- Katılım
- 6 Kas 2012
- Konular
- 2,235
- Mesajlar
- 4,824
- Online süresi
- 9d 14h
- Reaksiyon Skoru
- 343
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 289
- MmoLira
- 1,096
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Bugünkü Yunanistandan gelen kavimler ve Anadoludaki kimi kavimler, MÖ 9. yüz yıldan başlayarak Doğu Akdenizde koloniler oluşturmaya başlarlar.
Makedonya Kralı, Büyük İskender zamanında, Soloi kentinin Pers İmparatorluğuna yakın olduğu bilgilerine ulaşılır. İskender, Soloi kentini ele geçirerek, kentin halkına da iki yüz gümüş para cezası vererek Tarsusa doğru ilerlemesini sürdürürken, limanda bulunan donanmasını teftiş eder. Soloinin halkını da, halk egemenliğine dayanan idare sistemine bırakır.
İskenderin ölümünden sonra, komutanlarından Selefkos Nikotorun, kurduğu devletin (MÖ. 312 - MS. 64) egemenliğine geçen Soloi, dönemin en önemli ticaret, bilim merkezlerinden biri olmayı sürdürür. Selefkoslar hanedanlığının zayıflamasıyla, Ermeni Kralı Tigran, Soloiyi tahrip eder; tüccarları, sanatkarları, başkentini şenlendirmek için kentten sürer. Sürülenlerin sayısı üç bini bulur. Buradaki tüccarlar ve sanatkarlar, hem niceliği, hem de niteliği bakımından, döneminde kentin, Kapadokya ile birlikte önemini anımsatır.[1]
Roma İmparatorluğu Komutanı, Pompeius MÖ. 66 yılında, Soloi adındaki kenti yeniden yapılandırır. Ermeni Kralı Tigranın egemenliğinden sonra Ermeni krallarının korsanlarla iş birliği yaptığı kaynaklarda belirtilir-, Soloi korsanların bölgesi haline gelir, Roma İmparatorluğu donanmalarına ticaretine- çok büyük hasarlar vermeye başlar. Pompeius, elli günde, korsanları Akdenizden püskürtür, Korsan devleti diye anılan buradaki yerleşimlerin, bütün kalelerini yıktırır. Kent artık, Pompeipolis adıyla anılır. Soloi-Pompeipolis MÖ. 11-13 yılları arasında, Kilikyada önemli bir merkezidir. Korikos (Kızkalesi) ile Soloi arasındaki bölge tecim merkezi kadar piskoposluk merkezidir.
Romalıların Pax-Romana adına verdikleri kentleşme bilincinden Soloide payını alır. İmparatorluk genelinde belirgin ve çarpıcı bir ortak kültür görüntüsü çerçevesinde, günümüzdeki hava alanı binalarının bir ülkeye giriş binaları gibi, önemli bir yapıya sahiptir limanlar.[2] Limanlar; çevresinde depo, ambar, ofis gibi salt işlevselliğe yönelik değildir. Yapı, Limanı çember gibi saran klasik biçemdeki yapı dizilerinin tam ortasında, sahne dekorlarını aratmayan görkemli bir kompozisyon oluşturur. Kent, Romalılar döneminde, Efes, Milet, liman kentleriyle karşılaştırılabilir. Hadrian, Kilikya seferi sırasında MS. 130- 150 yıllarında Soloiyi ziyaret eder, kentin baniliğini üstlenir. Limanı yeniden inşa eder. MS. 209 yılında Antoinus Pius, Pompeipolis resminin olduğu bir para bastırır.
6. yüz yılın ilk yarısında, kentte bir deprem meydana gelmiştir. Peschlow, kaynaklarda depremin belirtildiğini yazar. Schenidere göre kentte bir yıkım olmamıştır. Pompeipolisin piskoposluk merkezi olması, burada önemli düzenlemeler yapılmasını da beraberinde getirir. 3. yüzyıla dek kent gelişimini sürdürür.
Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla, bölgedeki istikrarsızlık, ileri ki dönemlerde iyice kendini hissettirir, Soloi-Pompeipolis kenti, Büyük İskenderin, Roma İmparatorluğunun yükselmesindeki önemli konumuna bir daha ulaşamaz. Profesör Doktor Suna Güven: Sikkelerde betimlenen mimari formların, belirli bir noktada gerçeği yansıttığı düşünülürse, yuvarlak ya da kavisli formlarında arkeolojik bir ipucu olarak değerlendirileceği, ortaya çıkar. Bu bakımdan Pompeipolisde 19 yüzyılın başlarında yapılan gezilerde belgelenen ancak günümüzde artık görülmeyen liman kalıntılarının kavisli ve görkemli bir mimarinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Kent ölçeğinde kavisli bir mimarinin varlığından söz edilmesi geçmişte kentin önemini yansıtır diye belirtir makalesinde.[3]
İslamiyetin egemenliğinden sonra 639 yılında Halit bin Velidin yerine tayin edilen komutanın, Viranşehire dek ilerlediğinden kaynaklar bahseder. Halifelik kavgası (Ali- Muaviye), sırasında Kilikya kaybedilir.
Harun Reşid zamanında Horasandan bu bölgeye, Türk halkı yerleşmeye başlar, ağır ağır bölgede Türk egemenliği oluşur, ancak, Mezitli (Soloi - Pompeipolis. Viranşehir.), bir daha eski görkemli günlerine kavuşamaz. Tarsus, Mezitlinin (Soloi - Pompeipolis) yerini alır, önemli bir yerleşim, liman kenti olarak, 19 yüzyıla dek, Tarsus kenti görülür, Kızkalesi (Korikos), Kıbrısla bağı sağlayan bir diğer liman olmasına karşın, Tarsus kadar önemli bir liman değildir.[4]
Selçuklular zamanında, Anadolu Selçuklu Hükümdarı, Süleyman Şah, Üç - Ok grubuna bağlı boylara bölgede egemenlik kurdurur. Selçuk Oğulları, Türk göçlerini akıllı bir siyasetle yerleşmeye tabi tutarlar. Benzer Oğuz Boylarının, belirli sahalarda birikmesine izin vermezler. Aralarına başka Oğuz Boyları yerleştirirler.
Karamanlılar, I. Alaeddin Keykubad döneminde bölgeye yerleşir. Yaylaklarda egemenlikleri sürse de Karamanoğullarının, Selçukilerle ilişkileri güçlüdür. Bin üç yüz altmış yedi (1367) yılında, tüm bölge kıyı şeridi- Türkmenlerin eline geçer (Ayaş, Adana, Tarsus, önemli kıyı limanı, Kızkalesi: Kıbrısla bağlantısı nedeniyle önemlidir). Karamanoğlu Alaeddin Beyin katkısı çok fazladır fetihlerde. Gedik Ahmet Paşanın, Karamanoğullarını yenmesiyle (1464-1471), günümüze dek sürecek olan Türk Egemenliği başlar.
İskenderunndan, Mersine dek uzanan bölgedeki Türkmenler, genelde Üç Oklardan oluşurlar. Bu boylar arasında, Gökçeliler: Deliçay ile Mezitli Deresi arasında, Gökçelilerin batısında ise, Elvan Boyu yaşamaktadır. Bu boyların Avşarlardan olduğu bilinmektedir. Bölgeye yerleşen başka boylarda bulunmaktadır. Bölgeye yerleşen boyların, pek azı çiftçilikle uğraşmakta, konar göçer yaşamı sürdürmektedir.
Evliya Çelebiye göre Mezitli adı, Seyyah Metizoğlu adlı bir şahısdan gelir, Metiz adı Mezitliye dönüşür. Bölgenin ismi kimi kaynaklarda, Tarsusdan gelen, bölgeye yerleşen Mezid Oğullarına da bağlanır. Mezitli' ye ilk muhtarlık mührü Çelebi'nin seyahatnamesinden anlaşıldığına göre on yedinci yüz yılda verilir. 17 yüzyılın ikinci yarısında, bu yörede en az 501 hanenin var olduğu biliniyor, nüfus altı yüz kişi 18 yüz yılda Osmanlı'nın hatalı politikaları yüzünden, bölge halkı, parçalanarak cemaatler halinde farklı bölgelere gidip buralarda yurt tutarlar. On dokuzuncu yüz yılın başından itibaren ise bu soyun devamı olan Koca(eli) Bekirli Cemaati, Eski Mezitliyi ticari anlamda geliştirir. Cemaat, Koca Ören mevkisine kışlak kurup hayvancılığın yanı sıra yarı ticaret, nakliyecilik, kısmi ziraate başlarlar. İbrahim Paşa İsyanı ve ardından ziraat politikası nedeniyle, Koca (Deli) Bekirliler yeniden zayıflarlar. Bin sekiz yüz altmış dörtten sonra ekip biçtikleri topraklar kendilerine dağıtılınca, Koca Ören'deki evlere, Eski Mezitli' ye yaptıkları altı ahır, iki katlı taş binalara yerleşirler. Bir süre sonra köy dağıldığı için muhtarlığı lağvedilir. 19 yüz yılın başlarından itibaren, Mezitli, köy statüsüne alınır ve yeniden mühür verilir. Bu sırada Mezitli Köyü merkezi bugünkü Koca Ören Mevkidir. 1864 sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar.[5]
19 yüz yıl sonlarında Mersin ilinin canlanmasıyla, bölge yeniden şekillenmeye başlar. Konya Ovasından, Ankaradan kervanlar ile getirilen ürünlerin; Mezitlide Eski Mezitli-, Mısır ve Kıbrıstan gemilerle getirilen ürünlerle değiş-tokuş yapıldığı kaynaklarca belirtiliyor. Yerli ve yabancı tüccarlar arasındaki aracılık görevini ise Mersine yerleşmiş Levantenler yapıyorlar. Bu aracılık görevini yapan Mersinli levantenler, önceden yerli halktan aldıkları ürünleri depolayıp, gemiler geldiği zaman Karaduvar Limanına taşıtıp, gemilere teslim ediyorlar, işte bu ürünlerin depolanıp korunduğu yer Mezitlideki depolar Tol- idi. Mısırlı İbrahim Paşanın, Tarsusa dek gelip limanı ele geçirmesi, Tarsus Limanındaki aşırı baskılar rüşvet, bürokratik engeller vb.- Mersin tren garının oluşması, sonucunda, Mersin en parlak günlerini yaşamaya başlar. Mezitlideki yerleşim, Mersine doğru yayılır.
19 yüz yılda, Mezitli, köy statüsüne alınır, mühür verilir. Bu sırada Mezitli köyünün, merkezi, bugünkü Koca Ören Mevkidir. 1864'den sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar. Bu tarihten sonra, yerleşim, Doğuya (Silifke-Mersin asfaltı çevresine) yayılır. Bin dokuz yüz altmışlara dek Koca Ören Mevkii, köy merkezini oluşturur.
Kurtuluş Savaşı sırasında, Mutda başlayan Kuvva-i Milliye hareketi sırasında Mezitlide şiddetli çatışmalar meydana gelir. 5-Nisan-1920de Fransızlar, sahilden top ateşiyle, Tömükü bombalamaya başlar. Mezitli Köyüne asker yığarak köyü yıkmaya çalışırlar. Doğan ve Mustafa Nail Beyler, Emin Aslan, Fransızları köyden çıkararak, epeyce silah ve cephane edinirler.[6]
Cumhuriyet Döneminde bağ, bahçe, tarla ve çiftlikleriyle önemli bir yere sahip olan Mezitli, 1968'den sonra, kasaba statüsüne getirilerek Mezitli Belediyesi kurulmuştur. Mezitli, günümüzde, yüz yirmi bini aşan nüfusu ile önemli bir yerleşim yeridir. Yoğurt Pazarı, Azakhan pazarı devreye girinceye dek Eski Mezitli önemini koruyacaktır. Mersinin gelişmesi üzerine ise artık alışveriş ve ticaret merkezi Mersindir.
Günümüzde ise ilk yerleşim yeri olan Antik kent; Soli antik kentinin çevresi yerleşim alanları ile dolmuştur. 1999 yılında İçel Müzesi ve 9 Eylül Üniversitesi; Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Remzi Yağcı tarafından yapılan arkeolojik kazılarla Soli hakkında daha gelişmiş bilgiler elde edilmeye başlanmıştır. Prof. Doktor Remzi Yağcı tarafından sürdürülen on yıllık kazılar sonucunda elde edilen buluntular, Mersin Müzesinde sergileniyor. Ayrıca Petersburg Hermitage Müzesinde Bizans dönemine ait sikkeler, altın ve gümüş objeler bulunuyor, (Solide bulunan bir kiliseden götürüldüğü anlaşılıyor).
Bulunan bu eserler içinde 2003-2004 kazılarında bulunan Asklepios (Sağlık Tanrıçası), Nemesis (Adalet ve intikam tanrıçası), heykelleri ile 2008de bulunan Apollon (Güneş Tanrısı: Tarım, hayvancılık, gençliğin koruyucusu olarakta bilinir), arkeolojik açıdan önemlidir.
2008 araştırmalarının bir başka önemi ise Hitit katmanlarına ulaşılması, Hitit Kizzuwatna dönemi ile ilgili bilgilere yaklaşılmasıdır
1960lara dek köy merkezi Kocaören iken, 1960lardan sonra Eski Mezitli önem kazanır. 1968 yılında belediye statüsünü kazanan Mezitli Beldesi şimdiki bölge-, 2008 yılının altı Mart günü TBMM tarafından kabul edilen ve 22-Mart-2008 tarihli, 26824 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı kanunla ilçe olmuştur.
Tece, Davultepe ve Kuyuluk Belediyelerinin Mezitli Belediyesine devredilmesiyle Mezitli, ilçe konumunda kavuşmuştur.
İlk İlçe Kaymakamı; Kamil Kıcıroğludur.
Makedonya Kralı, Büyük İskender zamanında, Soloi kentinin Pers İmparatorluğuna yakın olduğu bilgilerine ulaşılır. İskender, Soloi kentini ele geçirerek, kentin halkına da iki yüz gümüş para cezası vererek Tarsusa doğru ilerlemesini sürdürürken, limanda bulunan donanmasını teftiş eder. Soloinin halkını da, halk egemenliğine dayanan idare sistemine bırakır.
İskenderin ölümünden sonra, komutanlarından Selefkos Nikotorun, kurduğu devletin (MÖ. 312 - MS. 64) egemenliğine geçen Soloi, dönemin en önemli ticaret, bilim merkezlerinden biri olmayı sürdürür. Selefkoslar hanedanlığının zayıflamasıyla, Ermeni Kralı Tigran, Soloiyi tahrip eder; tüccarları, sanatkarları, başkentini şenlendirmek için kentten sürer. Sürülenlerin sayısı üç bini bulur. Buradaki tüccarlar ve sanatkarlar, hem niceliği, hem de niteliği bakımından, döneminde kentin, Kapadokya ile birlikte önemini anımsatır.[1]
Roma İmparatorluğu Komutanı, Pompeius MÖ. 66 yılında, Soloi adındaki kenti yeniden yapılandırır. Ermeni Kralı Tigranın egemenliğinden sonra Ermeni krallarının korsanlarla iş birliği yaptığı kaynaklarda belirtilir-, Soloi korsanların bölgesi haline gelir, Roma İmparatorluğu donanmalarına ticaretine- çok büyük hasarlar vermeye başlar. Pompeius, elli günde, korsanları Akdenizden püskürtür, Korsan devleti diye anılan buradaki yerleşimlerin, bütün kalelerini yıktırır. Kent artık, Pompeipolis adıyla anılır. Soloi-Pompeipolis MÖ. 11-13 yılları arasında, Kilikyada önemli bir merkezidir. Korikos (Kızkalesi) ile Soloi arasındaki bölge tecim merkezi kadar piskoposluk merkezidir.
Romalıların Pax-Romana adına verdikleri kentleşme bilincinden Soloide payını alır. İmparatorluk genelinde belirgin ve çarpıcı bir ortak kültür görüntüsü çerçevesinde, günümüzdeki hava alanı binalarının bir ülkeye giriş binaları gibi, önemli bir yapıya sahiptir limanlar.[2] Limanlar; çevresinde depo, ambar, ofis gibi salt işlevselliğe yönelik değildir. Yapı, Limanı çember gibi saran klasik biçemdeki yapı dizilerinin tam ortasında, sahne dekorlarını aratmayan görkemli bir kompozisyon oluşturur. Kent, Romalılar döneminde, Efes, Milet, liman kentleriyle karşılaştırılabilir. Hadrian, Kilikya seferi sırasında MS. 130- 150 yıllarında Soloiyi ziyaret eder, kentin baniliğini üstlenir. Limanı yeniden inşa eder. MS. 209 yılında Antoinus Pius, Pompeipolis resminin olduğu bir para bastırır.
6. yüz yılın ilk yarısında, kentte bir deprem meydana gelmiştir. Peschlow, kaynaklarda depremin belirtildiğini yazar. Schenidere göre kentte bir yıkım olmamıştır. Pompeipolisin piskoposluk merkezi olması, burada önemli düzenlemeler yapılmasını da beraberinde getirir. 3. yüzyıla dek kent gelişimini sürdürür.
Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla, bölgedeki istikrarsızlık, ileri ki dönemlerde iyice kendini hissettirir, Soloi-Pompeipolis kenti, Büyük İskenderin, Roma İmparatorluğunun yükselmesindeki önemli konumuna bir daha ulaşamaz. Profesör Doktor Suna Güven: Sikkelerde betimlenen mimari formların, belirli bir noktada gerçeği yansıttığı düşünülürse, yuvarlak ya da kavisli formlarında arkeolojik bir ipucu olarak değerlendirileceği, ortaya çıkar. Bu bakımdan Pompeipolisde 19 yüzyılın başlarında yapılan gezilerde belgelenen ancak günümüzde artık görülmeyen liman kalıntılarının kavisli ve görkemli bir mimarinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Kent ölçeğinde kavisli bir mimarinin varlığından söz edilmesi geçmişte kentin önemini yansıtır diye belirtir makalesinde.[3]
İslamiyetin egemenliğinden sonra 639 yılında Halit bin Velidin yerine tayin edilen komutanın, Viranşehire dek ilerlediğinden kaynaklar bahseder. Halifelik kavgası (Ali- Muaviye), sırasında Kilikya kaybedilir.
Harun Reşid zamanında Horasandan bu bölgeye, Türk halkı yerleşmeye başlar, ağır ağır bölgede Türk egemenliği oluşur, ancak, Mezitli (Soloi - Pompeipolis. Viranşehir.), bir daha eski görkemli günlerine kavuşamaz. Tarsus, Mezitlinin (Soloi - Pompeipolis) yerini alır, önemli bir yerleşim, liman kenti olarak, 19 yüzyıla dek, Tarsus kenti görülür, Kızkalesi (Korikos), Kıbrısla bağı sağlayan bir diğer liman olmasına karşın, Tarsus kadar önemli bir liman değildir.[4]
Selçuklular zamanında, Anadolu Selçuklu Hükümdarı, Süleyman Şah, Üç - Ok grubuna bağlı boylara bölgede egemenlik kurdurur. Selçuk Oğulları, Türk göçlerini akıllı bir siyasetle yerleşmeye tabi tutarlar. Benzer Oğuz Boylarının, belirli sahalarda birikmesine izin vermezler. Aralarına başka Oğuz Boyları yerleştirirler.
Karamanlılar, I. Alaeddin Keykubad döneminde bölgeye yerleşir. Yaylaklarda egemenlikleri sürse de Karamanoğullarının, Selçukilerle ilişkileri güçlüdür. Bin üç yüz altmış yedi (1367) yılında, tüm bölge kıyı şeridi- Türkmenlerin eline geçer (Ayaş, Adana, Tarsus, önemli kıyı limanı, Kızkalesi: Kıbrısla bağlantısı nedeniyle önemlidir). Karamanoğlu Alaeddin Beyin katkısı çok fazladır fetihlerde. Gedik Ahmet Paşanın, Karamanoğullarını yenmesiyle (1464-1471), günümüze dek sürecek olan Türk Egemenliği başlar.
İskenderunndan, Mersine dek uzanan bölgedeki Türkmenler, genelde Üç Oklardan oluşurlar. Bu boylar arasında, Gökçeliler: Deliçay ile Mezitli Deresi arasında, Gökçelilerin batısında ise, Elvan Boyu yaşamaktadır. Bu boyların Avşarlardan olduğu bilinmektedir. Bölgeye yerleşen başka boylarda bulunmaktadır. Bölgeye yerleşen boyların, pek azı çiftçilikle uğraşmakta, konar göçer yaşamı sürdürmektedir.
Evliya Çelebiye göre Mezitli adı, Seyyah Metizoğlu adlı bir şahısdan gelir, Metiz adı Mezitliye dönüşür. Bölgenin ismi kimi kaynaklarda, Tarsusdan gelen, bölgeye yerleşen Mezid Oğullarına da bağlanır. Mezitli' ye ilk muhtarlık mührü Çelebi'nin seyahatnamesinden anlaşıldığına göre on yedinci yüz yılda verilir. 17 yüzyılın ikinci yarısında, bu yörede en az 501 hanenin var olduğu biliniyor, nüfus altı yüz kişi 18 yüz yılda Osmanlı'nın hatalı politikaları yüzünden, bölge halkı, parçalanarak cemaatler halinde farklı bölgelere gidip buralarda yurt tutarlar. On dokuzuncu yüz yılın başından itibaren ise bu soyun devamı olan Koca(eli) Bekirli Cemaati, Eski Mezitliyi ticari anlamda geliştirir. Cemaat, Koca Ören mevkisine kışlak kurup hayvancılığın yanı sıra yarı ticaret, nakliyecilik, kısmi ziraate başlarlar. İbrahim Paşa İsyanı ve ardından ziraat politikası nedeniyle, Koca (Deli) Bekirliler yeniden zayıflarlar. Bin sekiz yüz altmış dörtten sonra ekip biçtikleri topraklar kendilerine dağıtılınca, Koca Ören'deki evlere, Eski Mezitli' ye yaptıkları altı ahır, iki katlı taş binalara yerleşirler. Bir süre sonra köy dağıldığı için muhtarlığı lağvedilir. 19 yüz yılın başlarından itibaren, Mezitli, köy statüsüne alınır ve yeniden mühür verilir. Bu sırada Mezitli Köyü merkezi bugünkü Koca Ören Mevkidir. 1864 sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar.[5]
19 yüz yıl sonlarında Mersin ilinin canlanmasıyla, bölge yeniden şekillenmeye başlar. Konya Ovasından, Ankaradan kervanlar ile getirilen ürünlerin; Mezitlide Eski Mezitli-, Mısır ve Kıbrıstan gemilerle getirilen ürünlerle değiş-tokuş yapıldığı kaynaklarca belirtiliyor. Yerli ve yabancı tüccarlar arasındaki aracılık görevini ise Mersine yerleşmiş Levantenler yapıyorlar. Bu aracılık görevini yapan Mersinli levantenler, önceden yerli halktan aldıkları ürünleri depolayıp, gemiler geldiği zaman Karaduvar Limanına taşıtıp, gemilere teslim ediyorlar, işte bu ürünlerin depolanıp korunduğu yer Mezitlideki depolar Tol- idi. Mısırlı İbrahim Paşanın, Tarsusa dek gelip limanı ele geçirmesi, Tarsus Limanındaki aşırı baskılar rüşvet, bürokratik engeller vb.- Mersin tren garının oluşması, sonucunda, Mersin en parlak günlerini yaşamaya başlar. Mezitlideki yerleşim, Mersine doğru yayılır.
19 yüz yılda, Mezitli, köy statüsüne alınır, mühür verilir. Bu sırada Mezitli köyünün, merkezi, bugünkü Koca Ören Mevkidir. 1864'den sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar. Bu tarihten sonra, yerleşim, Doğuya (Silifke-Mersin asfaltı çevresine) yayılır. Bin dokuz yüz altmışlara dek Koca Ören Mevkii, köy merkezini oluşturur.
Kurtuluş Savaşı sırasında, Mutda başlayan Kuvva-i Milliye hareketi sırasında Mezitlide şiddetli çatışmalar meydana gelir. 5-Nisan-1920de Fransızlar, sahilden top ateşiyle, Tömükü bombalamaya başlar. Mezitli Köyüne asker yığarak köyü yıkmaya çalışırlar. Doğan ve Mustafa Nail Beyler, Emin Aslan, Fransızları köyden çıkararak, epeyce silah ve cephane edinirler.[6]
Cumhuriyet Döneminde bağ, bahçe, tarla ve çiftlikleriyle önemli bir yere sahip olan Mezitli, 1968'den sonra, kasaba statüsüne getirilerek Mezitli Belediyesi kurulmuştur. Mezitli, günümüzde, yüz yirmi bini aşan nüfusu ile önemli bir yerleşim yeridir. Yoğurt Pazarı, Azakhan pazarı devreye girinceye dek Eski Mezitli önemini koruyacaktır. Mersinin gelişmesi üzerine ise artık alışveriş ve ticaret merkezi Mersindir.
Günümüzde ise ilk yerleşim yeri olan Antik kent; Soli antik kentinin çevresi yerleşim alanları ile dolmuştur. 1999 yılında İçel Müzesi ve 9 Eylül Üniversitesi; Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Remzi Yağcı tarafından yapılan arkeolojik kazılarla Soli hakkında daha gelişmiş bilgiler elde edilmeye başlanmıştır. Prof. Doktor Remzi Yağcı tarafından sürdürülen on yıllık kazılar sonucunda elde edilen buluntular, Mersin Müzesinde sergileniyor. Ayrıca Petersburg Hermitage Müzesinde Bizans dönemine ait sikkeler, altın ve gümüş objeler bulunuyor, (Solide bulunan bir kiliseden götürüldüğü anlaşılıyor).
Bulunan bu eserler içinde 2003-2004 kazılarında bulunan Asklepios (Sağlık Tanrıçası), Nemesis (Adalet ve intikam tanrıçası), heykelleri ile 2008de bulunan Apollon (Güneş Tanrısı: Tarım, hayvancılık, gençliğin koruyucusu olarakta bilinir), arkeolojik açıdan önemlidir.
2008 araştırmalarının bir başka önemi ise Hitit katmanlarına ulaşılması, Hitit Kizzuwatna dönemi ile ilgili bilgilere yaklaşılmasıdır
1960lara dek köy merkezi Kocaören iken, 1960lardan sonra Eski Mezitli önem kazanır. 1968 yılında belediye statüsünü kazanan Mezitli Beldesi şimdiki bölge-, 2008 yılının altı Mart günü TBMM tarafından kabul edilen ve 22-Mart-2008 tarihli, 26824 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı kanunla ilçe olmuştur.
Tece, Davultepe ve Kuyuluk Belediyelerinin Mezitli Belediyesine devredilmesiyle Mezitli, ilçe konumunda kavuşmuştur.
İlk İlçe Kaymakamı; Kamil Kıcıroğludur.


