- Katılım
- 6 Kas 2012
- Konular
- 2,235
- Mesajlar
- 4,824
- Online süresi
- 9d 14h
- Reaksiyon Skoru
- 343
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 289
- MmoLira
- 1,096
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
KONSERVATUVAR
Türkiye`de ilk konservatuvar 1914 yılında Darülbedayi adıyle kuruldu.
Daha 1908 yılında İstanbul`da ulusal bir tiyatro açılması için zamanın Maarif nazırı
...Recaizade Ekrem Bey, edebiyat adamlarının katıldıkları
bir kurul toplamışsa da olumlu bir sonuç alınamamıştı.
O güne kadar, ustadan çırağa, gelenek ve görenekle yetişmiş müzik
ve tiyatro sanatçılarının yeni koşullar karşısında yetersiz kaldığı gereceği
açıkça biliniyordu.
Ancak disiplinli ve metotlu bir calismanin sanat hayatini geliştireceği düşüncesi ilk
defa İstanbul şehremini operatör Cemil ( Topuzlu ) Paşa tarafindan ortaya atılmiştı.
Bu is için ilkin batili bir uzmanın görevlendirilmesi düşünüldü.
Paris`teki Odeon Tiyatrosu müdürü.... Andre Antoine İstanbul`a çağrıldı
ve Sehzadebaşı `ndaki bir apartmanda ise başlanması kararlaştırıldı.
Adına Darülbedayi denilen bu ilk konservatuvar teşebbüsü, İstanbul `da
bir belediye tiyatrosu kuruma düşüncesini de kapsıyordu.
Bu sıralarda Birinci Dünya Savası ilan edildi.
Darülbedayi`nın açılışı ertelendi, fransız rejisör de geri döndü.
Ancak çalışmalar tamam iyle durmadı.
Bir süre temsiller verildi, Türk müziği calışmaları yapıldı.
1916 aralık ayında iradei seniye ile bir Musiki Encümeni
ve Darülelhan Talimatnamesi yürürlüğe girdi. Maarif Nezareti` nce
görevlendirilen sanat adamları ocak ayı başında.. Sehzadebaşı`nda Fevziye
caddesinde bir konakta çalışmaları başlattılar.
Burada yalnız erkekler etiğim görüyorlardı, kadinlar icin baksa bir yer secilmişti.
Dört yıllık bir öğretim süresi kararlaştırılmıştı.
Programda doğu ve bati müziğinin ceşitli konuları karma olarak bir araya getirilmişti.
Erkekler bölümü bir yıl sonra kapandı, doğu müziği aletlerinin öğretimini yapan
kadınlar bölümü çalışmalarını sürdürdü.
1923 yılında Musiki Encümeni kaldırıldı, Darülelhan, bati müzigini de
kapsamına alan yeni bir talimatname ile yönetilmege başladı.
Avrupa konservatuvarlari biciminde modern bir kurulus o zamanki
İstanbul valisi Haydar ( Yulug ) Bey`in çabaları yle gerçekleşmişti.
Alıntı:
[TABLE="class: myfixedtablequote, width: 100%"]
[TR]
[TD="class: alt2 converttodiv"]Musa Süreyya Bey
Klasik Türk müziğinin Batılı anlayışla yeniden işlenmesi yolunda
yaptığı çalışmalarla tanınan besteci ve eğitimci Musa Süreyya Bey
2 Aralık 1932'de İstanbul'da öldü.
1884'te İstanbul'da doğan Musa Süreyya Bey ilk müzik derslerini ünlü
bir besteci ve girift virtüozu olan babası Giriftzen Asım Bey' den aldı.
Ortaöğrenimini tamamladıktan sonr müzik öğrenimi görmek üzere devlet bursuyla
Almanya'ya gönderildi; Berlin Kraliyet Akademisi ve Stern Konservatuvarı'nda
öğrenim gördü (1910-1915).
Yurda dönüşte Darülelhan'ın (İstanbul Belediye Konservatuarı) başına atandı,
çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı.
1931' de sağlık nedenlerini ileri sürerek Darülelhan' dan ayrıldı.
Türk ve Batı müziğini iyi bilen Musa Süreyya Bey her alanda da besteler yaptı.
Batılı anlayışla sesli marşlar, lidler, etütler ve çocuk şarkıları besteledi.
Bunların en ünlüsü Mülkiye Marşı'dır. Makamsal çığırda birçok şarkı da besteleyen
Musa Süreyya Bey'in en tanınmış şarkıları arasında, "Sen sanki baharın gülüsün sen
çiçeğimsin" (hüzzam), "Bir gün o güzel şad edecek ruhumu sandım"
(nihavent), "Sensiz geceler geçti hayalat ile bihab" (suzinak) sayılabilir.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Müdür Musa Süreyya Bey
( 1884 1932 ) acış konuşmasında Darülelhan`in amaclarinı şöyle özeledi:
1. Türk müziğinin değerli eserlerini saklayıp koruyarak devamını sağlamak
2. Yapılacak bilimsel araştırmalarla eski müzik eserlerini tespit etmek
3. Son çağın müzik gelişmelerini yurdumuzda yaymak ve yayımlamak
4. Uusal müziği layık olduğu olgunluk düzeyine yükseltmek
5. Opera, operet, koro gibi sanla ilgili bati müziği eserlerini dilimize aktarmak
ve uygulamak v.d.
Bir hazırlık sınifindan sonra batı müziği için üç yıl, Türk müziği için iki yıl öğretim
yeterli görülmüştü.
Maarif Vekaleti 1936 yılında alaturka müzigi kaldırdı.
Darülelhan`in yeni kurulusunda Ekrem ve Zeki Üngör Muhittin Sadak,
Veli Kanık, Cemal Reşit Rey, Seyfettin ve Sezai Asal kardeşler, Ali Sezin,
Mesut Cemil Tel, Nimet Vahit, Musa Süreyya,
Edgar Manas gibi sanatcıların büyük emekleri oldu.
Ömrü üc yılı gecmeyen Darülehan`in sanat hareketlerini yayma bakımından
cabaları önemli olmuştur.
Darülehan cabaları önemli olmuştur.
Darülelhan Mecmuası adiyle bir dergi cıkarılmış,
Union Francaise salonunda sürekli konserler verilmiştir.
Bundan sonra 1944 yılına kadar, elde bulunan olanaklar ölcüsünde
bir konservatuvar çalışması sürdürüldü.
Sehzadebaşı`ndaki ashap konakta iken ( 1931 ), kuruluş, yönetim
ve öğretimde tavsiyelerinden yararlanılmak üzere
Viyana`dan Prof. Joseph Marx....getirildi.
Avusturya`li uzman, konservaturvar
ve gelecekteki calışmaları üzerine ondan fazla rapor hazırladı.
Artık senfonik orkestra konserleri verilebilecek bir düzeye gelinmişti.
1936 yılında, yeni bir yönetmelikle sahne sanatları ve halk türküleri de
programa alındı.
Müzik ögretimi başlangıc ve gelişme dönemleri adı altında iki bölüme ayrıldı.
Yatılı bölüm Sehir Bando ve Orkestrası`na eleman yetiştiren bir ortaöğretim
kurulusu haline getirildi.
1940 yılında alaturka müzik calışmaları yeniden konservaturvar çerçevesi içine alındı.
Konservaturvar İstanbul Belediyesi`ne bağlı katma bütceli bir kurum oldu.
Kurulusun, lise dengi meslek okulu olan bir yatılı bölümü, klasik Türk müziği,
batı müziği ve tiyatro bölümleri olan bir de yatısız bölümü vardı.
Bundan sonra Şehir orkestrası ve Şehir korosu falliyete geçti.
1951 yılında yeniden ele alınan ve geliştirilen yönetmelik
1955 yılında son biçimini aldı.
Düzenli konserler her yıl ekim ayından mayıs sonlarına kadar sürdürüldü.
Sonradan Milli Eğitim Bakanlığı`na bağlı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası haline
getirilen İstanbul Şehir Orkestrası`nin birçok elemanı buradan yetişti.
Virtüöz bazi sanatcılar, sahnelerimizde isim yapmış birçok ünlü oyuncu
bu konservatuvardan gelmedir.
Ankara Devlet Konservatuvar`nın çekirdeği 1924 yılinda acılan Musiki Muallim Mektebi`dir.
Ortaöğretim kurumlarına öğretmen yetiştirmek icin kurulan bu okulun, orkestraya
ve bandoya eleman yetiştirmek gibi yan bir amacı daha vardı.
Öteki öğretmen okullarında görülen derslerin yani sıra müzik teorisi,
armoni, kontrapunto, müzik tarihi gibi meslek dersleri de öğretiliyordu.
Zamanla solfej ve koro sınıfları acıldı.
Okulun ilk yeri, şimdiki binanın yerinde bulunan, iki bölmelik,
Ankara yapısı kerpiç evlerdi. Yatakhane ise, asil binanın arkasında,
Hatip cayının üzerinde Tekke denen çok eski ve yarı harap kerpiç evdi.
1929 yılına kadar bu mahrumiyete katlanıldı.
Okul, Atatürk`ün direktifi ve müdür Zeki Üngör`ün cabalarıyle kısa zamanda gelişti,
yetiştirdiği genç öğretmenler yurdun dört kösesine yayıldı.
1938 1939 ders yılında Gazi Eğitim Enstitiüsü`ne bağlandi, okulun
son üç sınıfı buraya aktarıldı.
1939 yılında yüksek kısım acildi.
1934 yılında kabul edilen 2541 sayılı Milli Musiki
ve Temsil Akademesi Kanunu`yle Devlet Konservaturvar`nın ilk tohumu atıldı.
1935 yılında Berlin Yüksek Müzik Okulu profesörü...Hindemith, ertesi yıl da
alman rejisör Carl Ebert getirildi.
1936 yılında Devlet Konservaturvarı calışmağa başladı.
Ünlü Macar besteci... Bela Bartok da
yurdumuza gelmiş
ve türk halk müziği arşivinin kurulmasında hizmetli olmuştur 1937.
Ilkin konservatuvara on bir kız , beş erkek örgenci alındı.
Müzik bölümü dokuz, tiyatro bölümü de beş yıl öğretim gerektiriyordu.
1940 `ta kabul edilen 3829 Sayılı kanunla konservatuvar temsil
ve müzik bölümlerine ayrıldı. Ilk mezunlar,
1941 yılında verildi.
Öğrencilerin sahne calışmaları için konservatuvarın küçük bir sahnesi vardı.
Gittikce artan seyirci karşında Ankara Halkevi sahnesinden yararlanılmağa başlandı.
Küçük tiyator`nun kurulmasından sonra da bir süre, bütce zorunlulukları yüzünden,
Tatbikat Sahnesi sürdü.
Devlet Tiyatrosu kurulunca konservatuvarin uygulama sahnesi kendi
görevine devam etti.
Ingiliz balecisi Dame Nette de Valois`nin yaptığı hazırlılara dayanılarak bale bölümü de
acıldı ( 1950 ) .
Genel kültür dersleri yanında müzik bölümünde orkestra yönetimi, piyano, org ve harp,
yaylı sazlar, nefesli sazlar, san dalları, temsil bölümünde ise tiyatro ,
opera, bale, reji dalları vardır.
Bale bölümüne ilkokulun ücüncü sınıfını , yaylı, nefesli sazlarla piyano,
org ve harp bölümlerine ilkokulu öteki bölümlere ortaokulu bitiren
örgenciler sınavla alınır.
Konservatuvar, öğretim ve eğitim calışmaları yanı sıra bir hayli zengin bir kitap yayını
da yapmış, tanınmış tiyatro yapıtlarını Türkçeye çevirip bastırmıştır.
Konservatuvarı bitirenler Devlet Operası`nda,
Devlet Tiyatrosu`nda, orkestralarda, radyo
ve televizyonda görev almış sanatcılardır.
Sanat çalışmalarını serbest olarak sürdüren sanatçılar da az değildi
Konservatuvarlarımıya Emek Vermiş Yabancı Sanatcılar
Bela BARTOK macar besteci ve piyanist ( Nagyszentmiklos 1881 New York 1945 )
Müzik öğrenimine Presburg`da ve Budapeste Kraliyet Akademisi`nde başladı:
1907 `de aynı akademiye öğretmen olarak atandı.
Macar halk müziğine büyük ilgi duyan Bartok okul arkadaşı Zoltan Kodaly`nin de
yürüklendirmesiyle önce macar köylerinde giriştiği halk müziği araştrımalarını daha
sonra cevre ülkelerde de sürdürerek, Romanya, Slovakya folklorunu
Afrika folklorunu inceledi, pek çok halk şarkısı toplayarak bunları eserlerinde işledi.
Ankara Halkevi`nin cağrısı üzerine 1936 `da ülkemize de gelen Bartok,
Anadolu`da araştırmalar yaptı, müzik folklorculuğu konunda konferanslar verdi
Carl EBERT. Bk OPERA
Paul HINDEMITH, alman besteci ( 1898 1963 ) .
Çeşitli besteleri yanında öğretici yanı ağır basar. 1927 yılında Berlin Ulusal
Yüksek Olulu`na öğretmen oldu.
Türkiye`ya gelerek bir süre Ankara`da kaldı
ve Devlet Konservatuvarı`nın kuruluşuna büyük katkısı oldu.
Daha sonra Amerika`ya giderek Yale Üniversitesi`nde calışmalarını sürdürdü.
Avrupa`ya dönünce Zürih Üniversitesi`nde bestecilik kürsüsünprofesör oldu:
Bestecilliği ile birlikte viyola çalışmalarını, orkestra şefliğini sürdürdü.
Alman müziği teorisi üzerinde çalışsmaları oldu.
..
...
....
Türkiye`de ilk konservatuvar 1914 yılında Darülbedayi adıyle kuruldu.
Daha 1908 yılında İstanbul`da ulusal bir tiyatro açılması için zamanın Maarif nazırı
...Recaizade Ekrem Bey, edebiyat adamlarının katıldıkları
bir kurul toplamışsa da olumlu bir sonuç alınamamıştı.
O güne kadar, ustadan çırağa, gelenek ve görenekle yetişmiş müzik
ve tiyatro sanatçılarının yeni koşullar karşısında yetersiz kaldığı gereceği
açıkça biliniyordu.
Ancak disiplinli ve metotlu bir calismanin sanat hayatini geliştireceği düşüncesi ilk
defa İstanbul şehremini operatör Cemil ( Topuzlu ) Paşa tarafindan ortaya atılmiştı.
Bu is için ilkin batili bir uzmanın görevlendirilmesi düşünüldü.
Paris`teki Odeon Tiyatrosu müdürü.... Andre Antoine İstanbul`a çağrıldı
ve Sehzadebaşı `ndaki bir apartmanda ise başlanması kararlaştırıldı.
Adına Darülbedayi denilen bu ilk konservatuvar teşebbüsü, İstanbul `da
bir belediye tiyatrosu kuruma düşüncesini de kapsıyordu.
Bu sıralarda Birinci Dünya Savası ilan edildi.
Darülbedayi`nın açılışı ertelendi, fransız rejisör de geri döndü.
Ancak çalışmalar tamam iyle durmadı.
Bir süre temsiller verildi, Türk müziği calışmaları yapıldı.
1916 aralık ayında iradei seniye ile bir Musiki Encümeni
ve Darülelhan Talimatnamesi yürürlüğe girdi. Maarif Nezareti` nce
görevlendirilen sanat adamları ocak ayı başında.. Sehzadebaşı`nda Fevziye
caddesinde bir konakta çalışmaları başlattılar.
Burada yalnız erkekler etiğim görüyorlardı, kadinlar icin baksa bir yer secilmişti.
Dört yıllık bir öğretim süresi kararlaştırılmıştı.
Programda doğu ve bati müziğinin ceşitli konuları karma olarak bir araya getirilmişti.
Erkekler bölümü bir yıl sonra kapandı, doğu müziği aletlerinin öğretimini yapan
kadınlar bölümü çalışmalarını sürdürdü.
1923 yılında Musiki Encümeni kaldırıldı, Darülelhan, bati müzigini de
kapsamına alan yeni bir talimatname ile yönetilmege başladı.
Avrupa konservatuvarlari biciminde modern bir kurulus o zamanki
İstanbul valisi Haydar ( Yulug ) Bey`in çabaları yle gerçekleşmişti.
Alıntı:
[TABLE="class: myfixedtablequote, width: 100%"]
[TR]
[TD="class: alt2 converttodiv"]Musa Süreyya Bey
Klasik Türk müziğinin Batılı anlayışla yeniden işlenmesi yolunda
yaptığı çalışmalarla tanınan besteci ve eğitimci Musa Süreyya Bey
2 Aralık 1932'de İstanbul'da öldü.
1884'te İstanbul'da doğan Musa Süreyya Bey ilk müzik derslerini ünlü
bir besteci ve girift virtüozu olan babası Giriftzen Asım Bey' den aldı.
Ortaöğrenimini tamamladıktan sonr müzik öğrenimi görmek üzere devlet bursuyla
Almanya'ya gönderildi; Berlin Kraliyet Akademisi ve Stern Konservatuvarı'nda
öğrenim gördü (1910-1915).
Yurda dönüşte Darülelhan'ın (İstanbul Belediye Konservatuarı) başına atandı,
çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı.
1931' de sağlık nedenlerini ileri sürerek Darülelhan' dan ayrıldı.
Türk ve Batı müziğini iyi bilen Musa Süreyya Bey her alanda da besteler yaptı.
Batılı anlayışla sesli marşlar, lidler, etütler ve çocuk şarkıları besteledi.
Bunların en ünlüsü Mülkiye Marşı'dır. Makamsal çığırda birçok şarkı da besteleyen
Musa Süreyya Bey'in en tanınmış şarkıları arasında, "Sen sanki baharın gülüsün sen
çiçeğimsin" (hüzzam), "Bir gün o güzel şad edecek ruhumu sandım"
(nihavent), "Sensiz geceler geçti hayalat ile bihab" (suzinak) sayılabilir.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Müdür Musa Süreyya Bey
( 1884 1932 ) acış konuşmasında Darülelhan`in amaclarinı şöyle özeledi:
1. Türk müziğinin değerli eserlerini saklayıp koruyarak devamını sağlamak
2. Yapılacak bilimsel araştırmalarla eski müzik eserlerini tespit etmek
3. Son çağın müzik gelişmelerini yurdumuzda yaymak ve yayımlamak
4. Uusal müziği layık olduğu olgunluk düzeyine yükseltmek
5. Opera, operet, koro gibi sanla ilgili bati müziği eserlerini dilimize aktarmak
ve uygulamak v.d.
Bir hazırlık sınifindan sonra batı müziği için üç yıl, Türk müziği için iki yıl öğretim
yeterli görülmüştü.
Maarif Vekaleti 1936 yılında alaturka müzigi kaldırdı.
Darülelhan`in yeni kurulusunda Ekrem ve Zeki Üngör Muhittin Sadak,
Veli Kanık, Cemal Reşit Rey, Seyfettin ve Sezai Asal kardeşler, Ali Sezin,
Mesut Cemil Tel, Nimet Vahit, Musa Süreyya,
Edgar Manas gibi sanatcıların büyük emekleri oldu.
Ömrü üc yılı gecmeyen Darülehan`in sanat hareketlerini yayma bakımından
cabaları önemli olmuştur.
Darülehan cabaları önemli olmuştur.
Darülelhan Mecmuası adiyle bir dergi cıkarılmış,
Union Francaise salonunda sürekli konserler verilmiştir.
Bundan sonra 1944 yılına kadar, elde bulunan olanaklar ölcüsünde
bir konservatuvar çalışması sürdürüldü.
Sehzadebaşı`ndaki ashap konakta iken ( 1931 ), kuruluş, yönetim
ve öğretimde tavsiyelerinden yararlanılmak üzere
Viyana`dan Prof. Joseph Marx....getirildi.
Avusturya`li uzman, konservaturvar
ve gelecekteki calışmaları üzerine ondan fazla rapor hazırladı.
Artık senfonik orkestra konserleri verilebilecek bir düzeye gelinmişti.
1936 yılında, yeni bir yönetmelikle sahne sanatları ve halk türküleri de
programa alındı.
Müzik ögretimi başlangıc ve gelişme dönemleri adı altında iki bölüme ayrıldı.
Yatılı bölüm Sehir Bando ve Orkestrası`na eleman yetiştiren bir ortaöğretim
kurulusu haline getirildi.
1940 yılında alaturka müzik calışmaları yeniden konservaturvar çerçevesi içine alındı.
Konservaturvar İstanbul Belediyesi`ne bağlı katma bütceli bir kurum oldu.
Kurulusun, lise dengi meslek okulu olan bir yatılı bölümü, klasik Türk müziği,
batı müziği ve tiyatro bölümleri olan bir de yatısız bölümü vardı.
Bundan sonra Şehir orkestrası ve Şehir korosu falliyete geçti.
1951 yılında yeniden ele alınan ve geliştirilen yönetmelik
1955 yılında son biçimini aldı.
Düzenli konserler her yıl ekim ayından mayıs sonlarına kadar sürdürüldü.
Sonradan Milli Eğitim Bakanlığı`na bağlı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası haline
getirilen İstanbul Şehir Orkestrası`nin birçok elemanı buradan yetişti.
Virtüöz bazi sanatcılar, sahnelerimizde isim yapmış birçok ünlü oyuncu
bu konservatuvardan gelmedir.
Ankara Devlet Konservatuvar`nın çekirdeği 1924 yılinda acılan Musiki Muallim Mektebi`dir.
Ortaöğretim kurumlarına öğretmen yetiştirmek icin kurulan bu okulun, orkestraya
ve bandoya eleman yetiştirmek gibi yan bir amacı daha vardı.
Öteki öğretmen okullarında görülen derslerin yani sıra müzik teorisi,
armoni, kontrapunto, müzik tarihi gibi meslek dersleri de öğretiliyordu.
Zamanla solfej ve koro sınıfları acıldı.
Okulun ilk yeri, şimdiki binanın yerinde bulunan, iki bölmelik,
Ankara yapısı kerpiç evlerdi. Yatakhane ise, asil binanın arkasında,
Hatip cayının üzerinde Tekke denen çok eski ve yarı harap kerpiç evdi.
1929 yılına kadar bu mahrumiyete katlanıldı.
Okul, Atatürk`ün direktifi ve müdür Zeki Üngör`ün cabalarıyle kısa zamanda gelişti,
yetiştirdiği genç öğretmenler yurdun dört kösesine yayıldı.
1938 1939 ders yılında Gazi Eğitim Enstitiüsü`ne bağlandi, okulun
son üç sınıfı buraya aktarıldı.
1939 yılında yüksek kısım acildi.
1934 yılında kabul edilen 2541 sayılı Milli Musiki
ve Temsil Akademesi Kanunu`yle Devlet Konservaturvar`nın ilk tohumu atıldı.
1935 yılında Berlin Yüksek Müzik Okulu profesörü...Hindemith, ertesi yıl da
alman rejisör Carl Ebert getirildi.
1936 yılında Devlet Konservaturvarı calışmağa başladı.
Ünlü Macar besteci... Bela Bartok da
yurdumuza gelmiş
ve türk halk müziği arşivinin kurulmasında hizmetli olmuştur 1937.
Ilkin konservatuvara on bir kız , beş erkek örgenci alındı.
Müzik bölümü dokuz, tiyatro bölümü de beş yıl öğretim gerektiriyordu.
1940 `ta kabul edilen 3829 Sayılı kanunla konservatuvar temsil
ve müzik bölümlerine ayrıldı. Ilk mezunlar,
1941 yılında verildi.
Öğrencilerin sahne calışmaları için konservatuvarın küçük bir sahnesi vardı.
Gittikce artan seyirci karşında Ankara Halkevi sahnesinden yararlanılmağa başlandı.
Küçük tiyator`nun kurulmasından sonra da bir süre, bütce zorunlulukları yüzünden,
Tatbikat Sahnesi sürdü.
Devlet Tiyatrosu kurulunca konservatuvarin uygulama sahnesi kendi
görevine devam etti.
Ingiliz balecisi Dame Nette de Valois`nin yaptığı hazırlılara dayanılarak bale bölümü de
acıldı ( 1950 ) .
Genel kültür dersleri yanında müzik bölümünde orkestra yönetimi, piyano, org ve harp,
yaylı sazlar, nefesli sazlar, san dalları, temsil bölümünde ise tiyatro ,
opera, bale, reji dalları vardır.
Bale bölümüne ilkokulun ücüncü sınıfını , yaylı, nefesli sazlarla piyano,
org ve harp bölümlerine ilkokulu öteki bölümlere ortaokulu bitiren
örgenciler sınavla alınır.
Konservatuvar, öğretim ve eğitim calışmaları yanı sıra bir hayli zengin bir kitap yayını
da yapmış, tanınmış tiyatro yapıtlarını Türkçeye çevirip bastırmıştır.
Konservatuvarı bitirenler Devlet Operası`nda,
Devlet Tiyatrosu`nda, orkestralarda, radyo
ve televizyonda görev almış sanatcılardır.
Sanat çalışmalarını serbest olarak sürdüren sanatçılar da az değildi
Konservatuvarlarımıya Emek Vermiş Yabancı Sanatcılar
Bela BARTOK macar besteci ve piyanist ( Nagyszentmiklos 1881 New York 1945 )
Müzik öğrenimine Presburg`da ve Budapeste Kraliyet Akademisi`nde başladı:
1907 `de aynı akademiye öğretmen olarak atandı.
Macar halk müziğine büyük ilgi duyan Bartok okul arkadaşı Zoltan Kodaly`nin de
yürüklendirmesiyle önce macar köylerinde giriştiği halk müziği araştrımalarını daha
sonra cevre ülkelerde de sürdürerek, Romanya, Slovakya folklorunu
Afrika folklorunu inceledi, pek çok halk şarkısı toplayarak bunları eserlerinde işledi.
Ankara Halkevi`nin cağrısı üzerine 1936 `da ülkemize de gelen Bartok,
Anadolu`da araştırmalar yaptı, müzik folklorculuğu konunda konferanslar verdi
Carl EBERT. Bk OPERA
Paul HINDEMITH, alman besteci ( 1898 1963 ) .
Çeşitli besteleri yanında öğretici yanı ağır basar. 1927 yılında Berlin Ulusal
Yüksek Olulu`na öğretmen oldu.
Türkiye`ya gelerek bir süre Ankara`da kaldı
ve Devlet Konservatuvarı`nın kuruluşuna büyük katkısı oldu.
Daha sonra Amerika`ya giderek Yale Üniversitesi`nde calışmalarını sürdürdü.
Avrupa`ya dönünce Zürih Üniversitesi`nde bestecilik kürsüsünprofesör oldu:
Bestecilliği ile birlikte viyola çalışmalarını, orkestra şefliğini sürdürdü.
Alman müziği teorisi üzerinde çalışsmaları oldu.
..
...
....


