- Katılım
- 2 Mar 2015
- Konular
- 59,189
- Mesajlar
- 88,442
- Çözüm
- 109
- Online süresi
- 4mo 16d
- Reaksiyon Skoru
- 14,280
- Altın Konu
- 2,398
- TM Yaşı
- 11 Yıl 3 Ay 8 Gün
- Başarım Puanı
- 1,051
- MmoLira
- 695,207
- DevLira
- 234
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Kam, Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe büyücü din adamı, Şaman. "Gam" veya "Ham" olarak da söylenir. Topluluklarda doğaüstü güçlerle iletişime geçtiğine inanılan din adamı.
Kamların toplumsal konumu
Ruhlarla irtibat kurabilir. Dualarıyla hastaları sağaltabilir ve törenlerle kötü ruhları kovabilir. Aynı zamanda büyücü ve hekimdir. Değişik ritüelleri yerine getirir. Tanrı ilk şamanı yarattığında onun evinin önüne sekiz dallı bir ağaç dikmiştir. Bu nedenle her şaman kendisini temsil eden bir ağaç diker. Bu ağaca Turuğ adı verilir. İlerleyen zamanlarda Ayığ Han üç şaman göndermiş ve bunların çadırlarının önüne de yine birer tane ağaç dikmiştir. Rivayete göre Tanrı Ülgen ilk şamana Senin adın bundan böyle Kam olacak diyerek adını vermiştir.[SUP][1][/SUP] Gök Tanrı tarafından bu göreve getirildiğine ve üstün güçlerle donatıldığına ve ruhlaralemi ile insanlar arasında aracı olduğuna, bazı gizli bilgiler taşıdığına inanılır. Şaman kendi özel yöntemiyle ulaştığı coşa (vecd) yani kendinden geçme halinde, ruhunun göklere yükselmek, yeraltına inmek ve oralarda dolaşmak gibi yetenekleri bulunur. Coşku halinde ruhlarla iletişim kurar. Bu coşkuya ulaşabilmek için müzik ve ritim büyük öneme sahiptir. Dans ederek kendinden geçer. Maddi dünya ile olan bağlar zihnen kopar. Bu aslında bir çeşit delilik halidir. Bütün kamların çok derin sezgileri, geniş düş güçleri vardır. Derin bir coşkunluğa kapılarak kendinden geçer. Gökleri ve uzayı, yeraltı dünyasını gezdiğine, ruhları gördüğüne, bütün gizli alemleri dolaştığına inanılır. Şaman ruhları egemenliği altına alarak, ölüler, doğa ruhları ve şeytanlarla ilişki kurar. Şaman, gerektiğinde yardımcı ruhları dünyanın her yanına dağılmış olsalar bile olsalar çağırabilir. Bu çağrıyı davul veya tefini çalarak yapar. Şamanizmde tanrı-doğa-insan arasında sürüp giden ve hiç kopmayan bir bağlantının bulunduğu öngörülür. Şamanlar için sıfat olarak "Toyun" (Toyon=Efendi, Sahip) tabiri kullanılır. Bazı Macar kavimlerinde Gam sözcüğü falcı, kahin anlamında kullanılır. Şamanların koruyucu ruhlarına Kamortan denmesi de burada değinilmesi gereken bir konudur. Moğollara göre Ergil Buga (veya diğer adıyla Holongoto) şamanlığın dokuz derecesine ait gelenekleri kurmuş ve emrine 99 erkek, 99 kadın şaman alarak Sayan dağlarına çekilmiştir. Kamlamak veya Kammak fiili şamanlık yapmak ve/veya şaman ayini yapmak demektir. Şamanın davul ve def çalarak coşkuya kapılması ve kendinden geçmesi sonucu farklı alemlere yolculuklar yaptığına inanılır. Şaman ayinlerinin hemen her kabilede farklı kuralları vardır. Ruhlar alemi ile iletişim, gelecekten haber verme, insan ömrünün çok ötesindeki geçmişi anlatma bu ayinde tanık olunabilecek durumlardır. Örneğin Kamıyak fal demektir ve kamlama ile alakalı olarak ortaya çıkmıştır. Bazen Türk kültüründe din adamları iki isimle (iki sınıf halinde anılır): "Nom" ve "Kam". Bazı kaynaklarda Nomların Kamları bilgileriyle mağlup ettiklerinden bahsedilir. İki tür "Kam" vardır:
Erek Han, Türk ve Altay mitolojisinde söylencesel şamandır. Ülgenin kızlarından biriyle evlenmiştir. Son derece güçlü ve sıra dışı yeteneklerinin varlığına inanılır.
Türklerin eski dinî inancı
Alâed-Dîn Cüveynînin ifadesine göre eski Türkler kendi dinî reislerine Tuyuk [SUP][2][/SUP], dinlerine ise Arapçada kullanılan Namus ve En-Nevâmis-i İlâhiye kelimesinin ilk kökü olan Nom ismini vermişlerdi. Yunancaya Numus Havus şeklinde geçen bu kelime ezelî irâde ve mukaddesât manâsında, Sanskrit dilinde ise Tanrı[SUP][3][/SUP] kelimesinin karşılığı olarak kullanılıyordu. Türkler kendi ruhânîlerine Tüyun/Tuyon, kâhin ve sihirbazlarına ise Kam adını veriyorlardı.[SUP][4][/SUP] Ayrıca Türkler, dinî kitaplarına da Nom, Tüyunlara da Nomiler derlerdi. İslâmiyetten sonra ise Oğuzlar kendi Kamlarına Ozan adını verdiler. Şâmân kelimesi ise bunun Avrupalılar tarafından bozulmuş haliydi. Şâmânlar, toplumda doktorluk, sihirbazlık ve kâhinlik olmak üzere üç ayrı mesleği birlikte icrâ etmekteydiler. Büyük Türk düşünürü Ziya Gök Alpe göre Avrupalılar tarafından yanlış olarak Şâmânîlik olarak adlandırılan Türklerin eski dinlerinin asıl doğru isminin Tuyonizm olması gerekir.[SUP][5][/SUP] Yine Ziya Gök Alpin savunduğu fikirlere göre, Türklerin dinî bidâyette her ne kadar Naturizm olarak algılanmaktaysa da gerçekte bu bazı rumuzlardan ibaret olan ve birtakım timsallere tapınılan Sembolizm anlamına gelir. Farklı şartlar altında yaşayan toplumlar arasına yayılmış olan bu i'tikad sisteminde din ile sihrî birbirinden ayıracak olursak, bir tarafta bir nevi Animizmden ibaret bir Şâmânîlik, öte tarafta da mâbudlar ve kâinat sistemine mâlik olan bir Tuyonizm görülür.
Kamların toplumsal konumu
Ruhlarla irtibat kurabilir. Dualarıyla hastaları sağaltabilir ve törenlerle kötü ruhları kovabilir. Aynı zamanda büyücü ve hekimdir. Değişik ritüelleri yerine getirir. Tanrı ilk şamanı yarattığında onun evinin önüne sekiz dallı bir ağaç dikmiştir. Bu nedenle her şaman kendisini temsil eden bir ağaç diker. Bu ağaca Turuğ adı verilir. İlerleyen zamanlarda Ayığ Han üç şaman göndermiş ve bunların çadırlarının önüne de yine birer tane ağaç dikmiştir. Rivayete göre Tanrı Ülgen ilk şamana Senin adın bundan böyle Kam olacak diyerek adını vermiştir.[SUP][1][/SUP] Gök Tanrı tarafından bu göreve getirildiğine ve üstün güçlerle donatıldığına ve ruhlaralemi ile insanlar arasında aracı olduğuna, bazı gizli bilgiler taşıdığına inanılır. Şaman kendi özel yöntemiyle ulaştığı coşa (vecd) yani kendinden geçme halinde, ruhunun göklere yükselmek, yeraltına inmek ve oralarda dolaşmak gibi yetenekleri bulunur. Coşku halinde ruhlarla iletişim kurar. Bu coşkuya ulaşabilmek için müzik ve ritim büyük öneme sahiptir. Dans ederek kendinden geçer. Maddi dünya ile olan bağlar zihnen kopar. Bu aslında bir çeşit delilik halidir. Bütün kamların çok derin sezgileri, geniş düş güçleri vardır. Derin bir coşkunluğa kapılarak kendinden geçer. Gökleri ve uzayı, yeraltı dünyasını gezdiğine, ruhları gördüğüne, bütün gizli alemleri dolaştığına inanılır. Şaman ruhları egemenliği altına alarak, ölüler, doğa ruhları ve şeytanlarla ilişki kurar. Şaman, gerektiğinde yardımcı ruhları dünyanın her yanına dağılmış olsalar bile olsalar çağırabilir. Bu çağrıyı davul veya tefini çalarak yapar. Şamanizmde tanrı-doğa-insan arasında sürüp giden ve hiç kopmayan bir bağlantının bulunduğu öngörülür. Şamanlar için sıfat olarak "Toyun" (Toyon=Efendi, Sahip) tabiri kullanılır. Bazı Macar kavimlerinde Gam sözcüğü falcı, kahin anlamında kullanılır. Şamanların koruyucu ruhlarına Kamortan denmesi de burada değinilmesi gereken bir konudur. Moğollara göre Ergil Buga (veya diğer adıyla Holongoto) şamanlığın dokuz derecesine ait gelenekleri kurmuş ve emrine 99 erkek, 99 kadın şaman alarak Sayan dağlarına çekilmiştir. Kamlamak veya Kammak fiili şamanlık yapmak ve/veya şaman ayini yapmak demektir. Şamanın davul ve def çalarak coşkuya kapılması ve kendinden geçmesi sonucu farklı alemlere yolculuklar yaptığına inanılır. Şaman ayinlerinin hemen her kabilede farklı kuralları vardır. Ruhlar alemi ile iletişim, gelecekten haber verme, insan ömrünün çok ötesindeki geçmişi anlatma bu ayinde tanık olunabilecek durumlardır. Örneğin Kamıyak fal demektir ve kamlama ile alakalı olarak ortaya çıkmıştır. Bazen Türk kültüründe din adamları iki isimle (iki sınıf halinde anılır): "Nom" ve "Kam". Bazı kaynaklarda Nomların Kamları bilgileriyle mağlup ettiklerinden bahsedilir. İki tür "Kam" vardır:
- "Akkam" (Aktoyun): İyi Ruhlarla iletişime geçtiğine inanılan şaman.
- "Karakam" (Karatoyun): Kötü Ruhlarla iletişime geçtiğine inanılan şaman.
Erek Han, Türk ve Altay mitolojisinde söylencesel şamandır. Ülgenin kızlarından biriyle evlenmiştir. Son derece güçlü ve sıra dışı yeteneklerinin varlığına inanılır.
Türklerin eski dinî inancı
Alâed-Dîn Cüveynînin ifadesine göre eski Türkler kendi dinî reislerine Tuyuk [SUP][2][/SUP], dinlerine ise Arapçada kullanılan Namus ve En-Nevâmis-i İlâhiye kelimesinin ilk kökü olan Nom ismini vermişlerdi. Yunancaya Numus Havus şeklinde geçen bu kelime ezelî irâde ve mukaddesât manâsında, Sanskrit dilinde ise Tanrı[SUP][3][/SUP] kelimesinin karşılığı olarak kullanılıyordu. Türkler kendi ruhânîlerine Tüyun/Tuyon, kâhin ve sihirbazlarına ise Kam adını veriyorlardı.[SUP][4][/SUP] Ayrıca Türkler, dinî kitaplarına da Nom, Tüyunlara da Nomiler derlerdi. İslâmiyetten sonra ise Oğuzlar kendi Kamlarına Ozan adını verdiler. Şâmân kelimesi ise bunun Avrupalılar tarafından bozulmuş haliydi. Şâmânlar, toplumda doktorluk, sihirbazlık ve kâhinlik olmak üzere üç ayrı mesleği birlikte icrâ etmekteydiler. Büyük Türk düşünürü Ziya Gök Alpe göre Avrupalılar tarafından yanlış olarak Şâmânîlik olarak adlandırılan Türklerin eski dinlerinin asıl doğru isminin Tuyonizm olması gerekir.[SUP][5][/SUP] Yine Ziya Gök Alpin savunduğu fikirlere göre, Türklerin dinî bidâyette her ne kadar Naturizm olarak algılanmaktaysa da gerçekte bu bazı rumuzlardan ibaret olan ve birtakım timsallere tapınılan Sembolizm anlamına gelir. Farklı şartlar altında yaşayan toplumlar arasına yayılmış olan bu i'tikad sisteminde din ile sihrî birbirinden ayıracak olursak, bir tarafta bir nevi Animizmden ibaret bir Şâmânîlik, öte tarafta da mâbudlar ve kâinat sistemine mâlik olan bir Tuyonizm görülür.
Son düzenleme:


