raderde 1
raderde
Cannn6161 1
Cannn6161
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
melankolıa18 1
melankolıa18
romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Hayvan çeşitleri

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Plendruel
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

Plendruel

Level 11
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
31 Ara 2014
Konular
3,868
Mesajlar
6,937
Online süresi
3h 23m
Reaksiyon Skoru
723
Altın Konu
0
TM Yaşı
11 Yıl 5 Ay 8 Gün
Başarım Puanı
312
MmoLira
-20
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

[TABLE="class: cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"][TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Anakonda[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Anakonda 250 kiloluk ağırlığıyla dünyanın en ağır yılanıdır. Yaklaşık 9 metre uzunluğundadır ve genellikle dişileri erkeklerinden daha büyüktür. Güney Amerika’daki yağmur ormanlarında ve nehir düzlüklerinde yaşar. Ilık sularda uzanmayı sever ve dalınca su altında 10 dakika kalabilir. Su içmeye gelen kuşları ve hayvanları tuzağa düşürmek için sabırla bekler. Bu yüzen gözleri ve burun delikleri kafasının en üstündedir.
anakonda.jpg

Arada güneşin tadını çıkartmak ve avlanmak amacıyla ufak ağaçlara ve çalılara tırmanır. Anakonda, boa yılanının yakın akrabasıdır ve onlar gibi avlarını ezerek öldürür ve bütünüyle yutar.
Yemek yemeden aylarca yaşayabilir, fakat yediği zaman iyi bir ziyafet çeker. Bütün bir domuzu silip süpürebilir ve bir oturuşta bir geyiği yiyebilir. Jaguarlara ve zaman zaman insanlara da saldırdığı bilinir.
Peki bu şekilde yemeyi nasıl başarıyorlar? Çeneleri, genişçe esneyebilmelerini sağlayan özel bağlarla birleştirilmiştir. Kurbanlarını kafalarından başlayarak yutarlar böylece bacakları takılmaz. Bir yılan, büyük bir hayvanı yuttuğu andan itibaren hemen sindirmeye başlar. Aksi halde avlanan hayvan yılanın midesinde çürümeye başlar ve besin zehirlenmesinden ölümüne yada hastalanmasına yol açar.
Anakonda’ nın dişleri vardır fakat diğer pek çok yılan gibi zehirli değildir. Bir anakonda tarafından ısırılmak mümkündür fakat ısırık tek başına ölümcül değildir. Anakondalar genellikle olabildiğince sessizdirler fakat bu sessizlik çiftleşme zamanı geldiğinde bozulur. Bu dönemlerde erkek anakondalar dişinin dikkatini çekmek için yüksek bir gürültü çıkartırlar. Dişiler bir batında 40’ ın üzerinde yavru doğurur.
Bazı Güney Afrika yerlileri, 25 metrenin üzerinde anakondalar gördüklerini bildirmişlerdir. Hiç kimse bu ölçülere yakın bir anakonda yakalayıp, ölçmemiştir.
[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Antilop[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
antilop.jpg
Antiloplar sığırlar gibi toynaklı ve boynuzlu hayvanlardır. Görünüşleri geyiği andırır,ama sığırlarla daha yakın akrabadırlar. Sığırlar gibi geviş getirirler. Yani önce yiyeceklerini pek çiğnemeden yutarlar. Sonra bunları yeniden ağızlarına getirir, iyice çiğnerler.
Antiloplar Afrika ve Asya’ da yaşar. Çoğu gruplar halinde savanlarda yada ormanlarda dolaşır. Büyüklükleri çok değişir. Kral antilobun boyu omuzuna kadar ancak 25 santimetredir. Boğa antilobun boyu 1,8 metreyi aşabilir.
Bazı anlitopların boynuzları burgu gibi uzar. Kudu denen antilobun boynuzları 1,5 metre olabilir. Geyiklerin boynuzları her yıl kökünden koparak düşer. Antiloplarınki ise sığır ve koyunlardaki gibi hiç değişmez.Ceylan bir antilop çeşididir. Çevikliği,hızı ve güzelliğiyle ünlüdür. Antiloplar uysal ve ürkektir. Sürü halide dolaşır, tehlikeye karşı birbirlerini uyarırlar. Bazıları saatte 65km hızla koşabilir. Üstelik hızlarını uzun süre koruyabilirler. İmpala adlı antilop bir sıçrayışta 2 metre kadar yükselir ve 9 metre kadar yükselir ve 9 metre uzağa atlar.
[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Armadillo[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
armadillo.gif
Armadillo İspanyolca’ da zırh giymiş adam anlamına gelir. Bununla birlikte Armadillo bir kaplumbağaya benzer. Karıncayiyen ile yakın akrabadırlar. Armadillo inanılmaz bir kazıcıdır. Öndeki inanılmaz kuvvetli pençeleri kullanarak toprağı kazar ve arka ayaklarını kepçe gibi kullanarak toprağı atar.
Armadillo bir defada nefesini dakikalarca tutabilir. Bu onu toz ve toprakla boğulmaktan kurtarır ve inanılmaz bir dalış yeteneği verir.
Bütün bu sinir bozucu ağır zırhlı gövdelerine rağmen armadillolar çok iyi yüzücüdürler.Bu zorlayıcı hareketliliğin sonucu olarak çok fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar ve bir armadillo yılda 100 kg. nun un üzerinde böcek, larva ve solucan yer.
Armadillonun 8 farklı türü vardır ve Arjantin’ den merkezi Amerika ve Florida’ ya kadar olan bölgelerde yaşarlar.
Son 150 yıldan fazla bir zamandır sekiz renkli armadillo Birleşik Devletler’ in güneydoğusunda çok büyük bir hızla yayılmıştır. Başıboş bir şekilde yerleşim yerlerinde dolaşırlarken sık sık arabalar onlara çarpar.
Bir armadillonun diğerlerinden çizgileriyle ayrılacağını söyleyebiliriz. Üç renk armadillonun fazladan bir özelliği vardır. Kendini düşmandan korumak için top gibi yuvarlanabilir. Sekiz renkli armadillo yuvasının güvenli olduğuna inanır. Güçlü pençeleriyle kendini içeri hapseder ve oradan kımıldatmak hemen hemen imkansızdır. Bu farklı ve tuhaf yaratık bir sıçrayışta 1 metreye kadar sıçrayabilir. Dişi armadillolar zırhlarıyla birlikte birbirininin aynı dört bebek dünyaya getirirler. Tabakalar başlangıçta yumuşak ve derimsidir ve armadillo büyüdükçe yavaş yavaş sertleşirler.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Çekirge[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
cekirge.jpg
Çekirgeler çok gürültücü böceklerdir. Yakın akrabaları cırcırböcekleriyle birlikte tür sayıları 1O bini aşar. Renkleri genellikle yeşil ya da kahverengimsidir. Çekirgelerin üç çift bacağı vardır. Arka bacakları sıçramaya çok elverişlidir. Bazıları bir kerede 1 metre sıçrayabilir. Çoğu arka bacaklarını kanatlarına sürterek ses çıkarır. Cırcırböcekleri ise ses çıkarmak için kanatlarını birbirine sürter. Genellikle erkeklerin çıkardığı bu sesler dişilerin dikkatini çekmeye yarar. Göçmen çekirgeler bazen büyük sürüler oluşturur ve tarım ürünlerine zarar verir.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]İguana[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
iguana.jpg
Sık rastlanan yada yeşil iguanalar merkez ve Güney Amerika’ da, ve oranın yerlileri tarafından “ağaç tavukları” diye çağrıldıkları küçük Batı Hint Adaları’ nda yaşarlar.

Bu sürüngenler 2 metreye kadar büyüyebilir. Vücutları yumuşak pullu deri ile kaplıdır ve sırtlarında omurilik sıralanmıştır. Kısa bacakları, çizgili bir kuyruğu ve keseli gırtlağı vardır. İguanalar zamanlarının çoğunu dinlenerek geçirirler. Sıradan iguanalar ot oburdur ancak bazı türleri böcek atıştırmaktan hoşlanırlar. Sosyal hayvanlardır, birlikte güneşlenir ve yemek yerler. İguanalar iyi tırmanıcı ve yüzücüdürler. Bacaklarını içeriye saklarlar ve kuyruklarını kullanarak su üzerinde ileriye doğru hareket ederler. Su altında 30 dakikaya kadar kalabilirler.
İguanalar kurak mevsimde eşleşirler. Dişiler yumurtalarını toprağa gömmeden önce 2 ay taşırlar. Doğru yeri bulmak için 5 kilometre uzağa gidebilir ve sonra 12 ila 40 yumurtayı sırayla bırakırlar. 3 ay sonra yumurtalar çatlar ve bu sürede ıslak mevsim başladığından beslenmeleri için bol miktarda yiyecek olur. Yumurtadan çıkanların boyları kuyruklarıyla birlikte 23 santim civarında olur. Doğduklarında parlak yeşildirler fakat yaşlandıkça deri renkleri koyulaşır.İguanalar tehlike altındadır çünkü yağmur ormanlarında yaşayan türü kaybolmaktadır. Aynı zamanda tuzağa düşürülerek evcil hayvan olarak ticareti yapılmaktadır. Gençken sevimli görünebilirler, ancak yaşlandıkça kavgacı olurlar ve üzücü olan yakalananlardan birçoğu ölür.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



Siz hiç Karıncayiyen gördünüz mü?
karincayiyen.jpg


Karıncayiyen garip görünüşlü bir hayvandır. Uzunluğu 1,8 metreyi bulur. Başıyla birlikte burnu hortum biçiminde uzamıştır.Hortumun ucunda küçücük bir ağız bulunur. Dev karıncayiyen dişsizdir. Karınca ve termitleri çiğnemeden yutar. Bu böcekleri yakalamak için kullandığı yapışkan dili yarım metre uzunluğuna erişebilir. Karıncayiyenler güçlü pençeleriyle karınca ve termit yuvalarını dağıtır. Sonra dillerini uzatarak böcekleri toplarlar.
Karıncayiyenler geceleri avlanır. Gündüz saatlerinde ise otlak arasında uykuya çekilirler. Uyurken kuyruklarını kıvırıp gövdelerini örterler. Bu sayede hem başka hayvanlardan gizlenirler, hem de güneşten korunurlar.[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kelebek[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Kelebekleri Tanıyalım

Kelebekler geniş,benekli kanatları olan uçan böceklerdir. Tüm böcekler gibi 6 bacağı, 3 bölümden oluşan
kelebek_b.jpg
vücudu ve bir çift anteni vardır.Üç vücut bölümü kafa,göğüs ve karın bölgesidir.
Kelebeğin vücudu minik duyumsal kıllarla kaplıdır. Kelebeğin kanat ve ayakları göğüs bölgesine bağlıdır. Göğüs bölgesinde ise bacak ve kanatlarının hareketini sağlayan kaslar vardır.
Kelebekler çok iyi pilotlardır. Renkli,yanardöner pulları olan iki büyük kanadı vardır. Kelebek ve güveler pullu kanadı olan tek böceklerdir.
Kelebekler vücut ısıları eğer 86 derecenin üzerinde ise uçabilirler.Kendilerini soğuk havada güneşlendirebilirler. Kelebeklerin yaşı ilerledikçe kanatları esker ve rengi solar.
Kelebeklerin hızı türlerine göre değişir. Zehirli türler zehirsiz olanlardan daha yavaş uçar. En hızlı uçan kelebekler saatte 30 mil. yol alırlar. Yavaş uçanlarda ise bu hız 5 mil kadardır.
Kelebekler başkalaşım yaşayarak 4 farklı yaşam dönemi geçirmektedirler.
Yumurta – Kelebek hayatına üzerinde yumurta olarak başlar.
Larva – Yumurtadan çıkan tırtıl neredeyse sürekli olarak yaprak ve çiçek yer.Tırtıl büyüdükçe deri değiştirir. Krizalite dönüşene kadar boyutu binlerce defa değişir.
Pupa – Krizalite’ye dönüp dinlendiği zamandır.
Yetişkin – Artık uçabilen,güzel kelebek ortaya çıkar.
Beslenme

Henüz tırtıl olan kelebek tüm zamanını güçlü olan altçenesini kullanarak geçirir.Bir tırtılın ilk yemeği kendi yumurtasının kabuğudur.Bazı tırtıllar etçildir.
Kelebekler uzun ve esnek olan tüp şeklindeki hortum dillerini kullanarak sıvı alabilirler.Bu hortum besinden sıvı alacağı zaman açılır diğer zamanlarda ise spiral şeklinde dolanır.Birçok kelebek çiçeklerden aldığı nektar ile
kelebek.gif
beslenir.

Doğal Ortam

Kelebekler dünyanın her yerinde ve her türlü doğal çevrede bulunurlar: sıcak ve soğuk, kuru ve nemli, deniz seviyesinde yada yüksek dağlarda... Bununla beraber birçok kelebek türü tropik bölgelerde özellikler tropikal yağmur ormanlarında bulunurlar.
Birçok kelebek sert hava ve çevre koşullarından korunmak için göç ederler (soğuk hava gibi). Kelebek göçü çok iyi anlaşılmamaktadır. Göçlerin çoğu kısa mesafeleredir, fakat bazıları binlerce kilometre uzağa göç eder.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kivi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Hangi Kuş Uçamaz
kiwi.jpg

Kiviler uçamayan kuşlardır. Tavuk iriliğinde olan bu kuşlar yanlız Yeni Zelanda’da yaşar. Kivilerin ağırlığı 1,5 ile 4 kg. arasında değişir. Çok küçük olan kanatları tüylerinin altına gizlenmiştir. Kiviler gündüz saatlarinde ya gizlenir yada uyur. Gizlenmek için içi boş kütüklere,yerdeki oyuklara girerler.
Gece dolaşmaya çıkar, sivri uçlu uzun gagalarıyla böcekleri, solucanları ve salyangozları yerler. Kiviler başka hayvanlara kolayca yem olduğundan sayıları iyice azalmıştır. Günümüzde bu kuşlar koruma altına alınmıştır.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Koala[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
koala_a.jpg
Sık sık koala ayısı da denilir ve ayıya biraz benzemesine rağmen bir ayı değildir. O bir keseli yada keseli bir memelidir ve akrabalarına benzemez.Koala adı Avustralya’da içmeyen anlamına gelen bir aborijin kelimesidir.Bu ona oldukça uygun bir isimdir çünkü koalalar tüm su ihtiyaçlarını okaliptüs yapraklarından karşılarlar.
Bütün keseliler gibi, koalalar da kel, kör ve ufak doğarlar. Koala yavrusu,altı aylık oluncaya kadar annesinin kesesinde kalır ve annesi tarafından emzirilir. Bu sürenin sonunda genç koala yavrusu annesinin sırtına tırmanır ve nasıl besleneceğini öğrenir.
Koala zamanının çoğunu okaliptüs ağaçlarının tepesinde geçirir.Sadece diğer bir ağaca geçmek yada bir ağız dolusu çamur almak için aşağıya inerler. Çamur, yedikleri yaprakları sindirmek içindir.Yapraklar koalalar için
koala_b.jpg
çok besleyici değildir ve günde bir kilodan fazla yerler. Enerjilerini toplamak için zamanlarının çoğunu dinlenerek geçirirler.
Koalalar inanılmaz derecede titiz yiyicilerdir ve her bir yenilecek yaprak için, yirmi yaprak koparırlar. Koalanın yediği yapraklar, böcekleri hayvanlardan uzaklaştırdığı düşünülen keskin kokulu bir yağ içerirler. Ne yazık ki bu koku onları aynı zamanda öksürtecek kadar güçlüdür.
1920’lerin sonlarına kadar koalalar derileri için avlanıyordu. Çok şükür ki şu an Avustralya’nın en özel hayvanlarından biri olarak seviliyor ve korunuyorlar.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Köstebek[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Tıknaz ön bacakları keskin pençelidir.Arka bacakları ufak ve güçsüzdür. Pembe noktalı burunları, küçük gözleri ve kısa kürklü kuyrukları vardır. Köstebekler çoğunlukla solucanlarla beslenirler, fakat aynı zamanda böcek
kostebek.jpg
larvası içeren diğer ufak hayvanları, kabuksuz sümüklü böcekleri ve salyangozları da yerler. Tünellerinde sık sık solucan depolarlar. Solucanların kaçışını engellemek için başlarını koparırlar. Bir keresinde bir köstebeğin yuvasında 470 adet solucan depoladığı görülmüştür.
Köstebekler yeraltı tünellerinde yaşar. Onlar aktif kazıcılardır ve bir günde 20 metre tünel kazabilirler! Bütün bu kazılardan sonra kendilerini bitkin hissettiklerinde,kuru çim serilmiş geniş odalarında dinlenirler.
Dişiler, yapraklarla ve çimenlerle döşenmiş bu yeraltı yuvasında bir batında yediden fazla doğum yaparlar. Yavrular üç hafta civarı anneleriyle beslenirler.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kurbağa[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Hangi Kurbağa Yavrusunu Yer

Bir dişi hayvanın yavrularını yuttugunu duysanız, herhalde onun ne kadar vahşi olduğunu düşünürsünüz. Halbuki Avustralya ’da yasayan bir tür kurbağa, yavrularını vahşiliğinden değil, merhametinden yutmaktadır. "Rheobatrachus silus" adı verilen kurbağanın yumurtadan çıkmak üzere olan yavrularını yutma sebebi, onların emniyetli bir şekilde gelişmesini sağlamaktır. Acaba anne kurbağanın midesine inen yavrular, mide tarafından hazmedilmeyecek mi? Elbette hayır. Yeni doğan aciz yavrulara anında süt yetiştirerek merhametini gösteren hayvan, mideye inen yavruların hazmedilmemesi için de, kurbağanın midesindeki sindirim faaliyetini durdurur.
Dişi kurbağanın daha önce midesine doldurduğu gıda maddeleri bağırsağa iletilir ve midenin sekli ile yapısı tamamen değişerek, yavrular için sıcak ve emniyetli bir beşik haline girer. Oburluğu ile tanınan bu kurbağanın iştahı, tamamen kesilecek ve kuluçka devresi tamamlanıncaya kadar hayvan tam 2 ay aç kalacaktır. Kuluçkanın ileri safhasında mide büyüyerek akciğere dayanır. Ve onun faaliyetinin durmasına sebep olur.Ancak akciğerleri devreden çıkan kurbağa, derisi vasıtasıyla nefes almaya başlar.
kurbaga.jpg
Yumurtadan çıkan kurbağalar daha sonra yemek borusundan tırmanır ve anne kurbağanın ağzından aşağı atlayarak, gün ışığına çıkarlar. Mide yavruların tamamen çıkmasından 8 gün sonra normal haline gelir ve vazifesini yerine getiren kurbağa, yiyip içmeye başlar.Avustralya’nın Adalede Üniversitesinden Zoolog Michael J. Tyler ile yardımcısı David Carter tarafından ortaya çıkarılan bu esrarengiz olay,fizyoloji olarak bilinen ilim dalını alt-üst etmiştir.İlim adamları ülserin tedavisinde yeni bir ümit olarak gördükleri bu olağanüstü olayın nasıl gerçekleştiğini ve midedeki faaliyetin nasıl durdurulduğunu aramakla meşguller...[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Köpek Balıkları[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Beyaz Köpekbalıkları

Bu korkutucu köpekbalıklarının uzunluğu 8 metrenin üzerine çıkabilir, fakat ortalama ölçüleri 4 metre civarıdır.
kopekbaligi.jpg
Kaydedilen en büyük beyazın uzunluğu 8 metredir. Büyük beyazın diğer bilinen isimleri ölüm köpekbalığı, insan-yiyen, beyaz ölüm ve beyaz avcıdır.
Büyük beyaz köpekbalıklarının beyaz karınları ve gri renkli sırtları vardır, burunları uzun ve sivridir. Güçlü dişleri üçgen şeklinde ve testere gibidir. Ve ağızlarında bu dişlerden yaklaşık 3000 tane vardır. Yukarıdan bakıldıklarında iki renkli olmaları diğer hayvanlara karşı hedef olmalarını zorlaştırır çünkü denizde daha koyu gölgelerle karıştırılırlar.
Köpekbalıklarının en geniş ailesinden biri olan beyaz köpekbalıkları hem kıyılara yakın, hem de açıklarda, derin okyanuslarda bulunurlar. Daha çok ılık sularda yaşarlar. Bu korkutucu yırtıcı hayvanlar balık, deniz aslanları, foklar, deniz kuşları, küçük balinalar, kaplumbağalar, yunuslar ve diğer köpekbalıklarını avlayarak beslenirler. Aşağıdan saldırıya geçerler, büyük bir ısırık alırlar ve kurbanlarının kan kaybından zayıf düşmesini beklerler.
Avlarının peşine düştüklerinde 25 deniz mili hız yaparlar ve suyun yüzeyine sıçradıkları bilinir. Beyaz köpekbalıkları çok iyi koku aldıkları kadar çok iyi görebilirler ve sadece köpekbalıklarının suda başlarını yukarı çıkartarak yüzeydeki nesneleri incelediği görülmüştür.
Büyük beyazlar insan yiyenler listesinin başında yer alır ve bir yıldaki 10 saldırının 5’inden sorumludurlar. Bu durum köpekbalıklarının yüzücüleri aşağıdan bakıldığında fok yada deniz aslanı sandıklarını düşündürmektedir.
Büyük beyaz köpekbalıkları, Güney Afrika’da, Namibya’da, Kaliforniya’da, Florida’da, bütün Avustralya’da ve Malta’da resmen koruma altına alınmıştır.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Karınca[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Çalışkan Karıncalar

Yaprak yiyen karıncalar Orta ve güney Amerika ormanlarından ve Amerika’ nın güney eyaletlerinde bulunur. Yüzlerce değişik oda yapmak amacıyla yeraltında dev koloniler halinde yaşarlar. Her koloniyi oluşturan yaklaşık 8 milyon karınca, yalnız bir kraliçe tarafından yönetilir. Karıncaların çoğu dişi karıncalardır. Aynı zamanda dişi
karinca.jpg
karıncalardan oluşan büyük bir ordu da vardır ve onların görevi kraliçeyi ve koloniyi korumaktır.
Kraliçe çiftleştiğinde yeni koloni kurabilecek rahat bir yer arar, kanatlarını döker ve yumurtlamaya başlar.İşçi arılar yumurtadan çıkar çıkmaz görevlerine başlarlar. Geniş bir işçi ordusu yuvadan ayrılır ve yiyecek yaprak araştırmaya çıkarlar. Daha küçük olanlar geride kalarak kraliçenin bıraktığı yumurtalarla ilgilenirler.
Adlarını haklı çıkarırcasına, bu çalışkan karıncalar çenelerindeki kesicilerini kullanarak yaprakları ve taç yapraklarını yarıya bölerler. Bu parçaları kafalarının üzerinde tutarak yuvalarına taşırlar. Bu nedenle arada güneş şemsiyeli karıncalar da denilir.
karinca_a.jpg
İşin ilginci yaprakları yemezler. Bunun yerine bu becerikli böcekler onları yiyeceklerini çoğaltmada kullanırlar. Yuvanın gerisinde küçük işçi karınca yaprağı yalayarak temizler ve küçük parçalara böler. Ve onları çiğneyip, çürüterek daha sonra yiyeceği mantarları büyütmek için kullanır.
Mantar bahçeleri yerin altındadır ve zayıf bahçıvan karıncalar tarafından dikkatle bakılır. İşçi karıncalar yuvaya en yakın ağaçların yapraklarını yolar ve yaprak yiyen karıncalar bir sürü yaprak toplar. Daha taze yapraklar bulmak için başka yerlere de giderler.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kaplan[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Kaplanlar, türlerinin en geniş kısmını Sibirya kaplanlarının oluşturduğu kedi ailesinin üyesidirler. Kavuniçi kaplı
kaplan.jpg
kürklerinin üzerindeki kalın, siyah dikey çizgileriyle kolayca tanınırlar. Göbeği ve boynu krem beyazdır.
Hiçbir kaplanın çizgileri diğerine benzemez, tıpkı parmak izleri gibi eşsizdirler. Kaplanın kendi vücudundaki çizgiler de her iki yanında farklıdır. Kaplanlara Hindistan’ dan Sibirya’ ya ve güney doğu Asya’ ya kadar rastlanır.Genellikle geyik, bufallo vahşi domuz gibi büyük hayvanlarla beslenirler, ancak bazen balık, maymun yada yavru filleri de yerler. Çoğunlukla gece avlanırlar. Yavrusu olan anneler dışında yalnız yaşayan hayvanlardır, bununla birlikte bazen bir avı paylaşmak için bir araya gelebilirler. Diğer kedilerden farklı olarak, kaplanlar suyu sever ve iyi yüzücüdürler.Kaplanlar avlarını sessizce izler ve tuzağa düşürürler.Kendilerini gizlemek için yoğun bitki örtüsü olan alanları
kaplan_a.jpg
seçerler ve avlarının üzerine süzülürler. Kaplan avına yeterince yaklaştığında aniden saldırır ve onu öldürür.
Diğer kedilerden fazla olarak insanları yeme konusunda da bir ünü vardır. İşin gerçeği bir kaplanın insana saldırmasına çok az rastlanır. Genellikle yaşlı ve yaralı kaplanlar normal avlarını yakalamakta daha başarısız olduklarından böyle bir şeye yönelebilirler. Kaplanlar kürkleri yüzünden tehlike altındadırlar ve türleri azalmaktadır.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kirpi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Kirpilerin Dikenli Dünyası

Kirpilerin kafasının ve vücudunun daha üst bölümleri kısa sarımsı dikenlerle kaplıdır. Yetişkinlerin 5000 den fazla dikeni olabilir. Diğer kısımları kahverengi kürk ile kaplıdır ve kısa bir kuyrukları vardır.
Tüm Avrupa’da bulunurlar ve çoğunlukla bahçelerde yaşarlar. Ormanlık, bodur çalılık yada işlenmiş alanları tercih ederler.
Kirpiler yalnız yaşayan hayvanlardır. Yiyecek aradıklarında, sümüklü böcek, salyangoz, iri böcekler ve solucanların daha bol bulunduğu çok yağışlı gecelerde hareketli olurlar. Bazen de kuş yumurtaları ve yerde yuva yapmış kuşların yavrularıyla beslenirler.
kirpi.jpg
Yazın, kirpiler gün boyu geçici olarak yapraklardan, yosun ve çimenlerden yaptıkları sığınaklarında kalırlar. Kasıma kadar çoğu kış uykusuna yatar. Yapraklardan ve yosundan yol kenarlarının aşağısında, eski tavşan çukurlarında ve çürümüş organik maddelerin altına yuva yaparlar. Seçtikleri yere yuva yapacakları gereçleri ağızlarında taşırlar ve gerekli büyüklükte bir yığın yaptıklarında, içeri doğru bir çukur kazarlar ve rahat bir barınak yapıncaya dek çevresinde dönerler.
Gelecek mart yada nisana kadar kış uykusuna yatarlar ve bu süre içinde kalp atışları dakikada 190 dan 20 ye kadar düşer, ve vücut ısıları yaklaşık 10 derece azalır. Kirpilerin çoğu kış uykusu sırasında ölür.
Görüşü zayıftır, fakat koku alma ve işitme duyuları çok iyidir. İyi tırmanır ve yüzebilirler. Dikenlerinin sıklığı, rahatsız edildiğinde ona yardımcı olur. Top gibi yuvarlanarak başını ve yumuşak kısımlarını korur. Ne yazık ki, dikenleri onları insanlardan gelen tehlikelerden korumaz. Çoğunlukla bahçelerdeki su çukurlarına düşerler, ezilirler, şenlik ateşlerinde, çim biçme makineleri yada böcek zehirleri veya çöpler yüzünden ölürler.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kızıl Tilki[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Kızıl tilki dünyada en fazla bulunan etoburdur. Avrupa’ da, Kuzey Amerika’ da, Asya, Avustralya ve Kutupta bulunur. Kızıl tilkiler, değişik tabiat ortamlarına kendilerini uydurabilirler. İngiltere’ de ormanlık bölgelerde, şehre yakın yerlerde yaşarlar. Kızıl tilki, kurtlar, kır kurtları, köpek ve çakal ailesinin bir üyesidir. Kızıl bir tilkinin genellikle kızıl kahve kürkü vardır, fakat bazen siyah yada gümüş renklidir. Gür kırmızı kuyruğunun yanına beyaz kürk serpiştirilmiştir. Ve tilki kürkü diye bilinir.Bu etçil memeliler hemen her şeyi yerler. Besin ihtiyaçları yaşadıkları yere bağlı olarak değişir. Kırsal bölgedeki
tilki.jpg
tilkiler tavşanları, yabani tavşanları, tarla farelerini, küçük meyveleri yerler.Şehre yakın olanlar ise çöpleri karıştırıp bulduklarını yerler. Tilkiler aynı zamanda iri böcekleri, solucanları, kuş yumurtalarını ve düşmüş meyveleri yerler.

Kışın sonları veya ilk baharın başlarında yavrularlar. Dişi tilki,eski ve uygun bir hayvan yuvasını yada eski bir bahçe kulübesini doğacak yavrularına yuva yapar. Mart ayında bir batında 4-8 arası yavru doğar. Yeni doğan yavruların her biri yaklaşık 100 gr. ağırlığındadır. Çikolata kahvesi kürkleri vardır, kör ve sağırdılar, aynı zamanda yürüyemezler. Anneleri onları ısıtmak, temizlemek ve eğitmek için yanlarında kalır, erkek tilki onları beslemek için yiyecek getirir. Bir tilki yavrusu dört haftalıkken mavi olan gözleri kehribara döner ve kürkü kızıllaşmaya başlar.Tamamıyla özgürlüğüne kavuşuncaya yani 6 aylık olana kadar aile içinde kalır.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kar Leoparı[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Ortalama 15 yıl yaşarlar. Küçük memeliler, kuşlar, koyun, keçi ve yaban domuzlarını avlayarak beslenir. Kar leoparları güç şartların olduğu ve kıtlık görülen arazilerde diğer memeli hayvanları tek başına avlayarak yaşar. Kar leoparları avlarını sesssizce izler ve ortalama 20- 50 adım önce sessizce ortaya çıkarlar. Kar leoparları,
leopar.jpg
yavrulama zamanları olan Ocak ve Mayıs ayları dışında yalnız bir yaşam sürerler. Görülmesi zor kalın kürküyle, kar ve kayaların arasına gizlenir.

Kar ayakkabılarına benzeyen geniş ön ayakları, kısa bacakları, güçlü göğüs kasları ve kuyruğu ile yüksek ve kayalık dağlara uyum sağlamıştır. Bugün dağ leoparlarının soyu çiftlik hayvanlarının başına dert oldukları için tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kürkü de değerli olduğundan kaçak olarak avlanılmaktadır
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Komando Ejderi[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Komodo Ejderleri dünyanın en büyük sürüngenleridir, ortalama 2,25 m. uzunluğunda ve 59 kilo civarındadırlar. Uzun ve kalın boyunları ve yassı gövdeleri vardır. Uzun pençelerle biten kısa bacakları vardır.Dört küçük Endonezya Adası’nda bulunurlar. Komodo, Rintja, P
ejder.jpg
adar ve Flores. Otlak alanlarını tercih ederler. Komodo Ejderleri iyi yüzer ve tırmanırlar ve gün boyunca aktiftirler. Diğer sürüngenlerin çoğu gibi, çok iyi bir lezzet algılayıcısı olan dillerini kullanarak yiyecekleri bulurlar.
Başlıca besinleri ölü yada çürümüş hayvan leşleridir. Aynı zamanda domuz ve geyikleri de avlarlar. Bir ejderin bir maymunu bütünüyle mideye indirdiği görülmüştür. Sivri pençeleri ve testre dişleriyle etoburluğa uyum sağlamıştır. Dişileri her yıl onbeş civarında yumurta yaparlar. Onları yere gömüp , kuluçkaya yatarlar. Komoda ejderleri 1912 yılında Komodo adasındaki araştırmalara kadar doğal çevreleri dışında bilinmiyordu. Uzunluklarının 9m. nin üzerine çıktığı iddia ediliyordu, fakat bilinen en büyük örnek, 3. 10 metre boyunda ve 166 kg. ağırlığındadır.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Kırmızı Kanguru[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
kanguru_r.gif
Kırmızı kangurular Avustralya’ daki en büyük kanguru ailesidir. Kanguru yavrusunu kesesinde taşıyan bir hayvandır. Erkek kırmızı kangurular (boomerang diye de çağırılırlar) isimlerinden de anlaşılacağı gibi kırmızımsı renktedirler. Bununla birlikte dişiler genellikle gri renkte olur. Yetişkin bir kangurunun boyu 1.8 metreye kadar uzar!

Kanguruların inanılmaz derecede güçlü Z biçimli arka bacakları ve uzun ayakları vardır. Uzun kuyrukları sıçrarken denge kurmalarına yardımcı olur ve daha yavaş hareket ettiklerinde üçüncü bir ayak gibi kullanırlar. Kangurular kısa ön bacaklarını kendilerini temizlemek ve yemek yemek için kullanırlar. Sık sık dirsekle bilek aralarını yalar ve serin kalmalarını sağlarlar.

Kırmızı kanguruların bir defada 6 metreden fazla sıçradıkları söylenir. Bi rkanguru hızlı hareket ettiğinde çok az enerji harcar. Bilim adamları bütünüyle emin olmamakla birlikte hızlı kangurular sıçrayışlarında daha az güç harcıyorlar gibi görünüyor. Ancak daha hızlandıkça yaktıkları enerji de fazlalaşıyor.
Kırmızı kangurular tek başlarına yada küçük gruplar halinde Merkezi Avustralya’nın gerisinde kuruş yeşil ovalarda yaşarlar.
Uzun sure su içmeden hayatta kalabilirler ve gereken nemi yedikleri otlardan sağlarlar. Gün boyu sıcaktan korunmak için gölgede dinlenirler ve akşam, sabahın erken saatlari yada gece harekete geçerler.

Genç kangurular annelerinin keselerinde büyür ve gelişir. Doğduklarında çok miniktirler.( bir yerfıstığı büyüklüğünde) Güvenle süt içip, beslenmek amacıyla annelerinin kesesine gitmek için tüylerine tırmanırlar. İyice gelişene ve dışarıda hayatta kalacak büyüyene dek birkaç ay kesede kalırlar.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Goril[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
goril_resim.gif
Goriller, primatların en büyük cinsidir. Uzun kaslı kolları, kısa bacakları, geniş göğüsleri, kocaman kafaları ve büyük, keskin dişleri vardır.

Kısa parmaklı enli elleri vardır ve gövdesi kaba siyah tüylerle kaplıdır. Erkekler, dişilerden daha ağır ve büyüktür ve daha yaşlı olanları gümüş grisi tüylerinden dolayı gümüş sırt diye çağırılır. Goriller akıllı, nazik ve sosyal hayvanlardır.

Afrika ve ona yakın ülkelerde yaşarlar. Dağ gorillaları 3000 metreden fazla yükseklikte ormanın derinlerinde bulunur ve arasıra gece dondurucu soğuğun daha az olduğu tehlikeli bölgelere giderler. Batı ovalarının gorillaları Afrika’nın orta batısındaki tropikal yağmur ormanlarında yaşar.
Gorillalar egemen bir erkek, bir yada iki başka erkek, bir çok dişi ve onların çocuklarıyla birlikte gruplar halinde yaşar. Arada komşu gruplar birbirleriyle çatışma yaşarlar fakat genellikle birbirlerine belli bir mesafede dururlar.

Bir goril rakibi ile karşılaştığında dimdik durur ve kükreyip haykırarak göğsünü yumruklar, böylece öfkesini dile getirir.

Goriller çoğunlukla yerde yaşarlar. Büyük erkek goriller dev cüsselerinden ötürü nadiren ağaçlara tırmanırlar, fakat dişiler ve gençler bunu sık yaparlar. Yaprak, tomurcuk, çiçek, sap, küçük meyveler, ağaçkabuğu ve eğrelti otları gibi bitki türleriyle beslenirler. Bazen böcek de yerler. Su içtikleri görülmese de beslenirken ihtiyaçları olan suyu alırlar.

Goriller gün içinde hareketlidir ve zamanlarının çoğunu grup içindeki bağı kuvvetlendirmek için diğerlerine çeki düzen vermekle geçirirler. Gece uyumak için ağaçlarda yada yerde yuvalarını yaparlar, üç yaşın altındaki goriller anneleriyle uyurlar.

Ne yazık ki doğa tahribatı ve izinsiz avlanma yüzünden goril nüfusu tehdit altındadır.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Flamingo[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]
flamingo.jpg
Flamingolar yeryüzünün genellikle sıcak bölgelerinde yaşayan iri yapılı kuşlardır.Durgun su kıyılarında dolaşırlar. Bacakları uzun ve ince,dizleri şişkin, boyunları uzun ve kıvrıktır. Erişkinler genellikle pembe tüylü ve yer yer parlak kırmızı alacalıdır.
Beslenmek isteyen flamingo başını, gagasını yukarı gelecek biçimde suya daldırır. Suyla birlikte gagasına dolan küçük bitki ve hayvaları süzerek yer. Flamingolar sürü halinde yaşayan zarif kuşlardır. Bazen yüzlercesi su kıyılarında dolaşırken yada havada pembe bir bulut gibi uçarken görülebilir.
Flamingolar killi çamurları yığarak kesik koni biçiminde bir yuva hazırlar. Dişi bu koninin çukuruna bir yada iki tane beyaz yumurta bırakır. Erkek ve dişiler sırayla kuluçkaya yatar. Çatlayan yumurtadan çıkan yavrulara da anne ve baba birlikte bakar.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]



[TABLE="class: cms_table_cms_table_cms_table, align: center"]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_baslikkrmzbyk"]Fil[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD="class: cms_table_cms_table_cms_table_yazimvince"]Anne Fil

Fil hafızasını duymuş olmalısınız, hafızası güçlü insanlar için bu deyim kullanılır. Fillerin, özellikle de dişi fillerin
fil.jpg
ailelerinin sağlığından doğrudan sorumlu olduklarından güçlü bir hafızaları olduğu anlaşılıyor.Telgraf gazetesine göre bu gerçek Sussex Üniversitesi’ nden bir grup araştırmacı tarafından Kenya’ daki Amboseli Ulusal Parkında yaptıkları çalışmalar sonucu ortaya çıkarıldı. Filler anaerkil ailelerdir, yani dişinin lider konumunda olduğu ailelerdir.
Yarım düzineyi bulan diğer yetişkin anneler içinde en yaşlı dişi, onlar avlanmaya gittiğinde çocuklara göz kulak olur. Bunu nedeni en yaşlı dişinin ailedeki en güçlü hafızaya sahip olmasıdır. Bir dostu ve düşmanı diğerlerinden çok daha iyi ayırabilir. Diğer yandan erkekler yakın ilişkiler kurmaz. Genç yaşlarında annelerinin bulunduğu sürüden ayrılırlar. Yalnız yaşar veya küçük bekar erkek gruplar oluştururlar.Filler olgunluk yaşları olan 60’a veya daha fazlasına geldiklerinde, bu onlara geri çekilmek için yeterli tecrübeyi kazandırır... Anne fil gelen farklı davet çağrılarını tecrübesini kullanarak değerlendirir ve aileden gelen cevaplara göre karar verir. Eğer bilinen bir ses ise bir arkadaş olduğu bellidir. Eğer bilmedikleri bir ses ise ailesini oradan uzaklaştırır. bir yabancı, sürüdeki çocuklar için aynı zamanda olası bir düşmandır. Bu yolla sürüdekiler eşlerini bulmak için gerekli zamanı kazanırlar. Anne filin bilgisi başka yerlerdeki dost sürüleri bulmaya yardımcı olur. Yaşlı filler avcıların ve izinsiz hayvan avlayanların ilk hedefidir. Yaşı bir filin öldürülmesi yalnız ailesi için üzücü değildir aynı zamanda sürünün geleceğine büyük bir darbedir.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
 
Son düzenleme:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst