- Katılım
- 22 Ocak 2015
- Konular
- 4,152
- Mesajlar
- 12,387
- Online süresi
- 1m 12s
- Reaksiyon Skoru
- 1,516
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 11 Yıl 4 Ay 24 Gün
- Başarım Puanı
- 373
- Yaş
- 35
- MmoLira
- -17
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Üniversiteli Eşlerin Evliliği
Not: Damdan düşenin halini damdan düşen anlar. Bu yazı, yüksek tahsilli hanımla evlenmiş 35 civarında beyin itiraf ve uyarıları, temenni ve tavsiyeleri doğrultusunda hazırlanmıştir.
Bir tartışma örneği
Yüksek tahsilli, hatta bölüm birincisi olabilirsin! Fakat burası ev, Boğaziçi Üniversitesi değil!
Aldığım eğitimin sağladığı akademik bakış açısını her yerde kullanırım, bunu sadece üniversiteyle sınırlayamazsın! İnsan ya eğitimlidir, ya değildir! Her zaman ve mekana özel bir kişilik sergileyemem!
Desene,-bir eşle değil; rektörle karşı karşıyayım!
Olayı çarpıtma! Karşında eğitimin çilesini çekmiş bir bayan var, rastgele konuşamazsın benimle! Bunu iki yıl önce, daha yeni tanıştığımızda görüşmüştük değil mi? İtiraz etmemiştin o zaman!
İşin bu kadar despotça bir manzara arzedeceğini bilemezdim! Yani şimdi nasıl geçineceğiz seninle? Hep böyle tartışacak mıyız? Ne olacak halimiz?
Tartışmayacağız ama evli bulunduğumuz insanın kalitesinin gerektirdiği bedele de katlanacağız!
Üniversiteli erkekle geçinme sanatı
Şimdi de kariyer sahibi bir erkekle evli kadının sıkıntısız, huzurlu bir aile için dikkat edeceği hususlara değinmek istiyoruz.
Tecrübeler göstermiştir ki, kendisini iyi yetiştirip geliştirmiş olması şartıyla, ilkokul mezunu hanımla yüksek tahsilli bey de mutlu beraberlik yaşayabiliyor. Yüksek tahsilli beyin evlilikteki psikolojisini tahlil ettiğimizde karşımıza ilginç özellikler çıkıyor. İşte yüksek tahsilli beyle geçinme sanatının önemli ve hassas incelikleri:
Yüksek tahsilli bey için haddini bilmek önemli bir özelliktir. Bunun için ukalâlık sınırlarını zorlayıcı üslûp ve konuşma alışkanlığı ciddî problem demektir. Hanımların iyi geçim için diline daha fazla sahip olması, en son söylenecek sözü en başta söylememesi, bilgiçlik taslamaktan kaçınması, konuşurken gereksiz ayrıntılara girmemesi gerekir.
Her insan gibi yüksek tahsilli bey de, iltifat, övgü ister. Fakat yapılacak övgü, tebrik ve takdir ifadesi olu orta olursa tepki çeker; ters etkiye yol açar. Bu motivasyonun yerini ve zamanını, dozunu ve üslûbunu iyi ayarlayamayan bir hanım, beyefendiye ne kadar şatafatlı methiyeler dizse de etkili olamaz; bilakis hatları koparabilir.
Erkeğin meslekî faaliyetlerine fazla zaman ayırması eşini sevmediğinden kaynaklanmaz. Hele sanatkâr ruhlu yanı varsa, bu beyin tek istediği kendisinin serbest bırakılması; meslekî özeline girilmemesi, akıl verilmemesidir. Geçimsizlik istenmiyorsa, böyle bir beye gerekli anlayış, hoşgörü, sabır ve tahammül gösterilmelidir.
Fazla naz âşık usandırır sözü sanki yüksek tahsilli beyler için söylenmiştir. Sıradan insan nazın altında işve arar, fakat yüksek tahsilli bey bunu zaman kaybı ve gereksiz meşguliyet olarak görür. Böyle bir beyle evlenen hanım, nazın ve mızıltının dozunu iyi ayarlamalı; aşırı beklentiler içine girmemelidir.
Hanımlar yaratılış itibariyle gezip tozmaya, seyahate, tatile, çıkıp dolaşmaya fazla meraklıdırlar. Yüksek tahsilli beyler ise genellikle seyahati sevmez ve bu konuda ısrar istemezler. Yılda bir defalık tatil plânı bile onların gözünde ciddî derttir. Mecburen seyahat gerekse bile kaldıkları yerde hemen sıkılırlar, bir an evvel kendilerini evlerine atmak isterler. Kazara yaptıkları tatilde bile işlerini düşünürler. Bu anlayışla karşılanmalıdır.
Evlenip çoluk çocuğa karışsa bile yüksek tahsilli bey yalnız kalmak ister, kalabalıktan hiç hoşlanmaz. Elâlemin başkalarıyla paylaştıklarını genelde kendisiyle paylaşır, eşiyle bile değil! Bu özellik birçok hanımı deli etse de değişen bir şey olmaz. En iyisi, problemsiz evlilik için yüksek tahsilli beyi yalnız bırakmaktır.
Yüksek tahsilli beyin belki de en karakteristik özelliği, eşi veya başkası tarafından dedektif gibi takip edilmekten nefret duymasıdır. Bir çok boşanmanın esasını bu davranış teşkil eder. Daha çok yüksek tahsilli hanımlar beylerini yakın markaja alıp sıkı denetim ve kontrol altında bulundururlar. Halbuki yüksek tahsilli bey kendisini sokaktaki insan gibi çeşitli hatalar yapmayacak kadar eğitimli, donanımlı ve özdenetimli kabul eder. Dolayısıyla güven eksikliği imasına bile tahammül edemez.
Şu tür cümlelerden hoşlanır:
* Benim fikrim bu ama sen daha iyisini bilirsin!
* Seninle ve başarılarınla iftihar ediyoruz!
* Bu akşam özel olarak istediğin bir yemek varsa onu yapayım!
* Sen ailemizin direğisin! Allah seni başımızdan eksik etmesin!
* Kendini hiç üzme, köşe taşı yerde durmaz; sen köşe taşısın, elbet bir gün istediğin yere geleceğine inanıyorum!
Şu davranışlardan hoşlanmaz: Dayatma, aşırı ısrar, küçümsemek, mesleğinin aşağılanması, tenkit edilmek, kendisine fikir danışılmadan iş yapılması Tabii bütün bu tespitler sadece kariyer sahibi erkekler için değil, bütün erkekler için geçerli aslında.
Kadıköyde evlenip Karaköyde ayrılanlar
Günümüzde Kadıköyde evlenip Karaköyde boşananlar çok Çünkü pazarda domates seçerken bile hassasiyet gösteren gençler eş seçiminde aynı hassasiyeti göstermiyor genellikle 4 yıl flört ettiği kişiyle evlenip 4 ay geçinemeden soluğu mahkemede alarak şiddetli geçimsizlik ten boşananların sayıları her gün artıyor. Bunun için evlilik muhabbetine akıl da katılmalıdır. Ana-babanın tavsiyelerine, çevredeki aklı başında kimselerin sözlerine de kulak verilmelidir.
Yuvayı yapan dişi kuştur. Evlilikte hanımefendiler yuva yıkıcı değil, yuva yapıcı özelliklerini unutmamalılar. Anahtar kelime fedâkârlık. Anahtar cümleyse şu: Küçük şeylerle mutlu olmasını öğren ve silgini büyük tut! Aranan kişi ol ki, aradığını bulasın. Tek başınayken mutlu olabilen kişinin mutluluğu evlendiğinde paylaştıkça artar.
Deneme yanılma yolu ile huzurlu bir evliliğin prensiplerini tespit eden Laura Doyleun mutlu evlilik reçetesinde kadının eşine boyun eğmesi tavsiyesinde bulunuyor. Sitesinde mutlu evlilik reçetesini açıklayan Doyle, kadınlara diyor ki: Çalışma hayatında patronluk taslayabilirsiniz. Fakat evin kapısından içeri girdiğinizde kadınlığınızı hatırlayın ve erkeksi tavırlardan vazgeçin!
Doylea göre kadın olmak, konuşmadan önce iki kere düşünmek; erkeği;şoförlüğü, giyimi, yemek tarzı ve zevki konusunda tenkit etmemek; onu olduğu gibi kabul etmek. Otoyolda yanlış yola saptığı veya palyaço gibi giyindiği zaman bile karışmamak
Doyle, Yolda kaybedeceğiniz 20 dakika, mutlu bir 20 yıllık evliliğin yanında hiçtir diyor. Mutsuz çiftlere telefonda danışmanlık hizmeti veren, ülkenin dört bir yanında seminerler düzenleyen Doyleun bu tavsiyelerini normal olarak feministler müthiş öfkeyle karşılıyor, Doyleu evlilik konusunda geri kafalılıkla suçluyorlar.
Vitrin evlilikleri
Sevda masalı Biz evleniyoruz türünden programlar sadece reyting amaçlı Bir kere bu konuda kimse kimseyi aldatmasın. Bu programların en faydalı tarafı, aklı başında evlilere eşlerinin kıymetini bilmeyi veya farketmeyi öğretmesi Seyredenler genellikle şu itirafta bulunuyorlar: Çok şükür son derece mantıklı ve doğal yollarla yapmışız eş seçimimizi! Böyle maskaralıklara düşmemişiz! Bu tür evliliklere vitrin evliliği demek lâzım. Vitrinde sergilenen şeyler ne kadar kalıcıysa, böyle evlilikler de o kadar kalıcı olur.
Şöyle bir problem de var: Günümüz gençlerinin önemli bir kısmının depresif, intihar düşünen, halinden şikâyetçi, problemli, mutsuz, huzursuz, bunalımlı, psikolojik bakımdan dengesiz olmalarının sorumlusu biraz da bu tür programlar Çünkü özendirici oluyor; ekranda seyrettiğini gerçek hayatta denemeye kalkan bir genç, hiç beklemediği tepkilerle karşılaşınca depresyona giriyor, saldırgan tutumlar sergiliyor. Dikkat ederseniz söz konusu programlarda genellikle tartışmalar, atışmalar, kapışmalar, kıskançlıklar, agresif özellikler konu ediliyor ve reyting yapıyor.
İnsan, kalbine karşılık bir kalbin bulunmasını fıtraten ister. Evlilik insanı hamlıktan çıkarıp pişiren, mayalayıp şekillendiren, derli toplu hale getiren bir kurumdur. Evlendiği halde dağıtan, kendini iyice salıverenlerin mutlaka başka problemleri vardır. Bekârlık sultanlıksa, evlilik imparatorluktur. Evlilik bir holdingin veya imparatorluğun ilk adımıdır. ABDde 1955te boşanma oranı %15ti, 2003te %55 ABD yönetimi üniversiteleri, aile kurumunu ve evliliği yaygınlaştırmak için devamlı yönlendiriyor. Çünkü evlilik dışı faaliyetler tarihte birçok süper gücü bitirmiş, tarih sahnesinden silmiştir. (Aydın Abalı, Genç Beyin)
Kariyer sahibi kadınların işi zor
İngilterede, Bristol, Edinburg, Aberdeen ve Glasgow üniversitelerinden bilim adamlarının 30 yıl boyunca yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, zeki kadınlar yalnız kariyer için değil, evlilik için de mücadele etmek zorunda Çünkü erkekler, eş olarak kendilerinden daha az zeki, kariyer sahibi olmayan kadınları tercih ediyor. Araştırmaya göre, kariyer kadınlar evliliklerini sürdürmek için de özel çaba harcıyor.
900 kadın ve erkeğin 10 yaşında IQlarını ölçen ve 40lı yaşlarına kadar yaşamlarının nasıl geliştiğini izleyen bilim adamları, zeki birer öğrenci olan kız çocuklarının evlilik hayatlarında başarılı olamadıklarını ortaya koydu. (Milliyet, 4.1.2005)
Kariyerim olmadan asla!
Daily Mail gazetesinin haberine göre; günümüz kadını artık cinsellikten uzaklaşıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; modern kadının artık buna ayıracak zamanı yok. Günümüz kadını, 50li yılların kadınlarına oranla, daha çok kariyerini ve iş yaşamını düşündüğü için, evdeki eşine daha az zaman ayırıyor. Uzmanlar; 50li yıllarda 30 yaşlarında evli bir kadının, kocası ile haftada ortalama iki kez beraber olduğunu söylüyor. Günümüzde ise haftada bir, hatta on günde bire düştü. Çünkü o dönemde kadının önceliği; eşini mutlu etmek, yemek pişirmek, evi temizlemek ve çocuklarla ilgilenmekti.
Bir kadın magazin dergisi olan Primanın araştırmasına göreyse; günümüzde, çalışan modern kadın yorucu geçen iş günü sonrası akşam cinselliğe vakit ayıracak hali kalmıyor. Modern, kendi ayakları üzerinde duran kadınlar kendilerinde eş görevlerini yerine getirmek zorunluluğu hissetmiyor. Prima dergisinin editörlerinden Maire Fahey, 40 ve 50li yıllarda kadınlar kendilerini adeta eşlerinin ve ailelerinin mutluluklarına adamışlardı. Günümüzde ise, kadınların tek derdi; kariyerleri. İş hayatları, kariyer hırsları, özel ilişkilerinin önüne geçiyor diyor. Bu da boşanmaların artmasına, ailenin çökmesine sebip oluyor.
Boşanma sayısı tavan yaptı
Pek çok araştırma gösteriyor ki; 50li yıllarda mutlu aile tabloları vardı. 60lı yıllarda cinsel devrim yaşandı ve kürtajın yasallaştı. 70li yıllarda feminizm fikri giderek taraftar sayısını artırdı ve kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek ve ekonomik özgürlük için mücadele ettiler. O yıllarda kadınlarda evlilik yaşı ortalama 20 idi. 80li yıllarda kariyere odaklı kadınların sayısı giderek arttı ve 90lı yıllarda boşanma sayısı tavana vurdu. Son on yılda kadınların evlenme yaşı ortalama 27ye çıktı. Cambridge Üniversitesi Sosyal Psikoloji uzmanlarından Dr. Terri Apter, 50li ve 60lı yıllarda yaşayan kadınlar hayatlarını dolduracak çok fazla şey bulamıyorlardı, fakat günümüz kadınlarının yapacak çok işi var. Boş vakitlerin giderek azalması, iş hayatı kadınların cinsel hayatlarını ve aile düzenini olumsuz yönde etkiliyor diyor.
Not: Damdan düşenin halini damdan düşen anlar. Bu yazı, yüksek tahsilli hanımla evlenmiş 35 civarında beyin itiraf ve uyarıları, temenni ve tavsiyeleri doğrultusunda hazırlanmıştir.
Bir tartışma örneği
Yüksek tahsilli, hatta bölüm birincisi olabilirsin! Fakat burası ev, Boğaziçi Üniversitesi değil!
Aldığım eğitimin sağladığı akademik bakış açısını her yerde kullanırım, bunu sadece üniversiteyle sınırlayamazsın! İnsan ya eğitimlidir, ya değildir! Her zaman ve mekana özel bir kişilik sergileyemem!
Desene,-bir eşle değil; rektörle karşı karşıyayım!
Olayı çarpıtma! Karşında eğitimin çilesini çekmiş bir bayan var, rastgele konuşamazsın benimle! Bunu iki yıl önce, daha yeni tanıştığımızda görüşmüştük değil mi? İtiraz etmemiştin o zaman!
İşin bu kadar despotça bir manzara arzedeceğini bilemezdim! Yani şimdi nasıl geçineceğiz seninle? Hep böyle tartışacak mıyız? Ne olacak halimiz?
Tartışmayacağız ama evli bulunduğumuz insanın kalitesinin gerektirdiği bedele de katlanacağız!
Üniversiteli erkekle geçinme sanatı
Şimdi de kariyer sahibi bir erkekle evli kadının sıkıntısız, huzurlu bir aile için dikkat edeceği hususlara değinmek istiyoruz.
Tecrübeler göstermiştir ki, kendisini iyi yetiştirip geliştirmiş olması şartıyla, ilkokul mezunu hanımla yüksek tahsilli bey de mutlu beraberlik yaşayabiliyor. Yüksek tahsilli beyin evlilikteki psikolojisini tahlil ettiğimizde karşımıza ilginç özellikler çıkıyor. İşte yüksek tahsilli beyle geçinme sanatının önemli ve hassas incelikleri:
Yüksek tahsilli bey için haddini bilmek önemli bir özelliktir. Bunun için ukalâlık sınırlarını zorlayıcı üslûp ve konuşma alışkanlığı ciddî problem demektir. Hanımların iyi geçim için diline daha fazla sahip olması, en son söylenecek sözü en başta söylememesi, bilgiçlik taslamaktan kaçınması, konuşurken gereksiz ayrıntılara girmemesi gerekir.
Her insan gibi yüksek tahsilli bey de, iltifat, övgü ister. Fakat yapılacak övgü, tebrik ve takdir ifadesi olu orta olursa tepki çeker; ters etkiye yol açar. Bu motivasyonun yerini ve zamanını, dozunu ve üslûbunu iyi ayarlayamayan bir hanım, beyefendiye ne kadar şatafatlı methiyeler dizse de etkili olamaz; bilakis hatları koparabilir.
Erkeğin meslekî faaliyetlerine fazla zaman ayırması eşini sevmediğinden kaynaklanmaz. Hele sanatkâr ruhlu yanı varsa, bu beyin tek istediği kendisinin serbest bırakılması; meslekî özeline girilmemesi, akıl verilmemesidir. Geçimsizlik istenmiyorsa, böyle bir beye gerekli anlayış, hoşgörü, sabır ve tahammül gösterilmelidir.
Fazla naz âşık usandırır sözü sanki yüksek tahsilli beyler için söylenmiştir. Sıradan insan nazın altında işve arar, fakat yüksek tahsilli bey bunu zaman kaybı ve gereksiz meşguliyet olarak görür. Böyle bir beyle evlenen hanım, nazın ve mızıltının dozunu iyi ayarlamalı; aşırı beklentiler içine girmemelidir.
Hanımlar yaratılış itibariyle gezip tozmaya, seyahate, tatile, çıkıp dolaşmaya fazla meraklıdırlar. Yüksek tahsilli beyler ise genellikle seyahati sevmez ve bu konuda ısrar istemezler. Yılda bir defalık tatil plânı bile onların gözünde ciddî derttir. Mecburen seyahat gerekse bile kaldıkları yerde hemen sıkılırlar, bir an evvel kendilerini evlerine atmak isterler. Kazara yaptıkları tatilde bile işlerini düşünürler. Bu anlayışla karşılanmalıdır.
Evlenip çoluk çocuğa karışsa bile yüksek tahsilli bey yalnız kalmak ister, kalabalıktan hiç hoşlanmaz. Elâlemin başkalarıyla paylaştıklarını genelde kendisiyle paylaşır, eşiyle bile değil! Bu özellik birçok hanımı deli etse de değişen bir şey olmaz. En iyisi, problemsiz evlilik için yüksek tahsilli beyi yalnız bırakmaktır.
Yüksek tahsilli beyin belki de en karakteristik özelliği, eşi veya başkası tarafından dedektif gibi takip edilmekten nefret duymasıdır. Bir çok boşanmanın esasını bu davranış teşkil eder. Daha çok yüksek tahsilli hanımlar beylerini yakın markaja alıp sıkı denetim ve kontrol altında bulundururlar. Halbuki yüksek tahsilli bey kendisini sokaktaki insan gibi çeşitli hatalar yapmayacak kadar eğitimli, donanımlı ve özdenetimli kabul eder. Dolayısıyla güven eksikliği imasına bile tahammül edemez.
Şu tür cümlelerden hoşlanır:
* Benim fikrim bu ama sen daha iyisini bilirsin!
* Seninle ve başarılarınla iftihar ediyoruz!
* Bu akşam özel olarak istediğin bir yemek varsa onu yapayım!
* Sen ailemizin direğisin! Allah seni başımızdan eksik etmesin!
* Kendini hiç üzme, köşe taşı yerde durmaz; sen köşe taşısın, elbet bir gün istediğin yere geleceğine inanıyorum!
Şu davranışlardan hoşlanmaz: Dayatma, aşırı ısrar, küçümsemek, mesleğinin aşağılanması, tenkit edilmek, kendisine fikir danışılmadan iş yapılması Tabii bütün bu tespitler sadece kariyer sahibi erkekler için değil, bütün erkekler için geçerli aslında.
Kadıköyde evlenip Karaköyde ayrılanlar
Günümüzde Kadıköyde evlenip Karaköyde boşananlar çok Çünkü pazarda domates seçerken bile hassasiyet gösteren gençler eş seçiminde aynı hassasiyeti göstermiyor genellikle 4 yıl flört ettiği kişiyle evlenip 4 ay geçinemeden soluğu mahkemede alarak şiddetli geçimsizlik ten boşananların sayıları her gün artıyor. Bunun için evlilik muhabbetine akıl da katılmalıdır. Ana-babanın tavsiyelerine, çevredeki aklı başında kimselerin sözlerine de kulak verilmelidir.
Yuvayı yapan dişi kuştur. Evlilikte hanımefendiler yuva yıkıcı değil, yuva yapıcı özelliklerini unutmamalılar. Anahtar kelime fedâkârlık. Anahtar cümleyse şu: Küçük şeylerle mutlu olmasını öğren ve silgini büyük tut! Aranan kişi ol ki, aradığını bulasın. Tek başınayken mutlu olabilen kişinin mutluluğu evlendiğinde paylaştıkça artar.
Deneme yanılma yolu ile huzurlu bir evliliğin prensiplerini tespit eden Laura Doyleun mutlu evlilik reçetesinde kadının eşine boyun eğmesi tavsiyesinde bulunuyor. Sitesinde mutlu evlilik reçetesini açıklayan Doyle, kadınlara diyor ki: Çalışma hayatında patronluk taslayabilirsiniz. Fakat evin kapısından içeri girdiğinizde kadınlığınızı hatırlayın ve erkeksi tavırlardan vazgeçin!
Doylea göre kadın olmak, konuşmadan önce iki kere düşünmek; erkeği;şoförlüğü, giyimi, yemek tarzı ve zevki konusunda tenkit etmemek; onu olduğu gibi kabul etmek. Otoyolda yanlış yola saptığı veya palyaço gibi giyindiği zaman bile karışmamak
Doyle, Yolda kaybedeceğiniz 20 dakika, mutlu bir 20 yıllık evliliğin yanında hiçtir diyor. Mutsuz çiftlere telefonda danışmanlık hizmeti veren, ülkenin dört bir yanında seminerler düzenleyen Doyleun bu tavsiyelerini normal olarak feministler müthiş öfkeyle karşılıyor, Doyleu evlilik konusunda geri kafalılıkla suçluyorlar.
Vitrin evlilikleri
Sevda masalı Biz evleniyoruz türünden programlar sadece reyting amaçlı Bir kere bu konuda kimse kimseyi aldatmasın. Bu programların en faydalı tarafı, aklı başında evlilere eşlerinin kıymetini bilmeyi veya farketmeyi öğretmesi Seyredenler genellikle şu itirafta bulunuyorlar: Çok şükür son derece mantıklı ve doğal yollarla yapmışız eş seçimimizi! Böyle maskaralıklara düşmemişiz! Bu tür evliliklere vitrin evliliği demek lâzım. Vitrinde sergilenen şeyler ne kadar kalıcıysa, böyle evlilikler de o kadar kalıcı olur.
Şöyle bir problem de var: Günümüz gençlerinin önemli bir kısmının depresif, intihar düşünen, halinden şikâyetçi, problemli, mutsuz, huzursuz, bunalımlı, psikolojik bakımdan dengesiz olmalarının sorumlusu biraz da bu tür programlar Çünkü özendirici oluyor; ekranda seyrettiğini gerçek hayatta denemeye kalkan bir genç, hiç beklemediği tepkilerle karşılaşınca depresyona giriyor, saldırgan tutumlar sergiliyor. Dikkat ederseniz söz konusu programlarda genellikle tartışmalar, atışmalar, kapışmalar, kıskançlıklar, agresif özellikler konu ediliyor ve reyting yapıyor.
İnsan, kalbine karşılık bir kalbin bulunmasını fıtraten ister. Evlilik insanı hamlıktan çıkarıp pişiren, mayalayıp şekillendiren, derli toplu hale getiren bir kurumdur. Evlendiği halde dağıtan, kendini iyice salıverenlerin mutlaka başka problemleri vardır. Bekârlık sultanlıksa, evlilik imparatorluktur. Evlilik bir holdingin veya imparatorluğun ilk adımıdır. ABDde 1955te boşanma oranı %15ti, 2003te %55 ABD yönetimi üniversiteleri, aile kurumunu ve evliliği yaygınlaştırmak için devamlı yönlendiriyor. Çünkü evlilik dışı faaliyetler tarihte birçok süper gücü bitirmiş, tarih sahnesinden silmiştir. (Aydın Abalı, Genç Beyin)
Kariyer sahibi kadınların işi zor
İngilterede, Bristol, Edinburg, Aberdeen ve Glasgow üniversitelerinden bilim adamlarının 30 yıl boyunca yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, zeki kadınlar yalnız kariyer için değil, evlilik için de mücadele etmek zorunda Çünkü erkekler, eş olarak kendilerinden daha az zeki, kariyer sahibi olmayan kadınları tercih ediyor. Araştırmaya göre, kariyer kadınlar evliliklerini sürdürmek için de özel çaba harcıyor.
900 kadın ve erkeğin 10 yaşında IQlarını ölçen ve 40lı yaşlarına kadar yaşamlarının nasıl geliştiğini izleyen bilim adamları, zeki birer öğrenci olan kız çocuklarının evlilik hayatlarında başarılı olamadıklarını ortaya koydu. (Milliyet, 4.1.2005)
Kariyerim olmadan asla!
Daily Mail gazetesinin haberine göre; günümüz kadını artık cinsellikten uzaklaşıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; modern kadının artık buna ayıracak zamanı yok. Günümüz kadını, 50li yılların kadınlarına oranla, daha çok kariyerini ve iş yaşamını düşündüğü için, evdeki eşine daha az zaman ayırıyor. Uzmanlar; 50li yıllarda 30 yaşlarında evli bir kadının, kocası ile haftada ortalama iki kez beraber olduğunu söylüyor. Günümüzde ise haftada bir, hatta on günde bire düştü. Çünkü o dönemde kadının önceliği; eşini mutlu etmek, yemek pişirmek, evi temizlemek ve çocuklarla ilgilenmekti.
Bir kadın magazin dergisi olan Primanın araştırmasına göreyse; günümüzde, çalışan modern kadın yorucu geçen iş günü sonrası akşam cinselliğe vakit ayıracak hali kalmıyor. Modern, kendi ayakları üzerinde duran kadınlar kendilerinde eş görevlerini yerine getirmek zorunluluğu hissetmiyor. Prima dergisinin editörlerinden Maire Fahey, 40 ve 50li yıllarda kadınlar kendilerini adeta eşlerinin ve ailelerinin mutluluklarına adamışlardı. Günümüzde ise, kadınların tek derdi; kariyerleri. İş hayatları, kariyer hırsları, özel ilişkilerinin önüne geçiyor diyor. Bu da boşanmaların artmasına, ailenin çökmesine sebip oluyor.
Boşanma sayısı tavan yaptı
Pek çok araştırma gösteriyor ki; 50li yıllarda mutlu aile tabloları vardı. 60lı yıllarda cinsel devrim yaşandı ve kürtajın yasallaştı. 70li yıllarda feminizm fikri giderek taraftar sayısını artırdı ve kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek ve ekonomik özgürlük için mücadele ettiler. O yıllarda kadınlarda evlilik yaşı ortalama 20 idi. 80li yıllarda kariyere odaklı kadınların sayısı giderek arttı ve 90lı yıllarda boşanma sayısı tavana vurdu. Son on yılda kadınların evlenme yaşı ortalama 27ye çıktı. Cambridge Üniversitesi Sosyal Psikoloji uzmanlarından Dr. Terri Apter, 50li ve 60lı yıllarda yaşayan kadınlar hayatlarını dolduracak çok fazla şey bulamıyorlardı, fakat günümüz kadınlarının yapacak çok işi var. Boş vakitlerin giderek azalması, iş hayatı kadınların cinsel hayatlarını ve aile düzenini olumsuz yönde etkiliyor diyor.







