HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Jeopolitika
Jeopolitika, ülkelerin mevcut bulunduğu coğrafi konumlarından dolayı elde ettikleri, siyasi, ekonomi vb. güçlerinin genel adıdır.
Jeopolitik açısından bir görüş MAHAN tarafından ortaya atılmıştır. Mahanın ana düşüncesi, Ratzel tarafından benimsenen karaya yani Avrasyadaki kalp ülkesine sahip olan güçlerin, deniz hâkimiyetini de ele alabileceği noktasındaydı. Bunun yanında karşı bir güç olarak da Anglo-Amerika (Kanada ve ABD)yı elinde tutan gücün de dünya hâkimiyetinde söz sahibi olabileceği yönündeydi. Nitekim Mahan, Asyada Rusyanın genişlemesinin deniz kuvveti ve üstünlüğü ile engellenebileceğini ve bu sayede Rusya nın abluka altına alınabileceğini savunmuş, Rusyanın açık denizlere ulaşabilmesinin ancak Çin üzerinden olabileceğini bir bakıma tavsiye etmiştir.
Mahan, bir devletin denizcilikteki gelişmesinin önemine dikkat çekerek, bir ülkenin millî gücünü ortaya koyan en önemli coğrafî etkenin, o ülkenin arazisinin genişliğine değil, ülkenin kıyı çizgisinin uzunluğuna ve limanlarının ekonomik aktivitesine dayandığını vurgulamıştır. Bilhassa denizaşırı gelişmelerde bir ülkenin sahip olduğu deniz sınırlarına çok önem vermiştir. Bu görüşe göre Hawaii adalarına sahip olan ülkenin Karaip Denizini de kontrol edebileceği üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda özellikle Hawaii adalarının ABDyi Asyadan gelecek istilâ hareketlerini durdurabilecek bir konumda olduğu belirtilmiştir.
Dünya kara hâkimiyetine dayanan diğer bir görüş de Alexander P. de SEVERSKY tarafından geliştirilmiştir. Onun çizdiği dünya haritası, kuzey kutbunu merkez alan azimutal bir projeksiyondur. Severskyın düşüncesine göre, Güney Amerika, Kuzey Amerikanın hava hâkimiyeti sahası içerisindedir. Sovyetler Birliğinin hava hâkimiyet sahası ise Güney ve Güneydoğu Asya ile Büyük Sahranın kuzeyindeki Afrikadır. Kuzey Amerika ile Sovyetler Birliğinin hava hâkimiyeti bölgelerinin birbirlerine çakıştığı bölgeler, Anglo-Amerika ile Avrasyada Heartland (Kalp ülkesi) sahası, Avrupanın kıyı bölgeleri, Kuzey Afrika ve Orta Doğudur. Burada hava hâkimiyetini elinde tutan kuvvetin, dünyanın kontrolünü kazanabileceği ifade edilmektedir.
Seversky, kara ve deniz kuvvetlerini, hava kuvvetlerinin emri altına koymakta, bölgesel ve geçici hava üstünlüğünün önemli olmadığını, hava hâkimiyeti ve desteğini kaybeden ülkelerin, hava üstünlüğünü elinde tutan gücün merhametine sığınacağını belirtmektedir. Bu bakımdan ABD, Rusya ve Birleşik Krallıkm tek başlarına büyük hava kuvveti potansiyeline sahip oldukları da ifade edilmektedir.
Siyasi coğrafyada diğer bir başka görüş de N. SYPKMANa aittir. O, deniz hâkimiyetinin üstünlüğünü kabul etmekle beraber, deniz ve kara hâkimiyetini birlikte dikkate alınmanın gerekliliğini belirtmiştir. Mackinderin belirttiği kenar hilâfin büyük nüfus barındırması, zengin kaynaklar ile iç denizlere sahip olmasından dolayı dünya hâkimiyeti üzerinde etkili olacağını savunmuştur.
Jeopolitik açısından bir görüş MAHAN tarafından ortaya atılmıştır. Mahanın ana düşüncesi, Ratzel tarafından benimsenen karaya yani Avrasyadaki kalp ülkesine sahip olan güçlerin, deniz hâkimiyetini de ele alabileceği noktasındaydı. Bunun yanında karşı bir güç olarak da Anglo-Amerika (Kanada ve ABD)yı elinde tutan gücün de dünya hâkimiyetinde söz sahibi olabileceği yönündeydi. Nitekim Mahan, Asyada Rusyanın genişlemesinin deniz kuvveti ve üstünlüğü ile engellenebileceğini ve bu sayede Rusya nın abluka altına alınabileceğini savunmuş, Rusyanın açık denizlere ulaşabilmesinin ancak Çin üzerinden olabileceğini bir bakıma tavsiye etmiştir.
Mahan, bir devletin denizcilikteki gelişmesinin önemine dikkat çekerek, bir ülkenin millî gücünü ortaya koyan en önemli coğrafî etkenin, o ülkenin arazisinin genişliğine değil, ülkenin kıyı çizgisinin uzunluğuna ve limanlarının ekonomik aktivitesine dayandığını vurgulamıştır. Bilhassa denizaşırı gelişmelerde bir ülkenin sahip olduğu deniz sınırlarına çok önem vermiştir. Bu görüşe göre Hawaii adalarına sahip olan ülkenin Karaip Denizini de kontrol edebileceği üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda özellikle Hawaii adalarının ABDyi Asyadan gelecek istilâ hareketlerini durdurabilecek bir konumda olduğu belirtilmiştir.
Dünya kara hâkimiyetine dayanan diğer bir görüş de Alexander P. de SEVERSKY tarafından geliştirilmiştir. Onun çizdiği dünya haritası, kuzey kutbunu merkez alan azimutal bir projeksiyondur. Severskyın düşüncesine göre, Güney Amerika, Kuzey Amerikanın hava hâkimiyeti sahası içerisindedir. Sovyetler Birliğinin hava hâkimiyet sahası ise Güney ve Güneydoğu Asya ile Büyük Sahranın kuzeyindeki Afrikadır. Kuzey Amerika ile Sovyetler Birliğinin hava hâkimiyeti bölgelerinin birbirlerine çakıştığı bölgeler, Anglo-Amerika ile Avrasyada Heartland (Kalp ülkesi) sahası, Avrupanın kıyı bölgeleri, Kuzey Afrika ve Orta Doğudur. Burada hava hâkimiyetini elinde tutan kuvvetin, dünyanın kontrolünü kazanabileceği ifade edilmektedir.
Seversky, kara ve deniz kuvvetlerini, hava kuvvetlerinin emri altına koymakta, bölgesel ve geçici hava üstünlüğünün önemli olmadığını, hava hâkimiyeti ve desteğini kaybeden ülkelerin, hava üstünlüğünü elinde tutan gücün merhametine sığınacağını belirtmektedir. Bu bakımdan ABD, Rusya ve Birleşik Krallıkm tek başlarına büyük hava kuvveti potansiyeline sahip oldukları da ifade edilmektedir.
Siyasi coğrafyada diğer bir başka görüş de N. SYPKMANa aittir. O, deniz hâkimiyetinin üstünlüğünü kabul etmekle beraber, deniz ve kara hâkimiyetini birlikte dikkate alınmanın gerekliliğini belirtmiştir. Mackinderin belirttiği kenar hilâfin büyük nüfus barındırması, zengin kaynaklar ile iç denizlere sahip olmasından dolayı dünya hâkimiyeti üzerinde etkili olacağını savunmuştur.
