Fethi Polat 1
Fethi Polat
TuZaKK 1
TuZaKK
xranzei 1
xranzei
Agresifizm 1
Agresifizm
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

Fotoğraf - 6. Bölüm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan qecekondu06
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 197

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

Öğle yemeğimi yiyemeden tekrar ofisime dönmüş, aklımı o ikiliden uzaklaştırmak amacıyla yeni gelen dosyaları incelemeye başlamıştım. Ceyda’nın ‘5N1K’ sorularından kurtulmak için de gözlerimi ondan tarafa çevirmiyordum.
Akşama kadar yaptığım tek şey buydu; çalışmak.
Aslında sinirliydim. O kadın bana resmen hakaret ederken öylece beklemiş olması bütün nefretimi körüklüyordu. İş çıkışı saati gelince çantamı ve montumu alarak kapıya yöneldim. Ceyda’ya ‘görüşürüz’ demek bile istemiyordum! Asansörün tuşuna basarak gelmesini beklemeye başladım. Herkesin çıkışı aynı saat olduğundan asansör trafiği oldukça yoğundu. Sonunda durup açıldığında karşımda Tolga bekliyordu.
Tek başına.
Allah’ım, bütün katlarda binmek isteyenlere engel mi olmuştu? İyi de, neden? ‘‘Neler oluyor?’’ diye sorduğum sırada kolumu tutarak beni içeri çekti. Eli montunun fermuarın öylece karşımızda donup kalan Ceyda’ya bakıp göz kırptı. ‘‘Sevgilimin beni ısıtmasına ihtiyacım var. Umarım anlayışla karşılarsın.’’
Asansörün kapılarını kapatma tuşuna basınca sinirle ona döndüm. ‘‘Amacın ne Tolga?’’ dedim tane tane. Konuşmayınca anlaşamıyorduk. Konuşunca kavga ediyorduk, ikimizinde ortak tek noktası yoktu!
‘‘İnan bende bilmiyorum.’’ dedi gözlerini bana çevirerek. ‘‘Neden böyle yapıyorum? Peşinden sürükleniyorum? Aklımı senden uzak tutamıyorum.’’
Kısacık bir an içinde olsa bana değer verdiğini inanacaktım. Hatta neredeyse inanmıştım! Son anda dudaklarında oluşan gülümseme ise amacını belli etmişti bile. ‘‘Sadece beni yatağa atmaya çalışıyorsun.’’ derken kollarımı göğsümde kavuşturdum.
Gülerek aramızda oluşan elektrik yüklü yoğun ortamı yok etti.
‘‘Zeki kadınmışsın.’’
Aklıma sözleri gelince alayla kaşlarımı kaldırdım. Kendi sözlerinle vurulma vakti, Tolga Sağlam! ‘‘Benim gibi çelimsiz kızı yatağa atıp ne yapacaksın?’’
İmayla söylediğim cümleyi öyle farklı yorumladı ki konuşama yeteneğimi kaybettim. Vücudu, küçücük asansörde üstüme gelirken kaçamazdım. Ondan korkmadığımı gösterircesine başımı dik tuttum.
‘‘Sen ne yapmamı önerirsin?’’
‘‘Iyy, iğrençsin.’’
Tam ellerimi göğsüne koyup onu iteceğim sırada, bileklerimi kavradı. ‘‘Bunu ciddi soruyorum, hiç biriyle birlikte oldun mu?’’
Sanırım benden cevap bekliyordu, evet veya hayır tarzında. Başımı iki yana salladıktan sonra lisede öğrendiğim hamleyi yaptım. Bileğimi yakalayan elini tutup öyle kuvvetli geriye çevirdim ki hazırlıksız yakalandığını belli eder şekilde çığlık attı.
Evet, iş adamı Tolga Sağlam, sevgilisinin hamlesiyle çığlık attı! Hem bir kız gibi!
Haber başlıklarında görmek istediğimiz hareketler bunlar!
‘‘Bunu sana söyleyeceğimi mi sandın?’’ derken sesimde ölümcül sakinlik gizliydi. Aptal Tolga! Tam dizine arkadan tekme atacağım sırada asansörün kapısı açıldı. Öfkeyle homurdanan dokuz kişinin şaşkın bakışlarının hedefi olduk. Benim de boşluğumdan yararlanarak silkelendi. Tutuşumdan kurtuldu.
‘‘Biz işgal ettik asansörü.’’ dedi elimi kavrayarak. Tam dönüp sinirle bağıracağım sırada ‘‘Şşş!’’ diyerek uyardı. Karşımızdaki dokuz kişi bizi sevgili sanıyordu.
Sonunda bindiklerinde hareket kabiliyetim sıfırlandı. Yanımdaki Tolga elini karnıma koymuş, gülümseyerek yüzlerimizin yakınlığını artıyordu. ‘‘Hani ben çelimsizdim?’’ dedim ilk sorduğum göz ardı ettiği imayla. ‘‘O zaman nişanlım değildin, artık öylesin. Hem biraz kilo alamaz mısın? Ele gelmiyorsun.’’
Öfkeyle karnımdaki eline vurdum. İyice saçmalama başlamıştı! Sırf o beni mıncıklayabilsin diye kilo mu alacaktım? Rüyasında görür! Bir dakika, asla olmaz. Neden beni rüyasında görsün canım?
‘‘Yiyemediğimiz öğle yemeğini akşama çektim.’’
‘‘Aklına hiç ‘Eylem ister mi?’ sorusu geldi mi?’’
Dudaklarında tebessüm oluşurken havalı şekilde ellerini saçlarından geçirdi. ‘‘Beni her kadın ister güzelim.’’
‘‘Şu an maço olduğuna daha fazla inandım. Güzelim ne be?’’
Başını ‘iflah olmaz bu kız’ dercesine iki yana salladığında gözlerimi kaçırdım. ‘‘Yemin ediyorum, senden sevgili olmaz.’’
‘‘Hıı, evet. Nişanlı oluyor genelde benden.’’ diyerek trip attım. Hani maçoluğun? ‘‘Of Eylem, of. Alt tarafı bir yemek!’’ dedi elimi tutarak. ‘‘Bak şöyle şeyler yapma!’’ diye uyarsam da beni taktığını söyleyemezdim.
Kuşkuyla gözlerimi kıstım. ‘‘Sen bu nişanlılık işini aniden benimsedin, çok garip.’’ Omuz silkti, ‘‘Babam karar verdiğinde değiştirmez. Çok net bir adamdır. Boşa kürek çekmiyorum o kadar.’’
‘‘O kadın sevgilin miydi?’’
‘‘Hayır.’’ dedi tek saniye bile düşünmeden. ‘‘Öylece duygularıyla oynadığın birisi mi?’’ dedim dehşetle. Kulağıma eğilerek ‘‘Sesini alçalt!’’ diye ikaz etti. Ardından ‘‘O tarz kadınları duyguları yoktur!’’ diye ekledi.
Çok karıştırmama özen gösterdim. En azından akşam yemeğimizi huzurla yiyebilirdik. Işıl mıdır Işık mıdır nedir onun yüzünden tüm günüm mahvolmuştu zaten! Asansörden inip hızlı adımlarla binayı terk ettik. Onun peşinde sürüklenirken ‘‘Nereye gidiyoruz?’’ diye sorduğumda çoktan cevabımı almıştım.
Çünkü pidecinin önündeydik.
İçeri girdiğimizde bu sefer huzurumuzu bozacak kimselerin olmadığına emin olmuştum. Çünkü mekân kapalıydı! Basbaya içeri giren kimse yoktu, etraf boştu! Durumun komikliği karşısında elimi karnıma koyarak kahkaha atmaya başladım.
‘‘Sen… Bana… Pideci mi kapattın?’’
‘‘Bende isterdim lüks bir restoran olsun ama Eylem Hanım sevmiyordu!’’
Eski sandalyeyi çekerek naziklik yaptığında kıkırdadım. Tam oturacağım sırada sandalyeyi çekerek iğrenç bir şaka yapmaya çalıştı. Tabii fark ederek hemen doğruldum. Hah! Onu kendi oyununda yenmiştim.
‘‘Düştüğün zaman ki yüz ifadeni merak etmiştim.’’ diyerek omuz silkti. Yuh be adam! O yüzden mi altımdan küçük çocuklar gibi sandalye çekiyorsun?
‘‘Tolga bazen aptal olduğunu düşünüyorum. Sonra kendime diyorum ki ‘Adam tescilli aptal, hala düşünüyor musun bir de?’’
‘‘Kalbimi kırdın.’’ derken dramatik bir tavırla elini göğsüne koyup karşıma yerleşti. ‘‘Abi!’’ diye bağırdım pidelerin yapılıp yapılmadığına emin olamadan. ‘‘Benim lahmacunun üstüne yumurta kırar mısın?’’
‘‘Yeni bir damak zevkimi bu?’’ diye sordu ilgiyle. Onaylarcasına başımı salladım. ‘‘Yesen çok güzel oluyor. Mesela ben lahmacunu yumurtasız yiyemem.’’
‘‘Normal olmadığını biliyordum.’’
‘‘Hı hı.’’ dedikten sonra kürdanlarla oynamaya başladım. Tolga’yla kavga etmek istemiyordum. Ama ne zaman konuşsak aramız bozuluyordu. Ya laf sokmayı deniyor ya da imayla hayattan bezdiriyordu. ‘‘Pideci kapattık kızım! Bana bak bana, en azından bu kadarını hak ettim yani.’’
Gözlerimi onun yüzüne sabitledim. ‘‘Evet?’’
‘‘Benden nefret mi ediyorsun?’’ diye sordu soğuk cevabım karşısında. Sorusuyla bozguna uğramıştım. Bilmiyorum ki! ‘‘Ne saçmalıyorsun Tolga?’’
‘‘Çok basit bir soru Eylem. Benden nefret mi ediyorsun? Yanımda durmak o kadar mı çekilmez senin için?’’
‘‘Tolga, ikimizin hayatını da mahvettim ben!’’ diye itiraf ettim. Olayı ne kadar alaya alsam da iç çekişme yaşıyordum geceleri her yatağa uzandığımda. ‘‘Senin yüzünden sevgilimi ihmal ettim!’’ deyince sanki erkek olduğumu söylemişi gibi baktı bana.
‘‘Hani şu ayrılabilmek için benimle fotoğraf çekindiğin adam mı?’’ diye tısladı dişlerinin arasından. Kaşlarımı çattım, Gökhan? Asla!
‘‘Tavan! Of Tolga, gerçekten aptalsın. Benim tek düzenli ilişkim; geceleri bakıştığım tavan.’’
Dalga geçip geçmediğime emin olamıyormuşçasına yüzümde gezdirdi bakışlarını. ‘‘Sen ciddi misin?’’ derken inanamıyormuş gibiydi. ‘‘Evet.’’ diye onayladım. ‘‘Artık geceleri yatağa yattığım tavanla bakışmak yerine seni düşünüyorum.’’
Ne dediğimi bakışlarını değişince fark ettim. ‘‘Öyle değil!’’ diyerek ellerimi havaya kaldırdım. ‘‘Seni düşünmüyorum. Yani düşünüyorum ama senin anladığın fesat anlamda düşünmüyorum. Aslında ikimizi düşünüyorum. Sevgili olarak değil ama! Tabii nişanlı sayılırız da… Ben anlatamadım derdimi. Benim yüzümden ikimizin de dengeleri değişti ya.’’
Lahmacunlarımız gelince derin nefes alarak sustum. Daha da batıramazdım! Resmen adamın karşısına oturup ‘Seni düşünüyorum’ demiştim, alkışım nerede?
‘‘Utanınca yanakların kızarıyor.’’
Bakışlarımı lahmacunumdaki kıymalardan kaldırdım. ‘‘Hayır, bir kere! Ben kızarmam.’’ dedim kendimden emin olarak. Ten rengim çok beyaz olmadığından yanaklarımın yandığını hissetsem de belirgin olarak kızarıklık görünmüyordu.
‘‘Çok garip birisin.’’ dedi konuyu başka tarafa çekerek. Hemen kendimi savunmaya geçtim. ‘‘Niye öyle diyorsun ki? Ne kötülüğümü gördün?’’
‘‘Bu garip, iyi garipti.’’ diyerek çatalı falan takmadan elleriyle alıverdi kesilmiş dilimi. Oh be, gerilme derdinden kurtarmıştı beni. ‘‘Nasıl iyi garip?’’ diye sordum onun gibi dürüm yaparken. ‘‘Mesela… Çok makyaj yapmıyorsun. Benim karşıma geçmiş lahmacun yiyorsun ve tüm suç sana ait olsa da yağ misali üste çıkıyorsun.’’
‘‘Son söylediğin iyi değildi.’’ dedim omuz silkerek. Aslında değişik hissettirmişti, kendimi onun ağzından dinlemek.
‘‘Benimle ‘ben’ olduğum için konuşan ilk insansın galiba.’’
Bu söylediğini duyunca çiğnediğim lokma boğazıma kaçtı. Öksürerek kendime gelmeye çalışırken masada duran kolayı açarak önüme koydu. Hemen bir yudum alıp boğazımdaki trafiği rahatlattım.
‘‘Seninle ne için konuşacaklar Tolga, Allah aşkına?’’ diye homurdandım peçeteyle öksürmekten ıslanmış dudaklarımı silerken.
‘‘Sağlam holdingin varisi olduğum için konuştular, yakışıklı olduğum için konuştular. Hım. Düşünmeme izin ver. Ah, param için konuştular. Ama bana normal biriymiş gibi yaklaşan ilk kız sensin. Allah’ım! Beni pideciye getirdin. Sahi, neden böylesin? Hazır yolunacak tavuk bulmuşken pahalı yerlere gitmemiz gerekmez mi?’’
‘‘Tolga,’’ dedim bütün ciddiyet ve iyi niyetimi toplayarak. ‘‘Senin etrafındaki her kadın paraya, makyaja, parfüme, ne bileyim antin kuntin yemeklere düşkün olabilir. Ama zengin olmayan kadınlar böyle değildir, kapiş? Mesela biz Ilgın’la bazen balık ekmek falan yapıyoruz. Senin hep öylelerine denk gelmen şanssızlık olmuş. Bu arada kendini tavuk olarak görmen de isabet olmuş!’’
Aramızda oluşan acayip ortam sürüp giderken gözlerini gözlerime dikip öylece baktı. Son söylediğim dalga cümlesini umursamadan gülümsedi.
‘‘Belki de şansım sensindir?’’
Tolga’dan alaysız, sakin bir cümle duymak devrelerimi yakmıştı. ‘‘Ne?’’ dedim ikinci kez koladan yudum alıp. ‘‘Belki de şansım sensindir?’’ diye tekrarladı sözünü. ‘‘Olamaz mı?’’
‘‘Olabilir.’’ dediğimde aklımda canlanan şarkı dilime dolandı. Al bir de buradan yak. Neden şarkı sözü getiriyorsun sen aklıma?
‘‘Kaçamak bir cevap mıydı bu?’’
Keyifle sorduğu soruya verilecek tek cevap vardı.
‘‘*Onca yıl sen orada, onca yıl ben burada. Yollarımız hiç kesişmemiş, bu eylül akşamı dışında…’’
*Aklına gelen şarkı sözünün devamını söylüyor.

10408685_813933538657925_4779213038786318889_n.jpg
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst