HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Bir insanın, başkasına ait bir şeyi bilinçli olarak kendi malı haline getirmek istemesi hırsızlık sayılır. Çocuğun normal gelişmesi içinde, iki ya da üç yaşına kadar «benim» ve «senin» kavramları arasında bir ayrım yapılmaz. Üçüncü ve dördüncü yaşında çocuk, karşılaştığı her şeyi kendi malı haline getirmeye çalışır. Bu zamana kadar çocuk, şeyleri çalmaz, alır. Altı yaşına kadar da e-dinme ilişkilerini tanıma yeteneğini geliştirir. Ancak çalma kavramının ne olduğunu henüz iyice anlamamıştır. Ancak yedi sekiz yaşından itibaren konuyu iyice kavramaya başlar. Buluğ öncesinde ve buluğ sırasında güdüler henüz aklın kontrolü altına girmediğinden aşırmalara, ya da çalmalara rastlanabilir. Bundan dolayı hırsız, hırsızlık ya da kleptomani kavramları bakımından henüz çok dikkatli olmak gereklidir.
Küçük çocukta başkasına ait şeylere sahip olma alanında ön plânda bulunan güdüler, istekler ve hevesler vardır. Çocuk, öteki çocuklarla bir araya gelir gelmez, başkasında gördüğünü almak ister. Ya söz konusu şeyin kendisini ya da onu almak için gerekli parayı aşırır. Yaşantı açlığı, kıskançlık, kendini gösterme isteği, gizli kalmış aşağılık duyguları, arkadaşları tarafından kandırılma, başkalarına hoş görünme isteği de hırsızlıklara sebep olabilir. Buluğ ve yeni yetmelik çağında yeni isteklerin doyurulması da buna eklenir. Bu yeni istekler arasında serüven düşkünlüğü (sinemanın etkisi ile), sansasyon yazılarını okuma, sigara içme ve cinsel yaşantılara katılma ön plânda gelir. Çocuğun kendisinde bulunan bu nedenler yanında, özellikle ana-babadan gelen eğitim hataları da hırsızlığa götürebilir. Yanlış bir bireysel hedef seçmekten doğan yersiz bir pedagojik tutum, eğiticilerin ters isteklerine karşı direnmeye çocuğu zorlar. Çocuk, aşırı sertliğin, aldatmaların zorlamasına, üstün ve gücün üstünde yetişme ve bilgi kazanma isteklerine, yanlış meslek seçimine, sevgi yoksunluğuna, kötü alışkanlıklara kapılmaya karşı, hırsızlık yaparak kendini korumaktan başka çare bulamaz. Eğiticiden öc alma ihtiyacı da hırsızlık yaptırabilir. Çocuk, kendisine acı çektirmiş olan yetişkinin sevdiği ve muhtaç bulunduğu şeyleri çalarak onu zor duruma düşürmek ister. Bununla birlikte ne bu öc alma, ne de kendini savunma çabası çocukta bilinçli değildir. Bu durumlarda hırsızlığa götüren nedenin ne olduğunu anlamak da çok zordur.Hırsızlığın başka önemli bir nedeni de, çocuktaki irade zayıflığıdır. İçinden gelen isteklere dayanamayan çocuk hırsızlık yapabilir. Özellikle terkedilmiş, sıkıntı ve yokluk içinde bulunan çocuklar hırsızlığa yönelebilirler. Kural olarak hırsızlık, içteki bir sıkıntının yalnızca bir belirtisi olduğu için nedenleri bulup çıkarmak her zaman zordur. Nedenlerin anlaşılması için şu dört sorunun cevaplandırılması gereklidir: Çocuk ne zamandan beri çalıyor? Ne kadar sık çalıyor? Kimden çalıyor ve çaldığı şeyleri ne yapıyor? Asıl nedenleri bulmadan önce hırsızlığın tedavisine girişilemez ve bunda başarı sağlanamaz. Tedavi için yalnız belirtiyi değil, asıl nedeni de ortadan kaldırmak gerekir.Mal edinmenin ne olduğunu bilmeyen çocuğu, yasak bir şeyi yaptığı bilincine götürmelidir. O halde ceza, aşırma ile izinsiz alma kavramları arasında bilinçte ilişki kurma bakımından anlam taşır. Ayni zamanda çocuğa, güdülerine egemen olması için yardım edilir. Çocuğa normal bir harçlığın verilmesi hırsızlığın önlenmesine yardım edebilir. Genellikle çocukta hırsızlığın ortaya çıkması bir sorun olarak ele alınmalıdır. Çoğu zaman eğiticiler, hırsızlıkların zayıflığın sonucu olduğunu ve iyi bir eğitimle önlenebileceğini kavrayamazlar. Aynı şey, hırsızlıkla peşpeşe giden yalancılık için de söz konusudur.
Küçük çocukta başkasına ait şeylere sahip olma alanında ön plânda bulunan güdüler, istekler ve hevesler vardır. Çocuk, öteki çocuklarla bir araya gelir gelmez, başkasında gördüğünü almak ister. Ya söz konusu şeyin kendisini ya da onu almak için gerekli parayı aşırır. Yaşantı açlığı, kıskançlık, kendini gösterme isteği, gizli kalmış aşağılık duyguları, arkadaşları tarafından kandırılma, başkalarına hoş görünme isteği de hırsızlıklara sebep olabilir. Buluğ ve yeni yetmelik çağında yeni isteklerin doyurulması da buna eklenir. Bu yeni istekler arasında serüven düşkünlüğü (sinemanın etkisi ile), sansasyon yazılarını okuma, sigara içme ve cinsel yaşantılara katılma ön plânda gelir. Çocuğun kendisinde bulunan bu nedenler yanında, özellikle ana-babadan gelen eğitim hataları da hırsızlığa götürebilir. Yanlış bir bireysel hedef seçmekten doğan yersiz bir pedagojik tutum, eğiticilerin ters isteklerine karşı direnmeye çocuğu zorlar. Çocuk, aşırı sertliğin, aldatmaların zorlamasına, üstün ve gücün üstünde yetişme ve bilgi kazanma isteklerine, yanlış meslek seçimine, sevgi yoksunluğuna, kötü alışkanlıklara kapılmaya karşı, hırsızlık yaparak kendini korumaktan başka çare bulamaz. Eğiticiden öc alma ihtiyacı da hırsızlık yaptırabilir. Çocuk, kendisine acı çektirmiş olan yetişkinin sevdiği ve muhtaç bulunduğu şeyleri çalarak onu zor duruma düşürmek ister. Bununla birlikte ne bu öc alma, ne de kendini savunma çabası çocukta bilinçli değildir. Bu durumlarda hırsızlığa götüren nedenin ne olduğunu anlamak da çok zordur.Hırsızlığın başka önemli bir nedeni de, çocuktaki irade zayıflığıdır. İçinden gelen isteklere dayanamayan çocuk hırsızlık yapabilir. Özellikle terkedilmiş, sıkıntı ve yokluk içinde bulunan çocuklar hırsızlığa yönelebilirler. Kural olarak hırsızlık, içteki bir sıkıntının yalnızca bir belirtisi olduğu için nedenleri bulup çıkarmak her zaman zordur. Nedenlerin anlaşılması için şu dört sorunun cevaplandırılması gereklidir: Çocuk ne zamandan beri çalıyor? Ne kadar sık çalıyor? Kimden çalıyor ve çaldığı şeyleri ne yapıyor? Asıl nedenleri bulmadan önce hırsızlığın tedavisine girişilemez ve bunda başarı sağlanamaz. Tedavi için yalnız belirtiyi değil, asıl nedeni de ortadan kaldırmak gerekir.Mal edinmenin ne olduğunu bilmeyen çocuğu, yasak bir şeyi yaptığı bilincine götürmelidir. O halde ceza, aşırma ile izinsiz alma kavramları arasında bilinçte ilişki kurma bakımından anlam taşır. Ayni zamanda çocuğa, güdülerine egemen olması için yardım edilir. Çocuğa normal bir harçlığın verilmesi hırsızlığın önlenmesine yardım edebilir. Genellikle çocukta hırsızlığın ortaya çıkması bir sorun olarak ele alınmalıdır. Çoğu zaman eğiticiler, hırsızlıkların zayıflığın sonucu olduğunu ve iyi bir eğitimle önlenebileceğini kavrayamazlar. Aynı şey, hırsızlıkla peşpeşe giden yalancılık için de söz konusudur.
Son düzenleme:
