Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
İkinci Çatalca Muharebesi
İkinci Çatalca Muharebesi 3 Şubat 1913'ten başlayıp Londra Antlaşmasıânın imzalanmasına kadar süren döneme kadar Bulgarlar ile Osmanlı İmparatorluğu arasında İstanbul için yapılan bir dizi çatışmalar silsilesinin genel adıdır.
Türk kaynakları ve çeşitli yabancı kaynaklarda Birinci Çatalca Savaşı sonrası Çatalca'da yapılan muharebeler İkinci Çatalca Muharebesi adı altında toplansa da Bulgar kaynakları İkinci Çatalca Muharebesi'nin içindeki muharebeleri de ayrı bir muharebe olarak isimlendirerek 2. 3. ve 4. Çatalca muharebeleri olarak adlandırmaktadır.
Birinci Çatalca Muharebesi dışında 1912 yılı boyunca Osmanlı İmparatorluğu, 1. Balkan Savaşında Bulgar, Yunan, Sırp ve Karadağ ordularına karşı bir seri ağır yenilgiler aldı. Doğu Trakya'da Bulgarlar Edirne'yi kuşatma altına almışlar, Edirne, Çatalca ve İstanbul haricinde her yeri ele geçirmişlerdi. Yunanlar Yanya'yı kuşatma altına almışlar yine Bulgar ve Sırp orduları Makedonya'da; Bulgar ve Yunan orduları ise Batı Trakya'daki pek çok yeri ele geçirmişlerdir. Yine Karadeniz'de Bulgarlarla yapılan Varna Deniz Muharebesini ve Yunanlarla yapılan İmroz Muharebesini kaybeden Osmanlı donanması Marmara Denizinin dışına bile çıkamaz hâle gelmiş ve Yunanlar hiç zorlanmadan Serfice, Selanik, Bozcaada, Limni, Sakız ve Midilli adalarını ele geçirmişlerdir. Yunanlar Çanakkale'ye de asker çıkarmaya çalışmaktadır.
Oluşan bu durum üzerine Balkanlara takviye bile gönderemeyecek hâle gelen Osmanlı İmparatorluğu ateşkes talep eder. Bunun üzerine 25 Kasım-3 Aralık 1912 tarihlerinde Çatalca'da taraflar ateşkes masasına otururlar ancak Osmanlı yönetimi kuşatma altındaki Yanyayı vermemekte diretince Yunan delegeleri masadan çekilir. Çatalca Ordusu komutan vekili Nazım Paşa ile Sırplar ve Karadağlıları da temsil eden Bulgar delegeleri arasında varılan ateşkes antlaşmasına göre, Türk hükümeti Bulgar kuşatması altındaki Edirne'ye yardım gönderemeyecek, barış görüşmelerine 20 gün içinde Londra'da başlanacak, dört günde anlaşma sağlanamazsa savaş yeniden başlayacak ve Türkler, Karadeniz kuşatmasını kaldıracaktı. Bu sırada bir de Osmanlı ordularının çöküşü ile korumasız duruma düşen Sırplar, Karadağlılar ve Yunan ordularınca işgal tehdidi altında kalan bugünkü Arnavutluk bölgesi beyleri ve buradaki halk ile liderlerinden İsmail Kemal Vlora bu durumdan kurtulmak için Arnavutluk bölgesinin Osmanlı'ya karşı bağımsızlığını ilan eder.
13 Aralıkta başlayan Londra Konferansı'nda Balkan devletlerinin Edirne, Doğu Trakya, Balkanlar'ın tümü ve Ege adalarını istemekte ayak diremeleri, bir sonuç alınmasını engelledi. Babıâli'ye bir nota veren büyük devletler (17 Ocak 1913), Berlin Antlaşmasının 23. maddesine göre bu işe karışmaya yetkilerinin olduğunu iddia edip Edirne'nin Bulgaristan'a verilmesini, adalar yönetiminin halkoyuna başvurulmak üzere kendilerine bırakılmasını ve Midye-Enez hattının sınır sayılmasını istediler. Zor durumdaki Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Kâmil Paşa hükümeti bu istekleri kabul etmeyi düşünürken,oluşan bu durum Osmanlı İmparatorluğu içindeki askerler ve o sırada muhalefette bulunan İttihat ve Terakki Partisi içinde infiale sebep olur. İttihatçılar iktidarı tekrar ele geçirmek için harekete geçtiler. Balkan Savaşı'ndaki yenilgileri ve Edirne'nin Bulgaristan'ın eline çaresizce terk edilmesinin düşünülmesini fırsat bilerek hükümete karşı darbe planladılar. Kabine toplantı hâlindeyken İttihatçı askerlerden Enver Paşa ve yanındakiler Babıali'ye girdiler ve darbe yapıp hükümeti devirdiler ve yeni bir hükümet kurup bu istekleri tanımadıklarını bildirdiler. Osmanlı İmparatorluğu Bolayır ve Şarköy'den Bulgar ordusunun arka hatlarına saldırıya geçtiler. Bunun üzerine 3 Şubat 1912'de geçici ateşkes ile duralayan Çatalca'daki savaş tekrar başladı. Bulgar ordusu da Birinci Çatalca Muharebesi akabinde İstanbul'u almak için ikinci kere yüklenmeye başladı.
İkinci Çatalca Muharebesi (muharebeler silsilesi) taktiksel yönden Osmanlı başarısı gibi gözükse de stratejik yönden Bulgar başarısıdır..Zira Osmanlı ordusu Bulgar ilerlemesini Çatalca önlerinde durdurup İstanbul'u kurtarsa da İstanbul üzerindeki Bulgar tehlikesini Londra Antlaşmasına kadar def edememiştir. Dahası bu hattan Edirne'ye yardım için yapılan karşı saldırılar ve özellikle 16-19 Mart saldırıları Bulgar ordusunda geri püskürtülerek Edirne üzerindeki Bulgar baskısı azaltılamamış, Doğu Trakyadaki Bulgar üstünlüğü engellenememiş ve sonuçta Edirne düşmüş ve Bulgar ordusu İstanbul hariç bütün Doğu Trakyaya hâkim konuma gelmiştir. Diğer taraftan Edirne'nin alınması neticesi serbest kalan Çatalca üzerine gönderilebilme ihtimali kuvvetle muhtemel olan Bulgar 2. ordusu ile İstanbul'un savunulması iyice zora düşeceğinden Osmanlı yönetimi ağır toprak ve nüfus kaybına neden olan ve kendilerini neredeyse bütün Avrupa'dan çıkaran Londra Antlaşmasını kabul etmek zorunda kalmışlardır.