Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Ongun eski Türklerin Tengricilik inancında, içinde bir ruh'u barındıran bir cisime verilen isimdir. Diğer eski inanç sistemlerinde de bulunan Totem ile karşılaştırılabilir. Aynı Amerika yerlilerin Totemleri gibi, eski Türk boylarınında her birisinin kendine özel bir Ongun'u vardır. Bu genellikle kendi Boylarını koruduğuna inandıkları kutsal bir havyan türü ya da büyük bir atalarının ruhunu barındırdığına inandıkları bir cisimdir.
Azerbaycan'da, Ongun-geleneliğinin islamda da uzun süre devam ettiğini kanıtlayan eski Türk mezarları bulunmaktadır (en yenileri 16'ncı yüzyıl). İslam geleneğine göre inşa edilmiş bu mezarların taşlarında, ölen kişinin hangi boya ait olduğunu gösteren Ongunları kazılıdır.
Etimoloji
Camiüt-Tevarihe göre "ongun kelimesi Türkçe "Oytun kelimesinden türemiştir. Türkler "hayırlı kutlu olsun" yerine "oytun bolsun" derlerdi.
Ongun'un anlamı
Eski Türklerde Tanrı'nın yeryüzündeki varoluş biçimi. Tanrı sadece ongunlarla varlığını gösterirdi. Eski Türkler de (Gök Türkler, Oğuzlar...) ongunlara tapardı. Ama bu tapma sanıldığı gibi putlara tapma gibi değildir. Bu tapma ongunlardan ilham alma ve öldükten sonra ongunların hizmet etmesinden ibarettir.
Tarihî belgelerden her Türk boyunun bir "Ongun"u olduğu bilinmektedir. Bu ongun genellikle kendisinden türediğine inanılan "kurt, kaplan, dağ keçisi, koç, geyik, boğa, at, kartal, şahin, doğan" gibi hayvanların şeklini ayırıcı niteliği ortaya konulmuş ögelerdir.
Oğuzların 24 boyunun 6 tane ongunu vardır. Bunların hepsi yırtıcı kuşlardan seçilmiştir. Bilinenlerin dışında başka ongunlar da vardır:
Kotuz: İlk Türklerin yaşadığı İç Asya dünyası, boğayı, bilhassa doğuda yüksek zirvelerde yaşayan tüylü cinsi kotuzu, bir kuvvet simgesi olarak görmekte ve bu simgeye çeşitli anlamlar atfetmekteydi." [SUP][1][/SUP] Her avcının vurduğu hayvan, onun ongunu sayılıyordu ve bayrağına resmediliyordu. Böylece vurulan ve eti yenen hayvanın ruhuna hulûl etmiş kabul ediliyordu. Hükümdarın ongunu ve ruhunun makamı ise kotuz (yak diye de bilinir) kuyruğundan tuğdu.
Sıgun Geyik: R. Arat da, Kutadgu Biligin 5111. beytindeki sıguna dağ keçisi demiştir. G. Clauson ise sıgun kelimesini maral geyiği olarak tercüme etmiş ve Arapçasını el-ayyil olarak göstermiş. Araştırmamızın neticesinde, Türk metinlerinde sıguna verilen önem sonucunda, sıgunun asıl hükümdar ongunu olduğu kanaatine varacağımızı şimdiden belirtelim. Yine de Türk metinlerinde genel anlamda kullanılan sıgun geyik tabirini tercih edeceğiz. Böylece geyik ve dağ keçisi cinslerini bir arada anmak istemekteyiz. [SUP][3][/SUP] Dağ tekesi ve geyik motifleri, milattan önceki binyılda, Avrasyada yaşayan bütün göçebe boyların başlıca ongunlarındandı. [SUP][4][/SUP] sıgun geyik cinsi, Türklerde ölümsüzlüğün simgesiydi. [SUP][5][/SUP] Karaçay-Malkar Türkçesinde "çugutur" adı verilen dağ keçisi de, Karaçay-Malkar Türklerinin eski kültüründe çok önemli bir yere sahiptir. Kıyand ve Sungur: Chou devrinde, av merasimde vurulan hayvanın onu vuranın ongunu olması geleneğini, Oğuz Kağan Destanı da hatırlatır. Oğuz Kağan, her biri hükümdarlık ongunu olan iki hayvan vurmuştu; bunlar su aygırı cinsinden bir kıyand ile sungurdu.
Ku (Kuğu, Kuv, Hu, Gu, Kuba): Bazı Türk boyları, örneğin Altaylar'ın bir kolu olan Kular (Lebedler) kuğudan türediklerine inanırlar. Lebed sözcüğü Rusça'da "kuğu" demektir ve bu halka Ruslar'ın verdiği isimdir. Lebedler, kendilerine Ku Kiji "Kuğu Kişi" derler. Finlerin Ku adlı Ay Tanrısı ile de bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Çünkü Ay da tıpkı kuğu gibi güzelliği ve zerafeti sembolize eder. Eski Moğolcada kuğu demek olan Hun/Kun (Hung/Kung) kelimesinin aynı zamanda insan anlamına gelmesi dikkat çekicidir. Tunguz-Mançu dillerinde Kukı/Kuhu/Kukku şeklinde yer alır.Yakutçada Kögön Tatarca Kügel sözcüğü yaban ördeği mânâsı taşır. Küke sözcüğü Gugukkuşu anlamına gelir. Bu anlam bağlantısı kuğuların kutsallığıyla ilgilidir.
Azerbaycan'da, Ongun-geleneliğinin islamda da uzun süre devam ettiğini kanıtlayan eski Türk mezarları bulunmaktadır (en yenileri 16'ncı yüzyıl). İslam geleneğine göre inşa edilmiş bu mezarların taşlarında, ölen kişinin hangi boya ait olduğunu gösteren Ongunları kazılıdır.
Etimoloji
Camiüt-Tevarihe göre "ongun kelimesi Türkçe "Oytun kelimesinden türemiştir. Türkler "hayırlı kutlu olsun" yerine "oytun bolsun" derlerdi.
Ongun'un anlamı
Eski Türklerde Tanrı'nın yeryüzündeki varoluş biçimi. Tanrı sadece ongunlarla varlığını gösterirdi. Eski Türkler de (Gök Türkler, Oğuzlar...) ongunlara tapardı. Ama bu tapma sanıldığı gibi putlara tapma gibi değildir. Bu tapma ongunlardan ilham alma ve öldükten sonra ongunların hizmet etmesinden ibarettir.
Tarihî belgelerden her Türk boyunun bir "Ongun"u olduğu bilinmektedir. Bu ongun genellikle kendisinden türediğine inanılan "kurt, kaplan, dağ keçisi, koç, geyik, boğa, at, kartal, şahin, doğan" gibi hayvanların şeklini ayırıcı niteliği ortaya konulmuş ögelerdir.
Oğuzların 24 boyunun 6 tane ongunu vardır. Bunların hepsi yırtıcı kuşlardan seçilmiştir. Bilinenlerin dışında başka ongunlar da vardır:
Kotuz: İlk Türklerin yaşadığı İç Asya dünyası, boğayı, bilhassa doğuda yüksek zirvelerde yaşayan tüylü cinsi kotuzu, bir kuvvet simgesi olarak görmekte ve bu simgeye çeşitli anlamlar atfetmekteydi." [SUP][1][/SUP] Her avcının vurduğu hayvan, onun ongunu sayılıyordu ve bayrağına resmediliyordu. Böylece vurulan ve eti yenen hayvanın ruhuna hulûl etmiş kabul ediliyordu. Hükümdarın ongunu ve ruhunun makamı ise kotuz (yak diye de bilinir) kuyruğundan tuğdu.
Sıgun Geyik: R. Arat da, Kutadgu Biligin 5111. beytindeki sıguna dağ keçisi demiştir. G. Clauson ise sıgun kelimesini maral geyiği olarak tercüme etmiş ve Arapçasını el-ayyil olarak göstermiş. Araştırmamızın neticesinde, Türk metinlerinde sıguna verilen önem sonucunda, sıgunun asıl hükümdar ongunu olduğu kanaatine varacağımızı şimdiden belirtelim. Yine de Türk metinlerinde genel anlamda kullanılan sıgun geyik tabirini tercih edeceğiz. Böylece geyik ve dağ keçisi cinslerini bir arada anmak istemekteyiz. [SUP][3][/SUP] Dağ tekesi ve geyik motifleri, milattan önceki binyılda, Avrasyada yaşayan bütün göçebe boyların başlıca ongunlarındandı. [SUP][4][/SUP] sıgun geyik cinsi, Türklerde ölümsüzlüğün simgesiydi. [SUP][5][/SUP] Karaçay-Malkar Türkçesinde "çugutur" adı verilen dağ keçisi de, Karaçay-Malkar Türklerinin eski kültüründe çok önemli bir yere sahiptir. Kıyand ve Sungur: Chou devrinde, av merasimde vurulan hayvanın onu vuranın ongunu olması geleneğini, Oğuz Kağan Destanı da hatırlatır. Oğuz Kağan, her biri hükümdarlık ongunu olan iki hayvan vurmuştu; bunlar su aygırı cinsinden bir kıyand ile sungurdu.
Ku (Kuğu, Kuv, Hu, Gu, Kuba): Bazı Türk boyları, örneğin Altaylar'ın bir kolu olan Kular (Lebedler) kuğudan türediklerine inanırlar. Lebed sözcüğü Rusça'da "kuğu" demektir ve bu halka Ruslar'ın verdiği isimdir. Lebedler, kendilerine Ku Kiji "Kuğu Kişi" derler. Finlerin Ku adlı Ay Tanrısı ile de bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Çünkü Ay da tıpkı kuğu gibi güzelliği ve zerafeti sembolize eder. Eski Moğolcada kuğu demek olan Hun/Kun (Hung/Kung) kelimesinin aynı zamanda insan anlamına gelmesi dikkat çekicidir. Tunguz-Mançu dillerinde Kukı/Kuhu/Kukku şeklinde yer alır.Yakutçada Kögön Tatarca Kügel sözcüğü yaban ördeği mânâsı taşır. Küke sözcüğü Gugukkuşu anlamına gelir. Bu anlam bağlantısı kuğuların kutsallığıyla ilgilidir.
