- Katılım
- 27 Kas 2013
- Konular
- 7,500
- Mesajlar
- 24,372
- Çözüm
- 1
- Online süresi
- 13d 20h
- Reaksiyon Skoru
- 3,056
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 549
- MmoLira
- 31,714
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Çocuklarda Mekan Kavramı;
Bir yaşlarında çocu, objeler arasındaki ilişkinin farkına varır. Hareketlerindeki bütün aralıkları belirler. Bir başka değişle,bir cismi yerden alır ve ağzına götürür. Bir-bir buçuk yaşında çocuk bir engelin önünde ya da arkasında olma ilişkisini görür; kendisi ile almak istediği oyuncak arasında bir başka obje varsa,onun farkına varır. Engeli iter,objeyi alır. Farklı yönden bakınca objelerin yer değiştirdiğini görür. Bir buçuk- iki yaşlarında,bir objenin uzayda yer tuttuğunu anlar. Böylece çocuk günlük yaşamındaki deneyleriyle objelerin uzayda yer tuttuğunu ve yer değiştirmekle onların nasıl görünüş değiştirdiğinin kavrar.
Bir yaşındayken bile çocuk yukarı ve aşağı göstermenin oynamayı sağlayacak kadar mekan yönlerinin farkındadır. İki yaşına geldiğinde söz dağarcığında yukarda,içeri,dışarı,uzağa git gibi sözcükler yer alır. Üç yaşına geldiğinde hangi sokakta oturduğunu söyleyebilir,ancak numarayı bilemez. Beş yaşına geldiğinde ise tek başına evin yakın çevresinde dolaşabilir. Hatta okula ya da bakkala giderken kullandığı yolu gösteren basit krokiler çizebilir.
Ancak bütün bu olgular bize bu kavramsallaşmanın nasıl geliştiğine ilişkin bilgi vermez. Tam anlamıyla kanıtlanmamış (ve yeterli bulgular toplanmamış) olmasına karşın bir açıklama geçerli görünmektedir. Bu açıklamaya göre mekan doğrudan anlaşılmaz. Ancak deneyim sonucu yapısallaşır. Mekansal simgeler çocuğun nesneler ile uğraşısı ve etkinliği sonucu oluşurlar.
Okulöncesi yıllarda çocuk yeni bir düzeye çıkar. Bu düzeyde nesneler algılayanlardan bağımsız olarak,mekanda birbirlerine göre anlam kazanırlar. Bu dönemde çocuk,bir dereceye kadar ben merkezcilikten kurtulmuştur. Şöyle ki, kendisinden soyut olarak,nesnelerin yer değiştirebileceklerini hissedebilir. Örneğin,topu koltuğun altına atan bir çocuk,topu kanepenin altında aramaz. Topun koltuğun altından geçerek arkasına,yani odanın başka bir yerine gittiğini anlar. Böylelikle koltuğun arkasına dolanıp topu orada arar. Buradaki örnekte görüldüğü gibi çocuk topun izlediği yoldan farklı bir yol izlemekte ve örgütlü,bağımsız bir mekan kavramı kullanmaktadır.
Bir yaşlarında çocu, objeler arasındaki ilişkinin farkına varır. Hareketlerindeki bütün aralıkları belirler. Bir başka değişle,bir cismi yerden alır ve ağzına götürür. Bir-bir buçuk yaşında çocuk bir engelin önünde ya da arkasında olma ilişkisini görür; kendisi ile almak istediği oyuncak arasında bir başka obje varsa,onun farkına varır. Engeli iter,objeyi alır. Farklı yönden bakınca objelerin yer değiştirdiğini görür. Bir buçuk- iki yaşlarında,bir objenin uzayda yer tuttuğunu anlar. Böylece çocuk günlük yaşamındaki deneyleriyle objelerin uzayda yer tuttuğunu ve yer değiştirmekle onların nasıl görünüş değiştirdiğinin kavrar.
Bir yaşındayken bile çocuk yukarı ve aşağı göstermenin oynamayı sağlayacak kadar mekan yönlerinin farkındadır. İki yaşına geldiğinde söz dağarcığında yukarda,içeri,dışarı,uzağa git gibi sözcükler yer alır. Üç yaşına geldiğinde hangi sokakta oturduğunu söyleyebilir,ancak numarayı bilemez. Beş yaşına geldiğinde ise tek başına evin yakın çevresinde dolaşabilir. Hatta okula ya da bakkala giderken kullandığı yolu gösteren basit krokiler çizebilir.
Ancak bütün bu olgular bize bu kavramsallaşmanın nasıl geliştiğine ilişkin bilgi vermez. Tam anlamıyla kanıtlanmamış (ve yeterli bulgular toplanmamış) olmasına karşın bir açıklama geçerli görünmektedir. Bu açıklamaya göre mekan doğrudan anlaşılmaz. Ancak deneyim sonucu yapısallaşır. Mekansal simgeler çocuğun nesneler ile uğraşısı ve etkinliği sonucu oluşurlar.
Okulöncesi yıllarda çocuk yeni bir düzeye çıkar. Bu düzeyde nesneler algılayanlardan bağımsız olarak,mekanda birbirlerine göre anlam kazanırlar. Bu dönemde çocuk,bir dereceye kadar ben merkezcilikten kurtulmuştur. Şöyle ki, kendisinden soyut olarak,nesnelerin yer değiştirebileceklerini hissedebilir. Örneğin,topu koltuğun altına atan bir çocuk,topu kanepenin altında aramaz. Topun koltuğun altından geçerek arkasına,yani odanın başka bir yerine gittiğini anlar. Böylelikle koltuğun arkasına dolanıp topu orada arar. Buradaki örnekte görüldüğü gibi çocuk topun izlediği yoldan farklı bir yol izlemekte ve örgütlü,bağımsız bir mekan kavramı kullanmaktadır.


