilde silah değiştirebiliyor olmamız bu taktiğin kullanımını daha da kolaylaştırıyor. Oyunun genelinde kılıçla vücudu ikiye ayırmak, topuzla kafa uçurmak ya da düşmanın göğsüne mızrağı saplamak yapabileceğimiz eğlenceli combo'lardan. Tabi bunların yanı sıra yerde yuvarlanabilmek, dönerek vuruş yapmak gibi haklarımız da var. Ancak combo sayıları yine de yetersiz. En azından oyuna birkaç combo daha serpiştirerek daha eğlenceli bir hale getirilebilirmiş. Zaten bu yüzden dövüşler bir süre sonra yavan gelmeye başlayabiliyor. Neyse ki ilerleyen bölümlerde kazandığımız güçler combo eksikliğini doldurmaya yetiyor.
Teknik Hatalar

Dövüşler bu şekilde eğlenceli bir haldeyken firmanın yaptığı teknik hatalar oyunun eğlence oranını fena halde düşürüyor. En başta kameradan kaynaklanan problemler hem dolaşırken hem de dövüşlerde can sıkıyor. Mesela dövüşürken fare ile ani bir vuruş yapmak istediğinizde kamera kontrolden çıkıyor ve tüm görüş alanınız yok oluyor. Bu da yetmezmiş gibi kameranın hassaslığı yüzünden düzeltmesi de bir hayli zor oluyor ve tüm dövüş mekanikleri anlamsız kalıyor. İkinci planda ise oyundaki bug'lar yer alıyor. Harita üzerinde dolaşırken bazı alanlara gidişimiz sınırlandırılmış. Bu tür bir yere gittiğimizde Jason sıkışıp öylece kalabiliyor. İleri-geri gitmeye çalıştığınızda çaresiz kalabiliyorsunuz. Hatta sırf bu yüzden önceki kaydınıza geri dönmeniz dahi gerekebiliyor. 2009 yılında dahi böyle amatörce hatalar görmek bir hayli şaşırtıcı.


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F022009%2Friseoftheargonauts_pc%2Fi2.jpg&hash=f5067c33e9019a5dab2d4b094089bcef


Yazının başlarında söylediğim gibi oyunda ilerlerken yanınızda en güvendiğiniz dostunuz Herkül bulunuyor. Ancak beklediğinizden biraz farklı. Çünkü üzerinde ebat olarak biraz oynanmış olacak ki, neredeyse bir deve benziyor. Hem en hem de boy olarak bir hayli orantısızca hazırlanmış. İşte bu yüzden oldukça hantal ve çok ağır hareket ediyor. Ancak cüssesinden kaynaklı kazandığı güçle koca bir grubu darmadağın edebiliyor, tek başına yakaladığı bir düşmanıysa kollarının arasında püre haline getirebiliyor. Oyunun ilerleyişine veya herhangi bir ipucunu çözmemize yardımcı olmasa da, sıkıştığınız durumlarda onun gücüne sığınıyoruz. Herkül'ün yanı sıra mitolojiden tanıyacağınız Achilles ve Pan�da oyunda yer alıyor. Aslına bakarsanız oyunda birçok kişiyle aktif halde bulunuyorsunuz. Bunların her biri de farklı yapıda ve farklı işlevler için sizinle temas kuruyorlar. Kiminden ipucu alıyor kimindense farklı şekillerde yardım alıyoruz ki bu noktada diyaloglar hemen kafamıza dank ediyor. Çünkü oyunda gereğinden fazla diyalog geçiyor. Hemen hemen her önümüze çıkan karakterle (bu karakterler her kayıttan sonra 2 ila 5 arasında değişiyor) konuşuyoruz. Konuşmalar gereğinden fazla diyorum çünkü bazı karakterle neredeyse geyik muhabbeti niteliğinde işe yaramaz konuşmalara giriyoruz. Her ne kadar konuşmaları farenin sol tuşuna basarak geçebiliyor olsak da bazen önemli şeyleri kaçırma ihtimaliyle dinlemek zorunda kalıyoruz. Buna ek olarak konuşmaların gidişatını da bizim belirliyor olmamız 20 saatlik oyunun 5 saati diyalogla dolduruyor. E haliyle oyuna alışamadan diyalog içine giriyoruz ve eğlence (her 15 dakikada bir) yarıda kalıyor.
"Mekan tasarımları özensizken, karakterler oldukça başarılı hazırlanmış"

Oyunun hayal kırıklığı yaratan diğer bir eksiğiyse ki bu eksik büyük oranda oyunu bitiriyor; oyunda mini harita dahi yer almıyor. Evet, ilk olarak ekranda göremediğim daha sonra değişik menü seçeneklerinde dakikalarca aradığım (hayalet) mini harita oyunda yer almıyor ve devasa bir haritada kayboluyoruz. Ayrı yeten her gittiğiniz yer sizi kabul ediyor ve bazen kendinizi saçma sapan yerlerde buluyorsunuz. Eğer biraz şansınız varsa tesadüfen gideceğiniz yeri bulursunuz, yoksa ellerinizi açıp dua etmekten başka çareniz yok. Şakası bir yana bazen oluyor ki saç baş yoluyorsunuz. Üstelik oyunda nereye gitmenizi gösteren küçükte olsa bir işaret bile yok. Hayır benim anlamadığım bana göre bir RPG'nin olmazsa olmazlarından mini harita nasıl unutulur ya da görmezden gelinir, gerçekten anlamak mümkün değil. Açık konuşmak gerekirse Rise of the Argonauts'u oynamanız şuna bağlı; eğer koca bir haritada adım adım gezerek yönümü bulurum diyorsanız veya her dakika başı ESC'ye basıp oradan menüye girip büyük haritaya bakmayı göze alıyorsanız bu oyunu oynamalısınız. Aksi halde bulaşmamanızı tavsiye ederim.

Dövüşürken can durumunuzu gösteren bir ibre oyunda yok. Call of Duty'de olduğu gibi çok darbe aldığınızda ekran kırmızılaşıyor. Kırmızılık gidene dek darbe alırsanız ölüyor, almazsanız hayatta kalmaya devam ediyorsunuz. Ancak ne var ki bu konuda fazla sıkışacağınızı düşünmüyorum zira sizi çok zorlayan bir yapay zeka yok karşınızda. Oyuna başladığınızda oyunun zorluk seviyesi normal olarak atanıyor. Eğer size zor veya kolay gelirse "Options" seçeneğinden gerekli ayarlamayı yapabiliyorsunuz. Eğer sıkı bir RPG oyuncusuysanız mutlaka yükseltmelisiniz. Çünkü düşmanlar genel olarak çok yavaş ve stratejisiz bir şekilde saldırıyorlar. Örneğin büyük bir gruba saldırdığınızda ekibin diğer elemanları savaştığınız kişi ölene dek size zarar vermiyorlar (aslında bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama başaramıyorlar). Ancak o kişi öldüğünde size tam anlamıyla saldırmaya başlıyorlar. Düşman zekaları bu şekilde seyrederken kendi askerlerinizin de pek iyi oldukları söylenemez. Etrafınız düşmanlarla sarıldığında dahi bazen öylece kalıyor ve etrafa bakınıyorlar. Neyse ki tam bu noktada yapay zekadan az-buçuk pay almış Herkül devreye giriyor ve sizi rahatlatıyor.


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F022009%2Friseoftheargonauts_pc%2Fi3.jpg&hash=ac7ddca4daf312343466258f819bf18a


"Köşedeki askerin nereye baktığını tahmin edebilen var mı?"

Rise of the Argonauts'un karakter geliştirme ekranı oyuncuyu tatmin etmeyi başarıyor. Oyunda yer alan dört tanrıdan (Hermes, Ares, Apollo ve Ares) farklı farklı özellikler kazanıyorsunuz. Ama her şeyden önce tanrılar sizin hakkınızda iyi düşünmesi gerekiyor. Bunu yapmak içinse yan karakterlerle iletişiminizde tanrılar hakkında olumsuz yorum yapmamalı ve oyunu olabildiğince iyi oynamalısınız. Aksi halde tanrılar onayı vermezse gelişiminiz gecikebiliyor. Bunun yanı sıra bölümlerde ilerledikçe açılan özellikleri kazandığımız "point"ler aracılığıyla satın alabiliyoruz. Tabi ki bu puanlarınızı yükseltmek için iyi vuruşlar ve sık combo vuruşları yapmanız gerek. Zaten başarılı vuruşlarınızda düşmanların ölümünün hemen ardından kazandığınız puanlar ekranda beliriyor. Unutmadan şunu da söyleyeyim Aspects kısmından kazandığınız "experience point"'ler de karakter gelişiminde kullanılabiliyor.

Oyunumuzun bir RPG olduğunu söyledik ancak RPG öğeleri karakter gelişimi ve karakterlerle iletişimlerinizden ibaret. Tabi ki bunun yanında şehrinizle ilgili yönetimsel karalar alabiliyorsunuz. Komutanları görevden alıyor ya da bir başkasını atayabiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında hem diyaloglar hem de aldığınız kararlar ufakta olsa senaryoya ve oyunun gidişatına etki ediyor ancak yanınızdaki karakterlerin gelişimlerine müdahale edemiyor olmamız üzücü. Mesela Herkül biz gelişirken o da boş durmayıp kendi içinde gelişimlere uğruyor ancak biz bunlara müdahale edemiyoruz.
GörsellerRise of the Argonauts grafikleri bakımından daha çok karakter modellemelerine odaklanmış durumda. Çünkü mekan ve çevre modellemeleri fena halde sıradan hazırlanmış. En başta Kral'ın sarayına baktığımızda çevredeki belli başlı objeler, duvar ve yer süslemelerinin ne kadar özensiz olduğunu görüyorsunuz. Buna karşın kapalı alanlarda ışıklandırmalar ve gölgelendirmeler gayet başarılı. Mesela dövüşürken yer değiştirdiğinizde yere yansıyan gölgeler değişebiliyor ya da Jason'a daha az ya da çok ışık vuruyor. Bunun yanı sıra renk seçimlerinde de sıradanlık var. Sürekli aynı tip (sarı-açık kahverengi ve tonları) renklerin kullanılması da bir süre sonra göz yormaya başlıyor. Tabi ki tüm bu söyledikleri kapalı alanlar için geçerli. Dış mekanlarda sıradanlık biraz olsun unutuluyor. Çevreye bol nesne serpiştirmeleri canlılık yaratmış. Ancak dış çevrenin temelini oluşturan ağaç, ot gibi yeşillikler paint çizimi gibi duruyor. Renkler çok sıradan, çizimlerse tekdüze. Bu yüzden çevre modellemelerine iyi bir yorum yapmak da oldukça zor. Karakter modellemeleri şaşırtıcı derecede iyi. Ana karakterlerden çok yan karakterlerin tasarımları hoşunuza gidecektir. Pellias, Achilles, Pan ve daha sayamadığım bir sürü yan karakterin surat modellemeleri, kılık ve kıyafeti gerçeğine ve mitolojiye uygun olarak hazırlanmış. Buna karşın daha önce de dediğim gibi Ana karakterimiz biraz ihmale maruz kalmış. Özellikle Jason'un gövdesini gereğinden fazla kasla doldurmuşlar ve gerçek dışı hazırlanmış. Ayrıca bacaklarıyla gövdesi arasında vücut tonu bakımından uyumsuzluk var. (Aşağıdaki resimden daha detaylı görebilirsiniz.) Sonuç olarak mekan ve ortalamanın altına düşerken, karakter modellemeleri kutlanmayı hak ediyor (Jason'u saymazsak).


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F022009%2Friseoftheargonauts_pc%2Fi4.jpg&hash=d62034a7f36eb1a26e057ac337484d26


Finale DoğruRise of the Argonauts, RPG ve aksiyon türünün karışımları sonucunda ortaya çıkmış mitolojik bir oyun. Sunduğu hikaye bakımından ilgi çekse de, firmanın yaptığı teknik hatalar oyunun sonunu getirmiş. Oysa böyle güzel bir hikaye başarılı bir oynayışla klasik olabilirmiş. Sanırım oyun için söylenebilecek en güzel söz "Şöhreti elinin tersiyle itmiş" olmalı.
 
Üst