ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
On sekizinci yüzyılda Osmanlı Devletinde yetişen büyük alimlerden. İsmi Muhammed, künyesi Mevlana Ebû Saîddir. Hadimde doğduğu için Hadimî nisbesi ile tanınmıştır. 1701 (H. 1113) deHadimde doğdu. 1762 (H. 1176) de vefat etti. Kabri Hadimdedir. Babası Horasan illerinden olan Buharadan Anadoluya gelip, Hadimde yerleşen bir aileye mensuptur. Babası pekçok alim yetiştirmesi sebebiyle Fahr-ur-Rum (Anadolunun medar-ı iftiharı, kendisiyle övündüğü) namı ile tanınan Kara Hacı Mustafa Efendi'dir.
Hadimî hazretleri beş yaşında yüksek ilimler sahibi olan babasından ilim tahsiline başladı. On yaşında Kuran-ı Kerîmi ezberledi. Arabî ve Farisiyi öğrendi. On sekiz yaşına girince babası onu Konyadaki Karatay Medresesine gönderdi. Bu medresede devrin meşhur müderrislerinden olan İbrahim Efendiden beş sene aralıksız ders aldı. Bu hocası ona icazet (diploma) verdikten sonra İstanbulda bulunan devrin en meşhur alimlerinden Kazabadî Ahmed Efendinin medresesine gönderdi.
Hadimî, tam sekiz yıl da burada okudu. Zamanın ilim dili olan Arapça ve Farsçada çok ilerleyip, ana dili gibi öğrendi. İstanbulda zaman zaman bazı camilerde, dinleyenlerin çok istifade ettiği vaazlar veren ve on dört sene memleketinden uzakta kalan Hadimî, babasının vefatı üzerine otuz iki yaşında, dört katır yükü kıymetli kitaplarla Hadime dönüp babasının medresesinde müderrisliğe başladı. Birkaç ay sonra evlendi. Saîd isminde bir oğlu dünyaya gelince, Ebû Saîd künyesiyle anılır oldu.
Hadimî hazretleri bilhassa fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde yetişerek büyük bir alim olup, babasının medresesinde ders vermeye başlayınca, ilim öğrenmek için, her taraftan akın akın gelen yüzlerce talebe, bu medreseye sığmaz oldu. Hadimliler ona, o medresenin yerine yeni bir medrese yaptırdılar. Hatta kısa bir zaman sonra, bu medrese de kafi gelmeyince, Hadimî büyük izdihamla açık hava tedrisatına başladı. Yaz aylarında şehirden on iki kilometre uzaklıktaki Kervanpınarda ders verirdi. Kışın ise Hadimdeki medresesine dönerdi. Arabî, Farisî, usûl-i fıkıh, fıkıh, tefsir, hadis, kelam ve edebiyat gibi dersler okutan Hadimî; başta oğulları Saîd, Abdullah, Emin ve Numan efendiler olmak üzere, Ayaklı kütüphane lakabıyla anılan Müftîzade Muhammed Antakî, meşhûr İsmail Gelenbevî, Mehmed Kırkağaçî, Hafız Osman Üskübî, Ahmed Ürgübî, Konyalı İsmail Hakkı, Hacı İsmail Kayserî gibi alimler yetiştirdi. Hem din ilimleri, hem de fen ilimleriyle mücehhez olan Hadimînin şöhreti, birkaç yıl sonra Hadim ve Konyanın sınırlarını aştı. Ünü bütün Anadoluya yayıldı. Hatta en büyük ilim ve kültür merkezi olan İstanbuldan bile ona talebe gelmeye başladı. Şöhreti Osmanlı sarayına kadar varan Ebû Saîd Muhammed Hadimîyi önce Osmanlı padişahı Sultan Üçüncü Ahmed, sonra da Birinci Mahmûd Han, İstanbula davet ettiler.
1762 (H. 1176) senesinin kış mevsiminde 61 yaşındayken üç gün yatakta yatıp, dördüncü gün ahirete irtihal eden Ebû Saîd Muhammed Hadimî hazretlerinin, başta çocukları olmak üzere, yetiştirdiği pekçok talebesi, memleketin her tarafına dağılmış, gittikleri yerlerde müftîlik ve müderrislik yapmışlar, halkı irşad etmişlerdir. Onun soyundan gelen insanlar içerisinde de birçok ilim adamı yetişmiştir.
ESERLERİ:
Muhammed Hadimînin İslam ahlakı ve hukûku ile ilgili eserlerinden bazıları şunlardır:
1) El-Berîkat-ül-Mahmûdiyye: İslam ahlakını anlatan bu kitab İmam-ı Birgivînin Tarîkat-ı Muhammediyye adlı eserinin şerhidir. İki cilt halinde basılmıştır; 2) Dürer Haşiyesi, 3) Haşiye ala Tefsîr-i Nebe lil-Beydavî, 4) Risaletün-fî Sülûki Nakşibendiyye, 5) Risalet-ül-Huşû fis-Salat, 6) Risale fî Hakk-ıl-Istihlaf, 7) Arayis-ün-Nefîsi fî İlm-il-Mantık, 8) Mecamiul-Hakayık: Bu eseri, Mecellenin küllî kaidelerine kaynak olmuştur.
On sekiz çeşit ilim açısından Besmelenin mana ve hikmetlerini ortaya koymak için kaleme aldığı Şerh-ül-Besmele adlı eseri, Niğdeli Müderris Ahmed Efendi tarafından Tuhfet-ül-Besmele adıyla şerh edilip, basılmıştır.
Vaaz ve derslerinde vezinli ve kafiyeli şiirler söyleyip dinleyenleri coştururdu. Bugün birkaç tanesi elde bulunan şiirlerinin ve ilahîlerinin aslında bir Dîvan dolduracak kadar çok olduğu rivayet edilmektedir.
Berîka adıyla meşhur eserinden tercüme edilen bölümler, kıymetli bir ahlak kitabı olan ve İhlas A.Ş. tarafından yayınlanan İslam Ahlakı kitabında yer almıştır.