Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Sünbül Efendi (d. M.1452 / H.856) - ö. M.1529 / H.936), İstanbulun büyük velîlerinden. Sünbüliyye Sufi tarikatının kurucusudur (ayrıca Sunbuli olarak da söylenir). Sunbuliyye Halveti kelimesi kökünden türemiş bir tarikattır (ayrıca Halveti ve Halvetiye diye söylenir). İsmi Yusuf bin Alidir. Dedesine Kaya Bey derlerdi. Lakabı Sinânüddîn ve Zeynüddîndir. Sünbül Sinân diye şöhret buldu. Zamanının büyüklerinden oldu. Alternatif hecelemeleri veya bu ismin uyarlamaları ise şöyledir: Sümbül Efendi, Sünbül Efendi, Şeyh Sümbül, Sümbül Sinan, Sünbül Sinan. Sünbül, bir çiçek olan sünbülü ifade eder.
Merzifonda 1452 (H.856) yılında doğan Sünbül Sinân, büluğ çağına kadar Ispartanın Borlu kasabasında eğitim görü. Oradan İstanbula geldi. Fatih Sultan Mehmed ve Sultan II. Bayezid devrinin meşhur alim ve velilerinden olan Efdalzâde Hamîdüddîn Efendiden ders aldı. Sünbül Sinân, Mısırda insanlara üç yıl kadar dinin emir ve yasaklarını öğretti. Başta hükümdar olmak üzere, bütün Mısırlılar onu çok sevdiler.
İstanbullular, Sünbül Sinânı büyük bir kalabalık halinde karşıladılar. Kocamustafapaşadaki dergâhta bulunan talebeler de, yeni hocaları Sünbül Sinân hazretlerine büyük bir hürmetle bağlandılar. Bu şekilde binlerce talebe yetiştirdi. Talebelerinin içinde Merkez Efendiyi çok severdi. Onu, teveccühleri ile yetiştirip, olgunlaştırdı. Ona kızını vererek, kendisine damat etti. Padişahlar dahi Sünbül Sinân hazretlerinin huzuruna gelir, onun feyz ve bereketlerinden istifade etmeye çalışırlardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük şeyhülislamlarından Ahmed ibni Kemâlpaşa, Sünbül Sinâna büyük bir hürmet gösterir, geldiği zaman, kendisini en üst tarafa oturturdu.
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han, yanına varıp selam verdi. Selim Han daha bir şey sormadan; Ey muzaffer Sultan! İnşaallahü teala, cenab-ı Hak Mısırın fethini sana müyesser edecektir. Allahü teâlânın bütün sevdikleri seninle berâberdir. Allahü teâlâ muînin, yardımcın olsun. Mısırın fethinden sonra İstanbula döndüğünde, oradaki Sünbül Sinân'dan gâfil olma sakın! dedi. Sünbül Sinân hazretleri, 1529 (H.936) senesinde vefât etti. Vefât ettiğinde seksen yaşındaydı. Kabrini, Kocamustafapaşadakidergâhının ortasına kazdılar. Cenâzesini Fâtih Câmiine getirdiler. Âlimler, velîler, devlet erkânı ve binlerce İstanbullu, cenâze namazını Şeyhulislâm Ahmed ibni Kemâl Paşa'nın imâmetinde kıldılar. Sonra tekrar cenâzesini dergâhına getirdiler. Şimdi de mevcud olan türbesine defnettiler.
Sünbül Sinân hazretlerinin, Sünbülî tarîkatının usûl ve erkânı hakkında yazdığı Risâlet-ül-Etvâr adlı eserinden başka, Risâle-i Tahkîkiyye adlı bir eseri daha vardır.
Merzifonda 1452 (H.856) yılında doğan Sünbül Sinân, büluğ çağına kadar Ispartanın Borlu kasabasında eğitim görü. Oradan İstanbula geldi. Fatih Sultan Mehmed ve Sultan II. Bayezid devrinin meşhur alim ve velilerinden olan Efdalzâde Hamîdüddîn Efendiden ders aldı. Sünbül Sinân, Mısırda insanlara üç yıl kadar dinin emir ve yasaklarını öğretti. Başta hükümdar olmak üzere, bütün Mısırlılar onu çok sevdiler.
İstanbullular, Sünbül Sinânı büyük bir kalabalık halinde karşıladılar. Kocamustafapaşadaki dergâhta bulunan talebeler de, yeni hocaları Sünbül Sinân hazretlerine büyük bir hürmetle bağlandılar. Bu şekilde binlerce talebe yetiştirdi. Talebelerinin içinde Merkez Efendiyi çok severdi. Onu, teveccühleri ile yetiştirip, olgunlaştırdı. Ona kızını vererek, kendisine damat etti. Padişahlar dahi Sünbül Sinân hazretlerinin huzuruna gelir, onun feyz ve bereketlerinden istifade etmeye çalışırlardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük şeyhülislamlarından Ahmed ibni Kemâlpaşa, Sünbül Sinâna büyük bir hürmet gösterir, geldiği zaman, kendisini en üst tarafa oturturdu.
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han, yanına varıp selam verdi. Selim Han daha bir şey sormadan; Ey muzaffer Sultan! İnşaallahü teala, cenab-ı Hak Mısırın fethini sana müyesser edecektir. Allahü teâlânın bütün sevdikleri seninle berâberdir. Allahü teâlâ muînin, yardımcın olsun. Mısırın fethinden sonra İstanbula döndüğünde, oradaki Sünbül Sinân'dan gâfil olma sakın! dedi. Sünbül Sinân hazretleri, 1529 (H.936) senesinde vefât etti. Vefât ettiğinde seksen yaşındaydı. Kabrini, Kocamustafapaşadakidergâhının ortasına kazdılar. Cenâzesini Fâtih Câmiine getirdiler. Âlimler, velîler, devlet erkânı ve binlerce İstanbullu, cenâze namazını Şeyhulislâm Ahmed ibni Kemâl Paşa'nın imâmetinde kıldılar. Sonra tekrar cenâzesini dergâhına getirdiler. Şimdi de mevcud olan türbesine defnettiler.
Sünbül Sinân hazretlerinin, Sünbülî tarîkatının usûl ve erkânı hakkında yazdığı Risâlet-ül-Etvâr adlı eserinden başka, Risâle-i Tahkîkiyye adlı bir eseri daha vardır.
