- Katılım
- 25 Ocak 2013
- Konular
- 6,740
- Mesajlar
- 21,611
- Online süresi
- 2d 13h
- Reaksiyon Skoru
- 2,176
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 20 Gün
- Başarım Puanı
- 509
- MmoLira
- 2,783
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Lidya ve Doruk bizim geldiğimizi yenifark etmişti. Doruk yanına oturmamla bir anlığına bana baktı. Sonrada utançtankızardı ve başını yere eğdi. Lidya ise küçümseyen bakışlarla hepimize tek tekbaktı. Yapraksa sadece Lidyaya gülümsüyordu. Semih merakla Yaprağın hamlesinibekliyordu. Kızımız sonunda konuştu.
" Biliyor musun Doruk? İki gün sonrabizim grup ve Gül hep birlikte Bodruma tatile gideceğiz. Bak ne diyeceğim sende bizimle gelsene." Öksürmeye başladım. Ne yapıyordu bu kız böyle? Dorukbelime yavaşça vurdu. Sonunda öksürük krizim geçti. Birincisi: Biz tatile migidiyorduk? İkincisi: Ya Dorukta gelirse ben ne yapıcaktım? Üçüncüsü de: Yaprakonu öldürmemi ve kardeş katili olmamı mı arzuluyordu? Lidyaya baktım. Yaprağıboğacakmış gibi bakıyordu. Lidya çok sinirlenmişti.
Lidya " Doruk yazı benimlegeçirecek!" diyerek savaşı başlattı. Lidya'ya asıl şimdi acıyordum.
Yaprak " Sen kimsinde Doruk adınakararlar alıyorsun?" dedi.
" Sevgilisiyim!!"
Yaprak " Dimm! Sevgilisiydim demenlazımdı canım(!)." UUUUU!! Yaprağa iki puan!
" Sanane bundan!"
Ablacığım " Bu benideilgilendiriyor. Doruk sonuçta Gül'e deliler gibi aşık. " deyince utançtankızardım. Nasıl böyle bir şeyi söyleyebilirdi? Lidya'nın ağzı açık kaldı. Semihdevreye girmese ablamın üzerine atlayabilirdi pis cadı.
" Hanımlar!! Doruk burada. Elbettekendisi tatile gelip gelemeyeceğine karar verebilir. " Derin bir nefesaldım. Bütün gözler Doruğa döndü. Benimkilerde öyle. O ise sadece banabakıyordu. Neden bana bakıyordu ki? Doruk ve Lidya aynı anda konuştu.
Doruk " Gideceğim."
Lidya" Gitmeyeceksin!"
Ortalık fena halde karışacağa benziyordu.Hepside Sevgili Voldemortumuz yüzündendi. Eline sihirli asasını alıp alavrakadavra yapmıştı ve ben sıkılmıştım. Yaprak yine konuşmaya başladı.
" Buna sen değil Doruk karar verirLidya!" dedi sırıtarak. Sıkılmıştım artık bu Doruk kavgasından. Umrumda dadeğildi. Kahvaltımı da yapamamıştım zaten.
" Yeter artık! Ben gidiyorum. Sen benim yerimede bir şeylerbakarsın Yaprak. "diyerek ayağa kalktım. Gergin masayı arkamda bırakarakkafeden çıktım. Bu kafeye yakın bir kitabevi vardı.
Önceden oraya sık sık giderdim. Yaşlı birteyzenindi kitabevi. Mukaddes teyzenindi.Onu çok iyi tanıyordum. Arada onayardım bile ederdim. Yaprağın bundan haberi yoktu tabi. Kitabevine doğruyürümeye başladım. Bodrum tatilinden yeni haberim vardı ve gitmek konusundakararsızdım. Hele ki Doruğun bizimle gelme olasılığı daha da kafamıbulandırmıştı. Yaprak hanım kim bilir Doruk ve beni yakınlaştırmak için nelerplanlıyordu? Sonunda kitabevine vardım. İçeri girmemle lavanta kokuları sardıher yanımı. Mukaddes teyzeyi aradım. Her zaman oturduğu koltuk boştu. Neredeydiki Mukaddes teyzem? Kitap raflarının arasından genç bir çocuk çıktı.
" Kime bakmıştınız?" sorusuylakendime geldim.
" Ben Mukaddes teyzeyi aramıştımama... " dememle çocuğun gülen yüzü yerini üzüntüye bırakmıştı. Ne olmuştuki bir anda?
" Ben onun torunuyum. Büyük annemgeçen hafta hayata veda etti. " demesiyle gözlerim doldu. Mukaddes teyzeyiçok sever ve sayardım. Yaprağa bile anlatamadığım sırları onunla paylaşırdım.Bana sıcak karanfilli çayından ve zenceffili kurabiyesinden ikram eder,sorunlarıma bir çözüm mutlaka bulurdu. Çok neşeli ton ton bir teyzeydi o.Ölmesi canımı yakmıştı. Burnumu çektim. Gözümden bir damla yanağıma doğruseyehate geçti.
"Neden öldü peki? "
" Kalp krizi. Onun yerine artık benbakıyorum buraya. Büyük annem sever miydi sizi?" Gözlerimi kapattım ve gözyaşlarımın akmasına izin verdim. Yanağımda hissettiğim kuruklukla açtımgözlerimi. Peçeteydi. Yanağımı siliyordu. Aklıma Utku geliverdi. Neden onuunutamıyordum. Hep aklıma o geliyordu. Bir peçeteden bile hatırlamıştım onu.
" Ben Bora. " Karamel rengindeki gözlerine baktım. Oysa gözlerim Utku'nun uçsuz bucaksız mavilerini arıyordu.
" Bende Gül. " Bora'danuzaklaştım. " Yine geleceğim Bora. Hoşçakal. " bir şey demesinibeklemeden kitabevinden çıktım. Aklım Mukkaddes teyzeden uzaklaşmıştı. Evedoğru yürümeye başladım. Hava güneşliydi. Eve aç karnımla yürüyerek gidicektimmalesef! Telefonumu evde bırakmıştım ve yanımda taksi için hiç para yoktu.Umutsuzca eve doğru yürümeye başladım.
&&
Eve bir saat sonunda varmıştım. Karnımaçlıktan ağrıyordu. Ayaklarımda yoruldum diye bas bas bağırıyordu. Çıkarkencebime anahtarımı atmıştım iyi ki. Eve girdim. Girmemle de koşarak mutfağagittim. Karnımı doyurmalıydım. Kendime çikolatalı ekmek yaptım ve iştahlayedim. Bitirince bir tane daha yedim. Karnım sonunda doymuştu. Ayaklarım haladaha yorgundu ama.
Mutfaktan çıktım. Merdivenlere ulaştım veneredeyse sürünerek yukarı çıktım. Koridor sonuna gelip odaya girdim. Kendimiyatağa attım. Yorgunluk tüm bedenimi ele geçirdi.
&&
Kapının açılıp kapanmasıyla uyandım. Neara uyumuştum ben? Gelen Yaprak'dı. Benimle konuşmadan elindeki giysipoşetlerini yatağın kenarına bıraktı. Sırasıyla esnedim ve gerindim.
Anlaşılan bana kızmıştı. Yataktan kalktım.Pencereye gittim ve perdeyi açtım. Akşam olmuştu bile! Ben sabahtan beri uyuyormuydum yani? Vay be! Gerçekten yorulmuşum demek ki. Yüzümü yıkamak için banyoyagirdim. Soğuk suyla yüzümü yıkayıp biraz olsun açıldım. Aynaya bakmadanbanyodan çıktım. Ablam kollarını bağlamış karşıya bakıyordu. Anaokulu çocuklarıgibi küsücek miydik birbirimize? Cevabını bildiğim halde yinede sordum.
" Neden konuşmuyorsun Yaprak?"
" Çünkü beni orada yanlızbıraktın!"
" Bensiz de idareediyordun."dedim bıkkınlıkla.
" Ben senin için Doruğu bizimletatile gelmesi için ikna etmeye çalışayım sense çekip git!"
"Tatile gideceğimizden habersizdim.Bensiz nasıl karar verirsiniz abla? Belki ben gelmeyeceğim. " Yaprağıngözleri tedirgince açıldı.
" Saçmalama! Öyle bir şey yok.Kesinlikle geliyorsun. Hem Doruk'ta gelecek. Tek sorun Lidya cadısıda Bodrumdaolacak. " Lidya+Yaprak+Doruk+Ben+Bodrum=FELAKET
" O zaman hiç gitmiyorum. Lidyaylauğraşıp tatilimi mahvedemem."
" Ben hiç mahvedemem! O tatilegeleceksin Gülll!"
" Offf! Hayır!" diye bağırdım.
"Evvet!"
"Annemden izin aldın mı kiYaprak?"dedim.
" Ona gerek kalmadı. Babam çoktanizin verdi. Zaten Ece'nin babasının otelinde kalacağız biliyorsun." Zenginpislikler! " Ayretten de Bodrum'dansevgili yaptımm! "
" Yok artık! Ne ara oldu bu?"dedim. Ağzım açık kalmıştı. Bu kızın hızına yetişmek zordu.
" Sen uyu daha Scooby. Bu seferkifarklı valla. Çocuk hem zengin hem yakışıklı hem de zeki. Aradığım üç özelliktebu çocukta var. Üçü bir arda neskafe yani. İlerde evleneceğim kocamı tanımam vesüzgeçten geçirmem için sakar, beceriksiz, talihsiz ve karamsar düşünen aptalkardeşim Gül'e ihtiyacım var. " dedi umutla.
"İnan bana yanında gelsem bile hiçbir işe yaramıycak. Senin sevgililerinin hiç biri düzgün olmuyor Yaprak. "
"İnan bana bu sefer farklı!"
" Nedense hep farklı oluyor? Amasonuç hep aynı."
" Offf iyi ne yaparsan yap.Gelmezsende gelme. Bende tek başıma Bodrumda savrulup giderim. Birde çocuğakapıldım mı tamam. Bir daha yüzümü göremezsin bilesin Gül. Sonra çocuğa kaçıpnikah kıyarım. " Yaprağın gözleri doldu bir anda. Bu kız işini iyibiliyordu. Kesinlikle oyuncu olmalıydı. İstediği zaman ağlayabiliyor ve yalansöyleyebiliyordu. Bende onun ağlak haline dayanamıyordum. Bir an düşündüm.Belki de Bodrum bana biraz iyi gelirdi. Her ne kadar Lidya orada olsa da...
" Pekala geleceğim. İstediğin oldu." Mutlulukla çığlık attı.
" Yaşasın!! Göreceksin çok eğleneceğiz.Ayyyy çok mutlu oldum ama ben! Canım kardeşim!! " Yataktan kalktı. Hemenbana sarıldı. Gülümsedim. Hemde çok içten gülümsedim. Taaa kalbimden... Ondanayrıldım. Hemen konuyu değiştirdim.
" Eeee alışveriş nasıldı?"
" Senin beni ekmen yüzünden berbattı!Semih zaten girdiğimiz her mağazada sürtük kızlara sulandı. Girdiğimiz sonmağazada personel bir kızla da maşallah işi pişirdi. " Güldüm. Her zamanki Semihti işte. " Senin elbisen mavi. Benimkisi ise siyah."
Bıkkınlıkkla " İlla ki bende miolacağım? "dedim.
" İlla ki!! Olmak zorundasın. "
"Kavalyem bile yok ama Yaprak!"
" Haa sana daha söylemedim. Dorukile o işi hallettim ben. Senin kavalyen o olacak." Herhalde saçmalıyordu.
" Yüzsüzler gibi birde yanlız olançirkin kız kardeşimin kavalyesi olur musun mu dedin! Bari benim için çıkma dateklif ediverseydin."
" Saçma saçma konuşma be! O sordubana Gül'ün kavalyesi var mı gelecek mi diye. Bende sen olabilirsin dedim.Çocuk zaten dünden razıymış. Hemen kabul etti. "
" Bilirim ben seni Yaprak. Eminim kionu sen zorlamışsındır. Hem ben bir daha nasıl güveneceğim Doruğa! Nasıl hemenunutabildin Lidyayla olan ilişkisini?"diye çemkirdim.
" Aman Lidyayla hiç bir ilişkisiyokmuş. Lidya Doruğu takıntı haline getirmiş. Doruk ayrılmak istediğinde intihargirişimlerinde bulunmuş. Dorukta başına bir iş gelmesin diye katlanmak zorundakalıyormuş o cadı kıza. " Lidyanın intihar etme olasılığı var mıydı ki? Bukadar mı takıntı yapmıştı Doruğu?
" Doruğa artık güvenmiyorum Yaprak.Güvenemem de..."
" Yarın tekrar güvenini kazanacağınaeminim. Offf tutma beni be kızım. Daha kuaförden randevu almadım. Dahasevgilimi arayacağım. "
" Cidden pazartesi günü Bodrumagidecek miyiz? "
"Evvet kaç kere söyleyeceğimScooby!" Söylene söylene odadan çıktı. Yaprak her yaz arkadaş grubuylatatile giderdi. Bense onlara katılmazdım. Kitap okumaktan başka bir hobimyoktu. Tatil yapmayı bile sevmezdim. Evde oturup yazı geçirmek benim için dahaiyiydi. Normal, aksiyonsuz ve maraton bir hayat. Tam bana göre...
Telefonuma bakmaya karar verdim. Şarjdançıkardım eski telefonu. İki yıl önce almıştım. Telefonumun kilidini açtım. 1YENİ MESAJ yazısını görünce hem sevindim hem de üzüldüm. Reklam mesajı mıydı kiacaba? Korka korka mesaja girdim.
Doruk: ÖZÜR DİLERİM.
Saat:23.57
Geçen gece gönderilmişti. İçimi bir acımakapladı. Belki de yalan söylemiyordu.Lidya'nın sorunlu olduğu belliydi. Belki de Doruğa bir şans daha vermeliydim.Cevap yazmak ve yazmamak arasında kararsız kaldım. 'Önemi yok 'mu yazsaydım ki?Ya da ' Kalbimi acıttın' mı daha iyiydi. Kalbimi acıttın ne ya? Offff! Ben eniyisi bir şey yazmayayım. Telefonumu oflayarak yatağıma fırlattım. Beni geçengece ağlatan o idi. Hemen pes edemezdim Doruğa karşı.
Duvarda ki saat akşam 10'u gösteriyordu.Babamı uzun zamanadır aramadığımı hatırladım. Telefonumun şarjı tamken onuarasam iyi olacaktı. Oflayarak yatağıma attığım telefonumu aldım. Babişyazısına bastım rehberden. Çalıyordu. Ama açan yoktu. Babamda benim gibiydi.Telefonlara cevap vermiyordu. Ya bir yerde unutuyor ya da sessizdebırakıyordu.Tek arkadaşım olan Buseyi aradım. O hemen açtı.
" Sonunda be Güll! Lidya'nın seniöldürdüğünü felan düşünmeye başlamıştım. Çok korktum be kızım. Dün okuldaherkes senin hakkında konuşuyordu. Doruğun seni sevdiğini hissettmiştim zatenama gereksiz yere sevi- " telefonumu kulağımdan uzaklaştırdım. Buse gevezebiriydi ve bitmek bilmeyen konuşmaları vardı. Uzun zamandır biriylegörüşmüyorsa o zaman içerisinde yaptığı şeylerin hepsini sırasıyla anlatırdı.Ciddiyim! Her şeyi. Bazen o konuşurken başka yerlere dalıp gidiyordum ya daduymazlıktan geliyordum. Telefonu kulağıma getirdim. Hala daha konuşuyordu. İkigündür görüşmüyoruz be kızım, bir asırdır değil yani! " Saçıma dün maşayaptırdım kuaföre. Sonra kimi göreyim orda? Cocukluk arkadaşım Berk. Çocukilkokulda çok tipsizdi. Şimdi bir taş olmuş anlatamam kızım ya! Dibim düştüvallahi. Kız kardeşi için gelmiş kuaföre. Son- " sözünü kestim.
" Buse annem erken gelmiş aşağıdansesleniyor. Sonra görüşürüz. Bayyy!" Hemen telefonu kapattım. Ucuzkurtulmuştum.
Yatağımın kenarında okul çantamı gördüm.Günlüğüm içindeydi. Çantamı elime aldım ve yatağıma oturdum. Çantamınfermuarını çektim ve içindekileri yatağıma boşalttım. Günlüğümün üzerine düşenkanlı peçeteyi görünce aklıma yine Utku geldi. Kendimi tokatladım. Unut aptal!
Elimde ki peçeteyi günlüğümün arasınasıkıştırdım. Günlüğüme yazma arzum sönüp gidivermişti. Saate baktım. Annem busaatlerde gelmeliydi. Umarım mesaiye kalmamıştır. Yatağıma boşalttıklarımıkollarımla toplayıp kucağıma aldım. Makyaj masamın üzerine bıraktım hepsini.Günlüğümün orada olması pek önemli değildi. Yaprak günlüğümü okusa bile sıkıcışeylerden başka bir şey bulamazdı. Bu yüzden günlüğümü ortalıklarda bırakmaktankorkmuyordum.
Aşağıdan sesler geldi. Annemin sesini duyuncasevindim. Sonunda eve dönmüştü. Odamdan çıktım ve koridorda yürüdüm. Hoplayazıplaya indim merdivenlerden. Salondaydı bizimkiler. Salona girdim.
Annem koltukta oturmuş elinde ki tabletlebir şeyler yapıyordu. Ablam ise yine telefondaydı. Annemin yanına oturdum. Okadar vermişti ki kendini işe. Beni fark etmemişti bile! Yanağına sulu biröpücük bıraktım. Hemen bana döndü ve mutsuz suratı yerini mutluya bıraktı.Tableti koltuğun kenarına bıraktı ve ardından bana sarıldı.
" Meleğim benimm! Gülüm benim. Çoközlemişim ben kızımı!" Annemin güzel kokusunu içime çektim. Başımaöpücükler bıraktı annem. Canımdı benim annem. Her şeyimdi!
" Bende seni çok özledim MeryemDuru." dedim huzurla.
"Aaaaaaaaa! Yeter ama! Kıskanıyorumanne ya. Gözlerimin önünde öbür kızınla sevişiyorsun! Oldu mu ama bu şimdi?" dedi bizim Voldemort. Annemle biraz ayrıldık.
Annem gülerek " Gel sende o zamankıskanç kızım benim!" dedi.
" Durduğum kabahat beanneciğim!" Yaprak hemen üzerimize atladı ve ikimizede kollarını doladı.İkisinide sanki kaybedecekmişim gibi doyasıya sarıldım. Keşke babamda buradaolsaydı. Ailemiz o olmadan eksikti.
Annem " Yeter valla kızlar. İşimgücüm var benim. Bırakın beni biraz. " dedi. Yaprakla annemden ayrıldık." Kızlar yarın sabah iş için Manisaya gidiyorum Haldun Beyin Manisa'da birdavası var da. Oradanda İzmir'de ki işlemleri halletmeye gideceğiz. Bir alacakverecek işi varmış. Bir haftaya dönerim. Siz de tatilde çok eğlenin! Şimdidenhazırlayın bavulunuzu. Yarın balodan sonra hazırlamak zor gelir. Yaprak kredikartının borcunu ödedim. Tatilde lazım olursa kullanırsın. Gül sana da nakitpara bırakırım yarın gitmeden önce. Yaprak lütfen çok içme kızım! Gül sendekendini otel odasına kapatma, gez dolaş ablanla!"
Yaprakla aynı anda " Tamam anne!" dedik.
" Hadi koca sıpalar! Yatın artık.Yarın sizin için yorucu bir gün olacak. " dedi annem. Esnemeye başladım.Benim ardımdan Yaprak ve annemde esnedi. Hallerine güldüm. Yaprak ile ayağakalktık. Annemi öptük ve merdivenden yukarı çıkıp odamıza girdik. Girmemizlehemen banyoya gittim. Dişlerimi fırçaladım. Bayodan çıkmamla Yaprak hemengirdi. Bende pijamalarımı üzerime geçirdim. Bavulumu yatağımın altındançıkardım. İçine gerekli olan her şeyi sırasıyla koydum. Bavulumu hazırladıktansonra yatağıma girdim. Yaprak'ta banyodan çıkmış bavulunu hazırlamayabaşlamıştı. Yaprağın bir değil iki bavul alacağına emindim. Gece elbiselerinibile alırdı o. Yaprak sonunda bavullarını hazırladı ve ışıkları kapatıpyatağına girdi. Bende gözlerimi kapatıp uykuya teslim olmayahazırlandım.Huzurlu sessizlik birden bozuldu.
" Güll! Uyuyor musun?" Yaprağınsesiyle kapanan gözlerimi açtım.Gece lambamın ışığını açtım. Yatağımda oturdum.Belimi yatak başlığıma dayadım.
" Bir sorun mu var Yaprak? " Oda yatağında benim oturduğum gibi oturdu.
"Sadece yarın için çok heyecanlıyım." Elini kalbinin üzerine koydu.
" Senin kavalyen kim? "dedimmerakla.
" Yarın görürsün. "
" Tanıdık biri mi? "
" Evet. Şok olacağına eminim. "Konuyu değiştirdim.
"Sen hiç aşık oldun mu abla?"Sorumla durgunlaştı bir an. Genelde böyle konular hakkında konuşmazdık.
" E-evet. "dedi titrek sesiyle.Şaşırmıştım. Ablam genelde erkeklere karşı gaddar olurdu. Eğlenir sıkılıncadabir kenara atradı. Tırnaklarını yemeye başlamıştı.
"Peki nasıl bir histi?" diyesordum. Bana dolu olan gözlerle baktı.
" Yanındayken mutlu, uzağındaykenmutsuz." Onu daha fazla zorlamadım. Son bir soru sordum.
" Hala daha aşık mısın?" Bir aniçin düşündü. Gözlerini kapattı. Açtığında kararsızlığından kurtulmuş gibiydi.
" Evet Gül. Hala daha aynı kişiyeaşığım. Sana önerim asla aşık olmaman. " Yatağına girmeden önce son cümleleri bunlar olmuştu. Kime aşık olduğunumerak ettim. İlk defa ciddi görünüyordu.
Gece lambasını söndürdüm ve yorganıüzerime çekerek yatağıma girdim. Yaprak sağ da yatıyordu. Soluma döndüm.Kararsızlık içinde kendime sürekli düşündüğüm souyu sordum. 'Ya ben aşık olmuşmuydum?' Uyumadan önce ki son düşüncelerim bunlar olmuştu işte.
Yazar Notu: Fotoğraftaki Gül.
4. Bölümün SONU
" Biliyor musun Doruk? İki gün sonrabizim grup ve Gül hep birlikte Bodruma tatile gideceğiz. Bak ne diyeceğim sende bizimle gelsene." Öksürmeye başladım. Ne yapıyordu bu kız böyle? Dorukbelime yavaşça vurdu. Sonunda öksürük krizim geçti. Birincisi: Biz tatile migidiyorduk? İkincisi: Ya Dorukta gelirse ben ne yapıcaktım? Üçüncüsü de: Yaprakonu öldürmemi ve kardeş katili olmamı mı arzuluyordu? Lidyaya baktım. Yaprağıboğacakmış gibi bakıyordu. Lidya çok sinirlenmişti.
Lidya " Doruk yazı benimlegeçirecek!" diyerek savaşı başlattı. Lidya'ya asıl şimdi acıyordum.
Yaprak " Sen kimsinde Doruk adınakararlar alıyorsun?" dedi.
" Sevgilisiyim!!"
Yaprak " Dimm! Sevgilisiydim demenlazımdı canım(!)." UUUUU!! Yaprağa iki puan!
" Sanane bundan!"
Ablacığım " Bu benideilgilendiriyor. Doruk sonuçta Gül'e deliler gibi aşık. " deyince utançtankızardım. Nasıl böyle bir şeyi söyleyebilirdi? Lidya'nın ağzı açık kaldı. Semihdevreye girmese ablamın üzerine atlayabilirdi pis cadı.
" Hanımlar!! Doruk burada. Elbettekendisi tatile gelip gelemeyeceğine karar verebilir. " Derin bir nefesaldım. Bütün gözler Doruğa döndü. Benimkilerde öyle. O ise sadece banabakıyordu. Neden bana bakıyordu ki? Doruk ve Lidya aynı anda konuştu.
Doruk " Gideceğim."
Lidya" Gitmeyeceksin!"
Ortalık fena halde karışacağa benziyordu.Hepside Sevgili Voldemortumuz yüzündendi. Eline sihirli asasını alıp alavrakadavra yapmıştı ve ben sıkılmıştım. Yaprak yine konuşmaya başladı.
" Buna sen değil Doruk karar verirLidya!" dedi sırıtarak. Sıkılmıştım artık bu Doruk kavgasından. Umrumda dadeğildi. Kahvaltımı da yapamamıştım zaten.
" Yeter artık! Ben gidiyorum. Sen benim yerimede bir şeylerbakarsın Yaprak. "diyerek ayağa kalktım. Gergin masayı arkamda bırakarakkafeden çıktım. Bu kafeye yakın bir kitabevi vardı.
Önceden oraya sık sık giderdim. Yaşlı birteyzenindi kitabevi. Mukaddes teyzenindi.Onu çok iyi tanıyordum. Arada onayardım bile ederdim. Yaprağın bundan haberi yoktu tabi. Kitabevine doğruyürümeye başladım. Bodrum tatilinden yeni haberim vardı ve gitmek konusundakararsızdım. Hele ki Doruğun bizimle gelme olasılığı daha da kafamıbulandırmıştı. Yaprak hanım kim bilir Doruk ve beni yakınlaştırmak için nelerplanlıyordu? Sonunda kitabevine vardım. İçeri girmemle lavanta kokuları sardıher yanımı. Mukaddes teyzeyi aradım. Her zaman oturduğu koltuk boştu. Neredeydiki Mukaddes teyzem? Kitap raflarının arasından genç bir çocuk çıktı.
" Kime bakmıştınız?" sorusuylakendime geldim.
" Ben Mukaddes teyzeyi aramıştımama... " dememle çocuğun gülen yüzü yerini üzüntüye bırakmıştı. Ne olmuştuki bir anda?
" Ben onun torunuyum. Büyük annemgeçen hafta hayata veda etti. " demesiyle gözlerim doldu. Mukaddes teyzeyiçok sever ve sayardım. Yaprağa bile anlatamadığım sırları onunla paylaşırdım.Bana sıcak karanfilli çayından ve zenceffili kurabiyesinden ikram eder,sorunlarıma bir çözüm mutlaka bulurdu. Çok neşeli ton ton bir teyzeydi o.Ölmesi canımı yakmıştı. Burnumu çektim. Gözümden bir damla yanağıma doğruseyehate geçti.
"Neden öldü peki? "
" Kalp krizi. Onun yerine artık benbakıyorum buraya. Büyük annem sever miydi sizi?" Gözlerimi kapattım ve gözyaşlarımın akmasına izin verdim. Yanağımda hissettiğim kuruklukla açtımgözlerimi. Peçeteydi. Yanağımı siliyordu. Aklıma Utku geliverdi. Neden onuunutamıyordum. Hep aklıma o geliyordu. Bir peçeteden bile hatırlamıştım onu.
" Ben Bora. " Karamel rengindeki gözlerine baktım. Oysa gözlerim Utku'nun uçsuz bucaksız mavilerini arıyordu.
" Bende Gül. " Bora'danuzaklaştım. " Yine geleceğim Bora. Hoşçakal. " bir şey demesinibeklemeden kitabevinden çıktım. Aklım Mukkaddes teyzeden uzaklaşmıştı. Evedoğru yürümeye başladım. Hava güneşliydi. Eve aç karnımla yürüyerek gidicektimmalesef! Telefonumu evde bırakmıştım ve yanımda taksi için hiç para yoktu.Umutsuzca eve doğru yürümeye başladım.
&&
Eve bir saat sonunda varmıştım. Karnımaçlıktan ağrıyordu. Ayaklarımda yoruldum diye bas bas bağırıyordu. Çıkarkencebime anahtarımı atmıştım iyi ki. Eve girdim. Girmemle de koşarak mutfağagittim. Karnımı doyurmalıydım. Kendime çikolatalı ekmek yaptım ve iştahlayedim. Bitirince bir tane daha yedim. Karnım sonunda doymuştu. Ayaklarım haladaha yorgundu ama.
Mutfaktan çıktım. Merdivenlere ulaştım veneredeyse sürünerek yukarı çıktım. Koridor sonuna gelip odaya girdim. Kendimiyatağa attım. Yorgunluk tüm bedenimi ele geçirdi.
&&
Kapının açılıp kapanmasıyla uyandım. Neara uyumuştum ben? Gelen Yaprak'dı. Benimle konuşmadan elindeki giysipoşetlerini yatağın kenarına bıraktı. Sırasıyla esnedim ve gerindim.
Anlaşılan bana kızmıştı. Yataktan kalktım.Pencereye gittim ve perdeyi açtım. Akşam olmuştu bile! Ben sabahtan beri uyuyormuydum yani? Vay be! Gerçekten yorulmuşum demek ki. Yüzümü yıkamak için banyoyagirdim. Soğuk suyla yüzümü yıkayıp biraz olsun açıldım. Aynaya bakmadanbanyodan çıktım. Ablam kollarını bağlamış karşıya bakıyordu. Anaokulu çocuklarıgibi küsücek miydik birbirimize? Cevabını bildiğim halde yinede sordum.
" Neden konuşmuyorsun Yaprak?"
" Çünkü beni orada yanlızbıraktın!"
" Bensiz de idareediyordun."dedim bıkkınlıkla.
" Ben senin için Doruğu bizimletatile gelmesi için ikna etmeye çalışayım sense çekip git!"
"Tatile gideceğimizden habersizdim.Bensiz nasıl karar verirsiniz abla? Belki ben gelmeyeceğim. " Yaprağıngözleri tedirgince açıldı.
" Saçmalama! Öyle bir şey yok.Kesinlikle geliyorsun. Hem Doruk'ta gelecek. Tek sorun Lidya cadısıda Bodrumdaolacak. " Lidya+Yaprak+Doruk+Ben+Bodrum=FELAKET
" O zaman hiç gitmiyorum. Lidyaylauğraşıp tatilimi mahvedemem."
" Ben hiç mahvedemem! O tatilegeleceksin Gülll!"
" Offf! Hayır!" diye bağırdım.
"Evvet!"
"Annemden izin aldın mı kiYaprak?"dedim.
" Ona gerek kalmadı. Babam çoktanizin verdi. Zaten Ece'nin babasının otelinde kalacağız biliyorsun." Zenginpislikler! " Ayretten de Bodrum'dansevgili yaptımm! "
" Yok artık! Ne ara oldu bu?"dedim. Ağzım açık kalmıştı. Bu kızın hızına yetişmek zordu.
" Sen uyu daha Scooby. Bu seferkifarklı valla. Çocuk hem zengin hem yakışıklı hem de zeki. Aradığım üç özelliktebu çocukta var. Üçü bir arda neskafe yani. İlerde evleneceğim kocamı tanımam vesüzgeçten geçirmem için sakar, beceriksiz, talihsiz ve karamsar düşünen aptalkardeşim Gül'e ihtiyacım var. " dedi umutla.
"İnan bana yanında gelsem bile hiçbir işe yaramıycak. Senin sevgililerinin hiç biri düzgün olmuyor Yaprak. "
"İnan bana bu sefer farklı!"
" Nedense hep farklı oluyor? Amasonuç hep aynı."
" Offf iyi ne yaparsan yap.Gelmezsende gelme. Bende tek başıma Bodrumda savrulup giderim. Birde çocuğakapıldım mı tamam. Bir daha yüzümü göremezsin bilesin Gül. Sonra çocuğa kaçıpnikah kıyarım. " Yaprağın gözleri doldu bir anda. Bu kız işini iyibiliyordu. Kesinlikle oyuncu olmalıydı. İstediği zaman ağlayabiliyor ve yalansöyleyebiliyordu. Bende onun ağlak haline dayanamıyordum. Bir an düşündüm.Belki de Bodrum bana biraz iyi gelirdi. Her ne kadar Lidya orada olsa da...
" Pekala geleceğim. İstediğin oldu." Mutlulukla çığlık attı.
" Yaşasın!! Göreceksin çok eğleneceğiz.Ayyyy çok mutlu oldum ama ben! Canım kardeşim!! " Yataktan kalktı. Hemenbana sarıldı. Gülümsedim. Hemde çok içten gülümsedim. Taaa kalbimden... Ondanayrıldım. Hemen konuyu değiştirdim.
" Eeee alışveriş nasıldı?"
" Senin beni ekmen yüzünden berbattı!Semih zaten girdiğimiz her mağazada sürtük kızlara sulandı. Girdiğimiz sonmağazada personel bir kızla da maşallah işi pişirdi. " Güldüm. Her zamanki Semihti işte. " Senin elbisen mavi. Benimkisi ise siyah."
Bıkkınlıkkla " İlla ki bende miolacağım? "dedim.
" İlla ki!! Olmak zorundasın. "
"Kavalyem bile yok ama Yaprak!"
" Haa sana daha söylemedim. Dorukile o işi hallettim ben. Senin kavalyen o olacak." Herhalde saçmalıyordu.
" Yüzsüzler gibi birde yanlız olançirkin kız kardeşimin kavalyesi olur musun mu dedin! Bari benim için çıkma dateklif ediverseydin."
" Saçma saçma konuşma be! O sordubana Gül'ün kavalyesi var mı gelecek mi diye. Bende sen olabilirsin dedim.Çocuk zaten dünden razıymış. Hemen kabul etti. "
" Bilirim ben seni Yaprak. Eminim kionu sen zorlamışsındır. Hem ben bir daha nasıl güveneceğim Doruğa! Nasıl hemenunutabildin Lidyayla olan ilişkisini?"diye çemkirdim.
" Aman Lidyayla hiç bir ilişkisiyokmuş. Lidya Doruğu takıntı haline getirmiş. Doruk ayrılmak istediğinde intihargirişimlerinde bulunmuş. Dorukta başına bir iş gelmesin diye katlanmak zorundakalıyormuş o cadı kıza. " Lidyanın intihar etme olasılığı var mıydı ki? Bukadar mı takıntı yapmıştı Doruğu?
" Doruğa artık güvenmiyorum Yaprak.Güvenemem de..."
" Yarın tekrar güvenini kazanacağınaeminim. Offf tutma beni be kızım. Daha kuaförden randevu almadım. Dahasevgilimi arayacağım. "
" Cidden pazartesi günü Bodrumagidecek miyiz? "
"Evvet kaç kere söyleyeceğimScooby!" Söylene söylene odadan çıktı. Yaprak her yaz arkadaş grubuylatatile giderdi. Bense onlara katılmazdım. Kitap okumaktan başka bir hobimyoktu. Tatil yapmayı bile sevmezdim. Evde oturup yazı geçirmek benim için dahaiyiydi. Normal, aksiyonsuz ve maraton bir hayat. Tam bana göre...
Telefonuma bakmaya karar verdim. Şarjdançıkardım eski telefonu. İki yıl önce almıştım. Telefonumun kilidini açtım. 1YENİ MESAJ yazısını görünce hem sevindim hem de üzüldüm. Reklam mesajı mıydı kiacaba? Korka korka mesaja girdim.
Doruk: ÖZÜR DİLERİM.
Saat:23.57
Geçen gece gönderilmişti. İçimi bir acımakapladı. Belki de yalan söylemiyordu.Lidya'nın sorunlu olduğu belliydi. Belki de Doruğa bir şans daha vermeliydim.Cevap yazmak ve yazmamak arasında kararsız kaldım. 'Önemi yok 'mu yazsaydım ki?Ya da ' Kalbimi acıttın' mı daha iyiydi. Kalbimi acıttın ne ya? Offff! Ben eniyisi bir şey yazmayayım. Telefonumu oflayarak yatağıma fırlattım. Beni geçengece ağlatan o idi. Hemen pes edemezdim Doruğa karşı.
Duvarda ki saat akşam 10'u gösteriyordu.Babamı uzun zamanadır aramadığımı hatırladım. Telefonumun şarjı tamken onuarasam iyi olacaktı. Oflayarak yatağıma attığım telefonumu aldım. Babişyazısına bastım rehberden. Çalıyordu. Ama açan yoktu. Babamda benim gibiydi.Telefonlara cevap vermiyordu. Ya bir yerde unutuyor ya da sessizdebırakıyordu.Tek arkadaşım olan Buseyi aradım. O hemen açtı.
" Sonunda be Güll! Lidya'nın seniöldürdüğünü felan düşünmeye başlamıştım. Çok korktum be kızım. Dün okuldaherkes senin hakkında konuşuyordu. Doruğun seni sevdiğini hissettmiştim zatenama gereksiz yere sevi- " telefonumu kulağımdan uzaklaştırdım. Buse gevezebiriydi ve bitmek bilmeyen konuşmaları vardı. Uzun zamandır biriylegörüşmüyorsa o zaman içerisinde yaptığı şeylerin hepsini sırasıyla anlatırdı.Ciddiyim! Her şeyi. Bazen o konuşurken başka yerlere dalıp gidiyordum ya daduymazlıktan geliyordum. Telefonu kulağıma getirdim. Hala daha konuşuyordu. İkigündür görüşmüyoruz be kızım, bir asırdır değil yani! " Saçıma dün maşayaptırdım kuaföre. Sonra kimi göreyim orda? Cocukluk arkadaşım Berk. Çocukilkokulda çok tipsizdi. Şimdi bir taş olmuş anlatamam kızım ya! Dibim düştüvallahi. Kız kardeşi için gelmiş kuaföre. Son- " sözünü kestim.
" Buse annem erken gelmiş aşağıdansesleniyor. Sonra görüşürüz. Bayyy!" Hemen telefonu kapattım. Ucuzkurtulmuştum.
Yatağımın kenarında okul çantamı gördüm.Günlüğüm içindeydi. Çantamı elime aldım ve yatağıma oturdum. Çantamınfermuarını çektim ve içindekileri yatağıma boşalttım. Günlüğümün üzerine düşenkanlı peçeteyi görünce aklıma yine Utku geldi. Kendimi tokatladım. Unut aptal!
Elimde ki peçeteyi günlüğümün arasınasıkıştırdım. Günlüğüme yazma arzum sönüp gidivermişti. Saate baktım. Annem busaatlerde gelmeliydi. Umarım mesaiye kalmamıştır. Yatağıma boşalttıklarımıkollarımla toplayıp kucağıma aldım. Makyaj masamın üzerine bıraktım hepsini.Günlüğümün orada olması pek önemli değildi. Yaprak günlüğümü okusa bile sıkıcışeylerden başka bir şey bulamazdı. Bu yüzden günlüğümü ortalıklarda bırakmaktankorkmuyordum.
Aşağıdan sesler geldi. Annemin sesini duyuncasevindim. Sonunda eve dönmüştü. Odamdan çıktım ve koridorda yürüdüm. Hoplayazıplaya indim merdivenlerden. Salondaydı bizimkiler. Salona girdim.
Annem koltukta oturmuş elinde ki tabletlebir şeyler yapıyordu. Ablam ise yine telefondaydı. Annemin yanına oturdum. Okadar vermişti ki kendini işe. Beni fark etmemişti bile! Yanağına sulu biröpücük bıraktım. Hemen bana döndü ve mutsuz suratı yerini mutluya bıraktı.Tableti koltuğun kenarına bıraktı ve ardından bana sarıldı.
" Meleğim benimm! Gülüm benim. Çoközlemişim ben kızımı!" Annemin güzel kokusunu içime çektim. Başımaöpücükler bıraktı annem. Canımdı benim annem. Her şeyimdi!
" Bende seni çok özledim MeryemDuru." dedim huzurla.
"Aaaaaaaaa! Yeter ama! Kıskanıyorumanne ya. Gözlerimin önünde öbür kızınla sevişiyorsun! Oldu mu ama bu şimdi?" dedi bizim Voldemort. Annemle biraz ayrıldık.
Annem gülerek " Gel sende o zamankıskanç kızım benim!" dedi.
" Durduğum kabahat beanneciğim!" Yaprak hemen üzerimize atladı ve ikimizede kollarını doladı.İkisinide sanki kaybedecekmişim gibi doyasıya sarıldım. Keşke babamda buradaolsaydı. Ailemiz o olmadan eksikti.
Annem " Yeter valla kızlar. İşimgücüm var benim. Bırakın beni biraz. " dedi. Yaprakla annemden ayrıldık." Kızlar yarın sabah iş için Manisaya gidiyorum Haldun Beyin Manisa'da birdavası var da. Oradanda İzmir'de ki işlemleri halletmeye gideceğiz. Bir alacakverecek işi varmış. Bir haftaya dönerim. Siz de tatilde çok eğlenin! Şimdidenhazırlayın bavulunuzu. Yarın balodan sonra hazırlamak zor gelir. Yaprak kredikartının borcunu ödedim. Tatilde lazım olursa kullanırsın. Gül sana da nakitpara bırakırım yarın gitmeden önce. Yaprak lütfen çok içme kızım! Gül sendekendini otel odasına kapatma, gez dolaş ablanla!"
Yaprakla aynı anda " Tamam anne!" dedik.
" Hadi koca sıpalar! Yatın artık.Yarın sizin için yorucu bir gün olacak. " dedi annem. Esnemeye başladım.Benim ardımdan Yaprak ve annemde esnedi. Hallerine güldüm. Yaprak ile ayağakalktık. Annemi öptük ve merdivenden yukarı çıkıp odamıza girdik. Girmemizlehemen banyoya gittim. Dişlerimi fırçaladım. Bayodan çıkmamla Yaprak hemengirdi. Bende pijamalarımı üzerime geçirdim. Bavulumu yatağımın altındançıkardım. İçine gerekli olan her şeyi sırasıyla koydum. Bavulumu hazırladıktansonra yatağıma girdim. Yaprak'ta banyodan çıkmış bavulunu hazırlamayabaşlamıştı. Yaprağın bir değil iki bavul alacağına emindim. Gece elbiselerinibile alırdı o. Yaprak sonunda bavullarını hazırladı ve ışıkları kapatıpyatağına girdi. Bende gözlerimi kapatıp uykuya teslim olmayahazırlandım.Huzurlu sessizlik birden bozuldu.
" Güll! Uyuyor musun?" Yaprağınsesiyle kapanan gözlerimi açtım.Gece lambamın ışığını açtım. Yatağımda oturdum.Belimi yatak başlığıma dayadım.
" Bir sorun mu var Yaprak? " Oda yatağında benim oturduğum gibi oturdu.
"Sadece yarın için çok heyecanlıyım." Elini kalbinin üzerine koydu.
" Senin kavalyen kim? "dedimmerakla.
" Yarın görürsün. "
" Tanıdık biri mi? "
" Evet. Şok olacağına eminim. "Konuyu değiştirdim.
"Sen hiç aşık oldun mu abla?"Sorumla durgunlaştı bir an. Genelde böyle konular hakkında konuşmazdık.
" E-evet. "dedi titrek sesiyle.Şaşırmıştım. Ablam genelde erkeklere karşı gaddar olurdu. Eğlenir sıkılıncadabir kenara atradı. Tırnaklarını yemeye başlamıştı.
"Peki nasıl bir histi?" diyesordum. Bana dolu olan gözlerle baktı.
" Yanındayken mutlu, uzağındaykenmutsuz." Onu daha fazla zorlamadım. Son bir soru sordum.
" Hala daha aşık mısın?" Bir aniçin düşündü. Gözlerini kapattı. Açtığında kararsızlığından kurtulmuş gibiydi.
" Evet Gül. Hala daha aynı kişiyeaşığım. Sana önerim asla aşık olmaman. " Yatağına girmeden önce son cümleleri bunlar olmuştu. Kime aşık olduğunumerak ettim. İlk defa ciddi görünüyordu.
Gece lambasını söndürdüm ve yorganıüzerime çekerek yatağıma girdim. Yaprak sağ da yatıyordu. Soluma döndüm.Kararsızlık içinde kendime sürekli düşündüğüm souyu sordum. 'Ya ben aşık olmuşmuydum?' Uyumadan önce ki son düşüncelerim bunlar olmuştu işte.
Yazar Notu: Fotoğraftaki Gül.
4. Bölümün SONU
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 5
- Görüntüleme
- 54
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 28
- Kilitli
- Anket
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 46
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 84





