OLAYLARIN TARİHİ SEYRİ İÇİNDE ECEABAT'IN FETHİNE GELİŞİN ÖZETİ
Türkler bilinen şekliyle önce Ece Halil ve sonra Elbasan Beyi kovalayan Emir. Kovalayan Emir Afşin'in yakınları arasında Boğazları ve çevresini tanıdılar. Bu olay bilinen ve tespit edilen şekliyledir. Kutalmış oğlu Süleyman 1075'de İznik'i başkent yapıp Anadolu Türk Beyliği'ni kurdu. O doğuda Bizans'la savaşırken Batıda kumandanlarından İlhan Bey Edincik yörelerine 1085'de zapdetti. Kutalmışın oğlu ve Kılıç Arslan'ın kumandanlarından Ebu Kasım Sakız seferine giderken Çanakkale Boğazından geçti ve Eceabat ve Kilit-ül Bahir iskelelerine demir attı. Gene Ebu Kasım'dan sonra I. Kılıç Arslan Çanakkale'ye geldi ve buraları kesin kendine bağladı. Aynı tarihlerde İzmir Türk Beyi Emir Çaka Edremit, Ayvacık ve Abidos'a kadar olan yerleri zabdetti. Kılıçarslan bir donanma kurup Marmara sahillerini ve İstanbul'u ele geçirme planları yapıyordu. Bunun farkına varan Bizans, Papa 2. Urban'a 1088- 1099 / başvurarak Haçlı seferlerinin başlamasını sağladı. 1099 Kılıçarslan ilk gelen Haçlıları yendi ama arkadan gelenlerle baş edemedi. Bundan sonra Eceabat başta olmak üzere sahiller gene Bizans'ın eline geçmiştir.
Ta ki; 1113'lerde Türkler Balıkesir ve Edremit ve Edremit yörelerini gene ele geçirdiler ve bir daha da o bölgeleri hiç bırakmadılar. 115'lerde Emir Hasan Bergama ve Edincik'i de fethetmişti. 1175'lerde ise 100.000 Türkmen Denizli, Bergama, Edremit, Edincik ve hatta Çanakkale Balaban dağlarına kadar yığıldılar. Bu akınlardan dolayı II. Kılıçarslan ile Bizans aralarında Buldanlı savaşı meydana geldi. Bizans ağır bir mağlubiyete uğratıldı. Tarih 1176. Bu savaştan sonra Türkmen ve Yörüklerin önü alınamadı. Balıkesir, Balya, Edremit, Yenice, Bayramiç, Çan, Çanakkale ve özellikle Kazdağı etekleri her taraf kesif bir şekilde Oğuz Boylarının akınlarına maruz kaldı ve yerleşmeler başladı. 1231'den itibaren de Çanakkale ve Balıkesir Bölgelerindeki müstahkem mevkilerin ve iyi korunan kentlerin dışında bütün bölgeyi boşaltıp bir bakıma Türklere teslim ettiler. Hatta rivayete göre 1237'de Sultan Gıyasettin Keyhüsrev Balıkesir Biga ve Çanakkale yörelerindeki askeri birliklerini teftişe gelmişti. Saruhan, Germiyan, Aydınoğlu ve Karasi Beyliklerinin esas temeli söz konusu tarihlerde atılmıştır. Böylece Türkmenlerin önü denizle kapanınca Emir karasi Çanakkale ve Edremit körfezinde kurduğu bir donanma ile savaşçılarını korsan denizciliğe yöneltti ve Emir ül sevahil ünvanını aldı. 1240'lar ile 1300'lerde kuruluşu tamamlayan Karasi Beyliği 1300'lerde Çanakkale ve Eceabat sahillerine sefer düzenliyorlardı.
Mamafi ve yukarıda zikrettiğimiz gibi Karasi Beyliği kurulmadan 1262'lerde Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen ve Bizans İmparatorunun izni, Selçuklu Sultanının isteği ve hacı Bektaş-ı Velinin emriyle Sinop'tan gemilerle Dobruca'ya geçenler Sarı Saltık Baba ve arkadaşları ve Sarı Saltık'ın ölümü ve arkadan yardımın gelmemesi üzerine müritlerinden bir kısmı Ece Halil Başkanlığı'nda ve detayını yukarıda zikrettiğimiz Kafile Lapseki veya Eceabat'a gelip karşıya geçmek istediler. Çatışmadan sonra geçebilenleri Karasi Beyliği Kazdağı eteklerine yerleştirdi. Sonradan Gelibolu ve Eceabat Yörelerini fetheden bu Türkmen reisleri olmuştur.
Bizans Haçlı seferlerinden bir netice alamamıştı. Aslında Haçlı seferleri tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştı. Onlar Kudüs'ü Müslümanlar'dan kurtarmak istemişlerdi. Ancak sonuçta Balkanlar bile elden çıkmıştı. Bu defa Bizans son çare olarak Katılan paralı askerler kiraladı. 1304 tarihlerinde Edincik yörelerinde bir gece baskını ile Karasi Türkmenlerini yenilgiye uğrattılar ise de sonunda onlar da kaçıp gitti ve sonuçta Bizans tamamıyla yalnız kalmıştı. Sonuç itibariyle Sırp ve Bulgar tehlikelerine karşı Bizans Orhan Beyle ve Karasi ile birlik kurmak mecburiyetinde kaldı. Yani Bizans çöküşüne doğru Türklerden başka dost bulamamıştı. Böylece Karasi Beyliği sahilleri tamamıyla tutmuştu. 1334'lerde ise Osmanlı Beyliği'ne tabi oldu. Osman Beyde Karasi Beylerini Gelibolu Yarımadası ve Balkanların fethi için görevlendirdi. İşte bu Oğuz Boyları Fatihler umarak Osmanlı Devletinin Anadolu yakasını Türkleştirip Müslümanlaştırdılar. Eceabat Yöresinin fethi ise 1356 ve Gelibolu 1357 veya daha sonradır. Hüdavendigar fethetmiş ise o zaman 1357 1358 olur. Neşrinin kaydı böyledir.
1892'de ise ilçe olmuş ve merkezi Çanakkale olan Biga Eyaletine bağlanmış ve 1923'te belediyelik olmuş ve aynı tarihte Gelibolu Valiliği'ne bağlanmıştır. 1926'da Gelibolu ilçe durumuna gelmesi ile, her ikisi birden Çanakkale iline bağlanmıştır.
Bu ilçemizde tarihi ve mimarı kayda değer sosyal ve kültürel herhangi bir eser yoktur. Sebebine gelince, halkının yakın zamana kadar Rum oluşudur. Merkezde 1 kilisenin yeri biliniyor. Şimdi Merkez ve Şehitler Camii olarak iki camisi bulunuyor. Merkez Camisinin inşa tarihi eski değildi. Mimari bir özelliği yoktur. Ahşap dikdörtgen bir yapı. Ancak içindeki tahta harflerle yazılı levhaları güzeldir. Cami ilçenin Fatihi Ece Bey'in anısını taşır. Zira kapısındaki kitabenin ilk satırlarında Ece Gaziye gelip eyle ibadet yazılıdır.
Caminin inşa tarihi bilinmemektedir. Kitabe üzerindeki tarihler : 1330 1333. Bu tarihler Caminin tamirat tarihi olmalıdır. Caminin güneyindeki musalla taşı oldukça müzeyyen sayılır. Ayrıca Bigalı Köyündeki Atatürk Evi müzesi de tarihi yönden zikredilmeye değerdir. Burası Çanakkale Savaşlarında geçici olarak 19'uncu Tümen Karargahı olarak kullanılan bir köy evidir. Eceabat Kaymakamlığı'ndan tasdikli, 23.12.1972 tarih ve 12 no.lu köy dernek kararına istinaden Atatürk Müzesi yapılmak kaydıyla 1 TL bedelle Maliye Hazinesine devri yapılmış olup, kullanılma hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verilmiştir. Düzenlemesi yapılarak Atatürk'ün doğumunun 100. yılında sayın Cumhurbaşkanımız Kenan EVREN tarafından açılmıştır. Aslında ilimiz Müze Müdürlüğünce idare edilir. Ancak Eceabat toprakları içerisinde bulunduğu için burada zikredilmiştir.
Türkler bilinen şekliyle önce Ece Halil ve sonra Elbasan Beyi kovalayan Emir. Kovalayan Emir Afşin'in yakınları arasında Boğazları ve çevresini tanıdılar. Bu olay bilinen ve tespit edilen şekliyledir. Kutalmış oğlu Süleyman 1075'de İznik'i başkent yapıp Anadolu Türk Beyliği'ni kurdu. O doğuda Bizans'la savaşırken Batıda kumandanlarından İlhan Bey Edincik yörelerine 1085'de zapdetti. Kutalmışın oğlu ve Kılıç Arslan'ın kumandanlarından Ebu Kasım Sakız seferine giderken Çanakkale Boğazından geçti ve Eceabat ve Kilit-ül Bahir iskelelerine demir attı. Gene Ebu Kasım'dan sonra I. Kılıç Arslan Çanakkale'ye geldi ve buraları kesin kendine bağladı. Aynı tarihlerde İzmir Türk Beyi Emir Çaka Edremit, Ayvacık ve Abidos'a kadar olan yerleri zabdetti. Kılıçarslan bir donanma kurup Marmara sahillerini ve İstanbul'u ele geçirme planları yapıyordu. Bunun farkına varan Bizans, Papa 2. Urban'a 1088- 1099 / başvurarak Haçlı seferlerinin başlamasını sağladı. 1099 Kılıçarslan ilk gelen Haçlıları yendi ama arkadan gelenlerle baş edemedi. Bundan sonra Eceabat başta olmak üzere sahiller gene Bizans'ın eline geçmiştir.
Ta ki; 1113'lerde Türkler Balıkesir ve Edremit ve Edremit yörelerini gene ele geçirdiler ve bir daha da o bölgeleri hiç bırakmadılar. 115'lerde Emir Hasan Bergama ve Edincik'i de fethetmişti. 1175'lerde ise 100.000 Türkmen Denizli, Bergama, Edremit, Edincik ve hatta Çanakkale Balaban dağlarına kadar yığıldılar. Bu akınlardan dolayı II. Kılıçarslan ile Bizans aralarında Buldanlı savaşı meydana geldi. Bizans ağır bir mağlubiyete uğratıldı. Tarih 1176. Bu savaştan sonra Türkmen ve Yörüklerin önü alınamadı. Balıkesir, Balya, Edremit, Yenice, Bayramiç, Çan, Çanakkale ve özellikle Kazdağı etekleri her taraf kesif bir şekilde Oğuz Boylarının akınlarına maruz kaldı ve yerleşmeler başladı. 1231'den itibaren de Çanakkale ve Balıkesir Bölgelerindeki müstahkem mevkilerin ve iyi korunan kentlerin dışında bütün bölgeyi boşaltıp bir bakıma Türklere teslim ettiler. Hatta rivayete göre 1237'de Sultan Gıyasettin Keyhüsrev Balıkesir Biga ve Çanakkale yörelerindeki askeri birliklerini teftişe gelmişti. Saruhan, Germiyan, Aydınoğlu ve Karasi Beyliklerinin esas temeli söz konusu tarihlerde atılmıştır. Böylece Türkmenlerin önü denizle kapanınca Emir karasi Çanakkale ve Edremit körfezinde kurduğu bir donanma ile savaşçılarını korsan denizciliğe yöneltti ve Emir ül sevahil ünvanını aldı. 1240'lar ile 1300'lerde kuruluşu tamamlayan Karasi Beyliği 1300'lerde Çanakkale ve Eceabat sahillerine sefer düzenliyorlardı.
Mamafi ve yukarıda zikrettiğimiz gibi Karasi Beyliği kurulmadan 1262'lerde Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen ve Bizans İmparatorunun izni, Selçuklu Sultanının isteği ve hacı Bektaş-ı Velinin emriyle Sinop'tan gemilerle Dobruca'ya geçenler Sarı Saltık Baba ve arkadaşları ve Sarı Saltık'ın ölümü ve arkadan yardımın gelmemesi üzerine müritlerinden bir kısmı Ece Halil Başkanlığı'nda ve detayını yukarıda zikrettiğimiz Kafile Lapseki veya Eceabat'a gelip karşıya geçmek istediler. Çatışmadan sonra geçebilenleri Karasi Beyliği Kazdağı eteklerine yerleştirdi. Sonradan Gelibolu ve Eceabat Yörelerini fetheden bu Türkmen reisleri olmuştur.
Bizans Haçlı seferlerinden bir netice alamamıştı. Aslında Haçlı seferleri tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştı. Onlar Kudüs'ü Müslümanlar'dan kurtarmak istemişlerdi. Ancak sonuçta Balkanlar bile elden çıkmıştı. Bu defa Bizans son çare olarak Katılan paralı askerler kiraladı. 1304 tarihlerinde Edincik yörelerinde bir gece baskını ile Karasi Türkmenlerini yenilgiye uğrattılar ise de sonunda onlar da kaçıp gitti ve sonuçta Bizans tamamıyla yalnız kalmıştı. Sonuç itibariyle Sırp ve Bulgar tehlikelerine karşı Bizans Orhan Beyle ve Karasi ile birlik kurmak mecburiyetinde kaldı. Yani Bizans çöküşüne doğru Türklerden başka dost bulamamıştı. Böylece Karasi Beyliği sahilleri tamamıyla tutmuştu. 1334'lerde ise Osmanlı Beyliği'ne tabi oldu. Osman Beyde Karasi Beylerini Gelibolu Yarımadası ve Balkanların fethi için görevlendirdi. İşte bu Oğuz Boyları Fatihler umarak Osmanlı Devletinin Anadolu yakasını Türkleştirip Müslümanlaştırdılar. Eceabat Yöresinin fethi ise 1356 ve Gelibolu 1357 veya daha sonradır. Hüdavendigar fethetmiş ise o zaman 1357 1358 olur. Neşrinin kaydı böyledir.
1892'de ise ilçe olmuş ve merkezi Çanakkale olan Biga Eyaletine bağlanmış ve 1923'te belediyelik olmuş ve aynı tarihte Gelibolu Valiliği'ne bağlanmıştır. 1926'da Gelibolu ilçe durumuna gelmesi ile, her ikisi birden Çanakkale iline bağlanmıştır.
Bu ilçemizde tarihi ve mimarı kayda değer sosyal ve kültürel herhangi bir eser yoktur. Sebebine gelince, halkının yakın zamana kadar Rum oluşudur. Merkezde 1 kilisenin yeri biliniyor. Şimdi Merkez ve Şehitler Camii olarak iki camisi bulunuyor. Merkez Camisinin inşa tarihi eski değildi. Mimari bir özelliği yoktur. Ahşap dikdörtgen bir yapı. Ancak içindeki tahta harflerle yazılı levhaları güzeldir. Cami ilçenin Fatihi Ece Bey'in anısını taşır. Zira kapısındaki kitabenin ilk satırlarında Ece Gaziye gelip eyle ibadet yazılıdır.
Caminin inşa tarihi bilinmemektedir. Kitabe üzerindeki tarihler : 1330 1333. Bu tarihler Caminin tamirat tarihi olmalıdır. Caminin güneyindeki musalla taşı oldukça müzeyyen sayılır. Ayrıca Bigalı Köyündeki Atatürk Evi müzesi de tarihi yönden zikredilmeye değerdir. Burası Çanakkale Savaşlarında geçici olarak 19'uncu Tümen Karargahı olarak kullanılan bir köy evidir. Eceabat Kaymakamlığı'ndan tasdikli, 23.12.1972 tarih ve 12 no.lu köy dernek kararına istinaden Atatürk Müzesi yapılmak kaydıyla 1 TL bedelle Maliye Hazinesine devri yapılmış olup, kullanılma hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verilmiştir. Düzenlemesi yapılarak Atatürk'ün doğumunun 100. yılında sayın Cumhurbaşkanımız Kenan EVREN tarafından açılmıştır. Aslında ilimiz Müze Müdürlüğünce idare edilir. Ancak Eceabat toprakları içerisinde bulunduğu için burada zikredilmiştir.
