- Katılım
- 22 Ocak 2015
- Konular
- 4,152
- Mesajlar
- 12,387
- Online süresi
- 1m 12s
- Reaksiyon Skoru
- 1,516
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 11 Yıl 4 Ay 27 Gün
- Başarım Puanı
- 373
- Yaş
- 35
- MmoLira
- -17
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Tahribatın boyutları
İklim değişikliği atmosfer gazlarının tek başına veya karşılıklı tesirleri sonucunda meydana gelmektedir. Bunlardan birinde meydana gelen bir değişiklik bir zaman sonra diğerine sıçramakta ve bu tesir, bir süre sonra ekosistemin diğer parçalarına yayılmaktadır. İnsanoğlu bu zincirin biraz ileri halkaları ile daha yakın münasebette bulunduğu için, başlangıçta, bu iklim değişimini fark edememiştir. Ancak özellikle son 50 yılda, iklimin diğer yıllara göre anormal olarak değiştiğini gösteren pek çok gösterge meydana gelmiştir. Küresel boyutta ortalama hava sıcaklığında artışlar, kutuplar ve kara içlerinde yüksek alanlardaki daimi buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, taşkın, kuraklık ve yağışların sıklık ve şiddetlerinde artışların görülmesi, bu göstergelerin en önemlileridir. Ancak değişiklikler bunlar ile sınırlı kalmamış, kısa zaman sonra bunların dolaylı tesirleri de, başta flora, fauna, insan ve aktiviteleri olmak üzere bütün ekosisteme yayılmıştır.
Yeryüzü genelinde ortalama hava sıcaklığı 1861 yılından bu yana yükselmektedir. Bu yükselme, yıldan yıla bazı değişiklikler göstermekle birlikte, yirminci yüzyılda 0,6 ºC (±0,2 ºC) olarak belirlenmiştir. Sıcaklığa bağlı olarak, Asya ve Afrika kıtası başta olmak üzere bazı bölgelerde kuraklığın şiddet ve sıklığının artmış olduğu gözlenmiştir (IPCC, 2001-a).
Uydu verilerine göre, 1960 yılından bu yana kar örtüsünün dağılım alanlarında % 10'luk bir azalma meydana geldiği görülmektedir. Yirminci yüzyıl boyunca, kutup bölgelerinin yanı sıra kara içlerindeki dağ buzullarında da büyük nispette geri çekilmeler saptanmıştır. 1950'den bu yana, Kuzey Yarımküre�nin ilkbahar ve yaz dönemlerinde, buzulların denizlerde yayılış alanlarında yaklaşık % 10-15'lik bir azalma meydana gelmiştir (IPCC, 2001-a).
İklim değişmelerine bağlı olarak, 20. yy boyunca global deniz seviyesinde ortalama olarak 0,1-0,2 metre bir yükselme meydana gelmiştir. Bu yükselmeye, buzulların erimesi sebep olmaktadır. Bu durumun sera gazlarının konsantrasyonu aynı kalsa bile önümüzdeki birkaç yüzyıl daha süreceği tahmin edilmektedir.
Dünya genelinde yağışın dağılış ve miktarındaki değişmesine bakıldığında; 20. yüzyılda, Kuzey Yarımküre�de orta ve yüksek enlemlerin pek çok bölgesinde, her on yılda bir yağışın % 0,5-1 oranında arttığı, buna karşılık subtropikal bölgelerde (10º N -30º N) % 0,3 azaldığı görülmektedir. Bu durum yeryüzüne her sene aynı miktar yağış düştüğünü beyan eden Efendimiz�in (sas) bir başka mucizesini de teyit etmektedir. Şayet okyanuslar yeryüzünün yaklaşık % 75'ini kaplamasaydı, bu harika mekanizma işlemeyecek, yeterli buharlaşma olmadığından, canlılar ihtiyacı olan suyu bulamayacaklardı.
İklim değişikliği atmosfer gazlarının tek başına veya karşılıklı tesirleri sonucunda meydana gelmektedir. Bunlardan birinde meydana gelen bir değişiklik bir zaman sonra diğerine sıçramakta ve bu tesir, bir süre sonra ekosistemin diğer parçalarına yayılmaktadır. İnsanoğlu bu zincirin biraz ileri halkaları ile daha yakın münasebette bulunduğu için, başlangıçta, bu iklim değişimini fark edememiştir. Ancak özellikle son 50 yılda, iklimin diğer yıllara göre anormal olarak değiştiğini gösteren pek çok gösterge meydana gelmiştir. Küresel boyutta ortalama hava sıcaklığında artışlar, kutuplar ve kara içlerinde yüksek alanlardaki daimi buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, taşkın, kuraklık ve yağışların sıklık ve şiddetlerinde artışların görülmesi, bu göstergelerin en önemlileridir. Ancak değişiklikler bunlar ile sınırlı kalmamış, kısa zaman sonra bunların dolaylı tesirleri de, başta flora, fauna, insan ve aktiviteleri olmak üzere bütün ekosisteme yayılmıştır.
Yeryüzü genelinde ortalama hava sıcaklığı 1861 yılından bu yana yükselmektedir. Bu yükselme, yıldan yıla bazı değişiklikler göstermekle birlikte, yirminci yüzyılda 0,6 ºC (±0,2 ºC) olarak belirlenmiştir. Sıcaklığa bağlı olarak, Asya ve Afrika kıtası başta olmak üzere bazı bölgelerde kuraklığın şiddet ve sıklığının artmış olduğu gözlenmiştir (IPCC, 2001-a).
Uydu verilerine göre, 1960 yılından bu yana kar örtüsünün dağılım alanlarında % 10'luk bir azalma meydana geldiği görülmektedir. Yirminci yüzyıl boyunca, kutup bölgelerinin yanı sıra kara içlerindeki dağ buzullarında da büyük nispette geri çekilmeler saptanmıştır. 1950'den bu yana, Kuzey Yarımküre�nin ilkbahar ve yaz dönemlerinde, buzulların denizlerde yayılış alanlarında yaklaşık % 10-15'lik bir azalma meydana gelmiştir (IPCC, 2001-a).
İklim değişmelerine bağlı olarak, 20. yy boyunca global deniz seviyesinde ortalama olarak 0,1-0,2 metre bir yükselme meydana gelmiştir. Bu yükselmeye, buzulların erimesi sebep olmaktadır. Bu durumun sera gazlarının konsantrasyonu aynı kalsa bile önümüzdeki birkaç yüzyıl daha süreceği tahmin edilmektedir.
Dünya genelinde yağışın dağılış ve miktarındaki değişmesine bakıldığında; 20. yüzyılda, Kuzey Yarımküre�de orta ve yüksek enlemlerin pek çok bölgesinde, her on yılda bir yağışın % 0,5-1 oranında arttığı, buna karşılık subtropikal bölgelerde (10º N -30º N) % 0,3 azaldığı görülmektedir. Bu durum yeryüzüne her sene aynı miktar yağış düştüğünü beyan eden Efendimiz�in (sas) bir başka mucizesini de teyit etmektedir. Şayet okyanuslar yeryüzünün yaklaşık % 75'ini kaplamasaydı, bu harika mekanizma işlemeyecek, yeterli buharlaşma olmadığından, canlılar ihtiyacı olan suyu bulamayacaklardı.


