- Katılım
- 24 Haz 2010
- Konular
- 6,786
- Mesajlar
- 22,742
- Online süresi
- 8h 16m
- Reaksiyon Skoru
- 1,706
- Altın Konu
- 1
- TM Yaşı
- 15 Yıl 11 Ay 26 Gün
- Başarım Puanı
- 471
- MmoLira
- -761
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
İntikam Arayan Kahraman
Kahraman Derken?
Punisher, Amerikan popüler kültüründe Vietnam Savaşı sonrası ortaya çıkmaya başlayan, psikolojik sorunlu ve anti-kahraman ekolünün tipik bir temsilcisidir. Punisher için bir dosya hazırlamaya karar verdiğimde başlığa ne yazacağım konusunda şüpheye düştüğümü itiraf etmeliyim. Zira malumunuz olduğu üzere, Punisher kesinlikle bir âkahramanâ değil! Kendisi suçlulara karşı verdiği tek kişilik savaşında cinayet, gasp, adam kaçırma ve işkence gibi son derece ağır suçları işlemekten çekinmeyen, gerçek bir ölüm makinesi. Ancak zamanında Deadpool için hazırladığımız dosyayı, süper kahraman başlığı altında yayınlamıştık. Şimdi durduk yerde âSüper Anti-Kahraman Dosyalarıâ diye içinde taş çatlasın 2-3 karakter tanıtımı olacak yeni bir format uydurmak istemedim.
70âler 80âler⦠Eski Güzel Günler
Dönemin Spider-Man yazarı Gerry Conway, yarattığı bir karakterin skecini yaparak Marvelâin sanat yönetmeni John Romita Sr.âa gösterir. Romita, elinde tüfeği ve siyah kostümünün bir göğsünde küçük bir kuru kafa sembolüyle Conwayâin âAssassinâ adını verdiği karaktere şöyle bir bakar ve tek bir değişiklik yapar: Göğsündeki kuru kafa sembolünü tüm gövdesini kaplayacak kadar büyütür ve serinin çizeri Ross Andruâya yollar. Ancak dönemin Marvel şef editörü Stan Lee, karakterin isminin çok olumsuz olduğunu düşünür. Zira Conwayâin yazdığı hikayeye göre Assassin, hikayenin sonunda Spider-Manâle uzlaşacak ve kahraman olma yolunda ilerleyecektir. Leeânin aklına, zamanında Galactusâun önemsiz robotlarından birine verilen âPunisherâ ismi gelir. Conway bu öneriyi kabul eder. Açıkçası karaktere o kadar da önem vermemektedir. Ona göre Punisher epi topu bir iki sayıda görünecek ikinci sınıf bir karakterdir, o kadarâ¦
Karakterin tutması üzerine 70âler sonu, 80âler başı dönemde Spider-Man, Captain America, Daredevil ve Nightcrawler gibi bir çok karakterler team-up yaparak kendini göstermeye devam etmiştir. Karakterin bu kadar tutması, yaratıcısı Gerry Conwayâi çok şaşırtmıştır. Hatta şaşırtmaya devam da edecektirâ¦
Karanlık Çağın Eli Kanlı Anti-Kahramanı
Sonunda 1986 Ocak ayına gelindiğinde Steven Grant adlı yazarın yıllar süren lobi faaliyetleri sonucunda Punisherâın beş sayılık ilk mini-serisi yayınlanmaya başladı. Mini serinin başarısı ardından hemen ertesi sene, The Punisher adlı, toplam 104 sayı sürecek seri yayın hayatına başladı. Bu başarıyı 1988âde âThe Punisher War Journalâ (80 sayı) ve 1992 de âThe Punisher War Zoneâ (41 sayı) adlı seriler takip edecekti.
Bunların yanında siyah-beyaz olarak 1989âda yayınlanan âThe Punisher Magazineâ (16 sayı) ve ertesi yıl onu takip eden âThe Punisher Armoryâ (10 sayı) adlı serileri de unutmamak gerekir. Ayrıca bu dönemde tek atımlık yayınlanan Punisher sayıları yayında Frank Castleâın konuk olduğu gerek süper kahraman, gerekse Vietnam dönemi temalı hikayeleri de eklemek isterim.
Marvel bu kriz ortamından ancak sahip olduğu karakterlerin yayın ve film haklarını kötü sözleşme koşullarıyla satarak kurtulabilmişti (Bunun etkilerini hala sinema sektöründe görebilirsiniz). Punisherâda bu düşüşten nasibini aldı elbette. 1995 yılında Punisherâa ait üç çizgi roman birden kötü giden satışlar yüzünden iptal edildi.
Mavi Kaplan, İnfazcı ve Cezalandırıcı
Ülkemizde şimdilerde 35 yaş civarlarında olan çizgi roman okuyucuları Punisherâı (ismi değişik olsa da) çok iyi tanır. Çünkü benim ortaokul ve lise dönemime denk gelen bu dönemde (80âler sonu, 90âlar başı) B Yayınları tarafından yayımlanan Örümcek-Adam serisi sayesinde birçok Punisher hikayesi okuma şansımız olmuştu. Elbette o zamanlar ismi Türkçeye nedense Mavi Kaplan olarak çevrilmişti. Frank Castleâın çete savaşlarındaki rolü, yakalanması ve mahkemeye çıkması mı dersiniz, yoksa Spider-Man, Nova, Night Thrasher, Blackhawk ve Moon Knightâla takım olduğu altı sayılık Gizli İmparatorluk Savaşı mı?
Punisher MAX
Punisher, 1995âteki toplu iptalden sonra yazar Garth Ennis ve çizer Steve Dillon tarafından 12 sayılık bir mini seriyle geri getirildi. Unutulmaya yüz tutmuş karaktere hayat öpücüğü gibi gelen bu seri, Punisherâın başına gelen en iyi şeye sebebiyet verecekti: Punisher MAX.
2001 â 2004 yılları arasında 37 sayı olarak yayımlanan Punisher MAX serisi, açık ara en iyi Punisher serisidir. Bilmeyenler için kısaca anlatmam gerekirse; 2001 yılında kurulan MAX Comics, Marvelâin bir alt koludur ve amacı yetişkinlere yönelik çizgi romanlar yayımlamaktır.
Yani 2004âde yayımlanan seride Castle 54 yaşındadır ve tek kişilik savaşı hala sürmektedir. Kıyafet olarak da artık spandex kostüm yerine trençkot ve postal giymektedir.
Şiddet dozajı aşırı yüksek olan seride Punisher aşağı yukarı 30 yıldır aktiftir ve toplamda 2 binden fazla kişi öldürmüştür. Garth Ennis, genellikle Castleâın rakipleri olarak geldikleri yere uyum sağlamak yerine çevreyi kendilerine uydurmaya çalışan İtalyan mafyası, IRA döneminden kalma İrlandalı çeteler ve köle ticareti yapan Moldovalılar gibi azınlıları kullanmayı tercih etmiştir. Elbette bir yandan da FBI ve polis de Castleâın peşindedir. Ülkemizde Marmara Çizgi tarafından yayımlanan ve bu yazı yazıldığında beş sayısı piyasada olan bu seriyi mutlaka okumalısınız.
FrankenCastle
Punisher MAX sonrası mini seriler devam ederken Frank Castle Civil War döneminde orijinal Marvel evreninde, Earth-616âda tekrar görünmeye başladı. Captain Americaânın safında yer alan Castle, daha sonra World War Hulk ve Secret Invasion serilerinde de küçük rollerde yer aldı. Fakat sonra çok saçma bir şey olduâ¦
Punisherâın Frankencastle macerasından sonra mini serileri devam etmiştir. Marvel Now! sırasında bir dönem Red Hulkâun kurduğu Thunderboltsâa dahil olmuş, Original Sinâde ve Secret Wars olaylarında da rol almıştır.
Sinema ve Dizi Uyarlamaları
Frank Castle karakterini ilk beyaz perdeye taşıyan oyuncu, Dolph Lundgrenâdir. 1989 yapımı filmin senaryosu, süper kahraman filmleri evreminin orta karar dönemlerine denk gelir. Yani çizgi romanlardaki karakter orijin ve hikayelerini görmezden gelerek sadece isim hakkını kullanmaya yönelik yapımlardır bunlar. Bunu yazdığım için benden nefret edebilirsiniz, ama Tim Burtonâın aynı yıl çektiği Batmanâi de çok orijinal bir yapım olduğunun altını çizerek bu kategoriye dahil ediyorum (Belki bu konuda bir yazı kaleme alırım bir ara).
Konuya dönecek olursak, filmde Punisherâın orijini aşağı yukarı aynıdır. Ancak bu sefer bir savaş gazisi değil, eski bir polis memurudur. Muhtemelen karakterin o dönemlerde büyük sükse yapan Sylvester Stalloneânin Ramboâsunu andırmaması için böyle bir değişikliğe gidilmiştir. Hikayeye göre Punisher mafyayı canından bezdirmiştir. Bu durum, emekli olmuş ünlü gangster Gianni Francoâyu geri dönmeye zorlar ve olaylar gelişir.
Açıkçası Dolph Lundgrenâin Punisherâı canlandırmak için iyi bir seçim olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak o dönemler süper kahraman filmlerinin de pek parlak olduğu söylenemez. Kaldı ki, Rocky IV (1985) ve Universal Soldier (1992) gibi çocukluğumda çok sevdiğim filmlerde kötü adam oynamaktan çekinmemiş, hatta şimdilerde insanların burun kıvırdığı Masters of the Universeâte He-Manâi canlandırmış bir aktöre kendi adıma sempati duymamam imkansız! Her şey bir yana, Lundgrenâin The Punisherâı, süper kahraman filmlerinin evrimini gözlemlemek adına mutlaka bir kere izlenmesi gereken bir film.
2004 yapımı filmin devamı çekileceği, gösterime girdikten birkaç ay sonra duyurulmuştu. Hatta Thomas Janeâin bir kez daha Frank Castleâı canlandıracağı söyleniyordu. Ancak filmin yapım süreci uzadıkça uzadı ve ancak 2008 yılında Punisher: Warzone adlı film gösterime girebildi. Ancak başrolü King Arthurâdaki (2004) Dagonet ve Rome (2005-2007) adlı efsane dizide canlandırdığı Titus Pullo karakterleriyle zihnimde iyi bir yer eden Ray Stevenson kapmıştı. Aslında ilk film için de düşünülmüş olan Stevenson, film için gerçekten çok iyi hazırlanmıştı. Tüm Punisher MAX serisini okumuş ve gerekli askeri eğitimi almıştı. Filmin genel havası Punisher MAX serisini yansıtacak şekilde tasarlandığı için, Ray Stevensonâın söz konusu serinin kapaklarındaki illüstrasyonlara olan benzerliği avantaj olarak kullanılmıştı. Gerçekten çizgi roman kapaklarından fırlamış gibi duran Stevensonâa baktığınızda (Tabi teşrif edip Punisher MAX serisini okuduysanız)âEvet! İşte bu Frank Castleâın ta kendisi!â diye düşünüyordunuz.
Ancak Punisher MAX serisindeki aşırı şiddet ve kara mizah maalesef filme çok iyi yansıtılmadı. Yanlış anlaşılma olmasın! Film kesinlikle popcorn eşliğinde izlenesi, eğlenceli bir aksiyon filmi. Ancak 80âler sonu aksiyon filmlerinden kalma konusu ve şiddet sahnelerinin neredeyse komedi kıvamına getirilmesiyle, kelimenin tam anlamıyla bir çuval incir berbat edilmiştir. Filmde eğer ki Punisher MAX serisinin yaratıcısı Garth Ennisâin kara mizahlı hicivleri yansıtılabilseydi (denenmiş, ama yeterli olmamış maalesef) bence bu filmin devamı da çekilirdi. Şimdilerde en başarılı Marvel filmlerinden biri olarak da anılabilirdi. Yine de mutlaka bir kez izleyin derim.
Punisherâı canlandırması için The Walking Dead dizisindeki Shane rolüyle tanıdığımız Jon Bernthalâın seçildiğini duyduğumda açıkçası bir süre ne düşüneceğimi bilememiştim. Zira kafamdaki Punisher görüntüsü hem Punisher MAX kapaklarındaki illüstrasyonlarla, hem de Ray Stevensonâın sert hatlı suratıyla o kadar özdeşlemişti ki, Bernthalâın kocaman kulakları ve muhtemelen 3-4 kere kırılmış yamuk burnunu gözümün önüne getirdiğimde yüzümü buruşturuyordum (Evet, arada sırada hayata şekilci bir domuz gibi baktığım doğrudur). Ancak Bernthalâın The Walking Deadâte canlandırdığı Shane karakterini düşününce Frank Castleâla birçok ortak noktası olduğuna karar verdim. Shane de tıpkı Frank Castle gibi, aykırı şeyler yapıp daha sonra bunu kafasında bir şekilde rasyonalize etmeye çalışan bir karakterdi. Sonrasında yaptıklarıyla yüzleştiğinde ise yaşadığı içsel çatışmaların mimik ve davranışlarına yansıması Jon Bernthal tarafından bence kusursuz canlandırılmıştı. Bu analizin ışığında Daredevil ikinci sezonda izleyeceğimiz Punisherâın harika bir yorum olacağını düşünmek hiç de yanlış olmaz.
Punisher ve Nick Fury
Punisherâın başrol aldığı birçok bilgisayar oyunu mevcut. Özellikle 2005 yılında Volition adlı yapımcı firmanın yayınladığı Max Payne tarzı oyunun ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. Oyunda araştırmalarınız sırasında sorguya çektiğiniz kişileri âkonuşturmaâ taktikleriniz gerçekten çok yaratıcı(!).
Hayaller Kahraman, Gerçek Anti-Kahraman
Son olarak şunu itiraf edeyim: Ben Punisherâı çok sevmem. Bana göre kahraman dediğiniz Spider-Manâdir, Cyclopsâtur. Ama şu da bir gerçek ki; Punisher hayal ettiğimiz değil, hak ettiğimiz kahramandır. Burnuna kadar pisliğe batmış bir dünyada ister istemez tıpkı âPunisher MAX serisinde yaptığı gibi 2 bin pisliği temizlese fena mı olurdu?â diye düşünmeden etmek çok zor.
Son düzenleme:


