Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Kore Savaşı ve Türkiye
Kore Savaşı 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasında yapılan savaştır. Soğuk Savaşâın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve Müttefiklerinin, daha sonra da Çin Halk Cumhuriyetiânin müdahelesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda Koreânin bölünmüşlüğü korunmuş ve bugüne kadar gelen birçok sorunun ana kaynağı olmuştur. Savaş, 2007âde Güney Kore ve Kuzey Kore arasında imzalanan barış antlaşmasına değin kâğıt üzerinde devam etmiştir.
Aslında bu yaşanacakların kıvılcımı daha önce atılmıştı. Japonlar ve Ruslar 38. paraleli daha 1896â²da kullanmak ve bu hat boyunca tarafsız bir bölge kurmak istemişlerdi. İşte bu suretle Kore, birdenbire iki Kore olmuştu. 2. Dünya Savaşı bitiminde, Kore, Japon işgalinden kurtulan Kore nihayet rahat bir nefes almıştı. Ülkenin ortasından geçen 38. Paralelin kuzeyini kontrol eden Sovyetler Birliği ve güneyini kontrol eden ABD, varılan anlaşma gereği askeri güçlerini çekince, kaos ortamı doğdu. İki büyük güç tarafından desteklenen iki ayrı hükümet kuruldu. Olayın aslı çift kutuplu dünyada tarafların stratejik çıkarlarıydı.
İkinci Dünya Savaşıânda Sovyetler Birliğiânin Japonyaâya savaş ilanı üzerine Amerika Savunma Bakanlığının â38 nci paralelin kuzeyindeki Japon kuvvetlerinin Sovyetlere, güneyindekilerin de Amerikan Komutanlığına teslim olmalarıâ önerisi üzerine Sovyet kuvvetleri 12 Ağustos 1945âte Kuzey Koreâyi, Amerika kuvvetleri de 8 Eylül 1945âte Güney Koreâyi işgal etti. 38 nci paralelin ara hattı olarak ilan edilmesi üzerine Kore artık güney ve kuzey olmak üzere ikiye bölündü. 1945â²de Koreânin, Japonlardan kurtarılırken ikiye bölünmesi bu ülkeyi komünist ve antikomünist dünya arasında en çetin bir çatışma alanı haline sokmuştu.
Güneyde bir Demokratik Kore ( 15 Ağustos 1948 ) , kuzeyde de Komünist Kore Halk Cumhuriyeti ( 12 Eylül 1948 )âin kurulmasından sonra, 25 Haziran 1950â²de kuzeyin taarruzu ile iç harp başlamış oldu. Bu hâl, bir taraftan B.M.âin diğer taraftan Çin ordularının savaş alanına girmesine yol açmıştı. Güney ve Kuzey Koreâyi birleştirmeye çalışan B.M komisyonu bunu başaramamıştır. Kore anlaşmazlığının sürüp gitmesinde Batılı devletlerle ve özellikle Amerika ile Sovyetler Birliği arasında, dünya sorunları hakkında bir anlaşmaya varılamamasının büyük payı vardır.
Kore anlaşmazlığı, 25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Koreânin, Güney Kore askerlerinin 38 nci paralel boyundaki sınırı geçtiklerini ileri sürerek, sınırı teşkil eden 38 nci paralel boyunca saldırıya geçmeleriyle sıcak savaşa dönüştü. Bu durum karşısında Amerikaânın isteğiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 25 Haziran 1950âde toplantıya çağrıldı. Güvenlik Konseyi, Kuzey Koreânin Güney Koreâye saldırmakla barışı bozmuş olduğuna karar verdi.
Türk askeri bu defa Kumyangjang-niâde kahramanlık yazacaktı. Türk askerinin ALLAH ALLAH nidaları bu defa burada duyulacaktı. 26 Ocakâta karşıdaki ordunun Kunuriâdeki düşman olduğu anlaşıldığında, Türk askerini arkadaşlarının intikamını alma hırsı saracak ve bu hırsla düşmanın üzerine atılacaktı. Mermisi bittiğinde süngüsüyle Koreâde Türk tarihine bir kahramanlık destanını daha hediye edecekti. Zafer yine Türk askerinindi. Türk ordusunu bütün B.M ordusu komutanları kutluyor ve madalyalarla göğüslerini kabartıyorlardı.General Mac Arthur âSizleri görmekten memnunum. Japonyaâda siz Türklere herkes kahraman diyor.Kunuriâde 8.Orduyu kurtaran, KUMYANGJ-Nİ de düşmanı mağlup ve perişan eden Türkler, kahramanlar kahramanıdır; Türk Tugayı için yok yoktur.âdiyordu.Türk askeri Koreâde sadece savaşmıyordu Koreli muhtaç ve yetimlere de elinden gelen yardımı yapıyordu. İşte o günleri Yüzbaşı Nazım Özoğul şöyle anlatıyor; âTakriben 20 yaşında bir Koreli kadının üstü başı parça parça olmuş. Edep yeri kan içinde. Yırtılan elbisesinden memeleri dışarıya sarkmış. Yüzü gözü çizikler içinde bu çiziklerden akan kan boynundan göğsüne sızmış. Sol kolu ve bacağı kan içinde. Saçları darmadağınık. Gözleri yuvalarından fırlamış. Odanın içindeki eşyalar darmadağınık. Hemen kapının yanında soluna yıkılmış, yanında takriben iki yaşında bir çocuk ölü annesinin üzerine kapanmış, memelerini emiyorâ diyor. Türk askeri işte bu şekilde bulduğu yetimleri Seulâde kurduğu Ankara okulu ve yetimhanesinde muhafaza ediyor ve onlarla ilgileniyordu.Düşman yenilgiye doymuyor bu defada Wegasâta Türk askerinin karşısına çıkıyordu. Artık düşman son kozunu oynamaya başlamıştır ama karşısında yenilmez bir ordu vardır. O muharebede bulunan Astsubay Osman Eken şöyle anlatıyor ; âMayıs ayında gece zifiri karanlık, yağmur çiseliyor, zaman zaman atılan aydınlatma mermileriyle ortalık gündüz gibi oluyor; düşen mermilerin meydana getirdiği toz ve duman bulutu içinde içi yaralı, inleyen insanlarla şehit ve ölülerle dolan irtibat hendeklerinde meydan savaşının izlenimini veren mahşeri bir tablo, bir karış boş yer bulunmayan bir tepede düşmanın görebildiğimiz yerde, yine cesetlerin üzerlerine mevziler yaparak cesetlere basa basa yürüyorduk. Makinalı tüfeklerimizin önü cesetlerle dolu önümüzü göremiyoruz, tepeyi yine de savunmaya çalışıyoruzâ¦â 28 Mayıs 1953âde başlayan muharebe tam 26 saat göğüs göğüse aralıksız sürer ve Wegas 16 defa el değiştir.26 saatte Türk askeri 147 şehit verirken, düşman 4000 zayiat vermiştir.Bu muharebenin sonunda başaramayacağını anlayan düşman ordusu 27 Temmuz 1953âde Panmunjonâda ateşkes anlaşmasını imzalar. Kore Savaşıânda Türk Ordusuânun kaybı 724 şehit olarak açıklanmıştır.Türkiyenin NATOâya katılması:Türkiyeânin Kore savaşına katılma sebeplerinden ilki NATO şemsiyesi altına girmketi. İlgi çekici bir nokta da, Türkiyeânin NATOâya katılmasına Birleşik Amerikaânın itirazı olmadığı halde, NATOânun küçük üyeleri ile İngiltere, bu işe en fazla itiraz edenlerin başında geldi. Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika gibi küçük devletler, Sovyet tehdidine en fazla ve en ağır şekilde maruz bulunan Türkiyeânin NATOâya katılması halinde, Sovyetlerin buna sert bir tepki göstererek, hemen bir savaş yoluna gitmesinden korktular. Bu devletler, NATOâyu bir güvenlik supabı olarak görmekteydiler. Yoksa Sovyet Rusyaâya karşı hemen savaşa girebilecek bir ittifak sistemi olarak almak istemediler. Bu devletlerin bu itirazı, Türkiyeânin NATOâya katılmasında geciktirici bir faktör olmuştur.25 Haziran 1950âde, Birleşmiş Millet Konseyi, ABDânin talebi üzerine Koreâye müdahale kararı aldığında, Güney Koreâye asker göndermeyi ilk teklif eden ülke Türkiye olmuştu. Demokrat Parti hükümetinin BM Genel Sekreterine yazdığı niyet mektubu meclis tarafından oybirliği ile onaylandıktan sonra Koreâye gönüllü bir milis gücü toplamak üzere bir dernek kuruldu. İddialara göre derneğe ilk günde 3 bin kişi başvurmuştu. Bu gerçekten şaşırtıcıydı, çünkü ABDâde bile bu kadar gönüllü yoktu
Birleşmiş Milletlerin saldırıyı durdurmak ve anlaşmazlığı barış yoluyla çözmek amacıyla yaptığı girişimleri hiçe sayan Kuzey Kore, taarruzu başlatarak Seulâü ele geçirdi. Bunun üzerine 27 Haziran 1950âde Birleşmiş Milletler, üyelerini Güney Kore Cumhuriyetiâne yapılan saldırıyı karşılama ve bu bölgedeki milletlerarası barış ve güvenliği geri getirecek yardımlarda bulunmaya çağırdı. Aralarında Türkiyeânin de bulunduğu on altı devlet Birleşmiş Milletlerin çağrısına cevap verdi ve bu devletlerin gönderdiği yardımlardan Birleşmiş Milletler Kuvvetleri teşkil edildi. Koreâdeki Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Başkomutanlığına 24 Temmuz 1950âde Amerikalı General Douglas Mc Arthur atandı.25 Temmuz 1950 akşamı Türkiyeânin Koreâye 4500 kişilik bir birlik göndereceği kararı büyük bir gururla kamuoyuna açıklandığında, muhalefetteki CHP ve MP (Millet Partisi), kararı sadece âMeclisin onayı ile alınmadığıâ için eleştirdiler yoksa izlenen genel politikaya karşı değillerdi. DP ise kendini, âilan edilen savaş değil ki, sadece BM kurallarını ihlal eden bir güce ceza verilecekâ diye savundu. O halde sorun yoktu. Nitekim CHPâye yakınlığı ile tanınan Cumhuriyet gazetesi âMilli Birliği Bozmamaya Dikkatâ başlıklı yazı ile desteğini sunarken, dönemin en büyük öğrenci örgütü Türkiye Milli Talebe Federasyonu Başkanı Can Kıraç, karardan dolayı hükümete şükranlarını sunmuş ve Türk gençliğinin kendisine verilecek her türlü vazifeyi başarmaya hazır olduğunu eklemişti.Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki âKomünistliğe karşıâ Kore harekatına katılmanın âcihadâ olduğundan bahisle bu savaşta hayatını kaybedenlerin âşehitâ olacakları fetvasını vermişti. Savaşa sadece Behice Boran ve Adnan Cemgilâin yöneticiliğini yaptığı Türk Barışsever Cemiyeti karşı çıktı. Ama Cemiyetin yayınladığı bildiri toplatıldığı gibicemiyet üyeleri âMilli çıkarlara zararlı ve milli direnişi sarsıcıâ yayın yapmak suçuyla tutuklandılar ve 15 ila 10 arasında değişen cezalara çarptırıldılar. Savaş karşıtı bir avuç idealistin sesi kısıldıktan sonra sıra kararı uygulamaya gelmiştiâ¦Savaşın başlarında Kuzey Kore askerleri Güney Kore askerlerini kısa zaman içinde bozguna uğrattı. ABD savaşa katılınca da büyük ateş gücü, modern silahlar ve güçlü hava bombardımanları karşısında Kuzey Kore gerilemeye başladı. Amerikalıların bu ilerleyişi sürerken, sayıları 300 bini aşan Çin kuvvetleri Mançuryaâdan sınırı geçerek Koreâye girdi ve büyük bir karşı saldırı için hazırlıklarını tamamladı.Çin Halk Gönüllü Ordusu BM birliklerini 38. paralelin güneyine püskürterek Güneyi işgale başladı. Ancak, Birleşmiş Milletler ordularının karşı saldırısı sonucunda cephe 38. paralel boyunca sabitlendi. Bu arada Mareşal Douglas MacArthurâun, Başkan Trumanâın aksi yöndeki emirlerine riayet etmeyerek ordularını tekrar Çin sınırına kadar ilerletmek istemesi üzerine Truman tarafından derhal reâsen emekliye sevkedildi. Savaşın durağan bir nitelik alması ve iki tarafın da herhangi bir kazanç elde edememesi, tarafları barış görüşmeleri yapmaya itti. 1951 Nisanâında başlayan görüşmeler sonucunda ancak 1953 Temmuzuânda ateşkes antlaşması imzalandı.Savaşın Sonucu
Kore Savaşı sonucunda Kuzey Kore, Çin ile batı bloğu arasında tampon bölge haline geldi. Savaştan yine en çok Koreliler zararlı çıktı. Kore yakılıp yıkıldı;yaklaşık olarak 3 milyon insan öldü. Bunlardan yaklaşık 36.000âi Amerikan askerinden, 600.000âi Koreli askerlerden ve 500.000âi Çinâli askerlerden oluşmaktadır.Bu savaş Amerika Birleşik Devletleriâne atom silahları gücüne güvenmemeyi öğretti. Amerikaânın atom üstünlüğüne karşın Çinâin ve Sovyetlerâin Kuzey Koreâyi desteklemesi, Batı Bloğunu konvansiyonel savaş gücünü arttırmaya itti.Kore Savaşnda Türkiye
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere 5090 kişilik 1. Türk tugayı, 17 Eylül 1950âde İskenderun limanından hareket ederek 12 Ekim 1950âde öncü takım Pusan limanına ulaştı ve 17 Ekimâde ana birliği de Pusanâdan karaya çıktı. Aynı gün Pusanâdan hareket ederek 20 Ekimâde Taegâa varıp, süratle kuzeye doğru ilerleyen Birleşmiş Milletler ordularına iştirak etti. 10 Kasımâda Taegâdan hareket ederek 21 Kasımâda Kunuriâye vararak Amerikan 9. Kolordusuânun sağ kanadında konuşlandırıldı.24 Kasım 1950 sabahı kuzeye Çin sınırına doğru ilerleme emrini alan tugay Kunuriâden hareket ederek Kaechon, Sinnimni, Wawon boyunca Tokchonâa doğru yola çıktı. Ancak Çin Halk Gönüllü birlikleri cephenin arkasına sızmaya başladı. Durumu farkeden Amerika ve Güney Kore birlikleri ricat etmeye başladılar. Ancak Türk tugayına ricat emri geç ulaştı. 1. Taburun etrafı kuşatılıp süngülü çatışmaya girmek zorunda kaldı. Ricat harekâtını sağlamak için sonuna kadar direnen 3. Tabur 9. Bölük imha edildi. Geri kalan Türk birlikleri ise Chongchon nehri boyunca geri çekildi.17 Ekim 1950 günü Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında resmi rakamlara göre 5.090 kişilik bir tugayla dahil olduğumuz Kore Savaşıânda üç yıl boyunca 24.882 askerimiz görev yaptı. Savaştan bize miras kalan, yine resmi rakamlara göre 721 şehit, 2.147 yaralı, 346 hasta, 234 esir, 175 âkayıpâ, bedensel ve ruhsal açıdan sakatlanmış yığınla insan, akli dengesi bozuk insanlara takılan âKoreliâ lakabı ile Türkiyeânin NATO üyeliği oldu. Savaş sırasında Türk askerleri 13 muharebeye dahil oldular, bunlardan dördü âtarihe geçtiâ. 27-29 Kasım 1950âde yaşanan Kunuri Savaşları, askeri tarihimize âdestanâ olarak kazındı.Türk Tugayı 25 Eylül 1950âde ilk kafilesini İskenderunâdan yola çıkarmış ve 16 Ekimâde Kore topraklarına ayak basmıştır. Tugay Teagu şehrine yerleşmiş 20 Kasımâdan itibaren de ilk muharebelerinin olacağı Kunuri bölgesine geçmiştir. Kunuriâde o kadar çok şiddetli bir soğuk vardır ki donmamak için askerler bulundukları yerlerde tepinmekte ileri geri koşmaktadırlar.28 Kasım sabaha karşı başlayan Kunuri muharebesi üç gün üç gece aralıksız sürecekti.Türk Tugayı Kunuriâde altı Çin tümeni tarafından çevrilmiştir.Dört tarafı çevrilen bir birliğin kurtulduğunu tarih yazmıyor.Tugay Komutanı General Tahsin Yazıcıânın: âÇemberi yardık, cepheye ekmek gönderin, görev verin.â Telsiz bildirisi, dünya basınında ve radyolarında büyük yankı yapmıştı. Ayrıca Türk ordusu Sunchon Boğazıânı koruyarak B.M Ordusuânu imha olmaktan kurtarmıştır. Her tarafı sarılmış olan bir birlik düşmanın içinden büyük bir soğukkanlılık ve sükûnetle hareket etmiş, ses çıkarmamak için erler ayakkabılarını çıkarıp ellerine almış ve süngülerinin parlamaması için de eldivenlerini süngülerine geçirmişlerdir.Çetin muharebeler esnasında General Yazıcı âSON ER, SON KURŞUNâ emrini verir ve Türk askeri bütün varlığını ortaya koyar. B.M ve Türk ordusu derin bir boğaza girdiğinde, düşmanın havan ve bazuka ateşleriyle durmak mecburiyetinde kalır. Askerler vasıtalardan atlayarak sarp yamaçlara doğru saldırır. Daracık boğaz, top tüfek sesleri, birbirine karışan türlü lisan gürültüleriyle inlemektedir. Bir kamyon üstüne oturan bir havan mermisinin infilâkıyla vasıtanın havaya fırlayan parçaları arasına insan uzuvları da karışmaktadır. Çok çetin geçen mücadelenin ardından zaferi Moskova radyosu veriyor ve Amerikalılara âbu defa sizi Türkler kurtardıâ diyordu.
Aslında bu yaşanacakların kıvılcımı daha önce atılmıştı. Japonlar ve Ruslar 38. paraleli daha 1896â²da kullanmak ve bu hat boyunca tarafsız bir bölge kurmak istemişlerdi. İşte bu suretle Kore, birdenbire iki Kore olmuştu. 2. Dünya Savaşı bitiminde, Kore, Japon işgalinden kurtulan Kore nihayet rahat bir nefes almıştı. Ülkenin ortasından geçen 38. Paralelin kuzeyini kontrol eden Sovyetler Birliği ve güneyini kontrol eden ABD, varılan anlaşma gereği askeri güçlerini çekince, kaos ortamı doğdu. İki büyük güç tarafından desteklenen iki ayrı hükümet kuruldu. Olayın aslı çift kutuplu dünyada tarafların stratejik çıkarlarıydı.
İkinci Dünya Savaşıânda Sovyetler Birliğiânin Japonyaâya savaş ilanı üzerine Amerika Savunma Bakanlığının â38 nci paralelin kuzeyindeki Japon kuvvetlerinin Sovyetlere, güneyindekilerin de Amerikan Komutanlığına teslim olmalarıâ önerisi üzerine Sovyet kuvvetleri 12 Ağustos 1945âte Kuzey Koreâyi, Amerika kuvvetleri de 8 Eylül 1945âte Güney Koreâyi işgal etti. 38 nci paralelin ara hattı olarak ilan edilmesi üzerine Kore artık güney ve kuzey olmak üzere ikiye bölündü. 1945â²de Koreânin, Japonlardan kurtarılırken ikiye bölünmesi bu ülkeyi komünist ve antikomünist dünya arasında en çetin bir çatışma alanı haline sokmuştu.
Güneyde bir Demokratik Kore ( 15 Ağustos 1948 ) , kuzeyde de Komünist Kore Halk Cumhuriyeti ( 12 Eylül 1948 )âin kurulmasından sonra, 25 Haziran 1950â²de kuzeyin taarruzu ile iç harp başlamış oldu. Bu hâl, bir taraftan B.M.âin diğer taraftan Çin ordularının savaş alanına girmesine yol açmıştı. Güney ve Kuzey Koreâyi birleştirmeye çalışan B.M komisyonu bunu başaramamıştır. Kore anlaşmazlığının sürüp gitmesinde Batılı devletlerle ve özellikle Amerika ile Sovyetler Birliği arasında, dünya sorunları hakkında bir anlaşmaya varılamamasının büyük payı vardır.
Kore anlaşmazlığı, 25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Koreânin, Güney Kore askerlerinin 38 nci paralel boyundaki sınırı geçtiklerini ileri sürerek, sınırı teşkil eden 38 nci paralel boyunca saldırıya geçmeleriyle sıcak savaşa dönüştü. Bu durum karşısında Amerikaânın isteğiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 25 Haziran 1950âde toplantıya çağrıldı. Güvenlik Konseyi, Kuzey Koreânin Güney Koreâye saldırmakla barışı bozmuş olduğuna karar verdi.
Türk askeri bu defa Kumyangjang-niâde kahramanlık yazacaktı. Türk askerinin ALLAH ALLAH nidaları bu defa burada duyulacaktı. 26 Ocakâta karşıdaki ordunun Kunuriâdeki düşman olduğu anlaşıldığında, Türk askerini arkadaşlarının intikamını alma hırsı saracak ve bu hırsla düşmanın üzerine atılacaktı. Mermisi bittiğinde süngüsüyle Koreâde Türk tarihine bir kahramanlık destanını daha hediye edecekti. Zafer yine Türk askerinindi. Türk ordusunu bütün B.M ordusu komutanları kutluyor ve madalyalarla göğüslerini kabartıyorlardı.General Mac Arthur âSizleri görmekten memnunum. Japonyaâda siz Türklere herkes kahraman diyor.Kunuriâde 8.Orduyu kurtaran, KUMYANGJ-Nİ de düşmanı mağlup ve perişan eden Türkler, kahramanlar kahramanıdır; Türk Tugayı için yok yoktur.âdiyordu.Türk askeri Koreâde sadece savaşmıyordu Koreli muhtaç ve yetimlere de elinden gelen yardımı yapıyordu. İşte o günleri Yüzbaşı Nazım Özoğul şöyle anlatıyor; âTakriben 20 yaşında bir Koreli kadının üstü başı parça parça olmuş. Edep yeri kan içinde. Yırtılan elbisesinden memeleri dışarıya sarkmış. Yüzü gözü çizikler içinde bu çiziklerden akan kan boynundan göğsüne sızmış. Sol kolu ve bacağı kan içinde. Saçları darmadağınık. Gözleri yuvalarından fırlamış. Odanın içindeki eşyalar darmadağınık. Hemen kapının yanında soluna yıkılmış, yanında takriben iki yaşında bir çocuk ölü annesinin üzerine kapanmış, memelerini emiyorâ diyor. Türk askeri işte bu şekilde bulduğu yetimleri Seulâde kurduğu Ankara okulu ve yetimhanesinde muhafaza ediyor ve onlarla ilgileniyordu.Düşman yenilgiye doymuyor bu defada Wegasâta Türk askerinin karşısına çıkıyordu. Artık düşman son kozunu oynamaya başlamıştır ama karşısında yenilmez bir ordu vardır. O muharebede bulunan Astsubay Osman Eken şöyle anlatıyor ; âMayıs ayında gece zifiri karanlık, yağmur çiseliyor, zaman zaman atılan aydınlatma mermileriyle ortalık gündüz gibi oluyor; düşen mermilerin meydana getirdiği toz ve duman bulutu içinde içi yaralı, inleyen insanlarla şehit ve ölülerle dolan irtibat hendeklerinde meydan savaşının izlenimini veren mahşeri bir tablo, bir karış boş yer bulunmayan bir tepede düşmanın görebildiğimiz yerde, yine cesetlerin üzerlerine mevziler yaparak cesetlere basa basa yürüyorduk. Makinalı tüfeklerimizin önü cesetlerle dolu önümüzü göremiyoruz, tepeyi yine de savunmaya çalışıyoruzâ¦â 28 Mayıs 1953âde başlayan muharebe tam 26 saat göğüs göğüse aralıksız sürer ve Wegas 16 defa el değiştir.26 saatte Türk askeri 147 şehit verirken, düşman 4000 zayiat vermiştir.Bu muharebenin sonunda başaramayacağını anlayan düşman ordusu 27 Temmuz 1953âde Panmunjonâda ateşkes anlaşmasını imzalar. Kore Savaşıânda Türk Ordusuânun kaybı 724 şehit olarak açıklanmıştır.Türkiyenin NATOâya katılması:Türkiyeânin Kore savaşına katılma sebeplerinden ilki NATO şemsiyesi altına girmketi. İlgi çekici bir nokta da, Türkiyeânin NATOâya katılmasına Birleşik Amerikaânın itirazı olmadığı halde, NATOânun küçük üyeleri ile İngiltere, bu işe en fazla itiraz edenlerin başında geldi. Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika gibi küçük devletler, Sovyet tehdidine en fazla ve en ağır şekilde maruz bulunan Türkiyeânin NATOâya katılması halinde, Sovyetlerin buna sert bir tepki göstererek, hemen bir savaş yoluna gitmesinden korktular. Bu devletler, NATOâyu bir güvenlik supabı olarak görmekteydiler. Yoksa Sovyet Rusyaâya karşı hemen savaşa girebilecek bir ittifak sistemi olarak almak istemediler. Bu devletlerin bu itirazı, Türkiyeânin NATOâya katılmasında geciktirici bir faktör olmuştur.25 Haziran 1950âde, Birleşmiş Millet Konseyi, ABDânin talebi üzerine Koreâye müdahale kararı aldığında, Güney Koreâye asker göndermeyi ilk teklif eden ülke Türkiye olmuştu. Demokrat Parti hükümetinin BM Genel Sekreterine yazdığı niyet mektubu meclis tarafından oybirliği ile onaylandıktan sonra Koreâye gönüllü bir milis gücü toplamak üzere bir dernek kuruldu. İddialara göre derneğe ilk günde 3 bin kişi başvurmuştu. Bu gerçekten şaşırtıcıydı, çünkü ABDâde bile bu kadar gönüllü yoktu
Birleşmiş Milletlerin saldırıyı durdurmak ve anlaşmazlığı barış yoluyla çözmek amacıyla yaptığı girişimleri hiçe sayan Kuzey Kore, taarruzu başlatarak Seulâü ele geçirdi. Bunun üzerine 27 Haziran 1950âde Birleşmiş Milletler, üyelerini Güney Kore Cumhuriyetiâne yapılan saldırıyı karşılama ve bu bölgedeki milletlerarası barış ve güvenliği geri getirecek yardımlarda bulunmaya çağırdı. Aralarında Türkiyeânin de bulunduğu on altı devlet Birleşmiş Milletlerin çağrısına cevap verdi ve bu devletlerin gönderdiği yardımlardan Birleşmiş Milletler Kuvvetleri teşkil edildi. Koreâdeki Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Başkomutanlığına 24 Temmuz 1950âde Amerikalı General Douglas Mc Arthur atandı.25 Temmuz 1950 akşamı Türkiyeânin Koreâye 4500 kişilik bir birlik göndereceği kararı büyük bir gururla kamuoyuna açıklandığında, muhalefetteki CHP ve MP (Millet Partisi), kararı sadece âMeclisin onayı ile alınmadığıâ için eleştirdiler yoksa izlenen genel politikaya karşı değillerdi. DP ise kendini, âilan edilen savaş değil ki, sadece BM kurallarını ihlal eden bir güce ceza verilecekâ diye savundu. O halde sorun yoktu. Nitekim CHPâye yakınlığı ile tanınan Cumhuriyet gazetesi âMilli Birliği Bozmamaya Dikkatâ başlıklı yazı ile desteğini sunarken, dönemin en büyük öğrenci örgütü Türkiye Milli Talebe Federasyonu Başkanı Can Kıraç, karardan dolayı hükümete şükranlarını sunmuş ve Türk gençliğinin kendisine verilecek her türlü vazifeyi başarmaya hazır olduğunu eklemişti.Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki âKomünistliğe karşıâ Kore harekatına katılmanın âcihadâ olduğundan bahisle bu savaşta hayatını kaybedenlerin âşehitâ olacakları fetvasını vermişti. Savaşa sadece Behice Boran ve Adnan Cemgilâin yöneticiliğini yaptığı Türk Barışsever Cemiyeti karşı çıktı. Ama Cemiyetin yayınladığı bildiri toplatıldığı gibicemiyet üyeleri âMilli çıkarlara zararlı ve milli direnişi sarsıcıâ yayın yapmak suçuyla tutuklandılar ve 15 ila 10 arasında değişen cezalara çarptırıldılar. Savaş karşıtı bir avuç idealistin sesi kısıldıktan sonra sıra kararı uygulamaya gelmiştiâ¦Savaşın başlarında Kuzey Kore askerleri Güney Kore askerlerini kısa zaman içinde bozguna uğrattı. ABD savaşa katılınca da büyük ateş gücü, modern silahlar ve güçlü hava bombardımanları karşısında Kuzey Kore gerilemeye başladı. Amerikalıların bu ilerleyişi sürerken, sayıları 300 bini aşan Çin kuvvetleri Mançuryaâdan sınırı geçerek Koreâye girdi ve büyük bir karşı saldırı için hazırlıklarını tamamladı.Çin Halk Gönüllü Ordusu BM birliklerini 38. paralelin güneyine püskürterek Güneyi işgale başladı. Ancak, Birleşmiş Milletler ordularının karşı saldırısı sonucunda cephe 38. paralel boyunca sabitlendi. Bu arada Mareşal Douglas MacArthurâun, Başkan Trumanâın aksi yöndeki emirlerine riayet etmeyerek ordularını tekrar Çin sınırına kadar ilerletmek istemesi üzerine Truman tarafından derhal reâsen emekliye sevkedildi. Savaşın durağan bir nitelik alması ve iki tarafın da herhangi bir kazanç elde edememesi, tarafları barış görüşmeleri yapmaya itti. 1951 Nisanâında başlayan görüşmeler sonucunda ancak 1953 Temmuzuânda ateşkes antlaşması imzalandı.Savaşın Sonucu
Kore Savaşı sonucunda Kuzey Kore, Çin ile batı bloğu arasında tampon bölge haline geldi. Savaştan yine en çok Koreliler zararlı çıktı. Kore yakılıp yıkıldı;yaklaşık olarak 3 milyon insan öldü. Bunlardan yaklaşık 36.000âi Amerikan askerinden, 600.000âi Koreli askerlerden ve 500.000âi Çinâli askerlerden oluşmaktadır.Bu savaş Amerika Birleşik Devletleriâne atom silahları gücüne güvenmemeyi öğretti. Amerikaânın atom üstünlüğüne karşın Çinâin ve Sovyetlerâin Kuzey Koreâyi desteklemesi, Batı Bloğunu konvansiyonel savaş gücünü arttırmaya itti.Kore Savaşnda Türkiye
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere 5090 kişilik 1. Türk tugayı, 17 Eylül 1950âde İskenderun limanından hareket ederek 12 Ekim 1950âde öncü takım Pusan limanına ulaştı ve 17 Ekimâde ana birliği de Pusanâdan karaya çıktı. Aynı gün Pusanâdan hareket ederek 20 Ekimâde Taegâa varıp, süratle kuzeye doğru ilerleyen Birleşmiş Milletler ordularına iştirak etti. 10 Kasımâda Taegâdan hareket ederek 21 Kasımâda Kunuriâye vararak Amerikan 9. Kolordusuânun sağ kanadında konuşlandırıldı.24 Kasım 1950 sabahı kuzeye Çin sınırına doğru ilerleme emrini alan tugay Kunuriâden hareket ederek Kaechon, Sinnimni, Wawon boyunca Tokchonâa doğru yola çıktı. Ancak Çin Halk Gönüllü birlikleri cephenin arkasına sızmaya başladı. Durumu farkeden Amerika ve Güney Kore birlikleri ricat etmeye başladılar. Ancak Türk tugayına ricat emri geç ulaştı. 1. Taburun etrafı kuşatılıp süngülü çatışmaya girmek zorunda kaldı. Ricat harekâtını sağlamak için sonuna kadar direnen 3. Tabur 9. Bölük imha edildi. Geri kalan Türk birlikleri ise Chongchon nehri boyunca geri çekildi.17 Ekim 1950 günü Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında resmi rakamlara göre 5.090 kişilik bir tugayla dahil olduğumuz Kore Savaşıânda üç yıl boyunca 24.882 askerimiz görev yaptı. Savaştan bize miras kalan, yine resmi rakamlara göre 721 şehit, 2.147 yaralı, 346 hasta, 234 esir, 175 âkayıpâ, bedensel ve ruhsal açıdan sakatlanmış yığınla insan, akli dengesi bozuk insanlara takılan âKoreliâ lakabı ile Türkiyeânin NATO üyeliği oldu. Savaş sırasında Türk askerleri 13 muharebeye dahil oldular, bunlardan dördü âtarihe geçtiâ. 27-29 Kasım 1950âde yaşanan Kunuri Savaşları, askeri tarihimize âdestanâ olarak kazındı.Türk Tugayı 25 Eylül 1950âde ilk kafilesini İskenderunâdan yola çıkarmış ve 16 Ekimâde Kore topraklarına ayak basmıştır. Tugay Teagu şehrine yerleşmiş 20 Kasımâdan itibaren de ilk muharebelerinin olacağı Kunuri bölgesine geçmiştir. Kunuriâde o kadar çok şiddetli bir soğuk vardır ki donmamak için askerler bulundukları yerlerde tepinmekte ileri geri koşmaktadırlar.28 Kasım sabaha karşı başlayan Kunuri muharebesi üç gün üç gece aralıksız sürecekti.Türk Tugayı Kunuriâde altı Çin tümeni tarafından çevrilmiştir.Dört tarafı çevrilen bir birliğin kurtulduğunu tarih yazmıyor.Tugay Komutanı General Tahsin Yazıcıânın: âÇemberi yardık, cepheye ekmek gönderin, görev verin.â Telsiz bildirisi, dünya basınında ve radyolarında büyük yankı yapmıştı. Ayrıca Türk ordusu Sunchon Boğazıânı koruyarak B.M Ordusuânu imha olmaktan kurtarmıştır. Her tarafı sarılmış olan bir birlik düşmanın içinden büyük bir soğukkanlılık ve sükûnetle hareket etmiş, ses çıkarmamak için erler ayakkabılarını çıkarıp ellerine almış ve süngülerinin parlamaması için de eldivenlerini süngülerine geçirmişlerdir.Çetin muharebeler esnasında General Yazıcı âSON ER, SON KURŞUNâ emrini verir ve Türk askeri bütün varlığını ortaya koyar. B.M ve Türk ordusu derin bir boğaza girdiğinde, düşmanın havan ve bazuka ateşleriyle durmak mecburiyetinde kalır. Askerler vasıtalardan atlayarak sarp yamaçlara doğru saldırır. Daracık boğaz, top tüfek sesleri, birbirine karışan türlü lisan gürültüleriyle inlemektedir. Bir kamyon üstüne oturan bir havan mermisinin infilâkıyla vasıtanın havaya fırlayan parçaları arasına insan uzuvları da karışmaktadır. Çok çetin geçen mücadelenin ardından zaferi Moskova radyosu veriyor ve Amerikalılara âbu defa sizi Türkler kurtardıâ diyordu.
Son düzenleme:
