HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Nişanlanacak birisi için fazla heyecansızdım. Allah'tan kimsenin dikkatini çekmemişti. İki gündür herkes ne kadar şanslı olduğumu söylüyordu yüzüme. Keşke onlara başka tarafımla gülebilsem.
Kimse bilmiyor ki bir fotoğraf yüzünden hem Tolganın hem de benim hayatım kaydı.
Bugün normalden farklı olarak siyah bir elbise giymiştim, sandalyemi geriye iterek ayaklandım. Öğle yemeği zamanı gelmişti. Ve ben çok açtım. Hani masanın ucunu kemirmeye başlayabilirim, o derece!
Masamın etrafında dolanırken ofisin kapısı açıldı. Tolga, siyah bir takım elbise içinde sırıtan yüzüyle karşıma geldi. Müstakbel nişanlımı görmenin şaşkınlığını yaşarken çaktırmamayı denedim. Yutkunurken gülümsemeye çalıştım.
Aptal Tolga!
Sevgilim! dedi abartılı hareketlerle. Bu öğle yemeğini birlikte yiyelim.
Emrivakilerden nefret ettiğimi biliyorsun canım. diye tısladım dişlerimin arasından. Hayır, iki gündür aramıyor sormuyor sonra da çalıştığım yeri basıyor. Benim bile normallik anlayışım dışında. Buradaki ana fikir ise 'Benim bile'
Sürprizleri sevdiğini sanmıştım.
Elini uzatınca ikimizi hevesle izleyen Ceyda yüzünden tutmak zorunda kaldım. Uyarırcasına sıkarak Seviyorum tabii. dedim. İmayla kaşları kalktığında endişeyle Sürprizleri seviyorum! diye ekledim. Bu sefer kaşları çatıldı, Ceyda'nın kulaklarını açıp bizi dinlediğine adımın Eylem olduğu kadar eminim. Seni de seviyorum canım diyerek durumu toparlamaya çalıştım.
Ah, Eylem ah. Konuştukça batıyorsun, battıkça çırpınıyorsun.
Tolga Bey! diyen Ceyda oturduğu sandalyeden yavaşça kalktı. Babanız başarılarını duyuyoruz. Böyle devam etmesini temenni ediyoruz.
Temenni kelimesini hayatında ilk defa kullanıyorsun, anlıyorum. Ama bu kadar belli etme be Ceyda! Eksik olmayın. dedi Tolga gülümseyerek. Başımı diğer tarafa geçirerek muhabbetlerini umursamıyormuş gibi yaptım.
Ne yesek?
Çok iyi bildiğim bir restoran var-
Tolga,dedim neredeyse inleyerek. Sakın o yerlere götürme beni. Şu köşede pideci var. Gel gidelim, yiyelim mis gibi lahmacun.
Tolga gözlerini kocaman açarak bana baktı. İlk defa dalga geçmeden, sapına kadar şaşırmıştı. Sen şimdi benim gibi ultra yakışıklı bir erkeğin yanında lahmacun yiyeceğini mi söylüyorsun? dedi anlamaya çalışırken. Evet. diye onayladım. Ben zaten öyle kızları anlamam. Herkes biliyor yani. Her kadın pide, lahmacun, kebap ve kokoreç yiyebilir. Erkeğe hoş görünmek için otlanan kızlar çok itici.
Söylediklerimden sonra kocaman bir kahkaha atarak asansöre yönlendirdi beni.
O zaman hadi lahmacun yiyelim.
Dudaklarımdaki sırıtmayı engelleyemeden ona uydum. Asansörün önünde beklerken aklıma Hakan beyin söyledikleri geldi. Tolga, diye seslendim etrafta kimsenin olmamasından faydalanarak. Hıı? diyerek verebileceği en odunca cevabı verdi.
Sensin hıı.
Patronum seninle sevgili olduğumu öğrenince konuşmamı istedi. Sağlam Holding ile şirketlerimizi birleştirebiliriz tarzında bir iş görüşmesi. Bir gün ara ve kabul etmediğini söyle olur mu?
Kaşları ilgiyle kalkınca içimdeki ses Hayır, diye çığlık attı. Meraklandı, ilgisini çekti, olamaz!
Babamla bir konuşayım.
Tolga! diye çemkirdim yüzüne karşı. Kabul etmeyeceksin! Yeni patronum olmana katlanamam.
O zaman yüzde yüz kabul etmeliyim. diyerek çoktan kapısı açılmış ve içinde üç kişi bulunan asansöre itti beni. Cevap verme hakkımı resmen elimden çekip almıştı. Pideciye gidince görüşürüz Tolga Bey!
Senden nefret ediyorum. diye tısladım sadece onun duyabileceği bir sesle. Üç kişinin de bizi izlediğini hissediyordum. Ne? diye bağırdı tüm asansörü inleterek. Bana âşık mısın?
Konuşma Eylem, seni kızdırmaya çalışıyor. Konuşma.
Sevgilim, bensiz yaşayamamanı anlıyorum ama asansördeyiz. Yaramazlık yapma. Ellerin rahat dursun.
Tolganın söylediklerini algılayınca gözlerim kocaman açıldı. Aptal adam, beni ne sanıyordu ki? O yakışıklı yüzüne yumruk atarak mor renginin yakışıp yakışmadığını test etsem, karşılığı ne olurdu? Ayrıca benim ellerim çok uslular!
Trip mi atıyorsun Eylem? Liseli kızlar gibi?
Tam dönüp öfkeyle bağıracağım sırada asansörün kapısı açıldı. Hep birlikte zemin katta indiğimizde Tolganın eli belime sarıldı. Yine ne yapmaya çalışıyorsun?
Etrafa nişanlanacağımız mesajını veriyorum.
Göğsümü şişiren ve sakinleşmemi sağlayan derin bir nefes aldım. Herkesin içinde şöyle ani hareketler yapma. dedim sessizce. Allahım sesli konuşmayı unutmam umarım. Bu adam yüzünden sesimi bile yükseltemiyorum.
Neden? Yoksa bana âşık mı olmaya başladın?
Hıı, ineklerde uçuyordu zaten.
Tekrar güldü, normalde onu ilk gördüğümde kesinlikle bu kadar çok gülen biri olduğunu tahmin etmemiştim. Söylediğim her şeye kahkaha atıyor veya tebessüm ediyordu. Karşıdan karşıya geçmekle o kadar meşguldüm ki dikkatle beni incelediğini kaldırıma çıkınca fark ettim.
Ne var? diye terslendim. Elbisenin çok yakışmadığını biliyordum ama giymekten vazgeçemiyordum.
Garip olmuşsun.
Gözlerimi devirdim. Tolga ilişki konusunda berbat olmalıydı! Sevgili olsaydı kaçardı! Tolga, dedim ciddiyetle elimi omzuna koyarken. Bir kadına, özellikle takıntılı bir kadına garip olmuşsun diyemezsin. Çünkü biz bunu kötü bir şeymiş gibi algılarız.
Zaten kötü anlamda söyledim. Bir daha elbise giyme.
Öküz! İnsan alıştırarak söyler. Pat diye söylenir mi? diye homurdandım. Küt diye mi söyleyeyim? diyerek hayattan soğutan bir espri yaptığında adımlarımı hızlandırdım.
Bir iş adamı olduğunu kabul edebilirim ama espri anlayışın çok zayıf.
Al bak, sen de patavatsızsın.
Ne? dedim resmen cırlayarak. Hadi ama! Ben mi patavatsızım? Yok canım daha neler. Saçmalama!
Bana kızdın fakat daha sonra damdan düşer gibi espri anlayışımın çok zayıf olduğunu söyledin.
Bu adam kadın ve erkek aklı arasındaki koca mesafeyi göremiyor mu? Sen erkeksin, ben ise kızım. dediğimde seslice nefesini üfledi. Dile getirdiğin için sağ ol. Emin oldum kendimden. diye söylendi.
Cevap verme gereği duymadım çünkü pidecinin içindeydik. Burnuma kadar gelen müthiş kokuları içime çektim. Kilo almaktan korkan, buna rağmen lahmacundan vazgeçemeyen tipik bir kadındım. Boş masalardan birine yürüdüğümüzde Tolga aniden Gidelim. dedi.
Daha sipariş vermedik bile. Öğle tatilimi seninle harcayamam Tolga.
Başka yerde yiyelim. İleri de bir yer biliyorum.
Sıkıntıyla saçlarımı karıştırdım, tam içeri girdiğimizde ne olmuştu? Böcek falan gördüysen göz kırp. dedim sesimi iyice alçaltarak. Başını olumsuz anlamda iki yana salladı. Öyle bir konu değil. Hadi ama! Ne inatçı çıktın ya?
Tolga?
Arkama döndüğümde gözlerini benim üzerimde gezdiren genç bir kadınla karşı karşıya geldim. Tolganın karın ağrısı bu muydu? Ne aptalca. Ah, seni tanıdım. Resmini magazin sayfasında görmüştüm. Tolganın sevgilisi değil mi?
Sizi ilgilendirdiğini düşünmüyorum. dedim soğukkanlılıkla. Ardından tam arkamı döndüm. Ama beni yerime çivileyecek, şok edecek o cümleyi söyledi.
Seninle haberinin çıktığı gün yatağımda olduğuna göre beni ilgilendiriyor.
Tamam, işte bunu beklemiyordum. Hem de hiç!
Geçmişle ilgilenmiyorum.
O zaman parası mı önemli? dedi alay edercesine. Buraya gelmiş, seni aldattığını söylüyorum ve sen bana ilgilenmediğini söylüyorsun. İkinizin arasında bir şeyler geçmediğini bilmeliydim. Tolga sarışınlardan hoşlanır.
Ben ne olduğunu anlayamadan boyalı sarı saçları, lens olduğu her halinden belli olan ela gözleri, mini eteği ve boyum kadar bacağıyla karşılaştığımız kız kendini Tolganın kucağına atmıştı bile. Bütün konuşma boyunca sessizliğini koruyan nişanlıma(!) döndüm. Bakışları özür diler gibiydi.
Aslında beni aldatmış sayılmazdı.
Çünkü o gün tanışmıştık. Yine de göğsümün orta yerine çöreklenen o iğrenç duyguyu göz ardı edemedim. Etraftaki herkes benim Tolgayla uzun süredir ilişkim olduğunu sanıyordu. Şu an kollarını onun boynuna dolamış sarışın ise ikinci kadın rolündeydi.
Eğer şu mekânda bir şeyler yapmazsam, ikinci kadını kabul ettiğim dedikodusu hızla yayılırdı. Ne düşüneceğimi bilemezken donup kalmıştım.
Sana inanmıyorum! diyerek sesimi yükselttim. Sevgilisine olan güvenini koruyan kızı oynayacaktım, başka şansım yoktu. O zaman Tolgaya soralım? dedi tek eliyle gömleğinin yakasını kavrarken.
Bir adımla yanlarına ulaştım. O kadının elini tutarak çatılmış kaşlarımla ona döndüm. Pençelerini sevgilimin üzerinden çek.
Işıl diyerek ikimizin arasında soğuk savaşı sonlandırdı Tolga. Ben Eylemi seviyorum. Anladın mı?
Kulaklarımı uğuldayınca kendimden emin olamadım. İçten şekilde söylenen tek cümle beni mahvetmişti. Şimdi resmen insanlara karşı bir oyun sergiliyorduk. Fakat hala aklımda canlanan cümleye engel olamadım. Ben Eylemi seviyorum. Öyle gerçekçi söylemişti ki neredeyse ben bile inanacaktım!
Hayır, diye çığlık attı iç sesim. Senden nefret ediyor. Bir fotoğraf yüzünden hayatlarınız tamamen değişti.
Sevdiğin kadını aldatabildiğine göre iğrenç birisi olmalısın. Ah, ama senden daha iğrenç birisi varsa o kişi de yanındaki kadındır. Kim aldatılmaya göz yumar ki?
Artık etraftakilerin elinde sadece patlamış mısır eksikti. Herkes dönmüş tepkimi bekliyordu. Mükemmel!
İstemsizce dolan gözlerimi yere çevirdim. Alt tarafı sessiz sakin bir şekilde öğle yemeği yemeği dilemiştim. Neden yine beni bulmuşlardı? Birkaç gün huzurla kalsam olmuyor muydu?
Siz, ikiniz -işaret parmağımı özellikle onları gösterdim- ne halt ederseniz edin. Ben gidiyorum!
Öfkeyle girmiş olduğum pideciden çıkarak hızla yürümeye başladım. Tolga, her şeyi mahvetmişti!
Herkesin içinde rezil olmamı sağlamıştı, onu tanımadan güvendiğim için en büyük aptal bendim! Hadi ama! Belki de en başından beri intikam alabilmek amacıyla beni rezil etmeye çalışıyordu. Onu olan öfkem soğuyana kadar yürüdüm. Bugünden çok önemli bir ders çıkarmıştım artık.
Sırf gülüşü çok güzel diye bir insana güvenmek aptallıktan başka şey değildi!
Kimse bilmiyor ki bir fotoğraf yüzünden hem Tolganın hem de benim hayatım kaydı.
Bugün normalden farklı olarak siyah bir elbise giymiştim, sandalyemi geriye iterek ayaklandım. Öğle yemeği zamanı gelmişti. Ve ben çok açtım. Hani masanın ucunu kemirmeye başlayabilirim, o derece!
Masamın etrafında dolanırken ofisin kapısı açıldı. Tolga, siyah bir takım elbise içinde sırıtan yüzüyle karşıma geldi. Müstakbel nişanlımı görmenin şaşkınlığını yaşarken çaktırmamayı denedim. Yutkunurken gülümsemeye çalıştım.
Aptal Tolga!
Sevgilim! dedi abartılı hareketlerle. Bu öğle yemeğini birlikte yiyelim.
Emrivakilerden nefret ettiğimi biliyorsun canım. diye tısladım dişlerimin arasından. Hayır, iki gündür aramıyor sormuyor sonra da çalıştığım yeri basıyor. Benim bile normallik anlayışım dışında. Buradaki ana fikir ise 'Benim bile'
Sürprizleri sevdiğini sanmıştım.
Elini uzatınca ikimizi hevesle izleyen Ceyda yüzünden tutmak zorunda kaldım. Uyarırcasına sıkarak Seviyorum tabii. dedim. İmayla kaşları kalktığında endişeyle Sürprizleri seviyorum! diye ekledim. Bu sefer kaşları çatıldı, Ceyda'nın kulaklarını açıp bizi dinlediğine adımın Eylem olduğu kadar eminim. Seni de seviyorum canım diyerek durumu toparlamaya çalıştım.
Ah, Eylem ah. Konuştukça batıyorsun, battıkça çırpınıyorsun.
Tolga Bey! diyen Ceyda oturduğu sandalyeden yavaşça kalktı. Babanız başarılarını duyuyoruz. Böyle devam etmesini temenni ediyoruz.
Temenni kelimesini hayatında ilk defa kullanıyorsun, anlıyorum. Ama bu kadar belli etme be Ceyda! Eksik olmayın. dedi Tolga gülümseyerek. Başımı diğer tarafa geçirerek muhabbetlerini umursamıyormuş gibi yaptım.
Ne yesek?
Çok iyi bildiğim bir restoran var-
Tolga,dedim neredeyse inleyerek. Sakın o yerlere götürme beni. Şu köşede pideci var. Gel gidelim, yiyelim mis gibi lahmacun.
Tolga gözlerini kocaman açarak bana baktı. İlk defa dalga geçmeden, sapına kadar şaşırmıştı. Sen şimdi benim gibi ultra yakışıklı bir erkeğin yanında lahmacun yiyeceğini mi söylüyorsun? dedi anlamaya çalışırken. Evet. diye onayladım. Ben zaten öyle kızları anlamam. Herkes biliyor yani. Her kadın pide, lahmacun, kebap ve kokoreç yiyebilir. Erkeğe hoş görünmek için otlanan kızlar çok itici.
Söylediklerimden sonra kocaman bir kahkaha atarak asansöre yönlendirdi beni.
O zaman hadi lahmacun yiyelim.
Dudaklarımdaki sırıtmayı engelleyemeden ona uydum. Asansörün önünde beklerken aklıma Hakan beyin söyledikleri geldi. Tolga, diye seslendim etrafta kimsenin olmamasından faydalanarak. Hıı? diyerek verebileceği en odunca cevabı verdi.
Sensin hıı.
Patronum seninle sevgili olduğumu öğrenince konuşmamı istedi. Sağlam Holding ile şirketlerimizi birleştirebiliriz tarzında bir iş görüşmesi. Bir gün ara ve kabul etmediğini söyle olur mu?
Kaşları ilgiyle kalkınca içimdeki ses Hayır, diye çığlık attı. Meraklandı, ilgisini çekti, olamaz!
Babamla bir konuşayım.
Tolga! diye çemkirdim yüzüne karşı. Kabul etmeyeceksin! Yeni patronum olmana katlanamam.
O zaman yüzde yüz kabul etmeliyim. diyerek çoktan kapısı açılmış ve içinde üç kişi bulunan asansöre itti beni. Cevap verme hakkımı resmen elimden çekip almıştı. Pideciye gidince görüşürüz Tolga Bey!
Senden nefret ediyorum. diye tısladım sadece onun duyabileceği bir sesle. Üç kişinin de bizi izlediğini hissediyordum. Ne? diye bağırdı tüm asansörü inleterek. Bana âşık mısın?
Konuşma Eylem, seni kızdırmaya çalışıyor. Konuşma.
Sevgilim, bensiz yaşayamamanı anlıyorum ama asansördeyiz. Yaramazlık yapma. Ellerin rahat dursun.
Tolganın söylediklerini algılayınca gözlerim kocaman açıldı. Aptal adam, beni ne sanıyordu ki? O yakışıklı yüzüne yumruk atarak mor renginin yakışıp yakışmadığını test etsem, karşılığı ne olurdu? Ayrıca benim ellerim çok uslular!
Trip mi atıyorsun Eylem? Liseli kızlar gibi?
Tam dönüp öfkeyle bağıracağım sırada asansörün kapısı açıldı. Hep birlikte zemin katta indiğimizde Tolganın eli belime sarıldı. Yine ne yapmaya çalışıyorsun?
Etrafa nişanlanacağımız mesajını veriyorum.
Göğsümü şişiren ve sakinleşmemi sağlayan derin bir nefes aldım. Herkesin içinde şöyle ani hareketler yapma. dedim sessizce. Allahım sesli konuşmayı unutmam umarım. Bu adam yüzünden sesimi bile yükseltemiyorum.
Neden? Yoksa bana âşık mı olmaya başladın?
Hıı, ineklerde uçuyordu zaten.
Tekrar güldü, normalde onu ilk gördüğümde kesinlikle bu kadar çok gülen biri olduğunu tahmin etmemiştim. Söylediğim her şeye kahkaha atıyor veya tebessüm ediyordu. Karşıdan karşıya geçmekle o kadar meşguldüm ki dikkatle beni incelediğini kaldırıma çıkınca fark ettim.
Ne var? diye terslendim. Elbisenin çok yakışmadığını biliyordum ama giymekten vazgeçemiyordum.
Garip olmuşsun.
Gözlerimi devirdim. Tolga ilişki konusunda berbat olmalıydı! Sevgili olsaydı kaçardı! Tolga, dedim ciddiyetle elimi omzuna koyarken. Bir kadına, özellikle takıntılı bir kadına garip olmuşsun diyemezsin. Çünkü biz bunu kötü bir şeymiş gibi algılarız.
Zaten kötü anlamda söyledim. Bir daha elbise giyme.
Öküz! İnsan alıştırarak söyler. Pat diye söylenir mi? diye homurdandım. Küt diye mi söyleyeyim? diyerek hayattan soğutan bir espri yaptığında adımlarımı hızlandırdım.
Bir iş adamı olduğunu kabul edebilirim ama espri anlayışın çok zayıf.
Al bak, sen de patavatsızsın.
Ne? dedim resmen cırlayarak. Hadi ama! Ben mi patavatsızım? Yok canım daha neler. Saçmalama!
Bana kızdın fakat daha sonra damdan düşer gibi espri anlayışımın çok zayıf olduğunu söyledin.
Bu adam kadın ve erkek aklı arasındaki koca mesafeyi göremiyor mu? Sen erkeksin, ben ise kızım. dediğimde seslice nefesini üfledi. Dile getirdiğin için sağ ol. Emin oldum kendimden. diye söylendi.
Cevap verme gereği duymadım çünkü pidecinin içindeydik. Burnuma kadar gelen müthiş kokuları içime çektim. Kilo almaktan korkan, buna rağmen lahmacundan vazgeçemeyen tipik bir kadındım. Boş masalardan birine yürüdüğümüzde Tolga aniden Gidelim. dedi.
Daha sipariş vermedik bile. Öğle tatilimi seninle harcayamam Tolga.
Başka yerde yiyelim. İleri de bir yer biliyorum.
Sıkıntıyla saçlarımı karıştırdım, tam içeri girdiğimizde ne olmuştu? Böcek falan gördüysen göz kırp. dedim sesimi iyice alçaltarak. Başını olumsuz anlamda iki yana salladı. Öyle bir konu değil. Hadi ama! Ne inatçı çıktın ya?
Tolga?
Arkama döndüğümde gözlerini benim üzerimde gezdiren genç bir kadınla karşı karşıya geldim. Tolganın karın ağrısı bu muydu? Ne aptalca. Ah, seni tanıdım. Resmini magazin sayfasında görmüştüm. Tolganın sevgilisi değil mi?
Sizi ilgilendirdiğini düşünmüyorum. dedim soğukkanlılıkla. Ardından tam arkamı döndüm. Ama beni yerime çivileyecek, şok edecek o cümleyi söyledi.
Seninle haberinin çıktığı gün yatağımda olduğuna göre beni ilgilendiriyor.
Tamam, işte bunu beklemiyordum. Hem de hiç!
Geçmişle ilgilenmiyorum.
O zaman parası mı önemli? dedi alay edercesine. Buraya gelmiş, seni aldattığını söylüyorum ve sen bana ilgilenmediğini söylüyorsun. İkinizin arasında bir şeyler geçmediğini bilmeliydim. Tolga sarışınlardan hoşlanır.
Ben ne olduğunu anlayamadan boyalı sarı saçları, lens olduğu her halinden belli olan ela gözleri, mini eteği ve boyum kadar bacağıyla karşılaştığımız kız kendini Tolganın kucağına atmıştı bile. Bütün konuşma boyunca sessizliğini koruyan nişanlıma(!) döndüm. Bakışları özür diler gibiydi.
Aslında beni aldatmış sayılmazdı.
Çünkü o gün tanışmıştık. Yine de göğsümün orta yerine çöreklenen o iğrenç duyguyu göz ardı edemedim. Etraftaki herkes benim Tolgayla uzun süredir ilişkim olduğunu sanıyordu. Şu an kollarını onun boynuna dolamış sarışın ise ikinci kadın rolündeydi.
Eğer şu mekânda bir şeyler yapmazsam, ikinci kadını kabul ettiğim dedikodusu hızla yayılırdı. Ne düşüneceğimi bilemezken donup kalmıştım.
Sana inanmıyorum! diyerek sesimi yükselttim. Sevgilisine olan güvenini koruyan kızı oynayacaktım, başka şansım yoktu. O zaman Tolgaya soralım? dedi tek eliyle gömleğinin yakasını kavrarken.
Bir adımla yanlarına ulaştım. O kadının elini tutarak çatılmış kaşlarımla ona döndüm. Pençelerini sevgilimin üzerinden çek.
Işıl diyerek ikimizin arasında soğuk savaşı sonlandırdı Tolga. Ben Eylemi seviyorum. Anladın mı?
Kulaklarımı uğuldayınca kendimden emin olamadım. İçten şekilde söylenen tek cümle beni mahvetmişti. Şimdi resmen insanlara karşı bir oyun sergiliyorduk. Fakat hala aklımda canlanan cümleye engel olamadım. Ben Eylemi seviyorum. Öyle gerçekçi söylemişti ki neredeyse ben bile inanacaktım!
Hayır, diye çığlık attı iç sesim. Senden nefret ediyor. Bir fotoğraf yüzünden hayatlarınız tamamen değişti.
Sevdiğin kadını aldatabildiğine göre iğrenç birisi olmalısın. Ah, ama senden daha iğrenç birisi varsa o kişi de yanındaki kadındır. Kim aldatılmaya göz yumar ki?
Artık etraftakilerin elinde sadece patlamış mısır eksikti. Herkes dönmüş tepkimi bekliyordu. Mükemmel!
İstemsizce dolan gözlerimi yere çevirdim. Alt tarafı sessiz sakin bir şekilde öğle yemeği yemeği dilemiştim. Neden yine beni bulmuşlardı? Birkaç gün huzurla kalsam olmuyor muydu?
Siz, ikiniz -işaret parmağımı özellikle onları gösterdim- ne halt ederseniz edin. Ben gidiyorum!
Öfkeyle girmiş olduğum pideciden çıkarak hızla yürümeye başladım. Tolga, her şeyi mahvetmişti!
Herkesin içinde rezil olmamı sağlamıştı, onu tanımadan güvendiğim için en büyük aptal bendim! Hadi ama! Belki de en başından beri intikam alabilmek amacıyla beni rezil etmeye çalışıyordu. Onu olan öfkem soğuyana kadar yürüdüm. Bugünden çok önemli bir ders çıkarmıştım artık.
Sırf gülüşü çok güzel diye bir insana güvenmek aptallıktan başka şey değildi!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 85
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 25
- Cevaplar
- 5
- Görüntüleme
- 81
