Fethi Polat 1
Fethi Polat
TuZaKK 1
TuZaKK
xranzei 1
xranzei
Agresifizm 1
Agresifizm
Hikaye Ekle

1984

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan NoRDen
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 155

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

"Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell, 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırmıştır; ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört.

1945 yılında yayımlanan 'nde, bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum kurmaya çalışmasının öyküsü anlatılır.

Bir siyasal yergi başyapıtı sayılan 'ni 1949'da Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı roman izledi. Onvell'in bu son kitabı, her şeyin tümüyle devletin denetiminde olduğu belleksiz ve muhalefetsiz bir toplum tehlikesine karşı yürekten bir uyarı niteliğindeydi. Dünyanın sürekli birbiriyle savaşan üç totaliter polis devletinin egemenliği altında olduğu düşsel bir gelecekte geçen roman, hem o dönemde hem de sonraki yıllarda çok sayıda okuru derinden etkileyecek, güncelliğini hiç yitirmeyecekti.

Kitabın İçinden

Birinci Bölüm

Nisan ayının soğuk, ama açık bir günüydü; saatler on üçü gösteriyordu. Yıldırıcı esen rüzgârdan korunabilmek için çenesini göğsüne gömmüş olan Winston Smith, hızla Zafer Konağı’nın camlı kapısından içeri süzüldü; ama bir toz bulutunun da kendisiyle birlikle içeri dalmasına engel olabilecek kadar çabuk davranamadı.

Hol, kaynamış lahana ve eski paçavra kilim kokuyordu. Ev için oldukça büyük, renkli bir poster, dipteki duvara asılmıştı. Posterde, özenilmeden yapılmış, bir metreden daha geniş, koskocaman bir yüz. resmi vardı: kırk beş yaşlarında, siyah gür bıyıklı, sert çizgileriyle bir erkek yüzü. Winston merdivenlere yolaldı. Asansöre binmeyi denemenin bir yararı yoklu. En iyi zamanlarda bile çalıştığı seyrekti; üstelik son günlerde elektrik kısıntısı vardı. Nefret Haftası’na hazırlık nedeniyle ekonomik önlemlerin bir parçasıydı bu. Daire yedinci kattaydı Otuz dokuz yaşında olan ve sağ ayak bileğinin üstünde bir varis ülseri taşıyan Winston, yolda birkaç kez dinlenerek, ağır ağır çıktı merdivenleri. Her katta asansörün karşısında asılı olan poster, kocaman yüzüyle onu bakıyordu. Gözleriyle insanın hareketlerini izliyormuş gibi yapılmış resimlerdi bunlar resmin altındaki başlıkta: BÜYÜK BİRADERİN GÖZÜ SENDE, yazılıydı.

İçeride yumuşak bir ses. ham demir üretimiyle ilgili birtakım İstatistik değerleri okuyordu, Ses, sağdaki duvara yerleştirilmiş, buğulu bir aynayı andıran, dikdörtgen metal levhadan geliyordu. Winston, bir düğmeyi çevirdi. Ses azalır gibi oldu, ama sözcükler hâlâ seçilebiliyordu. Tele ekran denilen bu aletin sesi azaltılabiliyor, ama tümden kapatılamıyordu. Pencereye yaklaştı. Ufak tefek, çelimsiz bir yapısı vardı: Parti’nin üniforması olan mavi tulum, bedeninin inceliğini ortaya pek çıkarmıyordu. Saçlarının rengi açıktı. Yüzü doğal bir pembelikteydi, teni ise adi sabun ve kör jiletlerden ve yeni biten kışın soğuğundan sertleşmişti.

Kapalı pencerenin kanatlarının gerisinde, dışarıdaki dünya soğuk gibiydi. Aşağıda caddede küçük rüzgâr girdapları, tozları ve kâğıtları çevirip savuruyordu ve güneşin ışımasına, gökyüzünün koyu maviliğine karşın her yana asılmış posterlerin dışında hiçbir şeyde canlılık ve renklilik göze çarpmıyordu. Bu kara bıyıklı yüz her köşeden bakmaktaydı. Posterlerden biri, hemen karşıdaki evin önüne asılmışta. Karanlık gözleri Winston’a dikilmiş, BÜYÜK BİRADERİN GÖZÜ SENDE, diyordu. Aşağıda, caddede köşesi yırtılmış başkabir poster rüzgârla inip kalkarken tek sözcük INGSOS bir görünüp bir kayboluyordu. Uzakta bir helikopter, damları sıyırarak alçaldı, büyük bir mavi sinek gibi bir süre havada asılı kaldı, sonra bir eğri çizerek ok gibi fırladı, insanların pencerelerini gözleyen polis devriyesiydi. Bu devriyeler pek önemli değildi, asıl önemli olan Düşünce Polisi’ydi.

Winston’nun arkasındaki tele ekrandan gelen ses dokuzuncu üçyıllık planın hedefleri başlığı konusunda ve ham demir hakkında hâlâ bir şeyler geveleyip duruyordu. Tele ekran aynı anda hem yayın yapabiliyor, hem de kaydedebiliyordu. winston’ın çıkardığı fısıltıyı aşan her ses, hemen kayda alınabiliyordu; üstelik Winston, metal levhanın egemen olduğu görüş alanı içinde bulunduğu sürece, işitilebildiği kadar görülebiliyordu da. Herhangi bir anda seyredilip seyredilmediginizi anlayabilmeniz olanaksızdı. Düşünce Polisi’nın, ne kadar sıklıkla ya da nasıl bir sistemle kimi izlediği bilinemezdi iler an. canları ne zaman dilerse, alıcıyı çalıştırabilirlerdi. Çıkardığınız sesin işitildiği, karanlıkla olmadığınız sürece, her hareketinizin izlendiği varsayımı, içgüdüsel bir alışkanlık haline dönüşmüştü, bununla yaşamanız gerekiyordu yaşıyordunuz.

Winston, sırtı tele ekrana dönük durdu. Böylesi daha güvenliydi; gelgelelim sırtın bile birşeyler işaret edebileceğini çok iyi biliyordu. bir kilometre otede çalıştığı yer olan Doğruluk bakanlığı kirli bir sorunlu olarak, geniş ve bembeyaz ayaktaydı. bu. diye duşundu belli belirsiz tiksintiyle bu. Londra, Birineci Hava üssü’nün merkez kenti. Okyanusya kentlerinin en yoğun nüfuslu üçüncü kenti. Londra’nın ben böyle mi olduğunu anımsayabilmek için bazı çocukluk anılarını belleğinden sokup çıkarmaya çalıştı. Yanları kereste kirişlerle kapatılmış, pencereleri kartonlarla yamanmış, çatıları oluklu demir levhalardan, düzensiz bahçe duvarları dört bir yana eğilmiş, çürümeye yüz tutmuş 19. yüzyıl evlerinin bu görüntüsü her zaman var olmuş muydu? Peki ya sıva tozlarının girdaplar oluşturarak uçuştuğu, moloz yığınlarının üstünde, tek tük söğüt ağaçlarını barındıran, bombardımana tutulmuş bölgeler, bombardımanların açtığı geniş alanlara serpilmiş ahşap kulübelerin bulunduğu yerler? Sır yararı yoktu, anımsayamıyordu; çocukluğundan geriye, zemini belirsiz, anlaşılmaz bir sürü anlık görüntü dışında hiçbir şey kalmamıştı.

Doğruluk Bakanlığı. Yenikkumaştaki Doğrubak, görünürdeki herhangi bir nesneden çok farklıydı. Bu koskocaman piramit biçimindeki, pırıl pırıl beyaz beton 300 metre yüksekliğindeydi Winston’ın bulunduğu yerden, beyaz cephesinde süslü hatillerle yazılı, partinin ile sloganını okuyabiliyordu.

1984 kitabı listesinde yer almaktadır.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst