kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Best Studio 1
Best Studio
TuZaKK 1
TuZaKK
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Bvural41 1
Bvural41
kaptanmikro1 1
kaptanmikro1
R 1
Roksam
[DEV]AB 1
[DEV]AB
Sevdamsın 1
Sevdamsın
farkmt2official 1
farkmt2official
Hikaye Ekle

Fotoğraf - 13. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 363

Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!

Üzerimde siyah-mavi elbise, ayağımda siyah topuklular, kolumda şık çanta ve kafamda Ilgın’ın eseri olan bir bere. Buluşma yerine geldiğimde tam olarak böyleydim. Tabii yanımdaki Ilgın olacak arkadaş saçlarını inadıma yapar gibi açık bırakmış, altında dar siyah pantolon, üstüne beyaz bluz giymişti! Tolga ve Orkun’un takım elbiseli hallerine bakarken yerin yedi kat dibinde utançtan debeleniyordum.
Bir daha Ilgın’a saçımı değil, günahımı bile emanet etmem ben! Maazallah onu da ikiye falan katlar!
Gelmeden önce minicik sinir krizi geçirmiş, Ilgın’ın üstüne atlamıştım fakat ailem tarafından -zorla- sakinleştirilmiştim.
Beni ilk gören Orkun oldu, önce burnundan ‘hıh’ sesi çıktı fakat yeterli gelmemiş olacak ki elini masaya vurarak kahkaha atmaya başladı. Ilgın’ı fark etmemeleri arkadaşımı yaralasa da ‘‘Bu ne tip Eylem?’’ sorusuyla bakışlarını kaçırmıştı benden. Korkuyordu ve haklıydı!
‘‘Tipim hakkında yorum yaparsanız kalkar giderim ve şirkete de gelmem.’’ diye tehdit edip yerleştim masama. Ilgın’da çekingen tavırlarla yanıma yerleşti. Tolga gülümseyerek suratımdaki ifadeyi incelediğinde ellerimle yüzümü kapatmak gibi bir istek duydum.
Beynim kırmızı alarm vermişti.
‘İşte bu sefer rezilliğin dibine vurabildin, tebrikler!’
Onlar sormadan önce ‘‘Ilgın, Tolga. Tolga, Ilgın. Ilgın, sevgilin. Sevgilisi, Ilgın.’’ diyerek tanıştırdım hepsini. Orkun kaşlarını kaldırmış anlamamış ifadesiyle bize bakarken Ilgın’a uzattığı eli havada kalmıştı. Arkadaşım da intikam almak istercesine ayağıma tekme atmayı denedi. Tabii benim yerime masanın bacaklarından birine vurunca inleyerek kendini geri çekti.
‘‘Neler oluyor?’’ diyen Tolga’nın kafası karışmış gibiydi. Gözlerini kısarak ikimize baktığı sırada garson yanımıza yaklaştı. ‘‘Abla üşüyorsan klimaları kapatalım mı? Ya da personel için ısıtıcı var arka tarafta, getireyim mi?’’
Normalde garsonun amacı benimle dalga geçmek veya aşağılamak değildi. Masadan yükselen kahkahaları duyunca bunu gerçekleştirdiğini anladım. Fazladan rezil oluyorum, çok şanslıyım. ‘‘Ben senin ablan yaşında mıyım?’’ diyerek konuyu dağıtmaya çalıştım. ‘‘Yok, hayır. Ben-şey…’’
Karşımda mahcup olduğunu gördüğüm an pişman olmuştum bile. ‘‘Özür dilerim, sert çıktım biraz. Neyse sen bize dört kahve getir.’’
‘‘Aslında ben-’’
‘‘Dört kahve! Hepsi şekerli!’’
Ilgın itiraz edeceği sırada bakışlarımı ona kilitledim. Kahve yerine milkshake isteyecek ve benim anlatmamı bekleyerek pipetiyle oynayıp duracaktı! Onun planını bozduğum için kendi kendime sırıtmak istedim. Tabii ki yapmadım! Bir de deli damgası yiyemezdim.
‘‘Yediğin haltı anlat artık Ilgın.’’
‘‘Birlikte-’’
Cümlesini elimi yukarı kaldırarak kestim. ‘‘Saçımı yakınca o şansını kaybettin! Dökül.’’ Sandalyemde geriye yaslandığımda Tolga ve Orkun ikimize birden garip bakışlar atmakla meşguldü. ‘‘Sen saçın yandığı için mi bere takıyordun?’’ dedi sonunda nişanlım.
‘‘Evet. Bir kadın ya saçı şekilsizse ya da yanmışsa bere takar!’’
İnanmayın, bunu şu an ben uydurdum. ‘‘Ben olayı bir çırpıda anlatabilir miyim?’’ diyen Ilgın gülümseyerek hepimizin yüzlerini inceledi tek tek. ‘‘Buyur.’’ dedim elimle masayı göstererek. ‘‘Şimdi bizim şirkette Açelya diye bir kız var. Ama nasıl dedikoducu anlatsam inanmazsınız. Birisi buna demiş ki-’’
Ilgın’ı rezil edebilmenin verdiği özgüvenle omzunu çimdikledim. ‘‘Aah! Acıdı be!’’ diye çemkirdi yüzüme. ‘‘Ilgın doğru düzgün anlat yoksa ben söyleyeceğim her şeyi ayrıntıyla.’’
Tabii ki abartacak ve en iyi arkadaşımı gömecektim. Bunu bildiğinden olsa gerek başını olumsuz anlamda iki yana salladı. Koyu kahverengi gözleri kocaman olmuştu. ‘‘Tamam ya of! Sen zaten bu adamlara olabileceğin en dip noktada rezil oldun. Ben de olsam ne olur ki?’’
Nasıl da satıyor hemen en yakın arkadaşını? Ah Ilgın ah. Sen evde yalnız kalınca göreceksin gününü haberin yok! ‘‘Şimdi Açelya var. Dediğim gibi fena. Nedense benden de nefret ediyor.’’
‘‘Kızın sebebi var pislik! Sen bunun sevgilisini çalmadın mı?’’
‘‘Bir susar mısın Eylem? Şurada bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Ayrıca çalmadım ben kimsenin sevgilisini. Onlar ayrılmış, Burak sonra bana mesaj attı bende konuştum. Ne bileyim?’’
Omuz silktim. Öyle pis bir durum olmuştu ve Açelya’yla Ilgın tekrar konuşsun diye şirkettekilerle kırk takla atmıştık. Mecazi anlamda tabii.
‘‘İşte benim akıllı arkadaşım gidip Açelya’ya Orkun’la evliyiz demiş.’’ dedim büyük bir gururla. Abartacağımı söylemiştim!
‘‘Oha!’’
‘‘Ne?’’
Tolga ve Orkun’dan gelen tepkilere karşı pis bir sırıtış gönderdim. Ilgın kafasını masaya vurarak ezmek ister gibi yüzünü ekşiterek ‘‘Hayır ya!’’ diye inledi. Gözlerini benden tarafa çevirmiyordu. ‘‘Sadece sevgiliyiz dedim…’’
‘‘Eğer Orkun hayır derse Açelya Ilgın’ın pislik, hırsız, dolandırıcı, yalancı, iğrenç biri olduğu dedikodusunu şirkete yayar.’’
‘‘Eee?’’ dedi Orkun gerilmiş bir vaziyette. Oturuşundan belliydi ki bu durumdan rahatsızdı. Aha şimdi yandı Ilgın! Çünkü adam kabul edeceğe benzemiyor. ‘‘Siz bir şey belli etmeseniz ben birkaç gün sonra ayrıldık desem?’’
Orkun huzursuzca yerinde kıpırdandı. O sırada kahvelerimiz gelmişti. Bütün sipariş aynı olduğundan garson dizdi masaya içecekleri. Yok oldu, gitti!
‘‘Neden pişman olacağın şeyler yapıyorsun?’’ derken elleriyle oynamaya başlamıştı. Öfkesi yüzünden okunuyordu. Ilgın’ınkine benzeyen koyu renk gözleri ikimiz arasında geziniyordu.
‘‘Daima bizi işinize dâhil etmek zorunda mısınız? Üzgünüm ama sizin küçük oyunlarınızla uğraşmak yerine şirket için çalışmalıyım. Biraz büyüyün artık! Kaç yaşındasınız Allah aşkına? Biriniz eski sevgilimden kurtulmak için der fotoğraf çekinip magazin sayfalarına dağıtır, diğeriniz olur olmadık dedikodular çıkartır!’’
Orkun’un çıkışıyla herkes sessizliğe gömülmüştü. Adam haklıydı, ağzımı açıp fazladan tek kelime edemezdik. ‘‘Sağ ol ya.’’ dedi Ilgın kulağıma eğilerek. ‘‘Beni bu kadar gömeceğini bilseydim Açelya’ya yalan söylediğimi itiraf ederdim.’’
‘‘Biraz ağır konuşmuyor musun Orkun?’’ dedim bende hırsla. Biliyorum, biraz çocukça davranmıştık. Belki de sorumsuzca ama bu bizi istediği gibi azarlayabileceği anlamına gelmiyordu! Bakışlarım Tolga’ya kaydığında dikkatle yüzümü incelediğini gördüm.
‘‘Peki, sen?’’ dedim sandalyemi geriye itip ayaklanırken. ‘‘Sende mi sadece bela olduğumuzu düşünüyorsun? Kurtulmanız gereken bir yük. Aniden ortaya çıkan gereksiz iki insan olduğumuzu? O zaman benden hoşlandığını söyleyemeyecektin!’’
Çantamı da alarak hiç kimseyi dinlemeden çıkışa yöneldim. Kahveyi ağzıma sürmemiştim fakat parasını ödeyen de ben olmayacaktım! Umarım Ilgın’a ödetmezler.
‘‘Eylem!’’ diye seslenen arkadaşım aniden koluma girdiğinde moralimin açıkça bozulduğunu görmüş oldu. Oysa ben böyle hayal etmemiştim. Tolga masadan kalkıp koşarak peşime düşecek, yere kapaklanırız korkusuyla kolumdan nazikçe tutup açıklama yapacaktı. Ah o öküzde bu düşünce imkânsız!
‘‘Aman! Boş ver erkekleri. Bu gece kızlar gecesi yaparız, oh mis!’’
‘‘O değil de ben Hakan beyin özel asistanıydım. Şimdi ki pozisyonum ne olacak?’’
Ilgın’ın pis bakışlar attığını fark edince ‘‘Iy sapık!’’ diye bağırdım. Tepkime güldü ama onunda açıkça bozulduğunu biliyordum. Orkun orada bize resmen ‘büyüyün’ demişti. Yermiş, gömmüş, rezil etmişti. Ilgın’a anlat kurtul dediğim için pişmandım.
‘‘Ilgın, özür dilerim. Gerçekten anlayışlı olur diye düşünmüştüm.’’
‘‘Takmıyorum ki ben. Hem öyle şeyler filmlerde oluyor yahu. Adam neden durup dururken sevgilimi olmamızı kabullensin ki?’’
Yüzüme gülümseyerek söylediği cümlelerin altında yatan hüznü algılayabilmiştim. Her ne kadar umursamadığını düşünse de açıkça bozulmuştu. İçindeki umutları yok eden Orkun’a içimden saydırdım.
‘‘Şuradan taksiye atlayalım. Parayı bölüşürüz.’’ dedim elimi cüzdanıma atarken. ‘‘Şu dünyada kimin nişanlısı olursan ol aynı cimri insansın ya!’’
‘‘Sanki adam bana para veriyor, farkında mısın daha evlenmedik!’’
Ilgın başını diğer tarafa çevirdiğinde kıkırdadım. Resmen liseli kızlar gibi trip atıyor! Elimi kaldırarak boş taksilerden birine işaret verdim. Günümüz mahvolmuştu!

***

Şirkete geldiğimizde benim Orkun’un asistanı olduğumu öğrenmiştim. Sanırım Tolga kötü duruma düşmeyeyim diye beni kendi asistanı yapmamıştı. Bu düşünceli halleri hoşuma gitse de sabah yaptığı öküzlüğü hiçbir türlü kapatamıyordu!
Elime ulaşan dosyaları daha sabah azarladığım adama götürüp ona ‘bey’ diyecek olmak içten içe koyuyordu. El mecbur döner sandalyemden kalktım. Allah’tan Ceyda’yı Hakan Bey almıştı yanında.
Burada tektim!
Orkun’un odasının önüne geldiğimde henüz kolilerin dışarıda olduğunu gördüm. Ortak olmamışlar aksine şirketi satın almışlardı sanki! Neden yerleştiklerini de anlamamıştım ama. Kapıyı tıkladığımda Orkun içeriden ‘‘Gel!’’ diye seslendi. Kendi kendime hatırlattım. İçeri girecek, konuşmadan dosyayı masaya bırakacak ve çıkacaktım. Bu kadar basit!
Yavaşça içeri girdiğimde Orkun’un bakışlarını bana kilitlendiğini gördüm fakat hiç konuşmadan planladığım gibi masaya doğru yürüdüm.
‘‘Özür dilerim.’’ dedi rahatça geriye yaslanırken. ‘‘Bugün size biraz ağır çıkıştım.’’
Konuşmayacaktım. Dosyayı özenle önüne bırakıp soğuk bir baş selamı verdim. ‘‘Ne yani böyle mi olacak? Benimle konuşmayacak mısın artık?’’ dedi yüzümü daha iyi görebilmek amacıyla başını sağa yatırıp. ‘‘İmzalayın.’’ dedikten sonra topuklarımın üzerinde dönerek kapıya ilerledim.
Şimdi arkamdan bir şarkı girse… Mükemmel olurdu!
‘‘Affetmeyecek misiniz?’’
Kapıyı gürültüyle çarptığımda içim tatminlik hissiyle dolup taşmıştı. İki tane genel müdür bana yalvarıyor, egomu havalandırmak için gayet yeterli anlar! Tamam, henüz Tolga yalvarmamış olabilirdi fakat onu da böyle görecektim!
Masama yerleşerek derin bir nefes aldım.
Yanağımda hissettiğim sıcak elle birlikte olduğum yerde korkuyla titredim. ‘‘Ne yapıyorsun be?’’ diye bağırdım Tolga’ya. Nereden çıktığını bile görememiştim, sinsi sinsi yanaşmıştı!
‘‘Bu akşam benimlesin. Sana bir sürprizim var.’’
‘‘Önce bağırın, çağırın, aşağılayın. Sonra da sürpriz yapın. Oradan bu oyununa kanacak gibi mi gözüküyorum?’’
‘‘Hım, gelmeyeceksin yani?’’ dedi kaşlarını kaldırarak. Yarı oturur şekilde masamın üzerindeydi. Deli mi ne? ‘‘Gelmeyeceğim tabii ki!’’
Aslında gitmek istiyordum fakat kendime engel olacaktım. Bugün Tolga istediğini alamayacak!
‘‘Sürprizimin ne olduğunu merak etmiyorsun o zaman?’’
Beni köşeye sıkıştırmaktan zevk alıyor, yanımda gülümsüyordu! Benim çok meraklı, aklı havada biri olduğumu bildiği halde böyle yapıyor. Tolga’nın koca bir pislik olduğunu söylemiş miydim? Söylemediysem bile öyle!
‘‘Hiç etmiyorum!’’
Allah’ım her an meraktan delirebilirim!
‘‘Gelmediğin için pişmanda olmazsın sen.’’
‘‘Olmam!’’
Kesinlikle olacağım ama seninle gelemem. Çünkü tripliyim. Anlayışlı ol ve beni rahat bırak artık!
‘‘Akşam iş çıkışında alırım seni.’’ derken olabildiğince sempatik bir biçimde göz kırptı. Hah, çok beklerdi!
Hiçbir güç beni akşam Tolga’yla birlikte olmaya itemezdi! Gitmeyecektim!

10301283_822505344467411_6927833077093453820_n.jpg
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst