- Katılım
- 22 Ocak 2015
- Konular
- 4,152
- Mesajlar
- 12,387
- Online süresi
- 1m 12s
- Reaksiyon Skoru
- 1,516
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 11 Yıl 4 Ay 21 Gün
- Başarım Puanı
- 373
- Yaş
- 35
- MmoLira
- -17
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Kendine Dışarıdan Bak
Bu dibi olmayan bir sarmaldır. Battıkça batarsınız. Borç miktarınız hiç azalmaz, aksine artar. Üstelik yeni harcama yapmayı bırakmış olsanız bile artar. Kredi kartlarının limitlerini tüketene kadar yeni harcama yapmayı kesmek de kolay değildir. Bu noktaya gelen kişi, harcama yapmaya alışmıştır. Normalde gücünün yetmeyeceği şeyleri bir kartla alabilmenin büyüsüyle geldiği bu noktada, mantığı artık çalışmayı tamamen bırakmıştır.
Bu sarmalın içindeyken, kendini dışarıdan görebilen bir kişinin yapması gereken, öncelikle tüm kredi kartlarını kullanılamaz hale getirmektir. Sonra tüm kartların minimum tutarlarını ödemeli, kalan tüm parasıyla da kartlardan birinin borcunu bitirmek için daha fazla ödeme yapmalıdır. Borcu biten her kartını iptal ettirmeli, kart sayısı azalıp ödeme gücü arttıkça da başka bir kartın tüm borcunu eritmeye çalışmalıdır.
Peki, minimum tutarları bile ödeyemez hale geldiyse? O zaman ya eşi dostu yardıma çağırıp insaflı borçlar almalı ya da tüketici kredisi gibi yükü daha az bir krediyle durumu kapatmaya çalışmalıdır. Bunların hiçbirini yapamıyorsa, bankalarla anlaşma yoluna gidebilir.
Bazı durumlar vardır ki, yapılabilecek hiçbir şey kalmamıştır ve mahkeme, haciz gibi sonuçlar önlenemez durumda olabilir.
Peki, basit matematik bilgilerine sahip olan ve kredi kartı yokken harcama alışkanlıklarını dizginleyebilen bunca insan, bu kartları cüzdanına sokunca kendini böyle bir sarmala nasıl kaptırabiliyor? Çünkü içinde bulundukları duruma, dışarıdan, soğukkanlı bir gözle, hesap yapabilen bir bakış açısıyla bakamıyorlar. Elde edebileceklerinin biraz üstünde bir lüks harcama ya da bazen ne yazık ki- sağlıkla ilgili kaçınılamayacak bir büyük harcama onları bu sarmalın içine itebiliyor.
Büyük resmi gözden kaçırmamanız gerekli. Hele bir de içinde olduğunuz, yakın çevrenizi ve sizi doğrudan etkileyen unsurları içeren bir büyük resmi, hiç gözden kaçırmamalısınız. Bunun için de, kendinize dışarıdan bakabilmeniz, kendinizi soğukkanlı bir biçimde değerlendirebilmeniz şart.
Fayda 2. Başkasının botlarının içine girebilmek
Çevreyle ilişkimiz içinde en önemli unsur, insanlar arası ilişkiler. Trafikte araba kullanırken, işyerinde bir projeyi yetiştirmeye çalışırken, evde ailemizle otururken hep insanlarla birlikteyiz. Bir kez karşılaştığınız ve büyük olasılıkla bir daha hiç karşılaşmayacağınız insanlardan, senelerdir birlikte yaşadığınız ve yaşayacağınız eşinize kadar pek çok kişi.
Tüm bu ilişkilerde kişisel olarak en iyi faydayı sağlamanızın yolu, karşı tarafı da anlayabilmenizden geçiyor. Karşınızdaki kişi kanlı bıçaklı düşmanınız olsa, aranızı düzeltmenin herhangi bir yolu olmasa ve çatışmaktan başka bir olasılık bulunmasa bile, karşınızdaki kişiyi anlayabilmek, onun sizi nasıl algıladığını fark edebilmek, sahip olabileceğiniz en büyük avantajlardan biridir.
İster etkileşimde olduğunuz kişiyle ortak bir fayda oluşturmaya çalışın, ister o kişiye pek aldırmadan kendi faydanız için çalışmanız gereksin, ister karşınızdaki kişi size zarar vermeden sizin ona zarar vermeniz gereksin, aranızdaki etkileşimde onun sizi nasıl algıladığını, yaptıklarınızı nasıl değerlendireceğini çok iyi tasarlayabilmeniz gerekir. Onun şapkasının altından, onun botlarının içinden kendinize bakabilmelisiniz.
Her söz, her hareket, her davranış çok farklı şekillerde algılanabilir ya da yorumlanabilir. Çok yorgun bir şekilde eve geldiğinizde, kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz? Çocuklarınız ya da eşinizin o gün normalden daha fazla yorgun olduğunuzu ve dinlenmeye ihtiyacınız olduğunu hissetmesi için ne yapıyorsunuz? Her zamankinden biraz daha asık suratlı durup ters ters cevaplar vererek yorgunluğunuzu göstermeye çalışıyor olmayasınız? Emin olun çocuklar, bunu sıklıkla yapmıyorsanız ki umarım yapmıyorsunuzdur- durumu fark etmeyeceklerdir bile. Her zamanki gibi tepenize çıkarlarken, çok yorgun olduğumu fark etmiyorlar mı diye kendi sinir katsayılarınızı kendi içinizde daha da büyütebilirsiniz, ama onların bir suçu yok. Yüz ifadeniz ve tavırlarınızla verdiğiniz mesajı anlayacak kadar tecrübeleri yok henüz. Ya da anlasalar da onlar çocuk, oyun oynamak sizin yorgunluğunuza göre daha öncelikli onların gözünde.
Davranışlarımızın başka insanları nasıl etkileyebileceği ve ne mesajlar verebileceğine ilişkin çarpıcı bir örneği, danışmanlık yaptığı bir durumla ilgili olarak çok değerli bir arkadaşım anlatmıştı:
Bir belediye kuruluşunda üst seviye bir yönetici, önemli bir çalışanından bir rapor ister. En verimli, ne istediğini iyi anlayan ve iyi iş çıkaran bir kişidir bu çalışan. Ondan tam bekleyeceği şekilde tam istediği güne raporu yetiştirir. Zamanında yetiştirebilmek için neler çektiğini pek de düşünmeyen yönetici, yoğun bir anında raporu getiren elemanına sadece başını sallar ve raporu masanın kenarında incelenmek için bekleyen başka birkaç dosyanın üzerine koyar.
İlerleyen günlerde her zaman ona en iyi işler çıkaran elemanının verimi giderek düşer. Bir müddet sonra, bir bunalım yaşıyor olduğu da net bir şekilde hissedilir hale gelir. Elemanıyla birkaç konuşma denemesinde bulunan yönetici bir sonuç alamaz ve davranış bilimlerine ilişkin uygulamalı bir eğitim aldıkları arkadaşıma konuyu aktarıp ondan danışmanlık ister.
Arkadaşımın yaptığı çalışmalar sonucunda, elemanın raporun yöneticisi tarafından teslim alınma şeklinden çok etkilendiği ortaya çıkar. Onun algısına göre, yöneticisi raporu baştan savar bir şekilde almış ve çöpün hemen yakınına atar gibi koyuvermiştir. Daha kapağını açmadan raporu beğenmediğini, raporu beğenmemesinin sebebinin de kapağını bile açmadığına göre- kendi çalışmalarını beğenmemesi olduğunu düşünmüştür. Bu düşünce giderek yerleşir ve onca çabasına rağmen yaranamama durumuna dönüşür kafasında. Böylece kendini yöneticisine kapar ve giderek derinleşen bir bunalıma girer.
Çalışmasından çok memnun olduğu bir elemanına yeterince geri besleme yapmayan yöneticinin durumunu düşünün. Ya da çok yoğun çalışan bir yöneticinin her zaman her detaya dikkat edemeyebileceğini hesaba katmayan elemanın durumunu Her ikisi de aralarındaki etkileşimde diğerinin durumunu, bakışını, algısını düşünemediği için minicik bir olay nelere sebep olmuş!
Fayda 3: İletişimde kendi kendine hakem olabilmek
Bir alışveriş yaptığınızı düşünün. Alışverişin sırrı sınırlardadır. Satıcının satmak istediği fiyat ve satmaya razı olacağı en düşük fiyat vardır. Alıcının da almak istediği fiyat ve almaya razı olacağı en yüksek fiyat vardır. Eğer satıcının satmaya razı olacağı en düşük fiyat, alıcının almaya razı olacağı en yüksek fiyatın üzerindeyse, alışverişin gerçekleşmesi mümkün değildir. Aksi durumlarda alışveriş bu iki sınır arasında bir yerde sonuçlanır ve işlem gerçekleşir.
Pazarlık tam bir iletişim ortamıdır. Tarafların tüm dikkati birbirlerine yönelmiştir. Karşı tarafın ne istediğini tam olarak anlamaya çalışırsınız ve buna karşılık olarak da siz konuşursunuz. Böylelikle karşılıklı etkileşimlerle iş devam eder.
Peki, bazı insanları daha iyi pazarlıkçı yapan nedir? Birinci etken, karşınızdaki kişinin limitlerini doğru tespit edebilmektir. Bunun için çok iyi dinliyor, gözlüyor ve yorumlayabiliyor olmanız gerekir. Eğer satıcının ne kadar düşebileceğini algılayabilirseniz, ya da alıcının ne kadar çıkabileceğini algılayabilirseniz, bu sizin bu alışverişi en karlı şekilde sonuçlandırabilmenize büyük ölçüde yardımcı olur.
Ama daha da özel olan bir yetenek, karşıdakini yorumlamanın ötesinde, onun sizi nasıl algıladığını yönetebilmektir. Bunun için de kendinizi dışarıdan, karşınızdaki kişinin gözlerinden görmeniz gerekir. Cümlelerinizi onun kulağından duyabilmeniz gerekir. İstekli olduğunuzda değil, sizi istekli görmesini istediğiniz anda istekli olduğunuzu düşünmelidir. Sınırlarınıza gerçekten yaklaştığında değil, daha sınırlarınıza çok varken sınırlarınıza yaklaştığınızı düşünmelidir.
Öte yandan sadece kendi ödemek isteyeceğiniz en yüksek fiyat ya da kendi satmak isteyeceğiniz en düşük fiyatla ilgilenmeniz yeterli olmaz. Bir yandan da karşıdakinin gerçek sınırlarını belirleyip, alışverişin gerçekleşmesini istiyorsanız, o sınırlara da saygı duymalısınız.
Kısaca, bir örnek olarak pazarlık durumunu verdiğimiz ikili iletişimde, hem kendi gözünüzden, hem karşınızdakinin gözünden, hem de tarafsız bir gözden durumu değerlendirebilmeniz gerekir. Böylelikle kendi kendinize hakem olur ve sonuca daha kolay ulaşırsınız.
Her türlü tartışmalı ve çekişmeli ortamda, kazanım ancak uzlaşma ile mümkündür. Tamamen olumsuz niyetli bir savaş ortamında bile, sonuç karşıdakinin yenilgiyi kabullenmesiyle mümkündür ki, bu da bir çeşit uzlaşmadır.
Uzlaşmaya ulaşabilmek için kendi kendinizin hakemi olmak zorundasınız. Bunu yapabilmek için de kendinize dışarıdan bakabilmelisiniz.
Fayda 4: Susabilmek
Konuşmak zordur. Hele de topluluk önünde, üstelik bir de bir şeyler için ikna etmek üzere konuşuyorsanız, daha da zordur.
Ama öyle kişiler vardır ki, doğal olarak konuşmaya çok yatkındırlar. Bazıları da zamanla öğrenirler. Meslekleri gereği ya da kendilerini geliştirmek için çaba sarf ederek, ya da başka şekillerde
Konuşmayı seven, kendi sesinin tınısına hayran kişilerdenseniz, yeterince susmayı başarmanız zordur. Karşınızdaki kişileri etkiliyor olabilirsiniz; büyük olasılıkla hiç sıkılmıyorlar ve bu sizin büyük bir başarınız. Buna bir itirazım olmamakla birlikte, dinlemek de gerekir. Çoğu durumda iletişimin bir sonuca ulaşmasını sağlayan, tarafların yeterince dinlemeyi de bilmeleridir. Sadece karşı tarafın söylediklerini duymak, hatta belki satır aralarını anlamak değil, onun yolunu açarak, konuşmasını ve daha fazla açılmasını teşvik edecek sorular ve geri bildirimlerle dinlemelisiniz.
Susabilmeniz için, konuşmanın tüm kontrolünü elinize alıp örtülü bir monologun kelimelerinde yüzerken bir an kendinize dışarıdan bakabilmelisiniz.
Söz gümüşse sükut altındır diye boşuna dememiş atalarımız.
İyi bir konuşmacı, karşısındaki kişi ilgisini kaybetme ya da söylenilene gizli karşı çıkma belirtileri gösteriyorsa bunu çok kolay algılayıp konuşmasını ona göre değiştirebilir ya da yönlendirebilir. Oysa karşınızdakiler de sizin konuşmanızdan keyif alıp size asıl fayda sağlayacak olan kendi söyleyeceklerini akıllarına bile getirmiyor olabilirler. Sadece karşınızdakinin gözünden değil, tarafsız bir kişi gibi tamamen dışarıdan da kendinize kulak verin konuşurken.
Fayda 5: Soğukkanlılığı koruyabilmek
Bu dibi olmayan bir sarmaldır. Battıkça batarsınız. Borç miktarınız hiç azalmaz, aksine artar. Üstelik yeni harcama yapmayı bırakmış olsanız bile artar. Kredi kartlarının limitlerini tüketene kadar yeni harcama yapmayı kesmek de kolay değildir. Bu noktaya gelen kişi, harcama yapmaya alışmıştır. Normalde gücünün yetmeyeceği şeyleri bir kartla alabilmenin büyüsüyle geldiği bu noktada, mantığı artık çalışmayı tamamen bırakmıştır.
Bu sarmalın içindeyken, kendini dışarıdan görebilen bir kişinin yapması gereken, öncelikle tüm kredi kartlarını kullanılamaz hale getirmektir. Sonra tüm kartların minimum tutarlarını ödemeli, kalan tüm parasıyla da kartlardan birinin borcunu bitirmek için daha fazla ödeme yapmalıdır. Borcu biten her kartını iptal ettirmeli, kart sayısı azalıp ödeme gücü arttıkça da başka bir kartın tüm borcunu eritmeye çalışmalıdır.
Peki, minimum tutarları bile ödeyemez hale geldiyse? O zaman ya eşi dostu yardıma çağırıp insaflı borçlar almalı ya da tüketici kredisi gibi yükü daha az bir krediyle durumu kapatmaya çalışmalıdır. Bunların hiçbirini yapamıyorsa, bankalarla anlaşma yoluna gidebilir.
Bazı durumlar vardır ki, yapılabilecek hiçbir şey kalmamıştır ve mahkeme, haciz gibi sonuçlar önlenemez durumda olabilir.
Peki, basit matematik bilgilerine sahip olan ve kredi kartı yokken harcama alışkanlıklarını dizginleyebilen bunca insan, bu kartları cüzdanına sokunca kendini böyle bir sarmala nasıl kaptırabiliyor? Çünkü içinde bulundukları duruma, dışarıdan, soğukkanlı bir gözle, hesap yapabilen bir bakış açısıyla bakamıyorlar. Elde edebileceklerinin biraz üstünde bir lüks harcama ya da bazen ne yazık ki- sağlıkla ilgili kaçınılamayacak bir büyük harcama onları bu sarmalın içine itebiliyor.
Büyük resmi gözden kaçırmamanız gerekli. Hele bir de içinde olduğunuz, yakın çevrenizi ve sizi doğrudan etkileyen unsurları içeren bir büyük resmi, hiç gözden kaçırmamalısınız. Bunun için de, kendinize dışarıdan bakabilmeniz, kendinizi soğukkanlı bir biçimde değerlendirebilmeniz şart.
Fayda 2. Başkasının botlarının içine girebilmek
Çevreyle ilişkimiz içinde en önemli unsur, insanlar arası ilişkiler. Trafikte araba kullanırken, işyerinde bir projeyi yetiştirmeye çalışırken, evde ailemizle otururken hep insanlarla birlikteyiz. Bir kez karşılaştığınız ve büyük olasılıkla bir daha hiç karşılaşmayacağınız insanlardan, senelerdir birlikte yaşadığınız ve yaşayacağınız eşinize kadar pek çok kişi.
Tüm bu ilişkilerde kişisel olarak en iyi faydayı sağlamanızın yolu, karşı tarafı da anlayabilmenizden geçiyor. Karşınızdaki kişi kanlı bıçaklı düşmanınız olsa, aranızı düzeltmenin herhangi bir yolu olmasa ve çatışmaktan başka bir olasılık bulunmasa bile, karşınızdaki kişiyi anlayabilmek, onun sizi nasıl algıladığını fark edebilmek, sahip olabileceğiniz en büyük avantajlardan biridir.
İster etkileşimde olduğunuz kişiyle ortak bir fayda oluşturmaya çalışın, ister o kişiye pek aldırmadan kendi faydanız için çalışmanız gereksin, ister karşınızdaki kişi size zarar vermeden sizin ona zarar vermeniz gereksin, aranızdaki etkileşimde onun sizi nasıl algıladığını, yaptıklarınızı nasıl değerlendireceğini çok iyi tasarlayabilmeniz gerekir. Onun şapkasının altından, onun botlarının içinden kendinize bakabilmelisiniz.
Her söz, her hareket, her davranış çok farklı şekillerde algılanabilir ya da yorumlanabilir. Çok yorgun bir şekilde eve geldiğinizde, kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz? Çocuklarınız ya da eşinizin o gün normalden daha fazla yorgun olduğunuzu ve dinlenmeye ihtiyacınız olduğunu hissetmesi için ne yapıyorsunuz? Her zamankinden biraz daha asık suratlı durup ters ters cevaplar vererek yorgunluğunuzu göstermeye çalışıyor olmayasınız? Emin olun çocuklar, bunu sıklıkla yapmıyorsanız ki umarım yapmıyorsunuzdur- durumu fark etmeyeceklerdir bile. Her zamanki gibi tepenize çıkarlarken, çok yorgun olduğumu fark etmiyorlar mı diye kendi sinir katsayılarınızı kendi içinizde daha da büyütebilirsiniz, ama onların bir suçu yok. Yüz ifadeniz ve tavırlarınızla verdiğiniz mesajı anlayacak kadar tecrübeleri yok henüz. Ya da anlasalar da onlar çocuk, oyun oynamak sizin yorgunluğunuza göre daha öncelikli onların gözünde.
Davranışlarımızın başka insanları nasıl etkileyebileceği ve ne mesajlar verebileceğine ilişkin çarpıcı bir örneği, danışmanlık yaptığı bir durumla ilgili olarak çok değerli bir arkadaşım anlatmıştı:
Bir belediye kuruluşunda üst seviye bir yönetici, önemli bir çalışanından bir rapor ister. En verimli, ne istediğini iyi anlayan ve iyi iş çıkaran bir kişidir bu çalışan. Ondan tam bekleyeceği şekilde tam istediği güne raporu yetiştirir. Zamanında yetiştirebilmek için neler çektiğini pek de düşünmeyen yönetici, yoğun bir anında raporu getiren elemanına sadece başını sallar ve raporu masanın kenarında incelenmek için bekleyen başka birkaç dosyanın üzerine koyar.
İlerleyen günlerde her zaman ona en iyi işler çıkaran elemanının verimi giderek düşer. Bir müddet sonra, bir bunalım yaşıyor olduğu da net bir şekilde hissedilir hale gelir. Elemanıyla birkaç konuşma denemesinde bulunan yönetici bir sonuç alamaz ve davranış bilimlerine ilişkin uygulamalı bir eğitim aldıkları arkadaşıma konuyu aktarıp ondan danışmanlık ister.
Arkadaşımın yaptığı çalışmalar sonucunda, elemanın raporun yöneticisi tarafından teslim alınma şeklinden çok etkilendiği ortaya çıkar. Onun algısına göre, yöneticisi raporu baştan savar bir şekilde almış ve çöpün hemen yakınına atar gibi koyuvermiştir. Daha kapağını açmadan raporu beğenmediğini, raporu beğenmemesinin sebebinin de kapağını bile açmadığına göre- kendi çalışmalarını beğenmemesi olduğunu düşünmüştür. Bu düşünce giderek yerleşir ve onca çabasına rağmen yaranamama durumuna dönüşür kafasında. Böylece kendini yöneticisine kapar ve giderek derinleşen bir bunalıma girer.
Çalışmasından çok memnun olduğu bir elemanına yeterince geri besleme yapmayan yöneticinin durumunu düşünün. Ya da çok yoğun çalışan bir yöneticinin her zaman her detaya dikkat edemeyebileceğini hesaba katmayan elemanın durumunu Her ikisi de aralarındaki etkileşimde diğerinin durumunu, bakışını, algısını düşünemediği için minicik bir olay nelere sebep olmuş!
Fayda 3: İletişimde kendi kendine hakem olabilmek
Bir alışveriş yaptığınızı düşünün. Alışverişin sırrı sınırlardadır. Satıcının satmak istediği fiyat ve satmaya razı olacağı en düşük fiyat vardır. Alıcının da almak istediği fiyat ve almaya razı olacağı en yüksek fiyat vardır. Eğer satıcının satmaya razı olacağı en düşük fiyat, alıcının almaya razı olacağı en yüksek fiyatın üzerindeyse, alışverişin gerçekleşmesi mümkün değildir. Aksi durumlarda alışveriş bu iki sınır arasında bir yerde sonuçlanır ve işlem gerçekleşir.
Pazarlık tam bir iletişim ortamıdır. Tarafların tüm dikkati birbirlerine yönelmiştir. Karşı tarafın ne istediğini tam olarak anlamaya çalışırsınız ve buna karşılık olarak da siz konuşursunuz. Böylelikle karşılıklı etkileşimlerle iş devam eder.
Peki, bazı insanları daha iyi pazarlıkçı yapan nedir? Birinci etken, karşınızdaki kişinin limitlerini doğru tespit edebilmektir. Bunun için çok iyi dinliyor, gözlüyor ve yorumlayabiliyor olmanız gerekir. Eğer satıcının ne kadar düşebileceğini algılayabilirseniz, ya da alıcının ne kadar çıkabileceğini algılayabilirseniz, bu sizin bu alışverişi en karlı şekilde sonuçlandırabilmenize büyük ölçüde yardımcı olur.
Ama daha da özel olan bir yetenek, karşıdakini yorumlamanın ötesinde, onun sizi nasıl algıladığını yönetebilmektir. Bunun için de kendinizi dışarıdan, karşınızdaki kişinin gözlerinden görmeniz gerekir. Cümlelerinizi onun kulağından duyabilmeniz gerekir. İstekli olduğunuzda değil, sizi istekli görmesini istediğiniz anda istekli olduğunuzu düşünmelidir. Sınırlarınıza gerçekten yaklaştığında değil, daha sınırlarınıza çok varken sınırlarınıza yaklaştığınızı düşünmelidir.
Öte yandan sadece kendi ödemek isteyeceğiniz en yüksek fiyat ya da kendi satmak isteyeceğiniz en düşük fiyatla ilgilenmeniz yeterli olmaz. Bir yandan da karşıdakinin gerçek sınırlarını belirleyip, alışverişin gerçekleşmesini istiyorsanız, o sınırlara da saygı duymalısınız.
Kısaca, bir örnek olarak pazarlık durumunu verdiğimiz ikili iletişimde, hem kendi gözünüzden, hem karşınızdakinin gözünden, hem de tarafsız bir gözden durumu değerlendirebilmeniz gerekir. Böylelikle kendi kendinize hakem olur ve sonuca daha kolay ulaşırsınız.
Her türlü tartışmalı ve çekişmeli ortamda, kazanım ancak uzlaşma ile mümkündür. Tamamen olumsuz niyetli bir savaş ortamında bile, sonuç karşıdakinin yenilgiyi kabullenmesiyle mümkündür ki, bu da bir çeşit uzlaşmadır.
Uzlaşmaya ulaşabilmek için kendi kendinizin hakemi olmak zorundasınız. Bunu yapabilmek için de kendinize dışarıdan bakabilmelisiniz.
Fayda 4: Susabilmek
Konuşmak zordur. Hele de topluluk önünde, üstelik bir de bir şeyler için ikna etmek üzere konuşuyorsanız, daha da zordur.
Ama öyle kişiler vardır ki, doğal olarak konuşmaya çok yatkındırlar. Bazıları da zamanla öğrenirler. Meslekleri gereği ya da kendilerini geliştirmek için çaba sarf ederek, ya da başka şekillerde
Konuşmayı seven, kendi sesinin tınısına hayran kişilerdenseniz, yeterince susmayı başarmanız zordur. Karşınızdaki kişileri etkiliyor olabilirsiniz; büyük olasılıkla hiç sıkılmıyorlar ve bu sizin büyük bir başarınız. Buna bir itirazım olmamakla birlikte, dinlemek de gerekir. Çoğu durumda iletişimin bir sonuca ulaşmasını sağlayan, tarafların yeterince dinlemeyi de bilmeleridir. Sadece karşı tarafın söylediklerini duymak, hatta belki satır aralarını anlamak değil, onun yolunu açarak, konuşmasını ve daha fazla açılmasını teşvik edecek sorular ve geri bildirimlerle dinlemelisiniz.
Susabilmeniz için, konuşmanın tüm kontrolünü elinize alıp örtülü bir monologun kelimelerinde yüzerken bir an kendinize dışarıdan bakabilmelisiniz.
Söz gümüşse sükut altındır diye boşuna dememiş atalarımız.
İyi bir konuşmacı, karşısındaki kişi ilgisini kaybetme ya da söylenilene gizli karşı çıkma belirtileri gösteriyorsa bunu çok kolay algılayıp konuşmasını ona göre değiştirebilir ya da yönlendirebilir. Oysa karşınızdakiler de sizin konuşmanızdan keyif alıp size asıl fayda sağlayacak olan kendi söyleyeceklerini akıllarına bile getirmiyor olabilirler. Sadece karşınızdakinin gözünden değil, tarafsız bir kişi gibi tamamen dışarıdan da kendinize kulak verin konuşurken.
Fayda 5: Soğukkanlılığı koruyabilmek
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 6
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 6
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 28
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 7







