Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Biz Tanrı'nın kullarıyız ama aynı zamanda da onun örneğiyiz!.."
Topluluk hep bir ağızdan bağırır:
"Ne demek istediğinizi açıklayın Hoca Efendi!.."
"Demek istiyorum ki. Tanrı da bizim gibi siyahtır!.."
"Tanrı büyüktür!.."
"Tanrı Dünyayı yaratırken kendisi de orada bulunuyordu."
"Doğru!.. Doğru!.."
"Öyleyse biz de Dünya yaratılalı beri yeryüzünde bulunuyoruz."
Topluluk sevinç ve coşkunluk içinde bağırarak ayağa kalkar:
"Doğru... Haklısın!.. Elbette!.."
"Mavi gözlü beyaz adam
üstün olduğunu ileri sürüyor. Ona atalarının bizler olduğunu anlatmanın zamanı geldi de geçti bile!.."
"Daha açık konuşun Hoca Efendi
bize her şeyi açıklayın."
Konuşmacı
Harlem'in bir sokağında toplanmış üç binden fazla dinleyiciye şöyle sesleniyordu:
"Eğer söylediklerimi can kulağıyla dinlerseniz; siyahların beyazlardan niçin daha üstün olduğunu anlayacaksınız."
"Dinliyoruz
anlatın."
"Siyah temel renktir. Başka herhangi bir rengi
öteki renkleri birbirine karıştırarak elde edebilirsiniz ama
siyahı bu yoldan elde edemezsiniz. Siyah ancak siyahtan meydana gelir. Siyah da temel ve en güçlü renk olduğuna göre
en iyi renk demektir
öyle değil mi?"
"Evet
öyle..."
"Bu durumda iyilik de
Tanrı da siyahtır!.. Bir insan ne kadar siyahsa
o kadar iyidir. Bir insan ne kadar beyazsa o kadar siyahlıktan uzaktır. Yani
iyi olmaktan o kadar uzaktır!.. Haklı mı yoksa haksız miyim?"
"Haklısınız!.."
"Sözün kısası; beyaz adam ahlâk bakımından bütünüyle kokuşmuş bir yaratıktır. Bir yılan
bir şeytan; yeryüzünden yok olması
silinip süpürülmesi gereken bir insandır!.."
Dinleyiciler büyük bir coşkunluk içinde kendilerinden geçmiş
konuşmacıyı çılgınca alkışlıyorlardı.
Bu konuşmacı
Amerika'daki zenci Müslümanların büyük önderlerinden Malcolm X'di...
Bir zenci papazın oğlu olarak Nebraska eyaletinin Omaba şehrinde dünyaya gelen Malcolm X
Müslümanlığı kabul ettikten sonra Malik Şahbaz adını almıştır. Çocukluğu açlık ve üzüntü içinde geçmişti. O doğduktan kısa bir süre sonra ailesi Michigan'ın Lansing şehrine göç etmişti. Altı yaşındayken ırkçı Amerikalıların kurduğu Ku Klux Klan'cılar tarafından evleri yakılmıştı. Malcolm X
yıllar sonra yangın olayını şöyle anlatmıştır:
"İtfaiye geldi
fakat yanan evimizi kurtarmak için hiç bir yardımda bulunmadı. Yangına bir damla su sıkmadı. Baba evimizi yakan ateş
hâlâ aynı şiddetle yüreğimi yakmaktadır."
Malcolm'un babası
çoluk çocuğunu geçindirmek için ufak bir dükkân açmıştı. Çok geçmeden cesedi
kafatası tanınmayacak ölçüde ezilmiş durumda
bir tramvayın altında bulundu. Bu iki olay
küçük Malcolm'un hayatında derin izler bırakmış
büyüdüğünde Müslümanlığı kabul etmesinde ve beyazlara karşı savaş açmasında önemli rol oynamıştır.
Babalarının ölümünden sonra aile
açlık ve sefalet yüzünden dağıldı. Malcolm ve erkek kardeşleri geceleri sokağa çıkarak bulabildikleri öteberiyi çalmakla karınlarını doyurmaya başladılar. Bazen yakalanıyor ve beyazlardan dayak yiyorlardı. Sonunda Malcolm bir ıslahevine verildi. Hayatında ilk olarak burada sevgi ve anlayış gördü
ıslahevinin beyaz bir Amerikalı olan müdiresi onu öbür çocuklara karşı koruyordu. Burada bulunan beyaz çocuklar da
zenciler konusunda tıpkı büyükleri gibi düşünüyorlardı. Bu yüzden de küçük Malcolm
her gün saldırıya uğruyor ve ancak müdirenin yardımıyla onlardan kurtulabiliyordu.
Daha sonra Malcolm X
müdire tarafından
ıslahevinin yanındaki ortaokula yazdırıldı. Kısa süre içinde zekâ ve çalışkanlığıyla dikkati çeken Malcolm
sınıfının birincisi oldu.
Fakat
bu durum öbür çocukların
hatta öğretmeninin düşmanlığını kazanmasından başka bir işe yaramadı. Son sınıftayken kendisine ne olmak istediğini sorduklarında
"hukukçu olacağım
" diyordu. Ama
konuştuğu herkes ona
avukatlığın bir zenci için uygun olmadığını
kendisine demircilik
marangozluk gibi bir meslek seçmesini öğütlüyorlardı.
Malcolm
istediği mesleği elde edemeyeceğini anlayınca
öğrenimini yarıda bırakarak New York'a gitti. Burada karanlık işler çeviren adamlarla tanışarak
onlar arasında da işe yarar
becerikli ve güvenilir bir kimse olduğunu gösterdi. Çok dürüst ve sadık olduğundan
yaptığı her işte hile yoluna sapmaz
elde ettiği bütün parayı son kuruşuna kadar teslim ederdi.
On sekiz yaşına girdiğinde
"Koca Kızıl" lakabıyla kendine hatırı sayılır bir ün sağlamıştı. Artık o
emrinde beş-altı adam çalıştıran bir çete reisiydi. Afyon ve eroin gibi malları alıp satıyor
ahlâk düşkünü beyazları zencilerin barlarına
gizli fuhuş yuvalarına götürüyordu. Malcolm X
hayatının bu kirli döneminin özelliklerinden söz ederken şöyle diyordu:
"En iyi müşterilerim papazlar
güvenlik mensupları
toplumsal yardım işlerinde çalışanlar ve başkalarının hayatlarını yönetmekte büyük rolleri olan önemli kişilerdi."
Şimdi geliri ayda birkaç bin doları geçmekteydi. Polise bol bol rüşvet vermesine rağmen
sonunda yakalanıp hapse atılmaktan kurtulamadı. Ancak bu hapis hayatı onun yaşantısında köklü bir değişiklik yaratacaktı. 1947 yılında
cezasını çekerken tanıştığı bir Müslüman tutuklunun etkisiyle İslâmiyeti kabul etti. O günden sonra da yaşadığı kötü hayatı bırakarak
kendisini Müslüman zencilerin davasına adadı.
Malcolm X ya da Müslüman olduktan sonraki adıyla Malik Şahbaz
1946-52 yılları arasında hayatını hapishanelerde geçirdi. 1962 yılına kadar da
Amerika'da zenci Müslümanların önderi olan Elijah Muhammet'in en yakın adamı ve eylemin en etkili konuşmacısıydı. Fakat 1962'den sonra İslâmiyeti iyice öğrenmiş
Elijah Muhammet'in peygamberlik iddiasına ve ırkçılığına karşı çıkmıştı.
1964 yılında hacca gitti. Orada dünyanın her yanından gelen Müslümanlarla görüşüp tanışarak
bütün beyazların Amerika'dakiler gibi olmadığını öğrendi. Tunus
Cezayir gibi birçok Müslüman ülkelerini dolaştı. Amerika'ya döndüğünde şunları söylüyordu: "Ben ırkçıydım ve İslâmiyeti ancak o şekilde benimsemiştim. Fakat Hz. Muhammet ve Hz. İbrahim'in yaşadıkları kutsal ülkeleri ziyaret ettikten sonra şimdi gerçek bir Müslüman oldum. Artık eski ırkçı değilim."
Bu davranışı
beyaz ve zenci Hıristiyanların yanında Elijah Muhammet'in de düşmanlığını kazanmasına yol açtı. Hac dönüşünden kısa bir süre sonra 1965 yılında New York'ta bir salonda dini konuşmalarından birini yaparken
kendisine sekiz adım uzaklıktan ateş edilerek öldürüldü.
Malcolm X'i
Elijah Muhammet'in öldürttüğü ileri sürülüyordu
ikisi arasında 1964 Martından beri süregelen çatışmaları bilenler
bu suikastın Elijah Muhammet taraftarlarınca düzenlendiği kanısındaydılar. Amerika zenci Müslüman hareketinin "Peygamberi" bu söylentileri yalanlamak için yaptığı basın toplantısında:
"O çok konuşuyordu
cezasını buldu!." demiştir. Bu söz bile
Elijah Muhammet'in suikast olayındaki payını göstermeye yeter bir kanıttır.