noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
shrpnl 1
shrpnl
YusufŞimşek14 1
YusufŞimşek14
berzahx 2
berzahx
xranzei 1
xranzei
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Nasıl Yazar Olunur ?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Pelin Melek Aslan
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 412
Katılım
22 Ocak 2015
Konular
4,152
Mesajlar
12,387
Online süresi
1m 12s
Reaksiyon Skoru
1,516
Altın Konu
0
TM Yaşı
11 Yıl 4 Ay 23 Gün
Başarım Puanı
373
Yaş
35
MmoLira
-17
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Nasıl Yazar Olunur ?

rb.png


Yazar olmak istiyor musunuz? Öncelikle iyi bir okur olun. Sonra da yazın. Herhangi bir şey yazın. Kendinize gündelik bir yazma ritmi oluşturun. Mesela günde iki sayfa yazın. Hiçbir şey yazamıyorsanız, on sayfa dolana kadar ’Yazar olmak istiyorum’ cümlesini tekrar tekrar yazın. Tabi bu kadar sabrınız yoksa bu yola hiç çıkmayın

Yazmak yazar olmanın en temel kuralıdır. Başlangıç noktası olarak kabul edilmese de bence yazmak yazar olmak serüveninin başlangıcıdır. Yazmak öncelikle cesaret işidir. Kendine güvenmeyi gerektirir. Kendine güvenmek fikrinin temelinde ise okumak yatmaktadır. Yani bilgi sahibi olmak. Bilgi sahibi olmak ise okumakla mümkün olur. Okumak insanı farklı noktalarda geliştirir. Önce bilgi edinmek, sonra bilginin ne şekilde aktarıldığını öğrenmek, daha sonra ise bilgisini aktaranların bu aktarma işlemini yaparlarken kullandıkları üslub.

Yeterince okumuş ve hala zevkle okumaya devam eden bir insan, yazmak istiyorsa, yapması gereken şey yazmaktır. İnsan yazarak ilerler. Yazmaya başladığı zaman da, hayal edebileceğinin ötesinde şeyleri yapabilir olduğunu keşfeder. Zor olanı başlamaktır. Başladıktan sonra ısrar ve inatla devam etmektir. Benim yazma serüvenimin temelinde yine yazmak işini yemek, içmek, solumak gibi ciddiye almam yatmaktadır. İnsan kendini zorlamasını, kendisine ödevler vermesini ve verdiği bu ödevleri yapıp yapmadığını takip etmesini bilmelidir. İlk kitabımı yayınlamamdan bu yana yirmi yıl, yazma işine başladığımdan bu yana yirmi beş yıl geçti. İlk gün ki heyecanımı kayıp etmemekle beraber, kendime verdiğim ödevleri her gün biraz daha zorlaştırmaktayım.

Benim için okumak yazmaktan önce gelir. İlk başlarda düşünce yapıma paralel kitapları okusam da zamanla bu alışkanlık ve seçiciliğimden vazgeçtim. Sebebine gelince farklı bakmak için farklı okumak gerektiği kanaatine sahip oldum. Tabi bunlar zamanla birlikte edinilen tecrübeler. Yitirmediğim bir heyecanım daha var ki o da her ayın başında kendime otuz günlük bir çizelge yapar ve her gün okuduğum sayfa sayısını yazarım. Yine bu okuma sayfa sayısının günlük iki yüz sayfadan aşağı düşmemesine dikkat ederim. Aksattığım günler olsa da ay sonunda günlük kitap okuma ortalamamın iki yüz sayfa olması için çaba sarf ederim. Tabi bu her zaman mümkün olmadığı gibi daha fazla olduğu da oluyor. Okuduğum kitaba ve konuya göre de değişebiliyor. Bu kadar titiz davranınca sonunda tam bir kitap kurdu oluyorsunuz. Keyfini çıkararak okumaya devam ediyorum.

Ben bunları öncelikle bir şair ve yazar olarak yazıyorum. Mesleğimin de yazmak konusunda ısrar etmemde etkisi vardır. Bugün geldiğim noktada geriye baktığımda yayınlanan on yedi eser vermiş durumdayım. Bunun en az iki katı kadar da yayınlanmaya değer bulmadıklarım var. Bir de mesleki eserlerim tabi.

İlginçtir; bazı mesleklerin okulu yoktur. Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri, bana göre yazar yetiştirmez; başka bir profilde insan yetiştirir; ama elbette Türk Dili ve Edebiyatı mezunlarından da yazar çıkabilir. Diğer fakülteler, değişik türlerde insanları yazarlığa hazırlayacak bilgiler veriyor gibi geliyor bana. Bence bir öykücü ya da romancı adayının Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne değil de, bir Filoloji gibi bir bölüm okuması gerekir. Niçin mi, iyi bir yazarın, kendi kültürünün dışında en az bir kültürü anlaması ve iki kültür arasındaki farkları görüp “neden” sorusunu sorabilmesi ve düşünmeye başlayabilmesi için.

Yazarlığın birinci kuralı, üsluptan önce fikre sahip olmaktır. Dünyanın en iyi konuşmacısının fikri yoksa söyleyecek bir şeyi yoktur. Fikir olmadan en iyi romancı bir roman, en iyi denemeci bir deneme yazamaz. Üslup olarak yazarlık becerisine sahip olmak yazar olmaya yetmez. Diksiyon kurslarına giden insanlar var; konuşacakları uzman oldukları bir konu, onlara konuşma konusunun fikrini veren bir konu yoksa hiçbir zaman konuşamazlar. Demek ki neymiş önce fikre sahip olacaksınız. Yazarlığın birinci kuralı, en az bir konunun uzmanı olmaktır. Uzmanlaşma, belirli bir sahada yüzlerce kitap okuyarak, o konuda eğitim alarak, o konuda bir işte çalışarak, o konuda çalışanları gözleyerek ya da başka bir yolla; ama emek vererek gerçekleşir. Bir konuşmamda Ali Şîr Nevai’den bu yana tarihimizde olan edebiyatımıza bir şekilde geçen insanlarımızı akrabalık derecelikleriyle bilirim demiştim. Bu belki abartı gibi gelebilir hatta gereksiz çaba gibi. İncelediğimizde görüyoruz ki bir yazar diğerinde sadece yazın dili olarak etkilenmiyor, ortak kültür olarak da taşıdıkları değerler sebebiyle yakın şeyler yazabiliyor aynı fikirleri savunabiliyorlar. (doğru olmasa bile). Fakülte okumak da bana sorarsanız yazar olmak için yetmez. Bizler çocuklarımıza dört yılda yaklaşık elli kitap okutuyoruz ve bu çocuklarımızdan gayretli ve öğrenmeye meraklı olanlarda bunun yarısı kadar yani yirmi beş kadar da kendileri ilave ederek okuyorlar. Oysa iyi bir yazar veya uzman olabilmek için bine yakın kitap okumak gerekir. Okumak ile yazmak yolculuğu aynı anda da yapılabilir. Bir yazar, uzmanı olduğu bir konunun tüm tarihsel gelişimini çok iyi bilmeli ki, alanda yeni bir eser ya da kavram çıktığında, onun gerçekten “yeni” olup olmadığını bilsin. Bir konunun tarihini bilmek, onu derinlemesine bilmektir. Bir de konuyu yatay yönde bilmek gerekir. Ana alanından başka bir alanda da örneğin fotoğrafçılık gibi bir konuda da bilgi sahibi olması, ona iki alan arasında farklı köprüler kurmasına ve yeni bir şeyler söyleyebilmesine fırsat verir.

İyi bir yazar, başta okuru için yazar. Hedef kitlemin bilgi ihtiyacı nedir, onların bu bilgiyi en iyi alacakları şekilde nasıl yazabilirim, diye düşünür ve ona göre bir yazma yolu seçer. Tabii bir konuyu birden fazla değişik yolla yazma ustalığı varsa. Elbette yazdığınız yayının ve hedef kitlenin bir özelliği vardır. Eğer farklı medyalara yazacak olursanız; yazdığınız medyaların imajına uygun tarzda bir üslup ve biçem seçmek gerekir. Her medyada aynı üslup kullanılamaz. “iyi yazar, usta yazar kimdir?” Usta yazar, en az dört beş değişik türde dünya kalitesinde eser verebilen yazardır. Tiyatro, öykü, şiir, makale, deneme yazabilecek kadar türleri bilen ve bu türlerde dünya kalitesinde yazabilen yazardır.

Yazarlığa giden birinci yol sanırım, çöp kutusunu kullanmaktan geçer. İlk yazılarımı ortalama on defa yazdığımı hatırlıyorum. Yazacaksınız, birilerine okutacaksınız; eleştirileri -okur geribildirimini- alacaksınız yeniden, yeniden yazacaksınız. Hatta yirmi defa yazdığım bir yazı bile olduğu gibi başlangıcı ile bitirilişi arasında yirmi yılı aşkın zaman dilimi geçen şiirlerim vardır. İyi bir yazar bence yılda en az dört defa dilbilgisi kitabını gözden geçirmeli. İmla kılavuzunu yanından ayırmamalı. Her yazısını da yazdıktan sonra en az bir defa okumalı. Bir odada kendisine sesli okumalı.​
 
Paylaşımınız için teşekkürler :)
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst