24. Bölüm
Bütün sözcükler, cümleler ve romanlar her şey; dünyada ne varsa bitikti. Ben bitiktim. Kolum, kanadım kırıktı. Tavuk gibi tüylerim yolundu. İçimde bir şey bırakmadan söküp attı. Benim yerime Orkuna inanmasını anlayamıyordum. Ayrılmamızın üzerinden koca 1 hafta geçti. O zaman diliminde bir kere yüzünü gördüm. Konuşmak için yanına gidince yüzüme bakmadı. Direk başka bir kız ile ilgilendi. Ben de gururum için gitmedim. Artık yalnızım. Amacı neyse başardı.
Omzumda çantamı sıkıca kavradım. Parmak boğumlarım bembeyaz oldu. Umursamadım. Tek istediğim koridorda insanların gözüne batmadan sınıfa gitmek. Kafamı kaldırıp dik yürüsem bile ezilmişlik hissi beni bırakmadı. Adım atışlarım sağlam olsa bile, maalesef başlar dönüyordu. Aldırmadım. Yüzüme maskem olan gülümsememi taktım ve sınıfıma girdim.
Sıra arkadaşım Ebru yanıma gelince bana çekinerek baktı. Çok konuşmuşluğum olmasa bile arada muhabbet ederiz. O kadar da yabani biri değilim.
Ebru bir şey mi söylemek istiyorsun bana?evet anlamında başını salladı. İçimde bir yerlerde duyacaklarımdan korktum. Ürpertinin tenimi yalamasına izin verdim.
Yağız gitmiş.gitmek ve Yağız. Gidemezdi. Beni bırakıp öylece arkasına bakmadan yapmış olamazdı. Kulaklarım uğuldadı ve başım döndü. Bu baş dönmesi bir hafta da çoğaldı ya neyse.
Ne-ne demek git-gitmiş.Ebruya umut dolu gözler ile baktım. Birazdan gülecek ve şaka yaptım seni korkutmak istedim, diyecekmiş gibi baktım.
Öyle olmadı. Aksine Antalyaya kafa dağıtmaya gittiğini duydum. Biliyorsun evlerimiz dip dibe.Ebru birkaç cümle daha söyledi ama duymadım.
Sadece put gibi kaldım. Ellerim, ayaklarım, başım Kısacası vücudum öylece donup kaldı. Çantamı nasıl aldığımı ve okuldan çıktığımı bilemedim. Taksiciyi durdurup eve geldiğimde evde kimse olmamasına sevinerek odama çıktım.
Çantamı fırlatıp attım. Yatağa oturduğumda hıçkırıklarım bütün odayı doldurdu. Yorganımı elim ile sıkıca kavradım. Acımı dindirebilirmiş sandım. O anda aklıma Yağızı aramak geldi. Belki de gerçek değildi. Olabilirdi. Gözyaşlarımı elimin tersi ile sildim. Telefonumu çantamdan aldıktan sonra bu sefer yatağa dik bir şekilde uzandım. Sırtımı başlığa dayadıktan sonra bir cesaret aradım.
Çaldı. Çaldı. Ters sekiz olan sonsuzluk bir zamandı. Bir daha çaldı ve o bütün dünyada kötülük yokmuş, iyilik doluymuş gibi hissettiren sesini duydum.
Ne istiyorsun Buse?gözyaşlarımı akıtmamak için burnumun kemerlerini sıktım. Ağlamayacaktım. Bu sefer olmazdı.
Gitmedim de bana. Yalvarırım gitmedim de. En azından seninle aynı havayı solumama izin ver Ya cümlemi bitiremeden telefonun sesi kesildi.
Telefon kulağımda gözlerim karşıda kaldım. Damlalar usulca yanağımdan akarken, kaybettiğimi anladım. Orkuna mesaj atıp memnun musun? Kazandın. Yazmak gelse de engelledim. Ne diye sevindirecektim ki? Kazanmıştı.
Telefon kulağımdayken mesaj bildirim sesini duydum. Titreyen elim ile baktığımda Yağızdan geldiğini görünce içimi bir mutluluk kapladı. Beni belki de yanına çağıracaktı.
Arama beni. Hatta artık sil beni Buse. Antalyada kafa dinliyorum. Gözde ile beraber geldik. Bak ben senin aksine sana söylüyorum. Hala içimdesin, çıkmıyorsun. Çıkartamıyorum seni. Görmemek için, sana sarılmamak için geldim buraya. Kokun burnumda hala. Rüzgârda uçuşan saçların gözlerimin önünde Yüzün gözkapaklarım. Kokun burnum. Tadın dilim. Öpüşlerin ağzım. Söylesene yeniden doğabilir miyim? Hayır. Beni sen yapmışsın. Sen yoksun ölüyüm ben. Ölü adam hala seni seviyor, bir başkasını öpsen de sarılsan da. Dediğim gibi arama
Gözlerimden yaşlar boşalırken, mesajı kaç kere okudum saymadım. Sayamadım. Hala onu aldattığımı nasıl düşünebilirdi ki? Bana güvenmeyişi yakmıştı canımı. Oysa peşinden koşan hala benim. En çokta yıkan bu. Güvenmemek. Hâlbuki ben ona kayıtsız şartsız güveniyorum. Şuan yanında Gözde olmasına rağmen
Günler birbirini kovalarken başımın ağrı şiddeti gibi; gönlümdeki şiddette arttı. Ne ailem ile doğru dürüst konuşuyordum, ne de sıra arkadaşım Ebru ile. Zaten yakında değildik o kadar. Sunanın kesi ağını çekiyorum ben. Kızın sevdiği çocuğu sevmek yetmedi, bir de sevgilim olmuştu.
Pişman değildim. Yine yapardım. Gönül bu söz geçmiyor işte. Tam bir hafta oldu yatağımdan ayrılmayalı. Yağızın attığını okuyor, okuyor ve ağlıyorum. Yapacak bir şey elden gelmiyor. Aslında hayatıma kaldığım yerden devam etmeliyim, onu bile yapamayacak kadar beceriksizim.
Evde ise Yağız adı yasak. Kimsenin ağzından duymuyorum. Yerimden penceremi açmak için kalktım. Ayaklarım birbirine dolandı. Yere düşmekten son anda dolabıma tutunarak kurtuldum. Pencereyi açmam ile toprak kokusu burnuma doldu. Burnum yine sızladı ve ağlama sinyalleri verdi. Tek bir şey anlamıştım bu iki haftada; ne yaparsanız yapın anılardan kaçamıyordunuz.
Aşkım emin misin?gülen yüzünü avuçlayıp Eminim. Çiçek dikmek bence güzel olacak. Sucuklu yumurtadan bile iyi yapabilirim.dediğimde güldü. Haklı olabilirsin.omzumu silktim.
Yanağımdan öpüp Aman da aşkım kızar mı bana. Yerim seni ben.söylediği sözlerden bütün bahçe kahkaham ile doldu. Burnunu sıkarak Yeme biterim.dediğinde ikimizde gülüyorduk.
Kafamı sallayarak anıyı kovaladım. Haramdı bana artık mutluluk. Yasaktı. O günleri bir yere kapamazsam hep önümde olacaktı. Yağıza kızgındım. Şuan çıkıp gelse boynuna atlayacak kadar affedici.
Gülümseyerek bir kez toprak kokusunu içime çektim. O gün dediğim gibi oldu. Çiçekleri güzelce toprağa gömmüştüm. Bazen topraklara onu buladığımda oldu. Pencereyi gürültü ile kapadım. Az kalsın kırılacak ve paramparça olacaktı. İroni buya kırılsa bile beni temsil edecek.
Oda soğumuştu. Kısacık zaman diliminde neler olup bitiyor. Odam bile soğuyorsa, bir zaman sonra içimdeki alevde soğurdu herhalde. Yatağıma gidecekken mp3 çalarım gözüme takılıyor. Kulaklıklarım ile alıp yorganın altına girdim. Rastgele şarkı açınca birden Cem Adrianın şarkısı kulaklarımda çınladı. İlk defa içimden ona karşı koymak geldi. Bu zamana kadar boyun eğdim de ne oldu? Uslu kız oldum ve gitti nedensizce. Telefonumu yastığımın altından aldım.
Özledim, özledim
Saçlarımda oysa hala ellerin
Özledim, çok özledim
Sımsıkı kapalı gözlerim
Özledim, çok özledim
Bileklerimde oysa hala izlerin
Özledim, çok özledim
Sanki hala yanımda nefesin
Özledim, çok özledim
Saçlarımda oysa hala ellerin
Özledim, çok özledim
O kirpik hala bende sevgilim
Sözler kulaklarımı doldururken, ellerimde tuşları doldurup yazdım. Mesaj gittiğinde nefesimi tutup bekledim. Karanlık çöktüğünde bile gözlerim telefonda bekledim ama cevap gelmedi. Zaten gözkapaklarım da benden izinsiz kapandı.
Kalktığımda direk elime telefonumu aldım ama yine cevap yok. Oysa neler umut ettim. Demek ki umut etmek bazen yetmiyor. Kilit ekranına gözüm takılınca onu yanağından öptüğüm fotoğrafa baktım. Mutluluk para gibi gözüktü bir an gözüme. Elime verdikçe harcamış ve kotasını doldurmuşum. Gözlerimi fotoğraftan hızlıca çektim. Yağız gittikten sonra bakmaya korktuğumdu o fotoğraflar. Baktıkça bağırıp gelmeyecek bekleme diyorlardı bana.
Anılar üstüme çullanırken gözlerimi kapadım. Kaçabileceğim yol buydu. Uyumak. Tam kafamı yastığa koymuştum ki kapım hafifçe çalındı. Heyecanlanarak kalktım.
Sesim titrek çıktı. Aldırmadan Gel.dedim. Kapı açıldıkça kalbim de ona eşit atıyordu. Kapıda gördüğüm ile heyecan balon gibi söndü. Babam Hadi kızım kahvaltı yapalım. Sensiz yapmayacağımı biliyorsun.dedi.
Geliyorum baba. Sen git.dedim bende. İstemeyerek de olsa yatağımdan kalktım. Banyoda elimi, yüzümü yıkadım. Bir umut mesaj gelir diye telefonumu da aldım. Merdivenden inerken sucuklu yumurta kokusu burnumu doldurdu. Gözlerim istemsizce kapanırken o sırada telefonumun mesaj sesini duydum. Hani dünyanın sonu gelmiş hissedersiniz, ya da biri ölünce içine insanın doğar ya his; benimki de öyle oldu. Merdiven de durup kimden olduğuna baktım. Yağızın adını görünce sevinç ile açtım. Keşke açmasaydım. Keşke gözlerim kör olsaydı da görmeseydim
Yağız ve bir kız vardı. Yağızın gözleri kapalı yüzünde tebessüm Kızın dudakları yanağını işgal etmişti. Daha bunu atlatamadan kızın yüzü de geldi. Gözde! Gözde ve Yağız Beynim uğuldadı. Kalbim pompalamayı bıraktı. Altında da ben mutluyum yazma mesajı varken, onu istemem suç. Düşerken tek hatırladığım hayatım boyunca bu yüzlerin gözümün önünden gitmeyeceği
Gözlerimi bembeyaz duvarlı bir odada açtım. Bizim evde beyaz duvarlı oda olmadığından rüyada mıydım? Gözlerimi kırpıştırdıktan sonra görüntüler daha da netleşti. Hastanenin bilindik kokusu ve kolumdaki serum. Demek ki bayılmıştım.
Beyaz giysisi ile hemşire geldiğinde Uyandık demek.dedi gülümseyerek. Gülümseyerek karşılık vermek isterdim ama olmadı. Dudaklarım kıvrılmak için bile oynamadı.
Ailem neredeler?
Doktorun yanında. Uyandığını söyleyeyim, birazdan da gelirler.kolumdaki serumu çıkardı ve gitti. Aslında korktum. Hemşireye korkuyorum ailem de beni bıraktı değil mi? Gittiler diyemezdim. Bundan sonra birilerinin beni bırakıp gideceğinden emindim. Çok sevmek gitmekti. Aşkın yüzü bendim ona göre, şimdi Gözdeydi. İçimde kıskançlık yayılırken kapım açıldı ve doktor önden arkasından bizimkiler girdi.
Doktor endişeli, annem ağlamıştı. Babam ise çökmüştü. Meraklandığımdan doktora döndüm. Boğazını temizleyip babama baktı. Babam kafasını salladığında annem yanıma gelip bana sıkıca sarıldı. Bu durum beni tedirginliğin en üst düzeyine çıkardı.
Merhaba Buse. Ben Doktor Sedat Sana birkaç sorum olacak tamam mı?dediğinde kafamı salladım. Konuşacak gücüm yok.
Ne zamandan beri başın dönüyordu?
Ha-hatırlamıyorum. Bu bir haftada çok oldu ama önceden de azıcık vardı. Doktor kafasını salladı.
Diğer soruya geçelim. Mide bulantısı oldu mu hiç?
Hayır.Doktor ona da kafasını salladıktan sonra Korkma kızım. Babanın ve benim arkadaşımız olan biri ile irtibata geçtik. Sende istersen Ankara da tedavi olacaksın.
Annem yanımda artık hıçkırarak ağlamaya başladı. Babama bakınca Bebeğim, sen de Beyninde tümör varmış. Tedavi edilmen gerekiyormuş.dediğinde dünya durdu.
Dünya dönmeyi kesti. Dereler, denizler, göller akmayı, kuşlar uçmayı unuttu. Ben ise yaşamayı Ölecek miydim? Yağızı son bir defa görmeden ölecek ve onu bu dünyada Gözde ile bırakacaktım. Bu, bu korkunçtu. Ama Yağız beni istemiyordu. Bunu açıkça dile getirdi. En iyisi gitmek ve unutmaktı. Çoktan silmişti beni.
Ö-ölecek miyim?fısıltı halinde çıkan sesim odada bomba etkisi yarattı. Hiç konuşmayan annem Hayır, öyle değil mi?bir umut hayır demelerini bekledi. Bekledik.
Tedavi olmayı reddedersen ne yazık ki; Evet
O zaman gidelim baba. Ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. Daha, daha yapacaklarım var benim.babam da sıkıca sarıldığında hepimiz ağladık.
İşlemleri hallettikten sonra, hastaneden çıktım. Doktor mutsuz olmamam gerektiğini söylediğinden ailem hattımı değiştirdi. Yağızı içten içe suçladıklarını tahmin etmek zor değil. Bende bütün fotoğrafları sildim. O yoktu artık yanımda. Olsa bu hastalığı onunla yenerdim. Şimdi ise yalnız yenecek ve yalnız da ayağa kalkabildiğimi herkese göstereceğim.
İki gün içinde de eşyalar toplandı ve Ankaraya yola çıktık. Selim ile tanışmam ve tedavilerim derken üç kocaman seneyi devirdim. Yağız aklıma gelmedi değil, geldi. Ondan haber almak istesem de yapmadım. Selime sarıldım sıkıca. Hayata onunla döndüm, yeniden dallarımı yeşertti. Selim benim mutluluğum, Yağız da aşkım
Hayat zorlu ve engebeli yollar ile dolu. Önemli olan aşmak, aşarken de yanınızdakiler önemli. Elinizden tutacak birini elbette ister insan. Sevdiği ve onunla olmak istediği birini
Yazarın notu: Buse ve Yağızın tamamen kopuşu ile burada ayrılıkları bitti. Busenin zorluklarını ara sıra kesitler ile doldurmaya çalışacağım galiba final yakınlaşıyor yorum ve beğeniler için teşekkür ederim
keyifli okumalar
Bütün sözcükler, cümleler ve romanlar her şey; dünyada ne varsa bitikti. Ben bitiktim. Kolum, kanadım kırıktı. Tavuk gibi tüylerim yolundu. İçimde bir şey bırakmadan söküp attı. Benim yerime Orkuna inanmasını anlayamıyordum. Ayrılmamızın üzerinden koca 1 hafta geçti. O zaman diliminde bir kere yüzünü gördüm. Konuşmak için yanına gidince yüzüme bakmadı. Direk başka bir kız ile ilgilendi. Ben de gururum için gitmedim. Artık yalnızım. Amacı neyse başardı.
Omzumda çantamı sıkıca kavradım. Parmak boğumlarım bembeyaz oldu. Umursamadım. Tek istediğim koridorda insanların gözüne batmadan sınıfa gitmek. Kafamı kaldırıp dik yürüsem bile ezilmişlik hissi beni bırakmadı. Adım atışlarım sağlam olsa bile, maalesef başlar dönüyordu. Aldırmadım. Yüzüme maskem olan gülümsememi taktım ve sınıfıma girdim.
Sıra arkadaşım Ebru yanıma gelince bana çekinerek baktı. Çok konuşmuşluğum olmasa bile arada muhabbet ederiz. O kadar da yabani biri değilim.
Ebru bir şey mi söylemek istiyorsun bana?evet anlamında başını salladı. İçimde bir yerlerde duyacaklarımdan korktum. Ürpertinin tenimi yalamasına izin verdim.
Yağız gitmiş.gitmek ve Yağız. Gidemezdi. Beni bırakıp öylece arkasına bakmadan yapmış olamazdı. Kulaklarım uğuldadı ve başım döndü. Bu baş dönmesi bir hafta da çoğaldı ya neyse.
Ne-ne demek git-gitmiş.Ebruya umut dolu gözler ile baktım. Birazdan gülecek ve şaka yaptım seni korkutmak istedim, diyecekmiş gibi baktım.
Öyle olmadı. Aksine Antalyaya kafa dağıtmaya gittiğini duydum. Biliyorsun evlerimiz dip dibe.Ebru birkaç cümle daha söyledi ama duymadım.
Sadece put gibi kaldım. Ellerim, ayaklarım, başım Kısacası vücudum öylece donup kaldı. Çantamı nasıl aldığımı ve okuldan çıktığımı bilemedim. Taksiciyi durdurup eve geldiğimde evde kimse olmamasına sevinerek odama çıktım.
Çantamı fırlatıp attım. Yatağa oturduğumda hıçkırıklarım bütün odayı doldurdu. Yorganımı elim ile sıkıca kavradım. Acımı dindirebilirmiş sandım. O anda aklıma Yağızı aramak geldi. Belki de gerçek değildi. Olabilirdi. Gözyaşlarımı elimin tersi ile sildim. Telefonumu çantamdan aldıktan sonra bu sefer yatağa dik bir şekilde uzandım. Sırtımı başlığa dayadıktan sonra bir cesaret aradım.
Çaldı. Çaldı. Ters sekiz olan sonsuzluk bir zamandı. Bir daha çaldı ve o bütün dünyada kötülük yokmuş, iyilik doluymuş gibi hissettiren sesini duydum.
Ne istiyorsun Buse?gözyaşlarımı akıtmamak için burnumun kemerlerini sıktım. Ağlamayacaktım. Bu sefer olmazdı.
Gitmedim de bana. Yalvarırım gitmedim de. En azından seninle aynı havayı solumama izin ver Ya cümlemi bitiremeden telefonun sesi kesildi.
Telefon kulağımda gözlerim karşıda kaldım. Damlalar usulca yanağımdan akarken, kaybettiğimi anladım. Orkuna mesaj atıp memnun musun? Kazandın. Yazmak gelse de engelledim. Ne diye sevindirecektim ki? Kazanmıştı.
Telefon kulağımdayken mesaj bildirim sesini duydum. Titreyen elim ile baktığımda Yağızdan geldiğini görünce içimi bir mutluluk kapladı. Beni belki de yanına çağıracaktı.
Arama beni. Hatta artık sil beni Buse. Antalyada kafa dinliyorum. Gözde ile beraber geldik. Bak ben senin aksine sana söylüyorum. Hala içimdesin, çıkmıyorsun. Çıkartamıyorum seni. Görmemek için, sana sarılmamak için geldim buraya. Kokun burnumda hala. Rüzgârda uçuşan saçların gözlerimin önünde Yüzün gözkapaklarım. Kokun burnum. Tadın dilim. Öpüşlerin ağzım. Söylesene yeniden doğabilir miyim? Hayır. Beni sen yapmışsın. Sen yoksun ölüyüm ben. Ölü adam hala seni seviyor, bir başkasını öpsen de sarılsan da. Dediğim gibi arama
Gözlerimden yaşlar boşalırken, mesajı kaç kere okudum saymadım. Sayamadım. Hala onu aldattığımı nasıl düşünebilirdi ki? Bana güvenmeyişi yakmıştı canımı. Oysa peşinden koşan hala benim. En çokta yıkan bu. Güvenmemek. Hâlbuki ben ona kayıtsız şartsız güveniyorum. Şuan yanında Gözde olmasına rağmen
Günler birbirini kovalarken başımın ağrı şiddeti gibi; gönlümdeki şiddette arttı. Ne ailem ile doğru dürüst konuşuyordum, ne de sıra arkadaşım Ebru ile. Zaten yakında değildik o kadar. Sunanın kesi ağını çekiyorum ben. Kızın sevdiği çocuğu sevmek yetmedi, bir de sevgilim olmuştu.
Pişman değildim. Yine yapardım. Gönül bu söz geçmiyor işte. Tam bir hafta oldu yatağımdan ayrılmayalı. Yağızın attığını okuyor, okuyor ve ağlıyorum. Yapacak bir şey elden gelmiyor. Aslında hayatıma kaldığım yerden devam etmeliyim, onu bile yapamayacak kadar beceriksizim.
Evde ise Yağız adı yasak. Kimsenin ağzından duymuyorum. Yerimden penceremi açmak için kalktım. Ayaklarım birbirine dolandı. Yere düşmekten son anda dolabıma tutunarak kurtuldum. Pencereyi açmam ile toprak kokusu burnuma doldu. Burnum yine sızladı ve ağlama sinyalleri verdi. Tek bir şey anlamıştım bu iki haftada; ne yaparsanız yapın anılardan kaçamıyordunuz.
Aşkım emin misin?gülen yüzünü avuçlayıp Eminim. Çiçek dikmek bence güzel olacak. Sucuklu yumurtadan bile iyi yapabilirim.dediğimde güldü. Haklı olabilirsin.omzumu silktim.
Yanağımdan öpüp Aman da aşkım kızar mı bana. Yerim seni ben.söylediği sözlerden bütün bahçe kahkaham ile doldu. Burnunu sıkarak Yeme biterim.dediğinde ikimizde gülüyorduk.
Kafamı sallayarak anıyı kovaladım. Haramdı bana artık mutluluk. Yasaktı. O günleri bir yere kapamazsam hep önümde olacaktı. Yağıza kızgındım. Şuan çıkıp gelse boynuna atlayacak kadar affedici.
Gülümseyerek bir kez toprak kokusunu içime çektim. O gün dediğim gibi oldu. Çiçekleri güzelce toprağa gömmüştüm. Bazen topraklara onu buladığımda oldu. Pencereyi gürültü ile kapadım. Az kalsın kırılacak ve paramparça olacaktı. İroni buya kırılsa bile beni temsil edecek.
Oda soğumuştu. Kısacık zaman diliminde neler olup bitiyor. Odam bile soğuyorsa, bir zaman sonra içimdeki alevde soğurdu herhalde. Yatağıma gidecekken mp3 çalarım gözüme takılıyor. Kulaklıklarım ile alıp yorganın altına girdim. Rastgele şarkı açınca birden Cem Adrianın şarkısı kulaklarımda çınladı. İlk defa içimden ona karşı koymak geldi. Bu zamana kadar boyun eğdim de ne oldu? Uslu kız oldum ve gitti nedensizce. Telefonumu yastığımın altından aldım.
Özledim, özledim
Saçlarımda oysa hala ellerin
Özledim, çok özledim
Sımsıkı kapalı gözlerim
Özledim, çok özledim
Bileklerimde oysa hala izlerin
Özledim, çok özledim
Sanki hala yanımda nefesin
Özledim, çok özledim
Saçlarımda oysa hala ellerin
Özledim, çok özledim
O kirpik hala bende sevgilim
Sözler kulaklarımı doldururken, ellerimde tuşları doldurup yazdım. Mesaj gittiğinde nefesimi tutup bekledim. Karanlık çöktüğünde bile gözlerim telefonda bekledim ama cevap gelmedi. Zaten gözkapaklarım da benden izinsiz kapandı.
Kalktığımda direk elime telefonumu aldım ama yine cevap yok. Oysa neler umut ettim. Demek ki umut etmek bazen yetmiyor. Kilit ekranına gözüm takılınca onu yanağından öptüğüm fotoğrafa baktım. Mutluluk para gibi gözüktü bir an gözüme. Elime verdikçe harcamış ve kotasını doldurmuşum. Gözlerimi fotoğraftan hızlıca çektim. Yağız gittikten sonra bakmaya korktuğumdu o fotoğraflar. Baktıkça bağırıp gelmeyecek bekleme diyorlardı bana.
Anılar üstüme çullanırken gözlerimi kapadım. Kaçabileceğim yol buydu. Uyumak. Tam kafamı yastığa koymuştum ki kapım hafifçe çalındı. Heyecanlanarak kalktım.
Sesim titrek çıktı. Aldırmadan Gel.dedim. Kapı açıldıkça kalbim de ona eşit atıyordu. Kapıda gördüğüm ile heyecan balon gibi söndü. Babam Hadi kızım kahvaltı yapalım. Sensiz yapmayacağımı biliyorsun.dedi.
Geliyorum baba. Sen git.dedim bende. İstemeyerek de olsa yatağımdan kalktım. Banyoda elimi, yüzümü yıkadım. Bir umut mesaj gelir diye telefonumu da aldım. Merdivenden inerken sucuklu yumurta kokusu burnumu doldurdu. Gözlerim istemsizce kapanırken o sırada telefonumun mesaj sesini duydum. Hani dünyanın sonu gelmiş hissedersiniz, ya da biri ölünce içine insanın doğar ya his; benimki de öyle oldu. Merdiven de durup kimden olduğuna baktım. Yağızın adını görünce sevinç ile açtım. Keşke açmasaydım. Keşke gözlerim kör olsaydı da görmeseydim
Yağız ve bir kız vardı. Yağızın gözleri kapalı yüzünde tebessüm Kızın dudakları yanağını işgal etmişti. Daha bunu atlatamadan kızın yüzü de geldi. Gözde! Gözde ve Yağız Beynim uğuldadı. Kalbim pompalamayı bıraktı. Altında da ben mutluyum yazma mesajı varken, onu istemem suç. Düşerken tek hatırladığım hayatım boyunca bu yüzlerin gözümün önünden gitmeyeceği
Gözlerimi bembeyaz duvarlı bir odada açtım. Bizim evde beyaz duvarlı oda olmadığından rüyada mıydım? Gözlerimi kırpıştırdıktan sonra görüntüler daha da netleşti. Hastanenin bilindik kokusu ve kolumdaki serum. Demek ki bayılmıştım.
Beyaz giysisi ile hemşire geldiğinde Uyandık demek.dedi gülümseyerek. Gülümseyerek karşılık vermek isterdim ama olmadı. Dudaklarım kıvrılmak için bile oynamadı.
Ailem neredeler?
Doktorun yanında. Uyandığını söyleyeyim, birazdan da gelirler.kolumdaki serumu çıkardı ve gitti. Aslında korktum. Hemşireye korkuyorum ailem de beni bıraktı değil mi? Gittiler diyemezdim. Bundan sonra birilerinin beni bırakıp gideceğinden emindim. Çok sevmek gitmekti. Aşkın yüzü bendim ona göre, şimdi Gözdeydi. İçimde kıskançlık yayılırken kapım açıldı ve doktor önden arkasından bizimkiler girdi.
Doktor endişeli, annem ağlamıştı. Babam ise çökmüştü. Meraklandığımdan doktora döndüm. Boğazını temizleyip babama baktı. Babam kafasını salladığında annem yanıma gelip bana sıkıca sarıldı. Bu durum beni tedirginliğin en üst düzeyine çıkardı.
Merhaba Buse. Ben Doktor Sedat Sana birkaç sorum olacak tamam mı?dediğinde kafamı salladım. Konuşacak gücüm yok.
Ne zamandan beri başın dönüyordu?
Ha-hatırlamıyorum. Bu bir haftada çok oldu ama önceden de azıcık vardı. Doktor kafasını salladı.
Diğer soruya geçelim. Mide bulantısı oldu mu hiç?
Hayır.Doktor ona da kafasını salladıktan sonra Korkma kızım. Babanın ve benim arkadaşımız olan biri ile irtibata geçtik. Sende istersen Ankara da tedavi olacaksın.
Annem yanımda artık hıçkırarak ağlamaya başladı. Babama bakınca Bebeğim, sen de Beyninde tümör varmış. Tedavi edilmen gerekiyormuş.dediğinde dünya durdu.
Dünya dönmeyi kesti. Dereler, denizler, göller akmayı, kuşlar uçmayı unuttu. Ben ise yaşamayı Ölecek miydim? Yağızı son bir defa görmeden ölecek ve onu bu dünyada Gözde ile bırakacaktım. Bu, bu korkunçtu. Ama Yağız beni istemiyordu. Bunu açıkça dile getirdi. En iyisi gitmek ve unutmaktı. Çoktan silmişti beni.
Ö-ölecek miyim?fısıltı halinde çıkan sesim odada bomba etkisi yarattı. Hiç konuşmayan annem Hayır, öyle değil mi?bir umut hayır demelerini bekledi. Bekledik.
Tedavi olmayı reddedersen ne yazık ki; Evet
O zaman gidelim baba. Ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. Daha, daha yapacaklarım var benim.babam da sıkıca sarıldığında hepimiz ağladık.
İşlemleri hallettikten sonra, hastaneden çıktım. Doktor mutsuz olmamam gerektiğini söylediğinden ailem hattımı değiştirdi. Yağızı içten içe suçladıklarını tahmin etmek zor değil. Bende bütün fotoğrafları sildim. O yoktu artık yanımda. Olsa bu hastalığı onunla yenerdim. Şimdi ise yalnız yenecek ve yalnız da ayağa kalkabildiğimi herkese göstereceğim.
İki gün içinde de eşyalar toplandı ve Ankaraya yola çıktık. Selim ile tanışmam ve tedavilerim derken üç kocaman seneyi devirdim. Yağız aklıma gelmedi değil, geldi. Ondan haber almak istesem de yapmadım. Selime sarıldım sıkıca. Hayata onunla döndüm, yeniden dallarımı yeşertti. Selim benim mutluluğum, Yağız da aşkım
Hayat zorlu ve engebeli yollar ile dolu. Önemli olan aşmak, aşarken de yanınızdakiler önemli. Elinizden tutacak birini elbette ister insan. Sevdiği ve onunla olmak istediği birini
Yazarın notu: Buse ve Yağızın tamamen kopuşu ile burada ayrılıkları bitti. Busenin zorluklarını ara sıra kesitler ile doldurmaya çalışacağım galiba final yakınlaşıyor yorum ve beğeniler için teşekkür ederim
keyifli okumalar

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 61
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 27
- Cevaplar
- 5
- Görüntüleme
- 82
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 17
- Soru
- Cevaplar
- 17
- Görüntüleme
- 180