- Katılım
- 5 May 2010
- Konular
- 171
- Mesajlar
- 3,088
- Çözüm
- 1
- Online süresi
- 4d 4h
- Reaksiyon Skoru
- 488
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 1 Ay 13 Gün
- Başarım Puanı
- 234
- Yaş
- 28
- MmoLira
- 1,240
- DevLira
- 6
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
AB nasıl oluştu ?
Bugün AB diye tanımladığımız şey, Maastricht Antlaşması diye de adlandırılan
AB Antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle 1993 yılında oluştu. Ama AB ülkeleri
arasındaki işbirliği daha eskilere dayanır. 2. Dünya Savaşından sonra birkaç
ülke, silahlanma yarışına temel teşkil eden ve kömür ve çelikten oluşan iki
ticaret koluna ortak bir pazar yaratmaya karar verdiler. Bu piyasa, devletler üstü
bir kuruluş tarafından denetlenecekti. Bir dönem sonra bu işbirliği başka ürün ve
hizmetleri de kapsayacak şekilde genişledi. AB Antlaşması ile beraber, bu
işbirliği mali, dış politika ve hukuksal konuları da içermeye başladı.
Karşılıklı işbirliği ve bağımlılık
Birleşik bir Avrupa ile ilgili düşünceler uzun zamanlar vardı, ama 2. Dünya Savaşından sonra
bu düşünceler daha da gelişmeye başladı. İşbirliği ve karşılıklı bağımlılık içinde olan
devletlerin birbirleriyle savaşmak istemeyecekleri, en temel düşüncelerden biriydi. Bunun
ruhuna göre 1952de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kuruldu.
Kömür ve çelik için açılan piyasaya büyük umutlar bağlayan Avrupa Kömür ve Çelik
Topluluğu üyesi ülkeler, devletler üstü bir denetim seçimini tercih ettiler. Böylece, hem bu
ülkelerin savaş sonrası sanayi donanımları etkinleşecekti, hem de bu ülkeler birbirlerinin
silahlanmasından haberdar olmuş olacaklardı. Açık piyasa ile birlikte kömür ve çelik
dallarında çalışan işçiler de birlik kapsamında istedikleri yerde çalışabilme imkanına
kavuştular.
Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, henüz birkaç yıl önce birbirleriyle savaş halinde olan
Fransa ve Batı Almanya gibi ülkeleri de kapsıyordu.
Ortak bir pazar ve ülkeler arası serbest dolaşım
Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu içindeki çalışma daha kapsamlı bir işbirliği için bir
başlangıç atışı oldu. Bu altı üye ülke, diğer ürün ve hizmetleri ve hatta sermayeyi de ortak
pazardaki serbest dolaşım kapsamasına alınmasını düşünmeye başladılar. Böylece daha önce
sadece kömür ve çelik sektörü işçileri için geçerli olan serbest dolaşım hakkı, prensipte üye
ülkelerde yaşayan herkes için geçerli olmaya başladı.
1958 yılında genişlemiş işbirliği başladı. Bu işbirliği sadece ortak pazar ile sınırlı degil,
Gümrük Birliği ve atom enerjisinin barışçıl kullanımı ile ilgili işbirliğini de kapsıyordu. Bütün
bu işbirliği, Avrupa Ekonomik Toplulukları veya kısaca AET olarak tanımlanmaya başlandı.
AET çerçevesinde zamanla rekabet, tarım ve ulaşım gibi alanlara dair ortak politikalar
gelişmeye başladı.
O zaman gibi şimdi de amaç, ortak pazarın yaklaşık ulusal bir pazar gibi işlemesidir. İnsanlar,
mallar, hizmetler ve sermaye, ülkeler arasında özgürce hareket etme imkanına sahip
olabilmeliler.
Bugün AB diye tanımladığımız şey, Maastricht Antlaşması diye de adlandırılan
AB Antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle 1993 yılında oluştu. Ama AB ülkeleri
arasındaki işbirliği daha eskilere dayanır. 2. Dünya Savaşından sonra birkaç
ülke, silahlanma yarışına temel teşkil eden ve kömür ve çelikten oluşan iki
ticaret koluna ortak bir pazar yaratmaya karar verdiler. Bu piyasa, devletler üstü
bir kuruluş tarafından denetlenecekti. Bir dönem sonra bu işbirliği başka ürün ve
hizmetleri de kapsayacak şekilde genişledi. AB Antlaşması ile beraber, bu
işbirliği mali, dış politika ve hukuksal konuları da içermeye başladı.
Karşılıklı işbirliği ve bağımlılık
Birleşik bir Avrupa ile ilgili düşünceler uzun zamanlar vardı, ama 2. Dünya Savaşından sonra
bu düşünceler daha da gelişmeye başladı. İşbirliği ve karşılıklı bağımlılık içinde olan
devletlerin birbirleriyle savaşmak istemeyecekleri, en temel düşüncelerden biriydi. Bunun
ruhuna göre 1952de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kuruldu.
Kömür ve çelik için açılan piyasaya büyük umutlar bağlayan Avrupa Kömür ve Çelik
Topluluğu üyesi ülkeler, devletler üstü bir denetim seçimini tercih ettiler. Böylece, hem bu
ülkelerin savaş sonrası sanayi donanımları etkinleşecekti, hem de bu ülkeler birbirlerinin
silahlanmasından haberdar olmuş olacaklardı. Açık piyasa ile birlikte kömür ve çelik
dallarında çalışan işçiler de birlik kapsamında istedikleri yerde çalışabilme imkanına
kavuştular.
Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, henüz birkaç yıl önce birbirleriyle savaş halinde olan
Fransa ve Batı Almanya gibi ülkeleri de kapsıyordu.
Ortak bir pazar ve ülkeler arası serbest dolaşım
Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu içindeki çalışma daha kapsamlı bir işbirliği için bir
başlangıç atışı oldu. Bu altı üye ülke, diğer ürün ve hizmetleri ve hatta sermayeyi de ortak
pazardaki serbest dolaşım kapsamasına alınmasını düşünmeye başladılar. Böylece daha önce
sadece kömür ve çelik sektörü işçileri için geçerli olan serbest dolaşım hakkı, prensipte üye
ülkelerde yaşayan herkes için geçerli olmaya başladı.
1958 yılında genişlemiş işbirliği başladı. Bu işbirliği sadece ortak pazar ile sınırlı degil,
Gümrük Birliği ve atom enerjisinin barışçıl kullanımı ile ilgili işbirliğini de kapsıyordu. Bütün
bu işbirliği, Avrupa Ekonomik Toplulukları veya kısaca AET olarak tanımlanmaya başlandı.
AET çerçevesinde zamanla rekabet, tarım ve ulaşım gibi alanlara dair ortak politikalar
gelişmeye başladı.
O zaman gibi şimdi de amaç, ortak pazarın yaklaşık ulusal bir pazar gibi işlemesidir. İnsanlar,
mallar, hizmetler ve sermaye, ülkeler arasında özgürce hareket etme imkanına sahip
olabilmeliler.



