HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Cevşen, bazı İslam mezhep ve tarikatlarında kaza ve beladan koruduğu inancıyla taşınan dua metni. Genellikle üçgen muhafazalar içinde veya kolye şeklinde taşınır. Cevşen-i Kebir ve Cevşen-i Sagir olarak bilinen, metinleri birbirinden farklı iki duâyı ifade eder. Ancak Cevşen-i Kebir daha meşhurdur ve "Cevşen" sözcüğü ile genellikle Cevşen-i Kebir kastedilir.
Farsça kökenli bir kelime olup, "bir tür zırh, savaş elbisesi" manasına gelmektedir. Terim manası Şii kaynaklarında Ehl-i Beyt'ten Musâ el-Kazım Cafer es-Sadık Muhammed el-Bâkır Zeyn el-Abidîn Hüseyin bin Ali ve Ali bin Ebu Talip tarikiyle Muhammede isnat edilir. Cafer es-Sadıka nisbet edilen Du`âül-cevşen onun bu rivayeti olmalıdır.
Cevşen'den Ahmed Ziyauddin Gümüşhânevî, tarikata dair birçok evrâd ve ezkârı derlediği Mecmû'atu'l-ahzâb adlı eserinde bahseder. Bundan sonra özellikle Risale-i Nur cemaati tarafından tek başına kitapçık olarak defalarca basılmıştır. Dua'nın Türkçe tercümelerini de yapan cemaat, sadece metni dikkate almış, kaynağına ve faziletlerine dair rivayetlere temas etmemiştir. Mesela, Ümit Şimşek tarafından yapılan çeviride Said Nursinin bizzat tercüme ettiği 57. fasıl örnek alınmıştır.
Ahmed Ziyauddin Gümüşhânevî Efendi Mecmû'atu'l-Ahzâb adlı eserinde şunları söyler: Cevşenü'l-Kebir ismindeki duâ Peygamber Efendimize, Uhud Harbi esnasında Cebrail (a.s) tarafından getirilmiştir. Cebrail Hz. Muhammed'e (s.a.v.): "Üzerindeki zırhı çıkar ve bu duâyı oku. Bu duâyı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük tesiri vardır." demiştir. Peygamber Efendimiz duânın tesirinin sadece kendine mi mahsus, yoksa ümmete de şamil mi olduğunu sorunca, Cebrail (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ya Resulullah, bu duâ Cenab-ı Allah'ın sana ve ümmetine bir hediyesidir. Bunun sevabını Allah'tan başka kimse takdir edemez."
Farsça kökenli bir kelime olup, "bir tür zırh, savaş elbisesi" manasına gelmektedir. Terim manası Şii kaynaklarında Ehl-i Beyt'ten Musâ el-Kazım Cafer es-Sadık Muhammed el-Bâkır Zeyn el-Abidîn Hüseyin bin Ali ve Ali bin Ebu Talip tarikiyle Muhammede isnat edilir. Cafer es-Sadıka nisbet edilen Du`âül-cevşen onun bu rivayeti olmalıdır.
Cevşen'den Ahmed Ziyauddin Gümüşhânevî, tarikata dair birçok evrâd ve ezkârı derlediği Mecmû'atu'l-ahzâb adlı eserinde bahseder. Bundan sonra özellikle Risale-i Nur cemaati tarafından tek başına kitapçık olarak defalarca basılmıştır. Dua'nın Türkçe tercümelerini de yapan cemaat, sadece metni dikkate almış, kaynağına ve faziletlerine dair rivayetlere temas etmemiştir. Mesela, Ümit Şimşek tarafından yapılan çeviride Said Nursinin bizzat tercüme ettiği 57. fasıl örnek alınmıştır.
Ahmed Ziyauddin Gümüşhânevî Efendi Mecmû'atu'l-Ahzâb adlı eserinde şunları söyler: Cevşenü'l-Kebir ismindeki duâ Peygamber Efendimize, Uhud Harbi esnasında Cebrail (a.s) tarafından getirilmiştir. Cebrail Hz. Muhammed'e (s.a.v.): "Üzerindeki zırhı çıkar ve bu duâyı oku. Bu duâyı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük tesiri vardır." demiştir. Peygamber Efendimiz duânın tesirinin sadece kendine mi mahsus, yoksa ümmete de şamil mi olduğunu sorunca, Cebrail (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ya Resulullah, bu duâ Cenab-ı Allah'ın sana ve ümmetine bir hediyesidir. Bunun sevabını Allah'tan başka kimse takdir edemez."
